3. Ceza Dairesi 2021/5257 E. , 2024/5087 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/1287 E., 2020/1065 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gere
**3. Ceza Dairesi 2021/5257 E. , 2024/5087 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/1287 E., 2020/1065 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: Sanıklar müdafiinin duruşma talebinin, verilen cezanın nev ve miktarı itibariyle yasal şartları oluşmadığından 5271 sayılı Kanun'un 299 uncu maddesi gereğince REDDİNE, I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Van 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.06.2020 tarihli ve 2019/320 Esas, 2020/126 sayılı kararı ile sanıklar hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesi, 53 üncü maddesi, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca ayrı ayrı mahkûmiyetlerine karar verilmiştir. 2. Van Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 15.10.2020 tarihli ve 2020/1287 Esas, 2020/1065 sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. 3. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 06.01.2021 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanıklar müdafilerinin temyiz sebepleri özetle; 1.Tanıkların sanıklar ve müdafileri huzuru ile dinlenilmediklerine, 2.İddiaların aksinin ispatlandığına, 3.Delillerin suç ihtiva etmediğine, 4.Teşhis işleminin usule uygun yapılmadığına, 5.Gizli Tanık beyanlarının soyut nitelikte olduğuna, 6. Temyiz dilekçelerinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara, İlişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince sanıkların eyleminin silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturduğunun kabulü ile sanıklar hakkında mahkûmiyet kararı verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE Siyasi partiler Anayasa'mızın 68/2 nci maddesinde vurgulandığı gibi, demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsurlarıdır. Siyasi partiye üye olma ve bir siyasi partinin çatısı altında siyasi faaliyetlerde bulunma örgütlenme özgürlüğü kapsamındadır. Demokrasilerde özgürlüklerle doğrudan ilişkili olan ve yüksek bir meşruiyete sahip bulunan siyasi partilere üye olma ve siyasi faaliyette bulunma özgürlüğünün, başka özgürlükler gibi; terör örgütlerince kötüye kullanılmak istenebileceği açıktır. Nitekim bir takım siyasi faaliyetteki asıl hedef ve amaçların, açıklanan hedef ve amaçlardan daha başka olabileceği gibi, asıl hedef ve amaçların gizlenebileceği Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin “yazar ve diğerleri” kararında da vurgulanmıştır. Bir faaliyetin siyasi faaliyet/örgütlenme özgürlüğü kapsamında değerlendirilebilmesi ve Anayasa ile sözleşmenin korunmasından yararlanabilmesi için gerçekleştirilmekte olduğu bağlam ile birlikte cebir ve şiddet ile ilişkisi, kullanılan yöntem ve takip edilen amacın hukuk ve demokrasi kurallarına uygun olup olmadığı ve bir terör örgütü ile amaç veya yöntem bakımından ya da yapısal bir bağlantısının bulunup bulunmadığına bakılmalı ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 17.07.2001 tarihli “Sadak ve diğerleri” kararında yaptığı ayrım da dikkate alınmalıdır. Mevzuatımız açısından değerlendirme yapıldığında; T.C. Anayasası'nın değiştirilemeyen ve değiştirilmesi teklif dahi edilemeyen 3. maddesinde "Türkiye Devleti, Ülkesi ve Milletiyle bölünmez bir bütündür." ifadesine yer verilmiştir. Yine 14/1. maddesinde "Anayasa'da yer alan hak ve hürriyetlerin hiçbiri, Devletin, Ülkesi ve Milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve laik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamaz." şeklinde, hak ve hürriyetlerin hangi koşullarda sınırlandırılacağına yer verilmiştir. Uluslararası sözleşmeler ile hukuk belgelerinin Devlet, ülke ve ulus bütünlüğünü bozmayı hedefleyen eylemlere cevaz vermediği görülmektedir. Nitekim İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinin 29 uncu maddesinin 3 üncü bendinde "bu hak ve hürriyetler hiçbir veçh ile Birleşmiş Milletlerin amaç ve prensiplerine aykırı kullanılamaz" 30 uncu maddesinde ise "iş bu beyannamenin hiçbir hükmü herhangi bir Devlete, zümreye ya da ferde bu beyannamede ilan olunan hak ve hürriyetleri yok etmeye yönelik bir faaliyette bulunma hakkını verir şekilde yorumlanamaz." Türkiye'nin de taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 1 inci maddesinin 2 nci fıkrasında "bu hakların kullanılması demokratik bir toplulukta zaruri tedbirler mahiyetinde olarak milli güvenliğin, sağlığın ve ahlakın veya başkalarının hak ve hürriyetlerinin korunması için ancak kanunla tahdide tabi tutulur." 17 nci maddesinde ise; bu sözleşme hükümlerinde hiçbiri bir Devlete, topluluğa ve ferde, işbu sözleşmede tanınan hak ve hürriyetlerin yok edilmesini veya burada öngörüldüğünden daha geniş ölçüde sınırlamalara uğratılmasına yönelik bir etkinliği girişme ya da eylemde bulunma hakkını sağlar biçimde yorumlanamaz." Helsinki nihai senedinde; "Devletlerin egemen eşitlikleri ve egemenliğin özündeki haklara saygı, sınırların dokunulmazlığı, Devletlerin toprak bütünlüklerine saygı ve içişlerine karışmama ilkelerine yer verildiği, Paris şartında ise; "güvenlik" bölümünde "katılan devletlerin bağımsızlığını, egemen eşitliğini ya da toprak bütünlüğünü ihlal eden faaliyetlere karşın demokratik konumları savunmak hususunda işbirliği yapmaya azimliyiz. Bu faaliyetlere dışarıdan yapılan tazyik, cebir ve yıkıcılık için gayrimeşru faaliyetler dahildir." ifadelerine yer verilmiştir. Anayasa'mızın 68 inci maddesi ve Avrupa İnsan Haklan Sözleşmesinin 11 inci maddesi ile tanınan siyasi partilere üye olma ve siyasi faaliyette bulunma özgürlüğünün kötüye kullanımı Anayasa'mızın 14/2 nci maddesinde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 17 nci maddesi uyarınca yasaklanmıştır. Görüldüğü üzere, uluslararası sözleşmeler ve belgelerde Devletin birliği ve ülke bütünlüğünün koruma altına alındığı, bir hakkın kötüye kullanılmasının da meşru görülmediği anlaşılmaktadır. Bu kapsamda, bir siyasi partinin belediye başkanı, belediye başkan yardımcısı, encümeni, ilçe yönetimi üyesi ve sair yöneticilerinin, kamu hizmeti görünümü altında gerçekleştirdikleri örgütsel faaliyetlerinin salt siyasi faaliyet ve kamu hizmetinin gereği kapsamında görülemeyeceği açıktır. Bu kapsamda değerlendirme yapıldığında; Mensuplarınca kamu görevinin verdiği yetkiye istinaden tasarruf etme imkanını haiz bulundukları devlete ait kaynakları kullanarak gerçekleştirilen örgütsel faaliyetlerin ve bunlara iştirak edenlerin eylemlerinin, 5237 sayılı TCK'nın 314 üncü maddesinde düzenlenen silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturacağında kuşku bulunmadığı nazara alınarak; 1.Gizli Tanık Niburu 10'un Belediye vasıtasıyla 2000 metre kablo alımı yapılıp belediye ambar girişi yapılmadan patlayıcı yapımında kullanılmak üzere PKK/KCK silahlı terör örgütüne gönderildiğini, Özalp'te bulunan bir firmadan 500 adet battaniye alımı yapılıp Van'a gelmeden terör örgütüne götürüldüğünü, örgüte yaşam malzemesi temini için 4000 koli kuru gıda ihalesi yapıldığını, sanıklardan ...'un terör örgütünün eş başkan makamındaki sorumlusu ve belediye başkanının üstünde bir yetkiye sahip olduğunu, belediyeyi terör örgütünün emri ile yönettiğini, belediyedeki doğrudan temin ve alımların ...'un akrabaları üzerinden yapıldığını beyan etmesi karşısında; 5726 sayılı Tanık Koruma Kanunu'nun 9/8 inci maddesi uyarınca başkaca delillerle desteklenmeyen gizli tanık beyanlarının hükme esas alınamayacağı cihetle, suçun sübutuna esas alınan delilin güvenilirliğinin denetlenmesi bakımından; a.Tanık S.E.'nin "bu kabloların hangi birimi ne kadar kullanıldı bilmiyorum; ancak kabloların çoğu depoda bulunmaktadır, buna ilişkin müfettiş inceleme raporu tanzim edilmişti" şeklindeki beyanı karşısında, anılan kablo alımı ve kullanımına ilişkin fatura, müfettiş raporu ve ilgili kayıtların temini ile belediye ambar girişi yapılıp yapılmadığının araştırılması, celbedilen kayıtlarla karşılaştırılmak suretiyle varsa kullanılan miktarın ve nerede kullanıldıklarının belirlenmesi ile kabloların örgüte gönderilip gönderilmediklerinin tespitine çalışılması; b. 500 adet battaniye alımına ilişkin bilgi ve belgelerin temini ile Van'a gelip gelmedikleri belirlenerek alımı yapılan battaniyelerin örgüte götürüldüğü hususunun başka delillerle teyidine çalışılması; c.İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Kontrolörlüğü'nün 12.12.2019 havale tarihli tevdi raporunda, yoksul ve ihtiyaç sahibi ailelere verilmek üzere gıda kolisi alındığı, gıda kolisi yardımı yapılan ve raporda belirtilen şahıslar hakkında terör örgütünün propagandasını yapmak, suçu ve suçluyu övmek, silahlı terör örgütü kurma yönetme veya üye olma ve aynı nevideki sair suçlardan tahkikat yürütüldüğünün belirtilmesi karşısında; adı geçen bu kişilerin aşama beyanlarından birer suretin dosya içerisine alınarak örgüte yaşam malzemesi temini hususuna ilişkin bir beyanda bulunup bulunmadıklarının tespit edilmesi, aynı hususa ilişkin başka bir delil bulunup bulunmadığı bakımından dosyalarının incelenmesi, sanıklarla ilgili bir beyanlarının olup olmadığının belirlenmesi, gerekli görülmesi halinde tanık sıfatıyla dinlenilmeleri; d.Gizli tanık sıfatıyla bilgisine başvurulan Niburu 10 isimli tanığın anlatımında belirtmiş olduğu, belediyeyi terör örgütünün emri ile yönetmesi ve bu doğrultuda belediyedeki doğrudan temin ve alımların ...'un akrabaları üzerinden yapılması hususlarının somutlaştırılması bakımından; sanığın akrabaları üzerinden yapılan doğrudan temin ve alımların tespiti ile adı geçen şahıslar hakkında soruşturma veya kovuşturma olup olmadığının araştırılması, tespit edilmesi halinde aşama beyanlarından birer suretin dosya içerisine alınıp sanıkla ilgili bir beyanının olup olmadığı, örgütsel emir ve talimatla hareket edip etmedikleri, bu suretle elde edilen gelirin örgüte aktarılıp aktarılmadığının belirlenmesi, aynı hususa ilişkin başka bir delil bulunup bulunmadığı bakımından dosyalarının incelenmesi, gerekli görülmesi halinde tanık sıfatıyla dinlenilmeleri; gerekirken gerçekleşme şekli kuşkulu ve tam olarak aydınlatılmamış olan olayların sanıklar aleyhine yorumlanarak haklarında mahkumiyet hükmü kurulması, 2.Belediye bünyesinde işe alınan 58 personelin sözde değer ailesi kriterlerine göre işe alındıklarının belirtilmesi karşısında; anılan şahıslar hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan bir soruşturma veya kovuşturma olup olmadığının araştırılması, tespit edilmesi halinde adı geçen bu kişilerin aşama beyanlarından birer suretin dosya içerisine alınıp sanıklarla ilgili bir beyanlarının olup olmadığının belirlenmesi, duruşmada sanıklar ve müdafilerine okunup tartışılması ve gerekli görülmesi halinde tanık sıfatıyla dinlenerek sanıkların eylemleri hakkında bilgi ve görgülerinin sorulup örgütsel saik ve talimatla işe alınıp alınmadıklarının tespit edilmesinden sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının takdir ve tayini gerekirken, eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması, Hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanıklar müdafilerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Van Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 15.10.2020 tarihli ve 2020/1287 Esas ve 2020/1065 sayılı kararında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan mahkumiyet kararı yönünden hükmün 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, sanık ...'ın, atılı suçun niteliği ve mevcut delil durumu gözetilerek tutukluluk halinin devamına, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Van 7. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Van Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.03.2024 tarihinde karar verildi.