T.C. İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/586 Esas KARAR NO : 2026/242 DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 13/08/2025 KARAR TARİHİ : 16/04/2026 Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili Mahkememize verdiği dava dilekçesi ile; müvekkili banka ile dava dışı ... Şirketi arasında akdedilen genel kredi sözleşmelerinde davalılar ..., ... ve ...'in müteselsil kefil sıfatıyla imzasının bulunduğunu,…
T.C. İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/586 Esas KARAR NO : 2026/242 DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 13/08/2025 KARAR TARİHİ : 16/04/2026 Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili Mahkememize verdiği dava dilekçesi ile; müvekkili banka ile dava dışı ... Şirketi arasında akdedilen genel kredi sözleşmelerinde davalılar ..., ... ve ...'in müteselsil kefil sıfatıyla imzasının bulunduğunu, müvekkili banka tarafından işbu genel kredi sözleşmesi kapsamında ... şirketine krediler kullandırıldığını, kullandırılan kredilerin geri ödemelerinin sözleşmedeki şartlara uygun olarak yapılmadığını, işbu sebeple ... şirketi ve kefillere ... 20. Noterliğinin ... yevmiye nolu, ... tarihli ihtarnamesi ile hesabın kat edildiğinin bildirildiğinin ve borcun ödenmesi gerektiğinin ihtar edildiğini, hesap kat ihtarnamesi ve hesap özetine itiraz edilmediğini ve İİK.nın 68/b maddesine göre ihtarname ve hesap özetinin kesinleştiğini, borçlular tarafından herhangi bir ödeme yapılmaması nedeniyle takip işlemlerine geçilebilmesi için yapılan araştırmada; Borçlu ... şirketi tarafından ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ...E. sayılı dosyası üzerinden konkordato talebinde bulunulduğunu, akabinde davalılar ..., ... ve ...hakkında 17/03/2025 tarihli mahkeme ara kararı ile tefrik kararı verilerek aynı Mahkemenin ... Esas sayılı dosyasından davanın yürütüldüğünü, davalılar ..., ... ve ...'e yönelik görülen davada Mahkemece 09/04/2025 tarihli duruşmada davanın reddine karar verildiğini, ... şirketi hakkında ise 25/09/2024 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 1 yıllık kesin mühlet kararı verildiğini, ... şirketi hakkında kesin mühlet kararı bulunması sebebiyle, tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakların saklı kalmak kaydıyla, vadesi gelmesine rağmen ödenmeyen borç bedeli için müteselsil kefiller ..., ... ve ... hakkında 10/06/2025 tarihinde ... Banka Alacakları İcra Dairesinin... Esas sayılı dosyası üzerinden ilamsız takip başlatıldığını, davalıların ödeme emrine itiraz ettiklerini, ancak yapılan itirazın hiçbir hukuki dayanağı olmadığını ve itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu belirterek itirazın iptaline, takibin devamına ve %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili Mahkememize verdiği cevap dilekçesi ile; icra dosyasında yer alan genel kredi sözleşmesinin incelendiğinde, TBK.nın 583. maddesi uyarınca sözleşmenin kefil bölümünde yer alan el yazısı ibarelerin aynı karakteristik yazım biçimiyle yazılması, söz konusu metinlerin sonradan ve tek elden doldurulduğuna işaret etmekte olduğunu, bu sebeple kefalet sözleşmesinin gerek bu yönden gerekse yasanın aradığı diğer koşullar yönünden geçersiz olduğunu, ayrıca davalıların konkordato sürecinde bulunan dava dışı ...Şirketi ve ... şirketinin ortakları olduğunu, ... 2. Ticaret Mahkemesi tarafından dava dışı şirketler ve ortaklarına ilişkin devam etmekte olan ...Esas sayılı konkordato dosyasında 25.09.2024 tarihinde kesin mühlet verildiğini, akabinde 17/03/2025 tarihli ara karar ile davacılar ..., ..., ..., ...yönünden tefrik kararı verildiğini ve ardından ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin... Esasına kaydedildiğini, söz konu yargılama devam ederken 25.09.2024 tarihinde kesin mühlet kararı verildiğini ve konkordato süreci devam ederken, davacılar yönünden tefrik kararı verilmesinin ardından konkordato talebinin reddedildiğini, bu dosyanın bekletici mesele yapılmasına karar verilmesini talep ettiklerini, konkordatonun kefalet sözleşmesine etkisi bakımından, alacak asıl borçluya karşı muaccel hale gelmeden kefile bu dava yöneltilemeyeceğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla gayrinakdi alacaklardan kefillerin sorumluluğunun bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini ve davacı aleyhine kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. Dava; İİK'nın 67.maddesi gereğince açılmış itirazın iptali davasıdır. ... Banka Alacakları İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyası UYAP'tan entegre edilerek dosya arasına alınmış, taraf delilleri toplanmış ve bilirkişi raporu alınmıştır. ... Banka Alacakları İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı tarafından davalılar aleyhine 79.809,59 TL asıl alacak, 42.655,36 TL asıl alacak, 55.454,10 TL asıl alacak, 1.125.689,74 TL asıl alacak, 118.816,53 TL işlemiş faiz, 12.481,02 TL masraf, 97.037,38 TL BSMV, 65.503,17 TL işlemiş faiz, 82.557,29 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 3.353.874,78 TL alacak için ilamsız icra takibi yapıldığı, davalılar tarafından süresinde itiraz edilmesi neticesinde takibin durduğu ve bu davanın süresi içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. ve...E. sayılı dosyaları UYAP'tan celp edilmiş ve incelenmesinde; davalılar ..., ..., ... ile dava dışı... ve... Şirketi, ... şirketi tarafından 01.05.2024 tarihinde Konkordato davası açıldığı, ...E. sayılı dosyada görülen davada 02.05.2024 tarihinden itibaren 3 ay süre ile geçici mühlet ve ihtiyati tedbir kararları verildiği, bilahare 25.09.2024 tarihinden başlamak üzere 1 yıllık kesin mühlet verildiği, davalılar hakkındaki davanın tefrik edilerek Mahkemenin 2025/267 E. sırasına kaydedildiği ve 09.04.2025 tarihli karar ile onlar hakkındaki davanın reddine karar verildiği görülmüştür. Dava dışı asıl borçlu şirketin geçici mühlet kararının 02/05/2024 tarihli olduğu anlaşıldığından bu tarihten önce dava dışı asıl borçlu şirketin kredi ödemelerinde aksama olup olmadığı, ödenmeyen kredi taksidi olup olmadığı ve takip tarihi itibariyle davacının davalılardan alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise ne miktarda alacaklı olduğu hususunda bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiştir. Bilirkişi ... Mahkememize sunduğu 06/01/2026 tarihli raporunda; davacı banka ile dava dışı kredi lehtarı asıl borçlu ...Tic. A.Ş. arasında Genel Kredi Sözleşmeleri akdedildiğini, işbu sözleşmeyi davalı kefillerinde müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış olduklarını, anılan sözleşme kapsamında kullandırılan kredilerin henüz muacceliyet koşulları oluşmadan geri çağrılması karşısında, davacı bankanın davalılar hakkında takip ve dava hakkının bulunup bulunmadığının konkordato mevzuatı karşısında takdirinin Mahkemeye ait olduğunu, davalı kefil ...'un sözleşmede gösterilen kefalet limiti tutarının 27.000.000 TL olduğunu, diğer davalılar ... ile ...'in 2.000.000 TL olduğunu, temerrüt tarihi itibariyee hesaplanan asıl borç toplamının 1.303.608,79 TL olduğunu, dolayısıyla hesaplanan asıl borcun (ana para borcunun), kefalet limitinden daha düşük seviyede olması nedeniyle, davalı Kefillerin hem kendi ve hem de dava dışı asıl borçlu şirketin temerrüdü ve bunun hukuki sonuçlarından dolayı kefalet limitiyle sınırlı olmaksızın borcun tamamından müteselsilen sorumlu sayılabileceklerinin bir an için söylenebileceğini, davacı bankanın takip tarihi itibariyle hesaplanan alacağının 2.843.246,55 TL olduğunu, Mahkemece raporun benimsenmesi halinde, fazlaya ilişkin 510.628.23 TL'nin (3.353.874,78 TL - 2.843.246,55 TL =) reddi durumunda, takip tarihi itibariyle tabloda belirtildiği üzere, asıl alacak kalemleri üzerinde belirtilen temerrüt faiz oranları ve bunun üzerinden %5 gider vergisi (BSMV) ile birlikte bir an için tahsilde tekerrür etmemek kaydıyla istenilebileceğini, davacı banka bir kısım davalı kefiller ... ve ... yönünden kefalet limiti 2.000.000 TL ile sınırlı olarak alacak talep ettiğini, taleple bağlılık kuralı karşısında takdir Mahkemeye ait olduğunu, dava dışı asıl borçlu ...Dış Tic. A.Ş. firması hakkında ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ...Esas sayılı dosyası ile 02.05.2024 tarihinden itibaren 3 ay süreye geçici mühlet tedbir kararı verildiğini, taksitli kedilerin ödeme planları (12 adet) dahilinde, tedbir kararı öncesinde geciken herhangi bir taksitleri henüz yokken 06.05.2024 tarihinde kredi hesapları kesilip kat edildiğini, başka bir deyişle hesabın kesilip kat edildiği tarihte ne taksitli krediden ve ne de rotatif (BCH) krediden dolayı herhangi bir geciken alacağın bulunmadığı nazara alındığında, hesabın dava dışı asıl borçlu şirket hakkında verilen tedbir kararına atfen sırf kesilip kat edilmiş olduğunun anlaşılmakta olduğunu, bu durumda dava dışı asıl borçlu şirket konkordato tedbir kararı dahilinde faaliyetini yürütürken keşide edilen kat ihtarının temerrüt sonucunu doğurup doğurmayacağı takdirinin Mahkemeye ait olduğunu, zira yanlar arasında akdedilen sözleşmenin Temerrüt Halleri ve Takip Hükümlerini düzenleyen 4. maddesi altında davacı bankaya herhangi bir gerekçe göstermeksizin kredi hesaplarını kesip kat etme yetkisi tanımakta ise de, bu sözleşmesel hakkın konkordato hükümlerini düzenleyen yasal mevzuatın önüne geçemeyeceği söylenebileceğini, gelinen bu aşamada konunun hukuki takdirinin Mahkemeye ait olmak üzere davacı bankamın İİK'nun 294. maddeye aykırı olarak kredi hesabını kesip kat etmiş olduğu söylenebileceğini, hal böyle iken, hesap kat tarihi itibariyle özellikle davalı kefiller bakımından alacağın muaccel olup olmadığının TBK'nun 586. Madde kapsamında irdelenmeye muhtaç olduğunun değerlendirilmekte olduğunu, şöyle ki buna göre kefile müracaat edilebilmesi için asıl borçlunun ifada gecikmesi, ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça borçlunun ödeme güçlüğü içerisinde olması gerektiği bir yasa hükmü olduğunu, o halde geçici mühlet tedbir kararı tarihi 02.05.2024 ile hesabın bir gün sonra 03.05.2024 tarihinde kesilip kat edilmiş olması nazara alındığında (ayrıca hesap kat edilmeden önce kanıtlanmış muaccel bir alacağın da bulunmadığı gözetildiğinde) geçici mühlet tedbir kararı (02.05.2024) öncesinde özellikle dava dışı asıl borçlu (konkordato sürecinde olan barçlu) bakımından muaccel bir alacak bulunmadığı gibi somut olarak tevsik edilen bir temerrüt hali de henüz teşekkül etmediğini, o halde TBK'nun 586. madde ışığında geçici mühlet tedbir kararı tarihi 02.05.2024 öncesinde dava dışı asıl borçlu ... Firması bakımından muaccel bir alacak veya somut temerrüt hali doğmamış olduğundan, (asıl borçlunun ifada gecikmesi, ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça borçlunun ödeme güçlüğü içerisinde olması gibi) davalı kefiller açısından geçici mühlet veya kat tarihi itibariyle asıl borçlunun (Konkordato talep eden firma) muaccel bir borcu bulunmadığı kanısıyla, TBK'nun 586. maddesi karşısında davalı kefillere başvuru şartlarının henüz oluşmamış olması nedeniyle, davalı kefiller aleyhinde bu aşamada takip yapılıp yapılamayacağının Mahkemenin takdirinde olduğunu belirtmiştir. Mahkememizce toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacı banka ile dava dışı ...Şirketi arasında genel kredi sözleşmeleri imzalandığı, davalılar ..., ... ve ...'in müteselsil kefil sıfatıyla genel kredi sözleşmesini imzaladıkları, davacı bankaca gönderilen ... 20. Noterliğinin ... tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile 03.05.2026 tarihi itibariyle hesabın kat edildiğinin bildirildiği, ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. Sayılı dosyasında; davalılar ..., ..., ... ile dava dışı ...ve ... Şirketi, ... şirketi tarafından 01.05.2024 tarihinde Konkordato davası açıldığı, 02.05.2024 tarihinden itibaren 3 ay süre ile geçici mühlet ve ihtiyati tedbir kararları verildiği, bilahare 25.09.2024 tarihinden başlamak üzere 1 yıllık kesin mühlet verildiği, davalılar hakkındaki davanın tefrik edilerek Mahkemenin 2025/267 E. sırasına kaydedildiği ve 09.04.2025 tarihli karar ile onlar hakkındaki davanın reddine karar verildiği görülmüştür. Dava dışı asıl borçlu şirketin geçici mühlet kararının 02/05/2024 tarihli olduğu anlaşıldığından bu tarihten önce dava dışı asıl borçlu şirketin kredi ödemelerinde aksama olup olmadığı, ödenmeyen kredi taksidi olup olmadığı ve takip tarihi itibariyle davacının davalılardan alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise ne miktarda alacaklı olduğu hususunda bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiştir. Bilirkişi sunduğu raporunda; kefile müracaat edilebilmesi için asıl borçlunun ifada gecikmesi, ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça borçlunun ödeme güçlüğü içerisinde olması gerektiğinin bir yasa hükmü olduğunu, geçici mühlet tedbir kararı tarihinin 02.05.2024 ile hesabın bir gün sonra 03.05.2024 tarihinde kesilip kat edilmiş olması nazara alındığında ayrıca hesap kat edilmeden önce kanıtlanmış muaccel bir alacağın da bulunmadığı gözetildiğinde geçici mühlet tedbir kararı 02.05.2024 öncesinde özellikle dava dışı asıl borçlu konkordato sürecinde olan barçlu bakımından muaccel bir alacak bulunmadığı gibi somut olarak tevsik edilen bir temerrüt halinin de henüz teşekkül etmediğini, o halde TBK'nın 586. madde ışığında geçici mühlet tedbir kararı tarihi 02.05.2024 öncesinde dava dışı asıl borçlu ...Firması bakımından muaccel bir alacak veya somut temerrüt hali doğmamış olduğundan, (asıl borçlunun ifada gecikmesi, ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça borçlunun ödeme güçlüğü içerisinde olması gibi) davalı kefiller açısından geçici mühlet veya kat tarihi itibariyle asıl borçlunun (Konkordato talep eden firma) muaccel bir borcu bulunmadığı kanısıyla, TBK'nın 586. maddesi karşısında davalı kefillere başvuru şartlarının henüz oluşmamış olması nedeniyle, davalı kefiller aleyhinde bu aşamada takip yapılıp yapılamayacağının Mahkemenin takdirinde olduğu belirtilmiştir. TBK.nın 586. Maddesinde; " Kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Ancak, bunun için borçlunun, ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir. Alacak, teslime bağlı taşınır rehni veya alacak rehni ile güvenceye alınmışsa, rehnin paraya çevrilmesinden önce kefile başvurulamaz. Ancak, alacağın rehnin paraya çevrilmesi yoluyla tamamen karşılanamayacağının önceden hâkim tarafından belirlenmesi veya borçlunun iflas etmesi ya da konkordato mehli verilmesi hâllerinde, rehnin paraya çevrilmesinden önce de kefile başvurulabilir. " İİK.nın 296. maddesinde;"Sözleşmenin karşı tarafının konkordato projesinden etkilenip etkilenmediğine bakılmaksızın, borçlunun taraf olduğu ve işletmesinin faaliyetinin devamı için önem arz eden sözleşmelerin devamı esastır. Bu sözleşmelerde yer alıp da borçlunun konkordato talebinde bulunmasının sözleşmeye aykırılık teşkil edeceğine, haklı fesih sebebi sayılacağına yahut borcu muaccel hâle getireceğine ilişkin hükümler, borçlunun konkordato yoluna başvurması durumunda uygulanmaz. Sözleşmede bu yönde bir hüküm bulunmasa dahi sözleşme, borçlunun konkordatoya başvurduğu gerekçesiyle sona erdirilemez. (Ek cümle:9/6/2021-7327/4 md.) Bu fıkra kapsamında geçici ve kesin mühlet süresince devam eden sözleşmeler nedeniyle borçlanılan edimler karşılıklı olarak ifa edilir. Borçlu, tarafı olduğu ve konkordatonun amacına ulaşmasını engelleyen aşırı külfetli sürekli borç ilişkilerini, komiserin uygun görüşü ve mahkemenin izniyle herhangi bir zamanda sona erecek şekilde feshedebilir. Bu çerçevede ödenmesi gereken tazminat, konkordato projesine tabi olur. Hizmet sözleşmelerinin feshine ilişkin özel hükümler saklıdır." hükümleri mevcuttur. Kesin mühletin sözleşmeler bakımından etkisi başlıklı İİK.nın 296. maddesine göre, sözleşmenin karşı tarafının konkordato projesinden etkilenip etkilenmediğine bakılmaksızın, borçlunun taraf olduğu ve işletmesinin faaliyetinin devamı için önem arz eden sözleşmelerde yer alıp da, borçlunun konkordato talebinde bulunmasının sözleşmeye aykırılık teşkil edeceğine, haklı fesih sebebi sayılacağına yahut, borcu muaccel hâle getireceğine ilişkin hükümler, borçlunun konkordato yoluna başvurması durumunda uygulanmaz. Sözleşmede bu yönde bir hüküm bulunmasa dahi sözleşme, borçlunun konkordatoya başvurduğu gerekçesiyle sona erdirilemez, hükmüne yer verilmiştir. Bu madde hükmü gereğince genel kredi sözleşmesindeki buna ilişkin hükümlerin geçerli olmadığı anlaşılmıştır. Somut olayda davacı banka tarafından 06.05.2024 tarihli ihtarname ile; dava dışı asıl borçlu şirket tarafından kullanılan kredilerin 03.05.2026 tarihi itibariyle kat edildiği bildirilmiştir. Asıl borçlu şirket hakkındaki geçici mühlet tedbir kararı tarihinin 02.05.2024 olduğu, hesabın bir gün sonra 03.05.2024 tarihinde kesilip kat edilmiş olduğu ve bilirkişi incelemesi sonucunda; hesap kat edilmeden önce kanıtlanmış muaccel bir alacağın bulunmadığı gözetildiğinde geçici mühlet tedbir kararı 02.05.2024 öncesinde dava dışı asıl borçlu konkordato sürecinde olan borçlu bakımından muaccel bir alacak bulunmadığı gibi somut olarak tevsik edilen bir temerrüt halinin de bulunmadığı anlaşıldığından, TBK'nın 586. maddesi kapsamında davalı kefillere başvuru şartlarının oluşmamış olması nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacının icra takibi yapmakta kötü niyetli olduğu kanıtlanmadığından davalıların kötü niyet tazminatı taleplerinin reddine karar verilmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın REDDİNE, 2-Davalıların kötü niyet tazminat taleplerinin reddine, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesine göre alınması gereken 732 TL harcın peşin alınan 57.275,80 TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 56.543,80 TL'nin karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya iadesine, 4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 478.003,72 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 5-Davacının yaptığı yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 6-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13) maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.700 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsiliyle hazineye irat kaydına, 7-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, Davalılar vekilinin yüzüne karşı, davacı vekilinin yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Mahkememize sunulacak veya gönderilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 16/04/2026 Başkan ¸e-imzalıdır Üye ¸e-imzalıdır Üye ¸e-imzalıdır Katip ¸e-imzalıdır **Bu belge 5070 sayılı Kanun Kapsamında Elektronik İmza İle İmzalanmıştır.*