T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/270 - 2025/1595 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/270 KARAR NO : 2025/1595 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 20.12.2023 NUMARASI : 2022/274 Esas 2023/892 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 12.12.2025 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 07.01.2026 İlk d…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/270 - 2025/1595 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/270 KARAR NO : 2025/1595 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 20.12.2023 NUMARASI : 2022/274 Esas 2023/892 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 12.12.2025 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 07.01.2026 İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ve davalılar ... ve ... vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI : Davacı vekili, 08.10.2021 tarihinde, davalılardan sigorta şirketine ihtiyari mali mesuliyet sigortası ile sigortalı, ... adına kayıtlı, ... sevk idaresindeki ... plakalı aracın park hâlinden seyir hâline geçmeye çalışırken davacı şirket adına kayıtlı ... sevk ve idaresindeki ... plakalı araca çarpması sonucu davacının aracının hasar gördüğünün ve değer kaybı oluştuğunu, davacıya ait aracın ticari işler için kullanıldığını, aracın onarımı süresi boyunca davacı şirketin işlerinin devamı için araç kiraladıklarını, araç kiralama bedeli olarak 17.885,27TL ödediklerini, meydana gelen kazada davacıya ait aracın sürücüsü ...'ya atfedilebilecek herhangi bir kusurun bulunmadığını, davalı araç sürücüsü ...'nın %100 oranında kusurlu olduğunu, davadan önce davalı sigorta şirketine 11.03.2022 tarihinde yaptıkları başvurudan ve arabuluculuk görüşmelerinden sonuç alamadıklarını belirterek HMK'nın 107.maddesi gereğince belirsiz alacak davası olarak 100,00TL değer kaybı tazminatının davalı sigorta şirketi yönünden başvuru tarihi olan 11.03.2022 tarihinden, diğer davalılar yönünden ise kaza tarihi olan 08.10.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte, ikame araç bedeli tazminatının kısmi dava olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 100,00TL'nin davalı sigorta şirketi yönünden başvuru tarihi olan 11.03.2022 tarihinden, diğer davalılar yönünden ise her bir araç kiralaması için kiralama faturası tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında 27.11.2023 tarihinde değer kaybı talebini 30.000,00TL'ye artırmış, ikame araç bedeli talebini 17.885,54TL'ye ıslah etmiştir. Davalılar ... ve ... vekili, Türk Ticaret Kanununun 5/A maddesi gereğince, ticari davalarda arabuluculuğa başvurunun dava şartı olduğunu, davacı ile davalılar arasında arabuluculuk görüşmelerinin yapılmadığından davanın usûlden reddine karar verilmesi gerektiğini, davalı araç sürücüsü ...'nın dikkatli bir şekilde çevre kontrolünü sağlayarak ve sinyalini vererek aracını park ettiği yerden çıkarmak üzereyken ... sevk ve idaresindeki aracın şehir içi hız sınırlarına uymayarak kazaya sebebiyet verdiğini, dava dışı sürücünün hızlı seyri nedeniyle davalı araç sürücüsünün park yerinden çıktığını fark edemediğini, duramayarak ilk önce kaldırım taşına daha sonra da davalının aracının lastiğine çarparak durabildiğini, kazanın meydana gelmesinde davalı araç sürücüsünün herhangi bir kusurunun bulunmadığını, kaza mahallinin yaklaşık 3-4 metre genişliğinde yan yol olduğunu, birinci sırada araçların park hâlinde olduğunu, trafik akışının kalan 2 metre genişliğinde aktığı nazara alındığında 2 metre genişlikte bir yolda direksiyon hâkimiyetine sahip olamayarak, kaldırım taşına çarpan, dört tekeri havalanan ve tekrar dört teker üzerine yola düşen aracın hızının ne kadar yüksek olduğu hususunun yapılacak keşifle belirlenmesi gerektiğini, davacı tarafından 46 günlük araç ikame bedelinin talep edilmesinin iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu, talep edilen araç mahrumiyet bedelinin de piyasa koşullarına göre çok fahiş olduğunu, kaza sonrası çekilen fotoğraflardan davacının aracının sağ tarafında çamurluk üzerinde ezilme görülmesine rağmen, dava dilekçesi ekinde sunulan faturalardan ilgisiz parçaların da değiştiğinin anlaşıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı ... Sigorta Anonim Şirketi vekili, davalı sigorta şirketinin, davalılar ... adına kayıtlı, ... sevk idaresindeki ... plakalı aracın ihtiyari mali mesuliyet sigortacısı olduğunu ve sorumluluğunun trafik poliçesi teminatının üzerinde kalan kısım yönünden olduğunu, öncelikle talebin zorunlu mali sorumluluk poliçesini düzenleyen sigorta şirketi tarafından karşılanması gerektiğini, 08.10.2021 tarihinde gerçekleşen trafik kazası nedeniyle trafik sigortası teminat limitinin 43.000,00TL olduğunu, Genel Şartlara göre, araç mahrumiyet zararına ilişkin taleplerin teminat dışı olduğunu, davalı sigorta şirketinin talep edilen bahse konu alacak kalemi yönünden sorumluluğunun bulunmadığını, davalı sigorta şirketinin temerrüde düşmesinin söz konusu olmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz olabileceğini belirterek davanın reddini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece, yapılan yargılama sonunda; hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre, davalı sigorta şirketine ihtiyari mali mesuliyet kasko sigortası ile sigortalı, davalı ... adına kayıtlı, ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın, davacıya ait, ... sevk ve idaresindeki ... plakalı araca çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında, ...'nın %100 oranında kusurlu olduğu, ...'nın kusursuz olduğunun, davacının aracında oluşan hasara bağlı olarak 30.000,00 TL değer kaybının oluştuğunun, aracın makul tamir süresinin 15 gün olduğunun, jant siparişi nedeniyle beklemede geçen sürenin makul tamir süresi olarak kabulünün mümkün olmadığının, bu kapsamda davacının 15 günlük rayiç kaybının 4.500,00TL olduğunun tespit edildiği, davacı tarafından ibraz edilen faturalardaki ... hariç günlük araç kiralama bedelinin de bu durumu doğruladığı, ikame araç bedelinin sigorta teminat kapsamı dışında kaldığı gerekçesiyle davacının araç değer kaybına yönelik talebinin kabulüne, 30.000,00TL araç değer kaybı bedelinin davalı sigorta yönünden 25.03.2022 tarihinden, diğer davalılar ... ve ... yönünden kaza tarihi olan 08.10.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, davacının ikame araç bedeline yönelik davasının davalı sigorta şirketi yönünden reddine, davacının ikame araç bedeline yönelik davasının davalılar ... ve ... yönünden kısmen kabulüne, 4.500,00TL araç mahrumiyet bedelinin 08.10.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili ve davalılar ... ve ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davacının aracının onarımını yapan ... Yetkili Servisinden gelen belgelerden de anlaşılacağı üzere, 46 gün boyunca serviste kaldığını, mahkemece alınan 23.01.2023 tarihli kök raporda, makul tamir süresinin 15 gün olduğu belirtilerek mahrumiyet zararının 15x350=4.500,00TL olarak belirtildiğini, bahse konu rapora itiraz etmeleri üzerine alınan ek raporda yapılan inceleme neticesinde KDV ve ... tutarı haricindeki değer üzerinden yapılan hesaplama sonucunda ikame araç bedelinin 14.018,07TL olarak hesaplanması üzerine ıslah ve talep artırım dilekçelerini bahse konu değer üzerinden yaptıklarını, ancak mahkemece dosyaya sunulan kök ve ek rapor arasındaki çelişki giderilmeden kök rapora göre hüküm kurduğunu, mahkemece hükme esas alınan kök raporun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, araç değer kaybına ilişkin belirlemeler yapılırken de rayiç bedel araştırmasının hangi kriterlere göre neyin esas alındığının, araştırmanın hangi araç satış platformundan yapıldığının belirtilmediğini, davacının araç kiralama bedeli olarak 17.885,27TL ödemesine ve ödemeye ilişkin faturalar mahkemeye sunulmasına rağmen, ortalama olarak aracın tamirde kaldığı gün belirlenerek hesaplama yapıldığını, gerçek kayıt ve belgeler bulunmasına rağmen bilirkişi tarafından varsayımsal olarak hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalılar ... ve ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, Türk Ticaret Kanununun 5/A maddesi gereğince, ticari davalarda arabuluculuğa başvurunun dava şartı olduğunu, davacı ile davalılar arasında arabuluculuk görüşmelerinin yapılmadığından davanın usûlden reddine karar verilmesi gerektiğini, davaya konu kazaya davacı adına kayıtlı araç sürücüsü ...'nın şehir içi hız sınırlarına uymamak suretiyle kusurlu hareketinin sebebiyet verdiğini, meydana gelen kazada davalı araç sürücüsü ...'nın herhangi bir kusurunun söz konusu olmadığını, mahkemece tanık beyanlarına itibar edilmeden, keşif yapılmadan davacı araç sürücünün hızı tespit edilmeden eksik inceleme ile hüküm verildiğini, kaza sonrası çekilen fotoğraflardan davacının aracının sağ tarafında çamurluk üzerinde ezilme görülmesine rağmen, dava dilekçesi ekinde sunulan faturalardan ilgisiz parçaların da değiştiğinin anlaşıldığını, değer kaybı tespiti yapılırken aracın daha önce kazaya karışıp karışmadığının da araştırması gerektiğini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar re'sen gözetilerek inceleme yapılmıştır. Dava, trafik kazasından kaynaklanan araç değer kaybı ve araç mahrumiyeti nedeniyle tazminat istemine ilişkindir. Davacı vekili, davalılardan sigorta şirketine ihtiyari mali mesuliyet sigortası ile sigortalı, ... adına kayıtlı, ... sevk idaresindeki aracın, park hâlinden seyir hâline geçmeye çalışırken davacı şirket adına kayıtlı ... sevk ve idaresindeki araca çarpması sonucu meydana gelen trafik kazası neticesinde davacının aracında değer kaybının oluştuğunu ve araç mahrumiyet bedelinden davalıların sorumlu olduğunu belirterek tazminat isteminde bulunmuş, mahkemece makine mühendisi bilirkişi tarafından düzenlenen bilirkişi raporundaki kusur, değer kaybı ve araç mahrumiyet zararına ilişkin tespit ve hesaplamalar esas alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı vekili ve davalılar ... ve ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. 1-18/12/2018 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 7155 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile 6102 sayılı TTK'na eklenen 5/A maddesinde; "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." Ayrıca, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununa "Dava Şartı Olarak Arabuluculuk" başlığı ile 18/A maddesi eklenmiş olup, 6325 sayılı HUAK'nun 18/A maddesinin 2. fıkrasında; "Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucuk tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." düzenlemesi bulunmaktadır. Bu düzenlemelere göre, 01.01.2019 tarihinden sonra konusu bir miktar paranın ödenmesi talebi ile açılan ticari davalarda dava açılmadan önce uyuşmazlıkla ilgili arabulucuya başvurulup, anlaşılamaması halinde son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin dava dilekçesine eklenmesi zorunludur. Arabulucuya başvurulmadan doğrudan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğundan usûlden reddine karar verilecektir. TTK'nın 5/A maddesi gereğince ticari davalarda arabuluculuk dava şartı olarak düzenlendiğinden ticari dava kavramının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Ticari dava ile ilgili düzenleme TTK'nun 4. maddesinde yapılmıştır. Ayrıca bazı özel kanunlarda da ticari dava kavramına yer verilmiştir. TTK'nun 4/1 maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları nispi ticari dava niteliğindedir. Nispi ticari davalar, şarta bağlı ticari davalar olup, uyuşmazlığın taraflarının tacir olması ve uyuşmazlık konusunun da tarafların ticari işletmesine ilişkin olması şarttır.Ancak, TTK'nın 4/1. (a)- (f) bentlerinde sayılan mevzuat ile düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları herhangi bir şart aranmaksızın mutlak ticari dava olarak kabul edilir. 6102 sayılı TTK'nın 4/1.f bendi ile yapılan düzenlemeye göre bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları, ticari dava olarak kabul edilir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1-a maddesi gereği her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen hususlar ticari davalardır. Davacı, davalının araç işleteni, sürücüsü ve ihtiyari mali mesuliyet sigortacısının aracının sebebiyet verdiği trafik kazasında davacının aracının maddi zarara uğradığını belirterek araç işleteni, sürücüsü ve sigortacısından maddi tazminat talebinde bulunmuş olup, davacının dava açılmadan önce davalı sigorta şirketi yönünden arabuluculuğa başvurduğu, davacı ile davalı işleten ve sürücü arasındaki ticari ilişki veya ticari iş olmadığı gibi, haksız fiilin bir türü olan trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat davası ticari dava niteliğinde de değildir. Bu hâle göre davacının, dava açmadan önce davalı araç işleteni ve sürücüsü yönünden arabulucuya başvuru yapma zorunluluğu bulunmadığından davalılar ... ve ... vekilinin bu husustaki itirazı yerinde bulunmamıştır. 2-Dava konusu kazadan sonra düzenlenen kaza tespit tutanağında, davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki aracıyla park hâlinden seyir hâline geçmek isterken aynı istikamette Cinnah Caddesinde seyir hâlinde olan sürücü ... sevk ve idaresindeki araçla çarpışması sonucu maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiği, tarafların çelişkili beyanları nedeniyle kaza kapsamında kusur tespitinin yapılamadığı belirtilmiştir. Mahkemece makine mühendisi bilirkişiden alınan 23.01.2023 tarihli kök ve 02.07.2023 tarihli ek raporda, davalı sürücü ...'nın sevk ve idaresindeki aracı ile, gündüz vakti meskun mahalde, yola gereken dikkatini vermediği ve park yerinden kontrolsüz çıkış yapıp, karayolunu kullanan düz seyir hâlinde olan ... sevk ve idaresindeki araca sağ kısımları çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında tamamen kusurlu olduğunun, dava dışı sürücü ...'nın kazanın meydana gelmesinde herhangi bir kusurunun bulunmadığının belirtildiği, raporların kaza tespit tutanağı, toplanan deliller ve kazanın oluş şekline uygun olduğu ve hükme esas alınmasında isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır. 3-Araç mahrumiyeti zararının tespiti için, aracın davaya konu trafik kazası sonucu oluşan hasarlarının ne kadar sürede (makul süre) onarılacağının belirlenmesi, daha sonrada bu sürede aynı özelliklere sahip başka bir aracın kullanımı için ne kadar araç kiralama bedeli ödeneceğinin belirlenmesi gerekir. Davalı gerçek zarardan sorumlu olduğundan onarım süresi ve araç kiralama bedelinin bilirkişi tarafından değerlendirilmesi ve aracın hasarına göre tamir edileceği sürenin ve buna göre araç mahrumiyetinin belirlenmesi gerekir. Davacıya ait araç ile ilgili olarak düzenlenen ve dosyaya ibraz edilen ekspertiz raporunda araç tamir süresinin 15 gün olarak belirtildiği, davacı tarafından her ne kadar araç kiraladığına ilişkin faturalar sunulmuş ise de, hükme esas alınan bilirkişi raporunda da, yedek parça temin süresi ve onarım süresi olarak 15 gün üzerinden hesaplama yapıldığı anlaşılmakla ve jant siparişi nedeniyle beklemede geçen sürenin makul tamir süresi olarak kabulünün mümkün olmamasına göre davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. 4-Davalı taraf davacının gerçek zararını gidermekle yükümlü olup gerçek zararın usûlüne uygun olarak tespit edilmesi gerekir. Meydana gelen kaza nedeniyle, aracın hasar gördüğünden bahisle hasar miktarının ve bedelinin tespiti, davacının aracının markası, modeli, yaşı ve kaza ile uyumlu hasar durumu birlikte irdelenmek suretiyle araçtaki hasarlanan parçaların tek tek belirtilmek ve kaza ile uyumlu olduğu da teyit edilmek sureti ile kaza tarihindeki değerlerinin aracın yaşına ve değişecek parçalara göre hurda, amortisman ve kıymet kazanma tenzili de değerlendirilerek hasarlı parçaların bedeli + işçilik bedeli + KDV değerlerinin gösterilmesi, aracın tamirinin ekonomik olup olmadığının tespiti; tamiri ekonomik değilse (araç pert ise) aracın kaza tarihindeki piyasa rayiç değeri ile hurda değeri arasındaki farkın hasar bedeli olarak tespiti ile bu durumda araçta değer kaybı olmayacağı; aksi hâlde aracın tamirinin ekonomik olması durumunda da araçta oluşan değer kaybı bedelinin ise Yargıtay'ın yerleşik uygulamaları doğrultusunda; fotoğraflar, kaza tespit tutanağı, faturalar sigorta ekspertiz dosyası ve tüm belgeler incelenerek, aracın modeli, yaşı, hasarın ağırlığı, boyanmış olan yerler ve hasarlı bölgelerin özelliği nazara alınıp, aracın kaza tarihindeki kaza öncesi ikinci el piyasa rayiç değeri ile tamir edildikten sonraki ikinci el piyasa rayiç değeri arasındaki farkın değer kaybını göstereceği ilkesine göre tespit edilmesi gerekmektedir. Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde; özellikle, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının aracında meydana gelen değer kaybının, yerleşik Yargıtay uygulamalarına uygun şekilde aracın modeli, kilometresi, hasarın ağırlığı, yapılan onarım işlemleri, değişen ve boyanan parçaların özellikleri ve aracın daha önce hasar kaydı bulunmadığına dair hususlar da gözetilerek aracın kaza tarihi itibariyle ikinci el rayiç değeri ile kazadan sonra onarılmış hâli ile ikinci el piyasa rayiç değeri arasındaki farka göre belirlenmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalılar ... ve ... vekilinin belirlenen değer kaybına yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davacılar vekili ile davalılar ... ve ... vekilinin istinaf sebepleri ve kamu düzenine ilişkin hususlar yönünden ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usûl ve esas yönünden bir hukuka aykırılık görülmediğinden istinaf başvurusunun HMK.nın 353/1.b-1.maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacılar vekili ile davalılar ... ve ... vekilinin istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b.1. maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 615,40 TL karar harcından peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 3-Harçlar Kanunu gereğince davalılar ... ve ...'dan alınması gereken 2.356,70 TL karar harcından peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.929,10 TL harcın adı geçen davalılardan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 4-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 5-İstinaf gider avansından artan kısım varsa karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine , 6-6100 sayılı HMK'nın 359/3. maddesi uyarınca Dairemiz kararının tebliği ve harç tahsili işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 12.12.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.