Başvuru, güven ilişkisinin bozulduğu gerekçesine dayalı olarak iş akdine son verilmesi üzerine açılan işe iade davasında adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, güven ilişkisinin bozulduğu gerekçesine dayalı olarak iş akdine son verilmesi üzerine açılan işe iade davasında adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 21/6/2019 tarihinde yapılmıştır. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde, yargılama sürecindeki dava dosyalarında ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden elde edilen bilgi ve belgelerde yer aldığı şekliyle olaylar özetle şöyledir: 1976 doğumlu olan başvurucu, İstanbul Büyükşehir Belediyesi iştiraki olan İstanbul Yönetim Yenileme A.Ş. (Kurum) bünyesinde 3/5/2013 tarihinden itibaren çalışmaya başlamış; sürveyan ve depo sorumlusu olarak görev yapmakta iken 26/1/2017 tarihli bildirimle başvurucunun iş akdi feshedilmiştir. Kurum tarafından Genel Müdürlüğe gönderilen iç yazışmada Fethullahçı Terör Örgütü ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) tarafından gerçekleştirilen darbe teşebbüsünden bahsedilerek 23/7/2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname (KHK) kapsamında başvurucunun söz konusu örgüt ile bağlantılı veya ilişkili olduğu, bu örgüte finansal destek sağladığı gerekçesi ile iş akdinin haklı nedenle feshi gerektiği bildirilmiştir. Başvurucu, feshin geçersizliğinin tespit edilmesi ve işe iadesine karar verilmesi talebiyle işveren aleyhine 24/2/2017 tarihinde Bakırköy İş Mahkemesi (Mahkeme) nezdinde işe iade davası açmıştır. Mahkeme, başvurucunun FETÖ/PDY ile irtibatını veya iltisakını tespite elverişli bilgi ve belgelerin dosyaya gönderilmesi için çeşitli il ve ilçelerdeki Cumhuriyet başsavcılıklarına, İstanbul İl Emniyet Müdürlüğüne (Emniyet) ve Bank Asya Genel Müdürlüğüne müzekkereler yazmıştır. Başsavcılıklardan gelen cevabi yazılarda başvurucu hakkında herhangi bir soruşturma kaydına rastlanmadığı belirtilmiş, Bank Asyadan gelen müzekkere cevabında ise başvurucunun Bank Asyada hesabının bulunduğu ifade edilerek hesap hareketlerini gösterir doküman gönderilmiştir. Mahkeme, banka hesap hareketlerine ilişkin olarak dosyanın bilirkişi incelemesine gönderilmesine karar vermiştir. Bilirkişi tarafından ibraz edilen 5/1/2018 tarihli raporda öncelikle başvurucunun söz konusu hesabı 30/4/2008 tarihinde açtığı, son hareket işleminin tarihinin 26/1/2015 olduğu belirtilmiştir. Hesabın açıldığı günden itibaren aktif olarak kullanıldığı, 2008-2010 tarihleri arasındaki en yüksek tutarlı işlemin 300 TL olduğu, 7/10/2010 tarihinde 908,13 TL para çekme, 1/7/2012 tarihinde 165 TL para yatırma, 5/7/2012 tarihinde 221,39 TL para çekme ve döviz alımı işlemlerinin gerçekleştirildiği, bunların dışında da para çekme ve yatırma, kredi kartı borç ödeme işlemlerinin aktif olarak yapıldığının tespit edildiği ifade edilmiştir. 22/3/2013 tarihinde hesaptan 000 TL para çekildiğinin belirtildiği raporda en son 26/1/2015 tarihinde hesapta bulunan 091,43 TL'nin de çekilerek bakiyenin boşaltıldığı, sonrasında herhangi bir hesap hareketliliği bulunmadığı ifade edilmiştir. Sonuç olarak bilirkişi raporunda, hesap hareketliliği incelendiğinde rutin bankacılık faaliyetleri dışında dikkat çeken bir işleme rastlanmadığı tespitine yer verilmiştir. İşveren Kurum, bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesinde özellikle 22/3/2015 ile 26/1/2015 tarihleri arasındaki hesap hareketliliğinin incelenmediğini ileri sürmüştür. Öte yandan bu süreçte idari soruşturma gerekçe gösterilerek başvurucu hakkında İstanbul Güvenlik Şube Müdürlüğü suç duyurusunda bulunmuş ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma başlatmıştır. Soruşturma devam ederken Mahkeme 13/3/2018 tarihli kararla davanın kabulü ile başvurucunun işe iadesine hükmetmiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şu şekildedir:"Yargılama sırasında toplanan deliller, taraflar arasındaki iş sözleşmesi içeriği, davacının işyeri dosyası ile SGK dosyası ve özellikle, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı, Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı, Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığı, İstanbul Emniyet Müdürlüğü, Ankara Emniyet Müdürlüğü, İstanbul Valiliği, TMSF ile Milli istihbarat Başkanlığı yazıları, Bankasya hesap ekstresi ve bilirkişinin 2018 tarihli banka hesap hareketleri üzerindeki incelemelerini içerir rapor kapsamı dikkate alındığında, davalı işveren tarafından "FETÖ/PDY mensubiyeti nedeni ile" yapılan, iş sözleşmesinin feshine ve davacı işçinin işten çıkarılmasına dair işlemin, -Mahkememizce yapılan incelemeler ve yazışma sonuçlarına göre, davacı işçinin FETÖ/PDY mensubiyetinin tespit edilememesi, davacı işçi hakkında davalı işverenin, FETÖ/PDY mensubiyeti iddiası ile ilgili olarak, herhangi bir adli soruşturma bulunmaması ve banka hesap hareketlerinde de, bilirkişi incelemesine göre, mutat banka işlemleri dışında, olağan dışı bir işlemin bulunmaması nedeni ile- iş Hukuku mevzuatına, işten çıkarma usül ve prosedürüne, çalışanlar arasında eşit davranılması ve feshin son çare olması ilkesine uygun olmadığı, Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda anlaşıldığından, davacının talebi açısından, sübut bulan davasının (dava tarihindeki işe iade mevzuatının, davacı lehine hükmedilecek ödeme kalemleri açısından, işçi lehine hükümler içermesi nedeni ile dava tarihindeki işe iade mevzuatı dikkate alınarak) kabulüne ve işe iadeye, dört maaş tutarında boşta geçen süre ücreti ile kıdemine göre (davalı şirketteki çalışma süresi dikkate alınmıştır) (altı aydan fazla ve beş yıldan az) işe başlatmama tazminatına hükmedilmesine, karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." İşveren Kurum anılan karara karşı istinaf kanun yoluna başvurmuştur. İstinaf dilekçesinde; başvurucu hakkında birçok ihbar ile Millî İstihbarat Teşkilatının bilgilendirmesi bulunduğunu belirten Kurum, ayrıca başvurucunun Bank Asya nezdinde açtırdığı hesaplarda sürekli olarak para yatırma ve çekme işlemleri ile muhtelif işlemler yaptığını, tüm bu hususlar dikkate alınarak yasal sürece uygun bir şekilde işten çıkarıldığını ileri sürmüştür. Bilirkişi raporunun eksik incelemeye dayalı olduğunu iddia eden Kurum, raporda 22/3/2015-26/1/2015 tarihleri arasındaki hesap hareketlerinin incelenmediğini, başvurucunun Bankaya kayyım atanmasından bir hafta öncesine kadar hesabını kullanmaya devam ettiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi 16/4/2019 tarihli kararı ile istinaf talebinin kabulü ile davanın reddine hükmetmiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:"Dosya içeriğinden davacının terör örgütünün finans kuruluşu durumundaki Asya Katılım Bankası A.Ş.'deki hesabında terör örgütü elebaşısının 25/12/2013 tarihli bir telefon görüşmesi sonrası bu bankaya destek sağlanması mesajı sonrası tarih olan31/12/2013'de 027,06 TL aktifinin mevcut oluşu, bu bankanın TMSF'ye geçmesi ve kayyuma atanmasından kısa bir süre önce 091,43 TL parayı çekmesi gibi hesap hareketleri değerlendiğinde davalı işverenin davacı işçisine karşı duyduğu şüphe, aralarındaki güven ilişkisinin zedelenmesine yol açacak nitelikte olması değerlendirildiğinde işverenden katlanması beklenilmeyecek bu tür bir şüpheden dolayı iş ilişkisinin devamı için gerekli güven ilişkisinin sarsılmasına yol açacak ve güven potansiyeline sahip olmaksızın ifa edilemeyecek iş için işçinin uygunluğu da ortadan kalkacaktır. Terör örgütü ile irtibat veya iltisakı bulunduğuna dair şüphe bulunan bir işçiyi çalıştırmaya devam etmenin, davalı işverenden açısından beklenemeyeceği, davacının FETÖ/PDY ile ilgi, iltisak ya da irtibatı bulunduğu konusunda davalı işveren açısından şüphe feshini gerektirir yeterli delil olduğu ve feshin geçerli nedene dayandığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan davalı vekilinin bu yönü ile istinaf sebepleri yerinde görüldüğünden davalının istinaf başvurusunun kabulüne..." Öte yandan savcılık da 30/4/2019 tarihinde soruşturmayı tamamlamış ve başvurucu yönünden kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Karar gerekçesinde, başvurucunun Bank Asyada hesap kaydı olmakla birlikte 2014 yılı öncesinde de yüksek meblağlı aktif işlemler gerçekleştirdiğini ancak hesap hareketlerinde yapılan incelemede yeni hesap artırımlarının bulunmadığını, bunun dışında her türlü şüpheden uzak somut ve yeterli delil elde edilemediğini belirtmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin nihai kararı 22/5/2019 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ edilmiştir. Başvurucu 21/6/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. İlgili Mevzuat İlgili mevzuat için bkz. Berrin Baran Eker [GK], B. No: 2018/23568, 2/7/2020, §§ 20-B. Yargıtay Kararları Yargıtay Hukuk Dairesinin 22/10/2007 tarihli ve E.2007/16878, K.2007/30923 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"Davalı işveren, davacının geçmişten gelen sabıkası ve özellikle yasadışı örgütle bağlantısı nedeni ile güvenlik önlemi olarak iş sözleşmesini feshetmiştir. Bu fesih Alman Hukukunda ve Alman Federal Mahkemelerinde şüphe feshi olarak adlandırılmaktadır. Böyle bir fesihte, işverenin işçisine karşı duyduğu şüphe, aralarındaki güven ilişkisinin zedelenmesine yol açmaktadır. İşverenden katlanması beklenemeyecek bir şüpheden dolayı, işçinin iş ilişkisinin devamı için gerekli olan uygunluğu ortadan kalktığından, güven ilişkisinin sarsılmasına yol açan şüphe, işçinin kişiliğinde bulunan bir sebeptir. Ciddi, önemli ve somut olayların haklı kıldığı şüphe, güven potansiyeline sahip olmaksızın ifa edilemeyecek iş için işçinin uygunluğunu ortadan kaldırdığından, şüphe feshi, işçinin yeterliliğine ilişkin fesih türü olarak gündeme gelecektir. Davacının geçmişte yasadışı örgüt üysi olması, davacının görev yaptığı bölgede terör olaylarının artması ve demiryolu ulaşımının da hedefte bulunması, davalı işveren açısından iş ilişkisinin devamı için gerekli olan güvenin sarsıldığı, elverişli objektif olay ve vakıalara dayanan güçlü bir şüphenin bulunduğu anlamına gelmektedir. Davacının iş sözleşmesinin feshinin geçerli nedenle yapıldığı kabul edilmelidir. Davanın reddi yerine yazılı şekilde kabulü hatalıdır." Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15/11/2018 tarihli ve E.2015/22-2715, K.2018/1720 sayılı kararı şöyledir:"...şüphe feshinin söz konusu olabilmesi için iş ilişkisinin devamı için gerekli olan güveni yıkmaya elverişli, objektif olay ve vakıalara dayanan güçlü bir şüphe mevcut olması ve ayrıca olayın aydınlatılması için işverenin kendisinden beklenebilecek bütün çabaları göstermesine karşın eylemin gerçekleştiğinin kanıtlanamaması gerektiğinden, somut uyuşmazlıkta davacının sabit olan, doğruluk ve bağlılığa uymayan nitelikteki eyleminin şüphe feshi teşkil etmediği de açıktır..." Yargıtay Hukuk Dairesinin 3/10/2018 tarihli ve E.2018/10430, K.2018/20956 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"...Yukarıda açıklanan ilke ve esaslar çerçevesinde değerlendirme yapılacak olursa, somut olayda davacının iş sözleşmesinin feshi ile ilgili yasal dayanakların 4857 sayılı İş Kanunu ile birlikte Bakanlar Kurulu kararı ile ülke genelinde ilan edilen Olağanüstü Hal kapsamında çıkartılan kanun hükmünde kararnameler olduğu konusunda tereddüt bulunmamaktadır. Söz konusu kararnamelerin iş sözleşmesi ile çalışan işçilere yönelik hükümleri incelendiğinde, gerek 667 sayılı KHK’nin maddesi gerekse 673 sayılı KHK’nin maddesinde bu kanun hükmünde kararnameler kapsamında iş sözleşmesi feshedilen işçilerin bir daha yeniden doğrudan veya dolaylı olarak eski işinde veya benzer işlerde görevlendirilemeyecekleri, bunların işe iadesinin mümkün olmadığı şeklinde emredici nitelikte düzenlemelerin yer aldığı görülecektir. Bu yasal düzenlemelerin nitelik itibariyle, kamu düzenine ilişkin ve açıkça emredici nitelikte olduğu değerlendirildiğinde, açılacak davalarda taraflarca hazırlama ilkesine üstünlük tanınamayacağı göz önüne alınmalıdır. Bu itibarla, ilgili kanun hükmünde kararnameler kapsamındaki fesihlere ilişkin olarak açılan işe iade davalarında, taraflarca hazırlama ilkesi yerine istisnai nitelikteki kendiliğinden araştırma ilkesinin uygulanması gerekmektedir.Buna göre görülmekte olan davada, sözleşmenin feshine dayanak bilgi ve belgelerin mahkemece resen araştırılması gerekmekte ise de, dosyada sadece Erzurum Cumhuriyet Baş Savcılığına davacı hakkında soruşturma veya kovuşturma olup olmadığı yönünde yazılan yazı cevabi ile yetinildiği, bu yönde başkaca bir araştırma yapılmadığı anlaşılmaktadır. Davacının iş sözleşmesinin feshine dayanak objektif değerlendirmelerin neler olduğu, hangi bilgi ve belgelerin feshe gerekçe yapıldığı davalı bankadan sorularak; bunun yanında resen araştırma ilkesi kapsamında davacı hakkında mevcut ise adli ya da idari soruşturma evrakları, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı’nın Terörle Mücadele, Kaçakçılık, Organize Suçlar ve İstihbarat ile ilgili birimlerinden ve Bilgi Teknolojileri Kurumu’ndan getirtilmeli, varsa davacı ile ilgili bilgi ve belgeler ile yine Bank Asya nezdinde açılmış mevduat hesapları, hesap hareketleri ve bankacılığa ilişkin işlemler olup olmadığı sorulmalı, tüm bilgi ve belgeler değerlendirilerek ulaşılacak sonuca göre hüküm kurulmalıdır. Eksik incelemeyle yazılı gerekçe ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davacının davasının kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirir." Yargıtay Hukuk Dairesinin 17/10/2018 tarihli ve E.2018/11972, K.2018/22382 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"Davacının ... sözleşmesinin feshinin 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin maddesi doğrultusunda davalı işverence oluşturulan komisyon kararıyla davalı kurum tarafından gerçekleştirilmiştir.Davacı işçi 4857 sayılı ... Kanunu hükümleri çerçevesinde çalışmış olmakla ... sözleşmesinin 2016 tarihindeki feshinde ... Kanunu'nun ve devamı maddeleri hükümleri uygulanmalıdır.Somut olayda davacının ... akdinin feshine neden olan bilgi ve belge işverence ibraz edilememiştir. Davacının ... akdinin feshine dayanak objektif değerlendirmelerin neler olduğu, hangi bilgi ve belgelerin feshe gerekçe yapıldığı davalı Kurumdan araştırılmalı; ayrıca davacı hakkında mevcut ise adli ya da idari soruşturma evrakları, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı'nın Terörle Mücadele, Kaçakçılık, Organize Suçlar ve İstihbarat ile ilgili birimlerinden ve Bilgi Teknolojileri Kurumundan varsa davacı ile ilgili bilgi ve belgeler ile yine Bank Asyaya açılmış mevduat hesapları, hesap hareketleri ve bankacılığa ilişkin işlemler olup olmadığı sorulmalı, tüm bilgi ve belgeler değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulmalıdır. Eksik incelemeyle yazılı gerekçe ile davanın reddi hatalı olup bozmayı gerektirir." Yargıtay Hukuk Dairesinin 8/3/2018 tarihli ve E.2018/464, K.2018/6086 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"Somut olayda; davacının iş sözleşmesinin feshine ilişkin hiçbir belgenin dosyaya sunulmadığı anlaşılmaktadır. İlk Derece Mahkemesi tarafından şüpheyi haklı kılacak güçte somut delillerin bulunup bulunmadığı araştırılmamıştır. Tarafların iddia ve savunmaları dikkate alındığında Mahkemece öncelikle yapılacak iş; davacının banka kayıtları getirtilerek özellikle adı geçen Bank Asya da hesabının hangi tarihler arasında açık olduğu, bankaya toplu para yatırma ve çekme işlemlerinin yapılıp yapılmadığı, yapıldı ise hangi tarihler arasında hangi sebeplerle yapıldığına ilişkin bilgi ve belgelerin toplanması, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı'nın Terörle Mücadele, Kaçakçılık, Organize Suçlar ve istihbarat ile ilgili birimlerinden ve Bilgi teknolojileri Kurumundan davacının hakkında FETÖ/PDY terör örgütü ile ilgili işlem yapılıp yapılmadığının emniyet veya diğer güvenlik güçlerinden sorularak gelen yazı cevaplarının dosyaya getirtilmesi gerektiği gibi, ayrıca, davacının iş sözleşmesinin feshinin haklı nedene dayalı olup olmadığına dair denetime elverişli tüm delillerin de araştırılarak toplanması gerekmektedir. Feshin haklı nedene dayanıp dayanmadığı hususunun açıklığa kavuşturulması için belirtilen yönlerden gerekli araştırmaya gidilmeli ve toplanacak deliller dosya içeriği ile yeniden bir değerlendirmeye tabi tutularak sonucuna göre bir karar verilmelidir. Eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir."