DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/2764 E. , 2024/3467 K. T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/2764 Karar No : 2024/3467 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Kurulu VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: Danıştay Beşinci Dairesinin 23/02/2023 tarih ve E:2017/743, K:2023/1523 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüst…
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/2764 E. , 2024/3467 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/2764 Karar No : 2024/3467 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Kurulu VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: Danıştay Beşinci Dairesinin 23/02/2023 tarih ve E:2017/743, K:2023/1523 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisakı ve irtibatı olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline, bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 23/02/2023 tarih ve E:2017/743, K:2023/1523 sayılı kararıyla; Davalı idarenin usule ilişkin iddiaları ile davacının bakılmakta olan bu dava dosyası ile Dairelerinin E:... sayılı dosyasının birleştirilmesi isteminin yerinde görülmediği, "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak, Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede; Davacının, ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) 223. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verildiği, anılan kararın davacı tarafından gerekçe yönünden istinaf edildiği ancak henüz kesinleşmediği, Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının o dönem FETÖ mensubu hakim ve savcılarla birlikte aynı dönemde Van iline atandığı, FETÖ'cü hakim ve savcılarla samimi olduğu ve 2014 HSK seçim döneminde birlikte hareket ettiği belirtilmiş ise de; 2014 HSK seçimlerinde örgütün sözde bağımsız adaylarını desteklediği ve onlar lehine seçim çalışması yaptığı yönünde açık ve net bir beyanda bulunulmadığı, aynı Adliyede görev yaptığı meslektaşlarıyla olan samimiyetinin hayatın olağan akışı içerisinde değerlendirilmesi gerektiği, söz konusu samimiyetin örgütsel bir ilişkiden kaynaklandığına dair somut herhangi bir delilin de ortaya konulmadığı görüldüğünden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği, Dijital materyal inceleme raporunda yer alan tespitler yönünden; anılan raporda yer alan yazışmaların içeriğinin eleştiri mahiyeti taşıdığı, terör örgütünü öven/destekleyen nitelikte ibarelerin bulunmadığı anlaşıldığından, belirtilen hususun davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı bulunduğunun göstergesi olarak kabulüne olanak bulunmadığı, HTS Analiz Raporu yönünden; davacının haklarında silahlı FETÖ/PDY terör örgütü üyeliğinden soruşturma yapılan çok sayıdaki kişilerle görüşmelerinin örgütsel irtibat ve faaliyet kapsamında gerçekleştirildiği somut verilerle ispatlanamadığından, bahse konu görüşmeler davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koymaya yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği, Yabancı Dil Eğitim Projesi kapsamında yurt dışına görevlendirilmesi yönünden; davalı idare tarafından, davacı beyanlarının aksini ve örgütle bağlantısı ile örgütsel amaçlar gözetilerek yurt dışına gönderildiğini ortaya koyabilecek somut bir tespit, tanık beyanı ya da başkaca herhangi bir bilgi ve belgenin dosyaya sunulmadığı görüldüğünden, belirtilen hususun davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat veya iltisakını ortaya koymaya yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği, Davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve/veya iltisaklı olduğunu gösterir delil niteliğinde olduğu belirtilen davacının kardeşi N.A. hakkındaki tespitlerde, davacının bizzat kendisini FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkilendirecek herhangi bir hususa yer verilmediği görüldüğünden, davacının kardeşine yönelik olan söz konusu tespitlerin davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatını ve/veya iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varıldığı, Dairelerince, davacı hakkında FETÖ/PDY terör örgütü ile bağlantılı olarak yürütülen başkaca soruşturma bulunup bulunmadığı yönünde yapılan 19/09/2022 tarihli ara kararına davalı idare tarafından verilen cevapta; davacı hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... esas sayılı (Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... sayılı) disiplin dosyasının dışında FETÖ/PDY örgütü ile bağlantılı olarak yürütülen veya sonuçlandırılan başka idari soruşturma bulunmadığı belirtilmiş ise de, bu disiplin soruşturması kapsamında davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatına ilişkin varsa elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğu ortaya konulmadığından ve anılan dosyada Hakimler ve Savcılar Kurulunca daha önceden verilmiş bir meslekten çıkarma kararının bulunması ve kararın kesinleşmesi nedeniyle Hakimler ve Savcılar Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile yeniden "karar verilmesine yer olmadığına" karar verildiği belirtildiğinden, ayrıca davalı idare tarafından davacı hakkında şikayet bilgileri olduğu yönünde ileri sürülen iddia ile ilgili olarak herhangi bir işlem yapıldığına dair ve davacının FETÖ/PDY terör örgütüyle iltisak ve irtibatı bulunduğuna delil teşkil edebilecek nitelikte dava dosyasında herhangi bir bilgi belge bulunmaması karşısında, söz konusu şikayet ve soruşturma bilgileri, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınmadığı, Sosyal çevre bilgisi yönünden, davacı hakkında somut bir tespiti içermeyen sosyal çevre bilgilerinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatını ve/veya iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı belirtilerek, Dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalı idarece bakılmakta olan dosyada davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, sunulan delillerin ise davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyacak yeterlilikte ve nitelikte olmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca Dairelerinin 19/09/2022 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakını ve/veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığının anlaşıldığı, bu nedenle davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle tesis edilen dava konusu kararlarda hukuka uyarlık bulunmadığı, Dava konusu kararlarda hukuka uyarlık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi ve özlük haklarının iadesi gerektiği, Öte yandan; davalı idarece, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyacak nitelikte delillerin tespit edilmesi halinde yeniden işlem tesis edilebileceğinin de açık olduğu gerekçesiyle, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının ve bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin yine aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının davacıya ilişkin kısımlarının iptaline, davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine, özlük haklarının iadesine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, usule ilişkin itirazlarının karşılanmadığı, dava konusu işlemin bir disiplin işlemi olmadığı, Dairece davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütüyle irtibat ve iltisaklı olduğu noktasında katı bir bakış açısıyla sonuca varıldığı, davacının hâkimlik ve savcılık mesleğinde kalmasının uygun olup olmaması yönünden yapılan değerlendirmede sübut derecesinin aranmasının usul ve yasaya aykırılık oluşturduğu, Dairenin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak ve irtibatları nedeniyle meslekten çıkarılmalarına karar verilen hâkim ve savcılar tarafından açılan davalarda verdiği bir kısım ret kararlarında yer alan değerlendirmeler ile işbu dosyadaki gibi verilen iptal kararlarının gerekçelerinde ciddi çelişkiler bulunduğu, davacı hakkındaki tanık beyanları, davacının FETÖ/PDY'nin Adalet Bakanlığı ve HSYK'da etkin olduğu dönemde Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Daire Başkanlığı Tetkik Hakimi olarak görevlendirilmesi, davacıya ait GSM hattının HTS analizi sonucu düzenlenen raporda yer alan, davacının bir çok Bylock kullanıcısı ve haklarında FETÖ/PDY kapsamında soruşturma açılan ve işlem yapılan kişilerle çok sayıda görüşme yaptığı yolundaki tespit, davacıya ait dijital materyaller üzerinde yapılan inceleme sonucunda düzenlenen raporda yer alan Whatsapp yazışmaları, davacının FETÖ/PDY'nin Adalet Bakanlığı ve HSYK'da etkin olduğu dönemde yabancı dil eğitimi projesi kapsamında yurt dışına görevlendirilmesi, davacının yakın sosyal çevresine dahil olan kardeşi hakkında FETÖ/PDY kapsamında adli soruşturma yürütülmüş olmasına ilişkin tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı ve/veya irtibatlı olduğu noktasında tereddüt bulunmadığı, davacının yoksun kaldığı mali haklarının faiziyle birlikte ödenmesi talebinin yasal dayanaktan yoksun olduğundan reddi gerektiği, 685 sayılı KHK kapsamında açılan tam yargı davalarına karşı yargı yolunun kapalı olduğu, 7075 sayılı Kanun'un 10/1. maddesi gereği maddi/manevi tazminat taleplerinin reddi gerektiği, 685 sayılı KHK’nın yürürlüğe girdiği tarih öncesi için hiçbir şekilde parasal/özlük hak, maddi/manevi tazminat ve faize hükmedilemeyeceği, dava konusu işlemde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı, temyize konu kararın belirtilen nedenlerle bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, FETÖ/PDY terör örgütüne müzahir okul ya da dershaneye gitmediği, örgüte ait bankada hesabının bulunmadığı, gazete ve dergi aboneliğinin bulunmadığı, dijital materyal inceleme raporunda yer alan Whatsapp yazışmalarının eleştiri mahiyetini haiz bulunduğu, yaklaşık 8-9 yıl öncesine ait olan ve kendisi tarafından yazılıp yazılmadığını dahi hatırlamadığı yazışma içeriklerin ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, bahse konu yazışmalarda FETÖ terör örgütünü ya da liderini öven ya da destekleyen ifadelerin de bulunmadığı, hakkındaki tanık ifadelerinin soyut ve yoruma dayalı beyanlardan ibaret olduğu, söz konusu ifadelerde 2014 yılı HSYK seçimlerinde bağımsız adayları desteklediği veya onlar lehine seçim çalışması yaptığı yönünde açık ve somut bir beyanın yer almadığı, aynı adliyede görev yaptığı meslektaşları ile olan samimiyetinin ise hayatın olağan akışı içerisinde değerlendirilmesi gerektiği, HTS Analiz Raporu ile irtibatlı olduğu tespit edilen kişilerin çoğunun meslektaşı ve/veya aynı adliyede görev yapan mesai arkadaşları olduğu, örgütsel bir irtibat ya da faaliyeti ortaya koymaktan uzak söz konusu tespitlerin aleyhine delil olarak kabul edilemeyeceği, silahlı terör örgütüne üyelik suçlaması ile hakkında açılan ceza kovuşturmasında beraat kararı verildiği ve bu kararın kesinleştiği, yurt dışı yabancı dil eğitimine yabancı dil bilgisi ve liyakat esasları dikkate alınarak gönderildiği, temyize konu Daire kararının onanması gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NİN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek ve dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Türkiye’de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini "Yurtta Sulh Konseyi" olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır. Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir. MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. Olağanüstü hâl, daha sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından uzatılmış ve 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır. 23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 3/1. maddesi ile yargı mensupları ve bu meslekten sayılanlardan terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarih ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararıyla, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir. Bunun üzerine temyizen incelenen dava açılmıştır. Öte yandan, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan ceza davasında, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) 223. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle davacının beraatine karar verildiği, anılan karara karşı yapılan istinaf başvurusunun ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile esastan reddedildiği ve beraat kararının 10/01/2024 tarihinde kesinleştiği görülmüştür. İLGİLİ MEVZUAT : 1) Anayasa Anayasa’nın Başlangıç kısmında, Millet iradesinin mutlak üstünlüğü, egemenliğin kayıtsız şartsız Türk Milletine ait olduğu ve bunu Millet adına kullanmaya yetkili kılınan hiçbir kişi ve kuruluşun, bu Anayasa'da gösterilen hürriyetçi demokrasi ve bunun icaplarıyla belirlenmiş hukuk düzeni dışına çıkamayacağı belirtilmiş ve 176. maddesinde de Anayasa'nın dayandığı temel görüş ve ilkeleri belirten başlangıç kısmının, Anayasa metnine dâhil olduğu kuralı getirilmiştir. Anayasa'nın 5. maddesi: "Devletin temel amaç ve görevleri, Türk Milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır." Anayasa’nın 6. maddesi: “Egemenlik, kayıtsız şartsız Milletindir. Türk Milleti, egemenliğini, Anayasanın koyduğu esaslara göre, yetkili organları eliyle kullanır. Egemenliğin kullanılması, hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz. Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz." Anayasa’nın 9. maddesi: "Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılır." Anayasa’nın 13. maddesi: "Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz." Anayasa’nın 14. maddesi: "Anayasada yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbiri, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve lâik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamaz. Anayasa hükümlerinden hiçbiri, Devlete veya kişilere, Anayasayla tanınan temel hak ve hürriyetlerin yok edilmesini veya Anayasada belirtilenden daha geniş şekilde sınırlandırılmasını amaçlayan bir faaliyette bulunmayı mümkün kılacak şekilde yorumlanamaz. ..." Anayasa’nın dava konusu kararların tesis edildiği tarihte yürürlükte olan hâliyle 15. maddesi: "Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veya olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâl edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir. Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen ölümler dışında, kişinin yaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğüne dokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğu mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz." Anayasa’nın 20. maddesinin birinci fıkrası: "Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz." Anayasa’nın 36. maddesi: "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz." Anayasa’nın 138. maddesinin birinci fıkrası: "Hâkimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanî kanaatlerine göre hüküm verirler." Anayasa’nın 139. maddesi: "Hâkimler ve savcılar azlolunamaz, kendileri istemedikçe Anayasada gösterilen yaştan önce emekliye ayrılamaz; bir mahkemenin veya kadronun kaldırılması sebebiyle de olsa, aylık, ödenek ve diğer özlük haklarından yoksun kılınamaz. Meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olanlar, görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılanlar veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler hakkında kanundaki istisnalar saklıdır." Anayasa’nın 140. maddesinin ikinci fıkrası: "Hâkimler, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre görev ifa ederler." Anayasa’nın 159. maddesinin birinci fıkrası: "Hâkimler ve Savcılar Kurulu, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kurulur ve görev yapar." Aynı maddenin sekizinci fıkrası: "Kurul, adlî ve idarî yargı hâkim ve savcılarını mesleğe kabul etme, atama ve nakletme, geçici yetki verme, yükselme ve birinci sınıfa ayırma, kadro dağıtma, meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, disiplin cezası verme, görevden uzaklaştırma işlemlerini yapar. ..." 2) AİHS AİHS'in 6. maddesinin birinci fıkrası: "Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahiptir. Karar alenî olarak verilir. Ancak, demokratik bir toplum içinde ahlak, kamu düzeni veya ulusal güvenlik yararına, küçüklerin çıkarları veya bir davaya taraf olanların özel hayatlarının gizliliği gerektirdiğinde veyahut, aleniyetin adil yargılamaya zarar verebileceği kimi özel durumlarda ve mahkemece bunun kaçınılmaz olarak değerlendirildiği ölçüde, duruşma salonu tüm dava süresince veya kısmen basına ve dinleyicilere kapatılabilir." AİHS'in 8. maddesi: "Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir. Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir." AİHS'in 15. maddesi: "Savaş veya ulusun varlığını tehdit eden başka bir genel tehlike halinde her Yüksek Sözleşmeci Taraf, durumun kesinlikle gerektirdiği ölçüde ve uluslararası hukuktan doğan başka yükümlülüklere ters düşmemek koşuluyla, bu Sözleşme’de öngörülen yükümlülüklere aykırı tedbirler alabilir. Yukarıdaki hüküm, meşru savaş fiilleri sonucunda meydana gelen ölüm hali dışında 2. maddeye, 3. ve 4. maddeler (fıkra 1) ile 7. maddeye aykırı tedbirlere cevaz vermez. Aykırı tedbirler alma hakkını kullanan her Yüksek Sözleşmeci Taraf, alınan tedbirler ve bunları gerektiren nedenler hakkında Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne tam bilgi verir. Bu Yüksek Sözleşmeci Taraf, sözü geçen tedbirlerin yürürlükten kalktığı ve Sözleşme hükümlerinin tekrar tamamen geçerli olduğu tarihi de Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne bildirir." 3) Kanun 667 sayılı KHK'nın değiştirilerek kabul edilmesine dair 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci fıkrası: "Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen …hâkim ve savcılar hakkında hâkimler ve savcılar yüksek kurulu genel kurulunca meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilir. Bu kararlar, Resmî Gazete’de yayımlanır ve yayımı tarihinde ilgililere tebliğ edilmiş sayılır. Meslekten çıkarma kararlarına karşı ilgili kanunlarda yer alan hükümler uyarınca itiraz edilmesi veya yeniden inceleme talebinde bulunulması üzerine verilen kararlar da Resmî Gazete’de yayımlanır ve yayımı tarihinde ilgililere tebliğ edilmiş sayılır. Görevden uzaklaştırılanlar veya görevlerine son verilenlerin silah ruhsatları ve pasaportları iptal edilir ve bu kişiler oturdukları kamu konutlarından veya vakıf lojmanlarından on beş gün içinde tahliye edilir." Üçüncü fıkrası: "Birinci fıkra uyarınca görevine son verilenler hakkında da 4 üncü maddenin ikinci fıkrası hükümleri uygulanır." Aynı Kanun’un 4. maddesinin ikinci fıkrası: "Birinci fıkra uyarınca görevine son verilenler bir daha kamu hizmetinde istihdam edilemez, doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilemezler; görevinden çıkarılanların uhdelerinde bulunan her türlü mütevelli heyet, kurul, komisyon, yönetim kurulu, denetim kurulu, tasfiye kurulu üyeliği ve sair görevleri de sona ermiş sayılır. Bu fıkrada sayılan görevleri yürütmekle birlikte kamu görevlisi sıfatını taşımayanlar hakkında da bu fıkra hükümleri uygulanır. ..." 4) Etik İlkeler Hâkimler ve savcılar Anayasa ve kanunlarla kendilerine verilen görev ve yetkileri, yazılı olsun ya da olmasın evrensel anlamda hâkim ve savcıları bağladığı hususunda kuşku bulunmayan etik kurallara tabi olarak yerine getirmelidirler. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun 27/06/2006 tarih ve 315 sayılı kararı ile benimsenmesine karar verilmiş ve Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünce tüm hâkim ve savcılara genelge olarak duyurulmuş olan "Bangalor Yargı Etiği İlkeleri"nde bağımsızlık, tarafsızlık, doğruluk, dürüstlük, eşitlik, ehliyet ve liyakat korunan değerler olarak sayılmıştır. Yine Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun 10/10/2006 tarih ve 424 sayılı kararı ile benimsenmesine karar verilerek Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü tarafından tüm hâkim ve savcılara duyurulan Savcılar İçin Etik ve Davranış Biçimlerine İlişkin Avrupa Esasları “Budapeşte İlkeleri” de Bangalor İlkeleri ile benzer ilkeleri içermektedir. Bangalor Yargı Etiği İlkelerinde hâkimin; herhangi bir yerden herhangi bir sebeple doğrudan ya da dolaylı olarak gelebilecek her türlü dış etki, rüşvet, baskı, tehdit ve müdahaleden uzak şekilde, olaylara ilişkin kendi değerlendirmesine dayanarak ve hukuka dair kendi vicdani anlayışı ile uygun biçimde yargı işlevini bağımsız olarak yerine getirmesi; mahkeme içerisinde ve dışında, halkın, hukukçuların ve dava taraflarının yargı ve hâkim tarafsızlığına duyduğu güveni koruyacak ve artıracak davranışlar içerisinde olması; sürekli kamu gözetiminin öznesi durumunda olan hâkimin, sıradan bir vatandaşın ağır olarak nitelendirebileceği kişisel sınırlamaları kabul etmek durumunda olduğu ve bunu özgürce ve kendi iradesiyle yapması, özellikle yargı vazifesinin onuruyla uyumlu bir tarzda davranması; diğer vatandaşlar gibi ifade, inanç, dernek kurma ve toplanma özgürlüğüne sahip olduğu ancak bu hakların kullanılmasında, yargı mesleğinin onurunu, yargının bağımsızlığını ve tarafsızlığını koruyacak şekilde davranması gerektiği hususları belirtilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 1) Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği Anayasa’nın 139. maddesinde hâkim ve savcıların görevlerinin sona ermesi sonucunu doğuran işlemler, disiplin cezaları ve meslekte kalmalarının uygun olmadığı yönünde verilen kararlar olarak ikiye ayrılmıştır. 24/02/1983 tarih ve 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun "Hâkimlik ve savcılık görevlerinin sona ermesi" kenar başlıklı 53. maddesinde de disiplin cezası niteliğindeki meslekten çıkarma işlemi ile hâkimlik ve savcılık görevinin sona ermesi sonucunu doğuran diğer işlemler ayrı ayrı belirtilmiştir. Dolayısıyla 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca hâkim ve savcıların meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararların, bu kişilere disiplin cezası verilmesine ilişkin kararlardan ayrı nitelikte olduğu konusunda duraksama bulunmamaktadır. 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen yargı mensuplarının, "meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan "olağanüstü tedbir" niteliğindedir. Bu kapsamda, ülkenin içinde bulunduğu tehdidin ortadan kaldırılması ve bozulan kamu düzeninin ivedi şekilde yeniden tesis edilmesi amacıyla 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi ile "terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen" üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bu kişiler hakkında uygulanmak üzere olağan dönemdeki yaptırımlardan farklı olarak olağanüstü nitelikte yeni bir tedbir getirilmiştir. Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir. Nitekim davalı idare, yargı mensupları hakkında aldığı meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararları, anılan yargı mensuplarının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisaklarının sabit olduğu gerekçesiyle tesis etmiştir. Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını "kavuşan, bitişen, birleşen", irtibatlı kavramını ise "bağlantılı" olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır. Bu bağlamda, üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için birtakım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunu söylemek mümkün olacaktır. 2) Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi Yargı mensubu olarak görev yapanlar hakkında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanması için ilgililerin terör örgütleri ve millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet veya iltisakını ya da bunlarla irtibatını ortaya koyan delil, bulgu ve bu yönde değerlendirme yapılmasına neden olan hususların idare tarafından ortaya konulması gerekmektedir. Dava konusu kararın dayanağı olan delillerin, davalı idare tarafından dava konusu işlemin tesisinden sonra tespit edilerek dosyaya sunulduğu anlaşılmakta ise de bu delillerin terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibatı ve anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan geçmişe ilişkin olay ve olgular olduğu görüldüğünden dava konusu işlemin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde dikkate alınabileceği tabiidir. Öte yandan, 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca olağanüstü tedbir niteliğinde bir idari yaptırım olarak meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilen yargı mensupları hakkında bu olağanüstü tedbirin sebebini oluşturan eylem ve davranışların niteliği ve mahiyeti itibarıyla aynı zamanda ceza hukuku bakımından da suç oluşturması halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) uyarınca "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak" suçundan ceza soruşturması ve kamu davası açıldığı da görülmüştür. Bununla birlikte, 667 sayılı KHK uyarınca bir yargı mensubu hakkında terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti olmasa da bu terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olması nedeniyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına yönelik olağanüstü idari tedbirin uygulanabilmesi karşısında, anılan yargı mensubu hakkında açılan davada beraat kararı verilmiş olmasının, ilgili hakkında anılan olağanüstü tedbirin hukuka uygunluğu yönünden yürütülen yargılama faaliyeti için bağlayıcı olmayacağı açıktır. Bu durumda, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan açılan ceza davası sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile beraatine karar verilmiş olmasının, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi idari yargılama yönünden bağlayıcılığı da bulunmamaktadır. Dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesine gelince; Yargı mensubu olarak görev yapan ve ifadesine başvurulan S.D.'ye ait, HSK Müfettişlerince düzenlenen 13/04/2018 tarihli tanık ifade tutanağında; "Halen Düzce Cumhuriyet Başsavcısı olarak görev yaparım. Ben 2014 yaz kararnamesi ile ... Cumhuriyet Başsavcısı olarak atanmam üzerine göreve başladım. Bana sorulmuş olan Hakimlerden ... Hakimi S.Ç.’yi Van’da birlikte görev yapmamızdan dolayı tanırım. HSYK seçimleri sırasında kendisi FETÖ/PDY terör örgütü mensubu HSYK adayları için çalıştı. S.Ç. adliyede Fetöcü olarak bilinen diğer Hâkim ve Savcılarla irtibat halinde idi. Bunlar hep bir arada gezer ve birbirleri ile görüşürlerdi. Van Adliyesinde personel çokluğu ve yeterli yemekhane olmamasından dolayı yemekler 3 ayrı yerde yenirdi. Büyük yemek salonunda personel yemek yerdi. Diğer 2 salonun birinde sürekli Fetöcü olarak bildiğimiz Hâkim ve Savcılar yemek yerlerdi. Azınlıkta olan ve Yargıda Birliği destekleyen içerisinde benimde yer aldığım Hakim Savcılar da küçük odada yemek yerdik. S.Ç. her zaman Fetöcülerin yemek yediği ve oturduğu kısımda oturmuştur. Ben HSYK seçimleri sırasında S.Ç.’in odasına Yargıda Birlik’i desteklemesi, Fetöcülerin adaylarına oy vermemesi yönünde konuşmak için ziyarete gittiğimde, Yargıda Birliği destekleyeceğine dair hiçbir söz söylemedi. Hiçbir imada bulunmadı. O sırada Van’da birlikte görev yaptığımız ve HSYK seçimlerinde Yargıda Birlik Derneğini destekleyen Fetö karşıtı bütün Hakim ve Savcılar S.Ç.’nin Fetöcü olduğunu bilirlerdi. S.Ç. Fetö irtibatları nedeniyle HSYK seçimleri öncesinde ve 17-25 Aralık sonrasında çeşitli görevlerden alınarak Van’a atanan Hakim ve Savcılarla da sıkı fıkı görüşürdü. Bunlara örnek olarak eski HSYK Genel Sekreter Yardımcısı B.A., Başmüfettişler Ş.K., G.Ö., Burdur Eski Başsavcısı B.D. vb. şahısları gösterebilirim. Ayrıca S.Ç.’nin Fetöcü olduğuna dair o sıra Van Cumhuriyet Başsavcı Vekili olarak görev yapan ve şuanda Kırıkkale Başsavcısı olan E.B., İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı olan A.Ö., halen Van Ağır Ceza Mahkemesi olarak görev yapan E.Ç., Denizli Cumhuriyet Savcısı C.C.’yi bilgi sahibi olarak örnek gösterebilirim. Bana sorulan Eski Cumhuriyet Savcısı M.A. ile de Van'da birlikte çalıştık. Bu kişi de biraz önce bahsettiğim S.Ç. İle aynı şekilde hareket ederdi. Kendisi prefabrik lojmanlarda otururdu. Ara sıra bende E.B., A.Ö., E.Ç., C.C. ile birlikte prefabrik lojmandaki lokale giderdik. Bu şahıslar orada da birlikte aynı masada oturur oyun oynarlardı. Hatta M.A.’nın 17-25 Aralık olayı ile ilgili o algı operasyonlarını Fetöcülerin ağzıyla yorumlar şekilde konuşurdu. HSYK seçim zamanı sandıkların olduğu yerde M.A. Fetöcülerle birlikte bekliyordu. ... ile de Van’da aynı zamanda çalıştık. Son 1 sene bu şahıs ücretsiz izin ile yurt dışına gitti. Seçim zamanı Van’daydı. Biraz önce S.Ç. ve M.A. hakkında bahsettiğim olaylar bu kişi içinde geçerlidir. Yukarıda ismini zikrettiğim Yargıda Birliği destekleyen A.Ö., E.B., E.Ç., C.C. halen yine Van Vergi Mahkemesi Başkanı olan E.A., ...’ın Fetöcü olduğunu benim gibi bilirler. M.K. ile de aynı dönemde Van’da çalıştık. Bu kişi Hakim olarak görev yapardı ve duyduğum kadarıyla S.Ç. ile M.K. ben gelmeden önce Terör Mahkemelerinde görev yapmışlar. Daha sonra bu görevleri kendilerinden alınmış. Yukarıda haklarında bilgi verdiğim S.Ç., M.A., ... hakkında söylediklerim M.K. içinde geçerlidir. M.K.’de Fetöcü Hakim ve Savcı gurubuyla takılırdı. Fetöcülerin yemek yediği kısımda onlarla birlikte yemek yerdi. Odalarında sabah kahvaltılarını birlikte yaparlardı. Duyduğum kadarıyla Adliye dışında eşleri de birbirini sık sık ziyaret ederlerdi. Bana sormuş olduğunuz Hakimlerden A.Ç. ile S.Y.’yi çıkaramadım. Bu kişileri hatırlayamadım. Benden önce ya da sonra Van Adliyesinde görev yapmış olabilirler. Bu konuyu Van Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı E.Ç. biliyor olabilir. Çünkü ben Van’a atanmadan önce kendisi orada görevliydi. Halen de görevlidir." şeklinde, Yargı mensubu olarak görev yapan ve ifadesine başvurulan M.B.'ye ait, HSK Müfettişlerince düzenlenen 22/02/2018 tarihli tanık ifade tutanağından; "Van Adliyesinde Cumhuriyet Savcısı olarak görev yapan ...'ı tanıyorum. Seçim dönemindeki tavrını hatırlamamakla birlikte FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisak halinde olan diğer hâkim ve Cumhuriyet savcıları ile birlikte olduğunu değerlendiriyorum." şeklinde beyanlarda bulunulduğu görülmüştür. Ayrıca davacı hakkında ... Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen ... tarih ve Soruşturma No:..., Esas No:..., İddianame No:... sayılı iddianamede yer alan tanık ifadeleri şunlardır; Yukarıda yer verilen tanık S.D.'nin bilgi sahibi olabilecek kişiler olarak belirttiği tanıklardan C.C.'nin beyanında davacı ile ilgili olarak; Fetö karşıtı hakim ve savcılardan ayrı takıldığını gördüğünü, HSK seçimi döneminde Fetö mensubu adaylar için çalışan diğer hakim ve savcılar ile birlikte hareket ettiğini, bu şekilde bir görüntü ortaya koyduğunu hatırladığı, E.B.'nin beyanında davacı ile ilgili olarak; Fetö karşıtı hakim ve savcılardan ayrı takıldığını gördüğünü, HSK seçimi döneminde şüphelinin paralel adaylardan yana tavrını net olarak belli ettiği, paralel yapıdan olduğunu bildiği hakim ve savcılar ile birlikte hareket ettiği, E.A.'nın beyanında şüpheli ile ilgili olarak; S.D'nin anlattığı kadarıyla uzun süre yurtdışında kaldığı, A.Ö.'nün beyanında şüpheli ile ilgili olarak; Tüm Türkiye'den azılı Fetöcü olarak nitelendirilebilecek birçok hakim savcının batı illerinden Van'a tayin edildiği, bir grup olarak hareket ettikleri ve saldırgan bir üslup sergiledikleri, sergiledikleri bu üslup nedeniyle adliyedeki hakim savcıların iki ayrı gruba bölündüğü, şüphelinin Van Cumhuriyet Savcısı olarak son süreçte atananlardan biri olduğu, HSK Seçim sürecinde adliyede olduğu ve baştan sona o Fetöcü grupla birlikte hareket ettiği, hatırladığı kadarıyla son 1 yıl içinde yurt dışı görevle adliyeden ayrılıp gittiği, kendisini seçim sürecinden önce tanımadığı, sadece seçim sürecindeki tutum ve davranışlarından Fetöcü grupla birlikte hareket eden bir yargı mensubu olduğunu net olarak gözlemlediği şeklinde beyanlarda bulunulduğu görülmüştür. Dava dosyasında yer alan 16/01/2017 tarihli Dijital Materyal İnceleme Tutanağından yer alan mesajlaşma içerikleri şu şekildedir; WHATSAPP YAZIŞMALARI; ... (...) isimli şahıs ile İbrahim Savcı olarak kayıtlı ... numaralı GSM sahibi ile yapılan yazışmalar. "... : Tipi yeter hemşerimin, Bunu vekil filan yapmazlar, ak parti artık akp oldu herif farkında değil, hala Allah kitap diyor, PEH.... ... : Olsun belki tutar ... : Artık yemezler ... : Olsun kul bilmese Allah bilir muhtemelen sorsan Allah için cihad ediorum der ... : Der ... : Aynen ... : boş mesaj ... : Gülücük işareti ... : Gülücük İşareti ... : Her türlüsü var, çeşit çeşit ne arzu ederse aziz ve necip milletimiz ... : Gülücük işareti ... : Mücahitler, müteahhitler, masonlar, radikaller, ulusalcılar. Hepsini nasıl toplamışlar hayret (gülücük işareti) ... : Ortak nokta tek menfaat ... : Aynen, partiler ve idelojiler üstü menfaat şebekeleri ... : paralelle mucadele edeceğime namusum -Google Ara- Https://www.google.com.tr/search?q=paralelle+mucadele+edeceğime+namusum&client=ms-android-samsung&espv=1source=Inms&tbm=isch&sboxchip=G%B6rseller&sa=X&ei= ak3uVNCilbuPNauglgN&ved=0CAgQ_AUoAg&biw=567&dpr=1.5#imgrc=tBUgqe7KzDm3TM%253A%3Bn2nQn6Z-w78rNM%3Bhttp%253A%252Fwwwakasyam.com%252Fwp-content%252Fuploads%252F2015%252F02%252Fhoca-o%2525C4%25259Flu.jpg%3Bhttp%253A%252F%252Fwww.akasyam.com%252Fparalelle-mucadele-edecegim%252F%3B633%3B354 (yazışmadaki verilen link'in aranmasında ... parti milletvekili adaylarına ait afişlerin çıktığının görüldüğü,) ... : Değerleri olmayan, ilkeleri bulunmayan....bir şebeke ... : Belki eskiden de yoktu ama hic bu kadar asikar olmamıştı ne kadar haysiyetsiz bir toplum oldugumuz ayan beyan ortaya cikti ... : Yumurta gibim adammış. Oyum ona (gülücük işareti) ... : Essek kadar adamlar ya su resimlerine bakip utanmiolar bile ne diyeyim.... ... : :-? gülücük işareti ... : boş mesaj ... : Paralel bunların analarını mı şey etmiş ... : Ya isin kotusu kendileri de inanmiolar ama menfaat iste firavun ekmek verior musa ne dese bos ... : Pek besili duruyorlar ama ... : Yazarın biri türkiye için gidemeyenlerin ülkesi demişti, aynen durmak yok zulme devam, bıraktığın gibi ... : Değişen bir şey yok ... : Neyse kumpascilarin cogu gidio ... : Nasıl gidiyor ... : Cunup savci erdogan falan ... : Abi sorun çok büyük onlar problemin yanında kum tanesi gibi ... : Tepe aynı ... : Valla ona yapicak bisi yok ... : Kurbanlık koyun misali adeta sıramızı bekliyoruz, Rabbim hepimizi bu yezitlerden kurtarsın. Amin ... : simdi sana hersey guzel olacak dicem ama tarihte en azgin adamlar din adina yapiorum dienlerden cikti onun icin Allah islah etsin diim ... : Mücadele edenler suan hapiste, buralarda mücadele edecek kimse kalmadı, Yaşasın halifemiz demekten başka bir yol artık gözükmüyor ... : Ölünceye kadar okomoko ... : Mucadele bitmez savcim cunku karsi tarafi bir arada tutan menfaat cok kirilgan okuzun olmezine az kaldi nasil birbirine girecekler goreceğiz bize dusen yaralari kasumak namussuz olduklarini yuzletine soylemek ... : Onu Allahın izniyle her fırsatta yüksek sesle dile getirmeye çalışıyorum ... : Bugünde bi akp li başkana çözümünde, ülkesinde anasını tek adam uğruna siktiniz dedim, cevap veremedi, ... : gülücük işareti ... : Onlarda da bi durgunluk var ... : gülücük işareti ... : Görecekler herseyi ayan beyan adah bugun yakdogan ne dedi oyu hdp alinca ulkeyi biz atese verdik yazik olen garibanlara ... : Bi sonraki seçim için akp ye oy verdirmeme sözü aldım ... : Aynen savcım ne onların ne suriyelilerin vebalini vermeyeceksiniz dedim, Bizi Perinçek'e, derin devlete sattınız dedim ... : Bi İslamcı arkadaşta artık İslamcılar bu ülke için bitti dedi, biz ihh yı yardım kuruluşu zannederken adamlar mit için Suriye'de operasyon çekiyorlarmış, Allah bunların ıslah etsin diye de ekledi ... : Yani düşünce duygu bazında nispeten bi değişim gözlenebiliyor ... : Savcım gidisat belli daha çok rezil olacaklar havuz medyasi saatte 3 defa carkedio gülücük işareti ... () isimli şahıs ... ile ... numaralı GSM sahibi ile yapılan yazışmalar. ... : Tek tanıdığımız sensin :)))) ... : Yok ortak ben parallci oldum yeni dönemde yani her ahlaklı gibi bizde sistem disiyiz su an ... : Anladım hacıııı ... : Parti ülkenin anasini belledi ortak ... : :) :))) ... : Oylarımızı verdik ... : Olacağı bu hacı bundan sonra yok ... : Bbp partisindeyim şu an ... : Aktif çalışıyorum ... : Bu dönemde 4.Sıradan milletvekili adayıyım urfadan haberin olsun ... : Valla bencede malum parti olmasında kim olursa olsun ... (...) isimli şahıs ile H.G. olarak kayıtlı ... numaralı GSM sahibi ile yapılan yazışmalar. ... : Beni cemaate yakın diye elediler ... : Size oturup kalkmam birilerine battı ... : Neyse siktir et a.q ... : Bigün herkes cemaatci olcak- gülücük işareti Chat-91-Not defteri ibareli dosya içeriğinde şüpheli olduğu değerlendirilen ..., (...) İbrahim Savcı, ... numara kullanıcısı, ... numara kullanıcısı, (...) O.S. Hakim, (...) İ.K, (...) ..., (...) ..., (...) ..., (...) ..., (...) ..., ... numara kullanıcısı, (...) M.U, rehberde kayıtlı isimleri ve numaraları belirtilen kullanıcılar ile yapılan yazışmalar. ... : Birlikçe değilsen tutuklanmaya, atılmaya, cezaya hazır olmak lzm ... : İbrahim Halil savcım, bundan sonra inşaallah güzel şeyler olur. ... : Zindan, mahpusluk nedir ki. ... : Mısır'a sultanı kuyudan gelir ... : İşte tutuklama kararı çıkan savcıdan ilk açıklama! http://t.co/CYyGERİV3N htt://t.co/acvzWD7R9H ... : Arkadaşlar sıranın kimde olacağını Allah bilir, ancak toplu attıkça sineler onu top sindiremez düsturu gereği zulme karşı vifak ve ittifak halinde olmakla inşallah Cenabı Allahım kurtuluşuna hep beraber nail olacağız. Bu zulüm günleride elbet geçecek, ama devletin içine sızmış suç örgütü yaptığı hukuksuzlukların hesabını verebileceklermi o günlerinde Allahın izniyle vakti geldiğinde hep beraber temaşa edeceğiz. ... : Ancak inananlar üstündür ... : Yegane GALİP ALLAHTIR ... : ... dün ...'nin işid ve elnusraya mit tırları üzerinden yardım ettiğini meydanlarda bağıra bağıra söyledi, bu günde operasyon yapıldı, hayret ibr insan seçim için masum insanların hayatını nasıl karartmaya kalkar, hiç mi Allah korkusu kalmamış bu inasnlarda ... : O (ahsen) kimseler ki, insanlar onlara: "Muhakkak ki, insanlar, sizin için (size saldırmak için) toplandılar. Artık onlardan korkun." dedikleri zaman, (bu söz), onların imanını artırdı. Ve "Allah bize kâfidir ve O, ne güzel vekildir." dediler ... : Emoji işareti ... :Firavun'a önde gelen çevresine dünya hayatında bir çekicilik (güç, ihtişam) ve mallar verdin. Rabbimiz, Senin yolundan saptırmaları için (mi?) Rabbimiz, mallarını yerin dibine geçir ve onların kalblerinin üzerini şiddetle bağla; onlar acı azabı görecekleri zamana kadar iman etmeyecekler." Davacının kullandığı telefon hattına ilişkin olarak yapılan inceleme sonucu düzenlenen HTS Analiz Raporunun incelenmesinden; davacının bir çok Bylock kullanıcısı ve haklarında silahlı FETÖ/PDY terör örgütü üyeliğinden soruşturma yapılan çok sayıdaki kişi ile görüşme kayıtlarının bulunduğunun tespit edildiği anlaşılmıştır. Öte yandan, davacı tarafından savcılık aşamasında alınan beyanında, "Avrupa Birliği Jeanmonnet bursunu kazanarak Eylül 2010 - Temmuz 2011 arasında Fransa Strazburg şehrinde Yüksek Lisans eğitimi aldım. Fransızcayı ileri derece bilmekteyim. Bana izin veren kurulda 2010 öncesi kuruldu. Mayıs 2013'te Norveç Büyükelçiliğinin düzenlediği cinsel kimlikler üzerine yapılan Birleşmiş Milletler konferansına iki gün süre ile katıldım. Türkiye adına sadece ben katılmıştım. 2013 yılı içerisinde Avrupa Konseyi ile Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün ortaklaşa düzenledikleri Türk Ceza Adalet sisteminin geliştirilmesi projesi kapsamında Almanya'nın Hamburg kentine yapılan dört günlük ziyarete katıldım. Şu anki HSYK'nın Tubitak tarafından tarafıma tahsis edilen doktora araştırma bursunu yine Fransanın Strazburg kentinde kullanmak için verdiği ücretsiz izin ile 2015 yılı Haziran ayı ile 2016 Mayıs ayları arasında Strazburg Üniversitesinde misafir araştırmacı olarak görev aldım." ifadelerine yer verildiği görülmüştür. Temyize konu Daire kararında, dosyadaki mevcut deliller davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı için yeterli görülmemiş ise de; davacı hakkındaki tanık ifadelerinde yer alan hususlar ile Dijital Materyal İnceleme Raporunda yer alan watshap yazışma içerikleri, dosya kapsamında yer alan diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu kanaatine ulaşılmıştır. 3) Dava Konusu Kararların Temel Hak ve Özgürlükler Bağlamında Değerlendirilmesi Dava konusu kararlar ortaya çıkan özel hayata saygı hakkına yönelik müdahalenin ihlal oluşturup oluşturmadığı hususunun, AİHS ve Anayasa bağlamında, kanunilik, meşru amaç ve demokratik bir toplumda gerekli olma ile ölçülülük ilkeleri doğrultusunda irdelenmesi gerekmektedir. Dava konusu kararlar, davalı idare tarafından, 667 sayılı KHK’nın 3. maddesi uyarınca tesis edilmiştir. Anılan KHK, 6749 sayılı Kanun'la TBMM tarafından değiştirilerek kabul edilmiş ve 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Sonuç olarak davacı hakkında dava konusu kararın tesis edildiği tarih itibarıyla bu karara dayanak KHK'nın yürürlükte olduğu ve öngörülen anayasal usul dâhilinde daha sonra kanunlaştığı görülmektedir. Bu nedenle özel hayata saygı hakkına müdahale niteliği taşıyan dava konusu karar, öngörülebilir ve belirli bir kanun hükmü uyarınca tesis edilmiş olup müdahale kanunilik şartını taşımaktadır. Dava konusu kararlar, FETÖ ile üyelik, mensubiyet, iltisak veya irtibatı bulunan ilgililer hakkında ülkenin içinde bulunduğu tehdit ve kamu düzeninin bozulması ihtimali doğduğundan ivedi şekilde karar alma zorunluluğu nedeniyle ve millî güvenliğin, kamu düzeninin ve başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla tesis edilmiştir. Bu nedenle FETÖ ile iltisak ve irtibatı olan ve dava konusu kararın tesis edildiği tarih itibarıyla kamu gücünün güçlü bir tezahürü niteliğinde yargı yetkisi kullanan davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmesi suretiyle özel hayata saygı hakkına yapılan müdahale meşru bir amaca dayanmaktadır. Dava konusu kararlar ile davacının özel hayata saygı hakkına yapılan müdahale, zorlayıcı bir toplumsal gereksinim olarak ortaya çıkmıştır. Nitekim 15 Temmuz 2016 gecesi yaşanan darbe teşebbüsü nedeniyle "ulusun varlığını tehdit eden genel bir tehlike"nin bulunduğu açıktır (Alparslan Altan/Türkiye, B. No: 12778/17, 16/04/2019, §§ 71-75). Bu tehlike, ulusun ve Devlet teşkilatının varlığı için tehdit teşkil eden, kamu düzenini etkileyen, olağandışı bir kriz niteliğindedir. Bununla birlikte darbe teşebbüsünün faili olan FETÖ'nün, yukarıda belirtildiği üzere atipik ve kendine özgü niteliği göz önüne alındığında, bu tehlikeye karşı alınan ve davacının yargı yetkisini kullanmasına son veren dava konusu tedbirin de yaşanan özellikli durumun ortaya çıkardığı zorunluluktan ve bu durumun faili olan örgütün Devleti ele geçirmeyi amaç edinen niteliğinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle anılan olağanüstü koşullar altında ve olağan demokratik düzene geri dönebilmek amacıyla söz konusu terör örgütü ile iltisak ve irtibatı bulunan davacının yargı yetkisini kullanmasına son veren tedbirin demokratik bir toplumda gereklilik arz ettiği açıktır. Bu itibarla, demokratik kurumlara ve demokratik toplum düzeninin bizatihi kendisine karşı yapılan darbe teşebbüsü sonrasında, bahse konu teşebbüsün faili olan FETÖ ile iltisak ve irtibatı olduğu gerekçesiyle hakkında tesis edilen dava konusu kararlar ile yargı mensubu olarak görev yapması nedeniyle üstün kamu gücü ayrıcalığına sahip olan davacının, meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmesi suretiyle özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin, AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir olduğu anlaşılmıştır. 4) Sonuç olarak Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmemiştir. Bu itibarla, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının ve bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin yine aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının davacıya ilişkin kısımlarının iptali, davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi, özlük haklarının iadesi yolundaki temyize konu Daire kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne; 2. Yukarıda özetlenen gerekçeyle dava konusu kararların davacıya ilişkin kısımlarının iptaline, davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine, özlük haklarının iadesine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 23/02/2023 tarih ve E:2017/743, K:2023/1523 sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Daireye gönderilmesine, 4. Kesin olarak, 19/12/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.