4. Hukuk Dairesi 2009/13348 E. , 2011/263 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... ve diğerleri vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve diğerleri aleyhine 07/01/2008 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen 03/07/2009 günlü kararın Yargıtay’da duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekili Avukat ... tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 18/01/2011 duruşm…
**4. Hukuk Dairesi 2009/13348 E. , 2011/263 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... ve diğerleri vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve diğerleri aleyhine 07/01/2008 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen 03/07/2009 günlü kararın Yargıtay’da duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekili Avukat ... tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 18/01/2011 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalılar vekilleri Avukat ..., Avukat ... ile karşı taraftan davacılar vekili Avukat ... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü. 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir. 2-Diğer temyiz itirazlarına gelince; a)Dava, trafik kazası nedeni ile desteğin ölümünden dolayı uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Davacılar, davalı sürücünün tam kusuru ile neden olduğu trafik kazası nedeniyle eş ve anneleri olan desteğin yaşamını yitirdiğini belirterek, davalıların maddi ve manevi tazminat ile sorumlu tutulmalarını istemişlerdir. Davalılar ise, Marmara Ereğlisi-Çorlu arasında BOTAŞ'ın servis hizmetini yaptıklarını, BOTAŞ çalışanı olmayan davacının eş ve çocuklarının servise binmesi için BOTAŞ'tan istekte bulunarak herhangi bir kaza olması durumunda tüm sorumluluğun kendisine ait olduğuna ilişkin imzalı dilekçe verdiğini, uzun süredir BOTAŞ'a bu hizmeti verdiklerinden Şirket yetkilisinin istemini geri çeviremediklerini, kazanın hiç kimsenin istemediği bir biçimde meydana geldiğini, kazada ölen ve yaralananlar için ellerinden geleni yaptıklarını ileri sürerek, istemin reddedilmesi gerektiğini savunmuşlardır. Yerel mahkemece, davalı sürücünün tam kusuru ile neden olduğu trafik kazasında hatır için taşınan davacılar desteğinin yaşamını yitirdiği kabul edilerek, hesaplanan destekten yoksun kalma tazminatlarından Borçlar Yasası'nın 43. maddesi uyarınca 1/10 oranda indirim yapıldıktan sonra maddi ve manevi tazminat istemlerinin bir bölümünün kabulüne karar verilmiştir. Dava konusu olayda, davacının eş ve çocuklarının olay tarihinden önce ve olay günü ücret alınmadan, karşılıksız olarak taşındığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davalıların sahibi ve sürücüsü olduğu araç BOTAŞ'a servis hizmeti vermektedir. Davacının, tüm sorumluluğu kabullenerek eş ve çocuklarının BOTAŞ'ın servis hizmetinden yararlandırılmasını istediğini imzalı dilekçesi ile bildirmesi nedeni ile BOTAŞ yetkilisinin bu konudaki isteminin davalılarca geri çevrilmediği anlaşılmaktadır. Olayın meydana geliş koşulları incelendiğinde; davacının bilgisi ve istemi ile eş ve çocuklarının karşılıksız olarak taşındığı bir sırada kazanın meydana geldiği anlaşıldığından, yerel mahkemenin davalılar yararına Borçlar Yasası'nın 43. maddesi uyarınca bir indirim yapılması gerektiği yönündeki görüşü doğru olmakla birlikte yapılan indirim azdır. b)Borçlar Yasası'nın 47. maddesi gereğince yargıcın, özel durumları göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Takdir edilecek bu tutar, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 gün ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel durum ve koşullar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden yargıç, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde nesnel (objektif) ölçülere göre uygun (isabetli) bir biçimde göstermelidir. Dava konusu olayın meydana geliş biçimi ve koşulları, olay tarihi, tarafların ekonomik ve sosyal durumları ile yukarıdaki ilkeler gözetildiğinde, davacılar yararına takdir edilen manevi tazminatlar fazladır. Yerel mahkemece açıklanan olgular gözetilerek, hesaplanan maddi tazminat tutarlarından daha üst düzeyde indirim yapılmamış ve davacılar yararına daha alt düzeyde manevi tazminat takdir edilmemiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekirse de belirlenen bu yanılgıların giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası'nın 438/7. maddesi gereğince, hesaplanan maddi tazminat tutarları üzerinden % 30 oranda, manevi tazminat tutarları üzerinden ise matematiksel oranda olmamak üzere indirim yapılarak, kararın düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (2/a ve b) sayılı bentte gösterilen nedenlerle hüküm fıkrasının ikinci paragrafında yer alan "…2.678…" ve "…10.000…" biçimindeki sayı dizileri ayrı ayrı silinerek yerine sırası ile "…2.083,22…" ve "…5.000,00…” sayı dizilerinin yazılmasına; üçüncü paragrafında yer alan "…8.955…" ve "...20.000…" biçimindeki sayı dizileri ayrı ayrı silinerek yerlerine sırası ile "…6.965,61…" ve "…15.000,00…" sayı dizilerinin yazılmasına; harç alınmasına ilişkin beşinci paragrafında yer alan "…1.477.30…" biçimindeki sayı dizisi silinerek yerine "…420,78…" biçimindeki sayı dizisinin yazılmasına; davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin paylaştırılmasına ilişkin yedinci paragrafında yer alan "…253…" biçimindeki sayı dizisi silinerek yerine "…177,28…" sayı dizisinin yazılmasına; davacılar yararına avukatlık ücreti takdirine ilişkin sekizinci paragrafında yer alan "…2.458.80…" ve "…5.400…" biçimindeki sayı dizileri ayrı ayrı silinerek yerlerine sırası ile "…1.921,73…" ve "…3.900,00…" sayı dizilerinin yazılmasına; dokuzuncu bendinde yer alan "…575…" ve "…5.400…" biçimindeki sayı dizileri ayrı ayrı silinerek yerlerine sırası ile "…823,60…" ve "…3.900,00…" sayı dizilerinin yazılmasına; öteki temyiz itirazlarının ilk bentteki nedenlerle reddine kararın düzeltilmiş bu biçiminin ONANMASINA ve temyiz eden davalılar yararına takdir olunan 825,00 TL duruşma avukatlık ücretinin davacılara yükletilmesine, peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 18/01/2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.