Başvuru, cezai ehliyetinin bulunup bulunulmadığına ilişkin sağlık muayenesi yapılmak üzere götürüldüğü hastanede elleri zincirle bağlı hâlde bekletilerek teşhir edildiğini, içme suyu ve gıda ihtiyacının karşılanmadığını, muayene sırasında ellerinin bağlı tutulduğunu, kolluk görevlilerinin muayene odasında hazır bulunduğunu, açtığı tam yargı davasında idare tarafından sunulan bilgi ve belgeler kendisine verilmeyerek savunma hakkının kısıtlandığını ileri süren başvurucunun, adil yargılanma hakkı,
Başvuru, cezai ehliyetinin bulunup bulunulmadığına ilişkin sağlık muayenesi yapılmak üzere götürüldüğü hastanede elleri zincirle bağlı hâlde bekletilerek teşhir edildiğini, içme suyu ve gıda ihtiyacının karşılanmadığını, muayene sırasında ellerinin bağlı tutulduğunu, kolluk görevlilerinin muayene odasında hazır bulunduğunu, açtığı tam yargı davasında idare tarafından sunulan bilgi ve belgeler kendisine verilmeyerek savunma hakkının kısıtlandığını ileri süren başvurucunun, adil yargılanma hakkı, işkence ve kötü muamele yasağı, etkili başvuru hakkı ile eşitlik ilkesinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvurular 24/3/2014 tarihinde İzmir Bölge İdare Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Aralarında kişi ve konu bakımından hukuki irtibat bulunması nedeniyle 2014/4095 bireysel başvuru numaralı dosyanın 2014/4093 bireysel başvuru numaralı dosya ile birleştirilmesine, incelemenin 2014/4093 sayılı dosya üzerinden yürütülmesine karar verilmiştir. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 31/3/2015 tarihinde başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiştir. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 31/3/2015 tarihinde başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 9/2/2016 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık 21/3/2016 tarihli yazısıyla görüş sunmayacağını bildirmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu hakkında, İzmir Asliye Ceza Mahkemesinin E. 2001/750 sayılı dosyası kapsamında suçluyu kayırma ve gizliliğin ihlali suçlarından yürütülen yargılamada 20/11/2002 tarihinde gıyabi tutuklama kararı verilmiştir. Tutuklama nedeni bireysel başvuru dosyası kapsamından tespit edilememektedir. Başvurucu, cezai ehliyetinin bulunup bulunmadığına yönelik sağlık raporu alınmasına ilişkin Mahkeme kararı uyarınca 9/3/2004 tarihinde tutuklu bulunduğu Buca E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumundan Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı'na götürülmüştür. Hastanede bir süre bekletilen başvurucuya muayene için 10/3/2004 tarihine randevu verilmiştir. Başvurucu, anılan tarihte yeniden hastaneye götürülerek muayenesi gerçekleştirilmiştir. Başvurucunun cezai ehliyetinin bulunup bulunmadığına ilişkin rapor aldırılmasından İzmir Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2/3/2005 tarihli ara kararıyla vazgeçildiği anlaşılmaktadır. Yürütülen yargılama ise Mahkemenin 14/12/2006 tarihli ve E.2001/750, K. 2006/766 sayılı zaman aşımı nedeniyle ortadan kaldırma kararıyla sona ermiştir. Başvurucu, anılan sağlık kontrollerine götürüldüğü sağlık kuruluşunda ellerinin zincirle bağlanması, muayene sırasında ellerinin bağlı kalması ve muayene odasında kolluk personelinin hazır bulunması, hastane koridorunda uzun süre ayakta ve toplum önünde elleri zincirli şekilde bekletilmesi, su isteğinin karşılanmaması nedeniyle İzmir İdare Mahkemesinde tam yargı davası açmıştır. Anılan iddialar bakımından idarenin sunduğu savunma özetle; başvurucunun hastaneye sevki sırasında kullanılan zincir kelepçenin inzibat aletlerinden olduğu ve kullanılageldiği, gönderildiği hastanenin muayene odasının korumalı olmaması nedeni ile muayenenin personel gözetiminde, doktorlar tarafından herhangi bir istekte bulunulmaması ve muayeneyi engellememesi nedeni ile elleri bağlı olarak yapıldığı, davacının hastanede hasta yoğunluğu, belgelerin hazırlanması ve doktorun muayene için çağırması anına kadar yaklaşık bir saat poliklinik önündeki bankta ve oturtularak bekletildiği, idarelerinin ve personelinin kusurlu davranmadığı, sevkin yasa, yönerge ve protokol esaslarına uygun yapıldığı, sözleşme hükümlerinin ihlal edilmediği, yasal ve hukuksal dayanağı bulunmayan davanınreddi gerektiği şeklindedir. 9/3/2004 tarihinde gerçekleştirilen muayene yönünden İzmir İdare Mahkemesinin E.2005/1331 sayılı dosyasına kaydedilen tam yargı davasında Mahkeme 28/9/2007 tarihli ve K.2007/1260 sayılı kararıyla davanın reddine karar vermiştir. Anılan kararın gerekçesi şöyledir: "Olayda, yargı kararı ile tutuklandığı sırada yine mahkeme kararı gereği bir sağlık kurumuna sevki yapıldığı görülen davacının, bu kuruma sevki ve muayene için hastanede bekletilmesi sırasında sevkedildiği sağlık kuruluşunun işleyişinden ve fiziksel durumundan kaynaklanan koridorda bekletilmesi ve bu sırada güvenlik önlemi olarak ellerinin bağlı tutulmasında hizmetin kusurlu işletildiğinin kabulüne olanak bulunmadığından, bu nedenle davacının uğradığını ileri sürdüğü manevi zararından davalı idarenin hukuksal sorumluluğu bulunmamaktadır. " 10/3/2004 tarihinde gerçekleştirilen muayene yönünden ise İzmir İdare Mahkemesinin E.2007/921 sayılı dosyasına kaydedilen tam yargı davasında Mahkeme 28/9/2007 tarihli ve K.2007/1261 sayılı kararıyla davanın reddine karar vermiştir. Anılan kararın gerekçesi şöyledir: "Dava dosyasının ve yine mahkememizde derdest E:20051331 sayılı dava dosyasında yer alan bilgi ve belgelerin incelenmesinden, davacının Buca E Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunduğu sırada, mahkeme kararı uyarınca cezai ehliyetinin belirlenmesi için Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı’nda muayene edilmek üzere önce 2004 günü sevkedildiği, anılan günde davacının muayenesinin yapılmadığı, muayene için 2004 günü saat 08:30’a randevu verildiği, davacının 2004 günlü dilekçesi ile2004 günü uluslararası sözleşmelere aykırı olarak ellerinin zincirle bağlanması, muayene sırasında da ellerinin bağlı kalması ve muayene odasında kolluk personelinin bulunması, hastane koridorunda iki saat süre ile ayakta bekletilmesi su isteğinin karşılanmaması ve hastane koridorunda bir suçlu gibi gösterilmesi nedeni ile uğradığı insan hakları ihlalleri nedeni ile oluşan 000 YTL. manevi zararının tazmini isteminde bulunduğu, davacının bu isteminin davalı idarenin 2005 günlü yazısı ile reddi üzerine önümüzdeki davanın açıldığı,davacının 2004 günü uğradığını ileri sürdüğü insan hakları ihlalleri için davalı idareye 2004 günü telefonla yaptığı başvurunun Jandarma İnsan Hakları İhlalleri Değerlendirme Merkezi’nce değerlendirildiği ve bu kapsamda bir soruşturma yapıldığı, soruşturmacının davacının 2004 günlü sevki sırasında görevli rütbeli iki personelin ve davacının ifadelerini aldığı, görevli erlerin terhisi nedeni ile bilgisine başvurulamadığı, soruşturma sonucunda personelin yasa, ilgili yönerge ve protokole uygun hareket ettiği değerlendirmesinde bulunulduğu anlaşılmaktadır. Olayda, yargı kararı ile tutuklandığı sırada yine mahkeme kararı gereği bir sağlık kurumuna sevki yapıldığı görülen davacının, sevkedildiği sağlık kurumunun ayakta izlenen tutuklulara ilişkin özel bir yerinin olmaması, muayene yapılan odanın güvenlikli bulunmaması ve muayeneyi yapan hekimler tarafından aksi yönde bir istekte bulunulmaması nedeni ile muayene odasında kolluk personelinin bulunması ve davacının ellerinin bağlı tutulmasında ve bu kuruma sevki ve muayene için hastanede bekletilmesi sırasında sevkedildiği sağlık kuruluşunun işleyişinden ve fiziksel durumundan kaynaklanan koridorda bekletilmesinde hizmetin kusurlu işletildiğinin kabulüne olanak bulunmadığından, bu nedenle davacının uğradığını ileri sürdüğü manevi zararından davalı idarenin hukuksal sorumluluğu bulunmamaktadır. " Başvurucunun temyiz istemi üzerine anılan kararlar Danıştay Dairesinin 23/1/2012 tarihli ve sırasıyla E.2008/1744, K.2012/107; E.2008/1220, K.2012/108 sayılı kararlarıyla onanmıştır. Başvurucunun karar düzeltme istemleri aynı Dairenin 27/11/2013 tarihli ve sırasıyla E.2012/4262, K.2013/8451; E.2012/3694,K.2013/8452 sayılı kararlarıyla reddedilmiştir. Anılan kararlar başvurucuya 24/2/2014 tarihinde tebliğ edilmiş, başvurucu 24/3/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. B. İlgili Hukuk 1/3/1926 tarihli ve 765 sayılı mülga Türk Ceza Kanunu'nun maddesi şöyledir. "Fiili işlediği zaman şuurunun veya harekatının serbestisini tamamen kaldıracak surette akıl hastalığına duçar olan kimseye ceza verilemez. Ancak bu şahsın muhafaza ve tedavi altına alınmasına hazırlık tahkikatında Sulh Hakimi, ilk tahkikatta Sorgu Hakimi ve son tahkikatta vazifeli mahkeme tarafından karar verilir. Muhafaza ve tedavi altında bulundurma müddeti şifaya kadar devam eder. Yalnız maznuna isnadolunan suç, ağır hapis cezasını müstelzim ise bu müddet bir seneden az olamaz. Muhafaza ve tedavi altına alınan şahıs; muhafaza ve tedavinin icra kılındığı müessesesinin sıhhi heyetince, şifası tebeyyün ettiğine dair verilecek rapor üzerine aynı kazai mercice serbest bırakılır. Bu husustaki rapor ve kararda, hastalığın ve isnadolunan suçun mahiyeti gözönünde tutularak, içtimai emniyet bakımından şahsın tıbbi kontrola ve muayeneye tabi tutulup tutulmıyacağı, tutulacaksa müddet ve fasılası da gösterilir. Tıbbi kontrol ve muayene; Cumhuriyet Müddeiumumilerince, kararda gösterilen müddet ve fasılalarda bu şahısların bulundukları mahalde yoksa en yakın salahiyetli mütehassısı olan hastane sıhhi heyetlerine sevk edilmeleri suretiyle temin olunur. Bu tıbbi kontrol ve muayenede nüks arazı gösterenler hakim veya mahkeme karariyle yine muhafaza ve tedavi altına alınıp aynı muamelelere tabi tutulurlar."