1. Hukuk Dairesi 2025/6700 E. , 2026/908 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2025/205 E., 2025/298 K. Dava, inançlı işlem hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Davacı; 2013 yılında paraya sıkıştığı için davalıdan 20.000,00 TL borç istediğini, davalının da kendisinden 15.000,00 TL faiz alacağını belirterek 35.000,00 TL bedelli senet ile tamamı davacıya ait olan Afyonkarahisar ili, Merkez ilçesi, ... (...) Mahallesi 1 13... parselde kayı…
1. Hukuk Dairesi 2025/6700 E. , 2026/908 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2025/205 E., 2025/298 K. Dava, inançlı işlem hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Davacı; 2013 yılında paraya sıkıştığı için davalıdan 20.000,00 TL borç istediğini, davalının da kendisinden 15.000,00 TL faiz alacağını belirterek 35.000,00 TL bedelli senet ile tamamı davacıya ait olan Afyonkarahisar ili, Merkez ilçesi, ... (...) Mahallesi 1 13... parselde kayıtlı taşınmazın %51'lik kısmını teminat olarak tapuda kendisine devretmesini istediğini, zor durumda kalan davacının bunu kabul ederek 35.000,00 TL'lik senedi imzalayarak davalıya verdiğini ve kendisine ait olan yukarıda belirtilen taşınmazın %51'lik hissesini de tapuda satış işlemi adı altında davalıya devrettiğini, daha sonra borcunu ödeyip tapusunu almak istediğinde davalının daha fazla para istediğini ve tapuyu devretmediğini, elindeki 35.000,00 TL'lik senedi icraya koyduğunu, davacının borcunu kapatarak senedi icradan teslim aldığını ileri sürerek borç karşılığı teminat olarak davalıya vermiş olduğu dava konusu taşınmazın 51/100 hissesinin tapu kaydının iptali ile adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili; davaya konu taşınmaz ile ilgili olarak davacı tarafından inançlı işleme dayanıldığını, ancak inançlı işleme dair taraflar arasında bir anlaşma olmadığını, taraflar arasında bir satım sözleşmesi bulunduğunu, tapudaki resmi satış bedelinin 71.000,00 TL olduğunu, davacının bu miktar üzerinden harç yatırması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesinin 09.12.2021 tarihli ve 2018/1129 Esas, 2021/505 Karar sayılı kararı ile; eldeki davada taraflar arasında yazılı sözleşme bulunmadığı aşikar ise de aynı olaydan kaynaklı bir ceza dosyası bulunduğu, Afyonkarahisar 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/411 Esas sayılı dosyasında dosya davacısının müşteki, davalısının ise sanık sıfatıyla yer aldığı, davanın konusunu tefecilik suçunun oluşturduğu ve 12.11.2020 tarihinde davanın mahkumiyet ile sonuçlandığı, kararın 01.12.2020 tarihinde kesinleştiği, davacı tarafın yazılı sözleşme ile inançlı temlik iddiasını ispatlayamadığı ortada ise de ceza davasındaki maddi olgular yönüyle ispat yükünü yerine getirdiği, davalının davacıya, taşınmazın bir kısım hissesinin devri halinde borç vermeyi kabul ettiği, anlaşmaları üzerine davacının davalıya hisse devrettiği, davalının ise davacıya borç para verdiği, sonrasında davacı tarafından borcun ödendiği, davalı tarafın alacağının ödenmediği yönünde bir savunmasının bulunmadığı, taraflar arasındaki irade doğrultusunda taşınmazın devredilen hisselerinin davacıya geri verilmesi yönünde kabul kararı vermek gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 04.04.2022 tarihli ve 2022/433 Esas, 2022/683 Karar sayılı kararı ile; ceza mahkemesi kararının hukuk hâkimini bağlaması için maddi olgu yönüyle kesinleşmiş olması gerektiği, davalı hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair ceza mahkemesi kararının hukuk hâkimini bağlamayacağı, davacı tarafın inanç sözleşmesinin varlığını yazılı belge ile kanıtlayamadığı, davacı tarafın yemin deliline dayanmakla davacıya yemin hakkı hatırlatılarak neticesine göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, Yerel Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına ve dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, kaldırma kararı uyarınca yapılan yargılama neticesinde İlk Derece Mahkemesinin 23.03.2023 tarihli ve 2022/303 Esas, 2023/233 Karar sayılı kararıyla ; BAM kararı uyarınca davacı tarafa yemin delilinin hatırlatıldığı, davacı vekilinin bu hususta müvekkiline ihtaratlı davetiye çıkarılmasını talep ettiği, davacı asıl adına yemin delilini kullanıp kullanmayacağı yönünde davetiye çıkarıldığı, davetiyenin usulüne uygun tebliğ edildiği, ancak davacı asıl tarafından yemin delilini kullanıp kullanmayacağına ilişkin beyanda bulunulmadığı, dolayısıyla ihtarnamede belirtilen şekilde yemin deliline davacı tarafından dayanılmadığı gerekçesiyle; açılan davada BAM kararı doğrultusunda davanın reddine karar verilmiş, İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 30.10.2023 tarihli ve 2023/1482 Esas, 2023/1895 Karar sayılı kararıyla; eldeki davaya konu olaya ilişkin Afyonkarahisar Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/391 Esas, 2015/517 Karar sayılı kararının, Yargıtay Ceza Dairesinin 2020/4308 Esas, 2020/671 Karar sayılı ilamıyla; davanın esasına girilmeden, sanık üzerine atılı tefecilik suçunun mağdurunun davacı olmaması nedeniyle sanık hakkında CMK'nın 231. maddesinin uygulanmamasının yerinde olmadığı belirtilerek bozulduğu, davacı tarafın iddia ettiği gibi suçun sabit olduğuna ilişkin Yargıtay ilamında bir tespit yapılmadığı, bu nedenle ceza hakiminin kararının eldeki davada maddi olgular yönünden bağlayıcı olmadığı, ceza dosyası içeriğinde de inanç sözleşmesinin ispatına ilişkin bir ikrar, yazılı delil başlangıcı veya yazılı delilin bulunmadığı, davacı tarafından hatırlatılmasına rağmen yemin deliline de dayanmadığından Mahkemece davanın reddine karar verilmesinin yerinde olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairenin 14.05.2025 tarihli ve 2024/793 Esas, 2025/2565 Karar sayılı kararı ile; davalı ... hakkında tefecilik suçundan açılan ceza davasında yapılan yargılamada, netice itibariyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmek suretiyle dava sonuçlandırılmış ve eldeki temyize konu dosyada da hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının bağlayıcı nitelikte olmadığı belirtilmek suretiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de varılan sonucun dosya kapsamına uygun düşmediği, ceza mahkemesinde yapılan yargılama sonucunda ilk olarak verilen 2014/391 Esas, 2015/517 Karar sayılı mahkumiyet kararının temyizen incelenmesi sonucunda Yargıtay 9. Ceza Dairesi tarafından karar bozulurken "sair temyiz itirazlarının reddine" denilmek suretiyle mahkumiyet kararının içerisindeki olguların doğru kabul edildiği, sadece şikayetçinin müdahil sıfatı alamayacağı ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması şartlarının tartışılması gereğine değinildiği, Yargıtay 9. Ceza Dairesi tarafından bozulan kararın gerekçesinde de dava konusu taşınmazın 51/100 hissesinin tefecilik suretiyle alınan paranın teminatı olarak devredildiğinin kabul edildiği anlaşılmakla ve TBK'nın 74. maddesi gereğince ceza mahkemesinin mahkumiyet kararında tespit edilen olguların hukuki hakimini bağlayacağı açık olmakla; davacının inançlı işlem olgusunu ceza mahkemesi kararının gerekçesinde belirtilen hususlarla ispatladığı anlaşıldığından davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm kurulmasının doğru olmadığı belirtilmek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın ortadan kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiş, bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Daire bozma kararına uyulmak suretiyle davacının inançlı işlem olgusunu ceza mahkemesi kararının gerekçesinde belirtilen hususlarla ispatladığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkemece, bozmaya uyularak verilen karar davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: - K A R A R - Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden usul ve kanuna ve bozma kararının gereklerine uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, Aşağıda yazılı 15.313,99 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,11.02.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.