T.C. SAKARYA BAM 4. HUKUK DAİRESİ T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1643 KARAR NO : 2026/210 KARAR TARİHİ : 30/01/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 31/01/2024 NUMARASI : 2023/648 Esas 2024/69 Karar DAVACI : ... -... - ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : .…
T.C. SAKARYA BAM 4. HUKUK DAİRESİ T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1643 KARAR NO : 2026/210 KARAR TARİHİ : 30/01/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 31/01/2024 NUMARASI : 2023/648 Esas 2024/69 Karar DAVACI : ... -... - ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... -... - ... VEKİLLERİ : Av. ... Av. ... DAVANIN KONUSU : İpotek (İpoteğin Kaldırılması (Fekki)) Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 31/01/2024 tarih, 2023/648 Esas 2024/69 sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin istenilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, Davacıya ait Sakarya Hendek ilçesi Başpınar Mahallesi ... Ada ... Parselde kayıtlı taşınmazın dava dışı ...'nun Yapı Kredi Bankası A.Ş Hendek Şubesi ile yaptığı kredi anlaşmasına istinaden 24/03/2016 tarihinde 150.000,00 TL azami limitle ipotek verildiğini, bu ipotek dışında dava dışı ...'ın ipoteği ile davalı ...'in kefaletinin bulunduğunu, borcun asıl borçlu tarafından ödenmemesi üzerine davalının bankaya olan toplam 240.453,00 TL borcu ödeyerek Hendek Noterliği tarafından düzenlenen 15/03/2022 tarihli ... yevmiye numaralı sözleşme ile Alacağı ve Alacağın Teminatı Olan İpotekleri) bu kapsamda davacının taşınmazı üzerindeki ipoteği de) devraldığını, TBK 596/2 gereği borcu ödeyen kefilin kefalet sözleşmesi kurulmadan önce ya da en geç sözleşme kurulduğu anda üçüncü kişi tarafından verilen rehin haklarına başvurabilme imkanına sahip olduğunu, davacının verdiği ipoteğin davalının kefalet tarihinden sonra olduğunu, müteselsil kefil olan davalının borcu ödeyerek alacağı bankadan temlik almasının geçerliliğinin bulunmadığını belirterek dava konusu taşınmaz üzerindeki ipoteğin kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı cevap dilekçesinde özetle, dava dışı ...'nun 02/02/2016 tarihinde Yapı Kredi Bankasından çekmiş olduğu krediye binaen davalının müteselsil kefil olduğunu, ayrıca davacı ve dava dışı ...'in taşınmazları üzerine teminat kapsamında ipotek tesis edildiğini, kredi çekenin borcunu ödememesi sebebiyle davalının borcu ödediğini ve alacağı temlik aldığını, bu suretle yeni alacaklı sıfatını kazandığını, alacaklının değişmesi sebebiyle devralanın devredenin tüm haklarına sahip olduğunu, alacağın devri ile ipotekle teminat altına alınan rehin hakkının davalıya geçtiğini, borcun sona ermediğini yalnızca alacaklının değiştiğini beyan ederek davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesi kararının Özeti; İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "1-Davanın KABULÜNE, 2-Dava konusu Sakarya Hendek Başpınar Mahallesi ... Ada ... parsel sayılı taşınmaz üzerinde davalı ... lehine kayıtlı bulunan 24/03/2016 tarihli , ... yevmiye sayılı ipoteğin kaldırılmasına, 3-Karar kesinleştiğinde kesinleşme şerhli bir örneğinin tapu müdürlüğüne gönderilmesine, 4-Hüküm özetinin tapu müdürlüğüne gönderilmesine, 5-Dava değeri 150.000,00-TL üzerinden hesaplanan 10.246,50-TL nispi harçtan dava açılırken bu dava için peşin yatırılan 2.561,63-TL nin mahsubu ile bakiye 7.684,87-TL nispi karar harcının davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına" dair karar verilmiştir. İnceleme konusu karar davalı tarafça istinaf edilmiştir. Gerekçeli kararın tebliğ tarihi itibariyle, istinaf başvurularının süresinde olduğu anlaşılmıştır. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı yanın dava dışı ...'nun Yapı Kredi ile yapmış olduğu sözleşme uyarınca davalı müvekkilin kefil olduğunu ve kefil olma tarihinin davacının ipotek tesis etme tarihinde daha önce olduğunu bu nedenle 6098 Sayılı TBK m. 596/2 uyarınca davacıya ipoteğin devrinin mümkün olmadığını belirtmiş olduğunu, mahkemenin de gerekçeli kararında; kefalet sözleşmesinin kurulmasından sonra üçüncü kişiler tarafından verilen ipotek üzerinde kefilin halefiyetinin söz konusu olmayacağını belirtmiş olduğunu, müvekkilinin, ...'un 02.02.2016 tarihinde Yapı Kredi Bankası A.Ş'den çekmiş olduğu krediye binaen Genel Kredi ve Teminat Sözleşmesi kapsamında müteselsil kefil sıfatıyla ...'nun borcuna kefil olmuştur. Genel Kredi ve Teminat Sözleşmesi kapsamında davacı ve dava dışı ...'ın taşınmazları üzerine teminat kapsamında ipotek tesis edilmiştir. İpotek akit belgesi oluşturulmuş olup bu kapsamda davacı ve dava dışı ... ile Yapı Kredi Bankası A.Ş arasında 24.03.2016 tarihinde sözleşme düzenlendiğini, kredi borçlarının kredi çeken tarafından ödenmemesinden bahisle müvekkilinin, davacının taşınmazını teminat olarak göstermiş olduğu kredi borcunu tamamen kapatmış olup Yapı Kredi Bankası A.Ş ile temlik sözleşmesi yapılarak alacak temlik edilmiş olduğunu, alacağın temliki (devri), mevcut bir alacağın alacaklısının değişmesi işlemi olduğunu, alacaklının bir borç ilişkisinden doğan alacağını borçlunun rızasına gerek olmadan bir sözleşmeye dayanarak üçüncü bir kişiye devretmesine alacağın temliki adı verilmekte olduğunu, şeklen ve usulen mevzuata uygun düzenlenen sözleşme neticesi ile müvekkil yeni alacaklı sıfatını haiz olmuş olduğunu, ipotek, güvence altına aldığı alacağa bağlı bir hak olup ipoteğin güvence atına aldığı alacaktan ayrılmasının mümkün olmadığını, bu yüzden, ipotekli alacağın temliki halinde ipotek de kendiliğinden yeni alacaklıya geçeceğini, ipotek ile teminat altına alınmış alacağın temlikinin de Borçlar Kanunun alacağın temliki hükümlerine tabi olarak üçüncü kişilere devir ve temlik edilebileceğini, Yapı Kredi Bankası A.Ş alacağı devretmeden önce davacının ipotekle teminat altına alınan taşınmazı üzerinde rehin hakkına sahip olması sebebiyle, alacağın devredilmesi ile bu hakkın müvekkile geçmiş olduğunu, davacı tarafın dava dilekçesinde kefaletten kaynaklı halefiyet ve rücu hakkının doğması; geçerli bir kefalet borcunun bulunmasına, kefilin alacaklıyı tatmin etmesine ve asıl borçluya ait olup kefil tarafından bilinen veya bilinmesi beklenen def'ilerin ileri sürülmüş olmasına bağlı olduğunu belirtmiş olduğunu, somut olay nezdinde; müvekkilinin geçerli bir kefalet borcu bulunmakta olup söz konusu belgeler bulunduğunu, müvekkil alacaklıyı tatmin ederek kredi borcunun tamamını kapatmış olup yapılan ödemelere ilişkin belgelerin de dosyada mevcut olduğunu, müvekkilinin temlik isteğinde bulunmuş Yapı Kredi Bankası temlik davetini kabul etmiş borçun müvekkil tarafından sonlanmış olduğunu, buna istinaden alacaklının değiştiğini bu işlemin yazılı olarak noter huzurunda gerçekleşmiş şeklen ve esasen hiçbir aykırılık olmaksızın tesis edilmiş olduğunu, bu durumda yeni alacaklı olan müvekkilinin eski alacaklının sahip olduğu tüm bağlı haklar ve teminatlarda hak sahibi olmuş olduğunu, kararın somut olay nezdinde örtüşmekte olup davaya konu edilen taşınmaz üzerindeki ipoteğin iptaline karar verilmesi veyahut rehinin paraya çevrilmesinin engellenmesi mevzuata ve yerleşik içtihatlara aykırılık teşkil edeceğini beyan ederek yerel mahkemenin kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle, istinaf eden davalının istinaf dilekçesinde özetle, yerel mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olup haksız istinaf başvurusun reddi gerektiğini, kefalet sözleşmesi kurulduğu sırada rehin haklarının aynî hak olarak ortaya çıkmış bulunmasının ifade edildiğini, müvekkilin taşınmazını teminat olarak göstermesinden daha önceki bir tarihte kefil olan davalının, ipoteği temlik almasının hukuken geçerliliği olmadığını, kefaletten kaynaklı halefiyet ve rücu hakkının doğmasının; geçerli bir kefalet borcunun bulunmasına, kefilin alacaklıyı tatmin etmesine ve asıl borçluya ait olup kefil tarafından bilinen veya bilinmesi gereken def’îlerin ileri sürülmüş olmasına bağlı olduğunu, kefil alacaklıyı borcu ödeyerek tatmin edebileceği gibi, ödeme yerine geçen bir şey vererek ya da takas yoluyla da tatmin edebilmekte olduğunu, dava konusu olayda, Yapı Kredi bankasının ipotek hakkını davalı ...'e temlik etmesinin hukuka aykırı olup, Yerel Mahkeme kararının hukuka uygun olduğunu beyan etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE Dava, ipotek şerhinin kaldırılması istemine ilişkindir. H.M.K'nun 342-e maddesinde istinaf dilekçesinde başvuru sebepleri ve gerekçesinin bildirilmesinin zorunlu olduğu, yine HMK.nun 355. Maddesinde incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı ancak Bölge Adliye Mahkemesince kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde bunun resen gözetileceği belirtilmiştir. Kural olarak emredici hukuk kurallarına açık aykırılık kamu düzenine de aykırılık sayılır. İpotek kişisel bir alacağın teminat altına alınması amacını güden ve bir taşınmaz değerinden alacaklının alacağını elde etmesini sağlayan sınırlı bir ayni haktır. İpotek tesisi için rehin edilecek taşınmaz maliki ile alacaklı arasındaki anlaşmanın (rehin sözleşmesi) bulunması ve rehin sözleşmesinin Türk Medeni Kanununun 856. maddesi gereğince tapu siciline tescil edilmesi gerekir. Alacak sona erdiği halde alacaklı, terkin taahhüdünü iradesiyle yerine getirmezse, taşınmaz maliki ipoteğin fekkini (kaldırılmasını) dava yolu ile isteyebilir. Davacıya ait Sakarya Hendek ilçesi ... Mahallesi ... Ada ... Parselde kayıtlı taşınmazın dava dışı ...'nun Yapı Kredi Bankası A.Ş Hendek Şubesi ile yaptığı genel kredi sözleşmesi kapsamında 24/03/2016 tarihinde 150.000,00 TL azami limitle ipotek verildiği, davalının ise aynı kredi sözleşmesinde 02/02/2016 tarihli kefalet sözleşmesine istinaden müteselsil kefil olarak yer aldığı, bu haliyle davalının kefil olduğu tarihte davacının ipoteğinin bulunmadığı, dava dışı ...'nun kredi borcunu ödememesi üzerine davalının kefil olarak kredi borcunu bankaya ödediği ve ardından banka ile noterde yaptığı 15/03/2022 tarihli sözleşme ile 240.453,00 TL alacağı bankadan temlik aldığı, bu temlike istinaden dava konusu ipoteğin de banka tarafından davalıya devredildiği ve tapudaki kayıtta davalının ipotek alacaklısı olarak adının yazıldığı anlaşılmaktadır. 6098 sayılı TBK’nun 596/2 maddesinde "Kefil, aksi kararlaştırılmamışsa, rehin hakları ile aynı alacak için sağlanmış diğer güvencelerden sadece kefalet anında var olan veya bizzat asıl borçlu tarafından, sonradan özellikle bu alacak için verilmiş bulunanlara halef olur. Alacaklıya kısmen ifada bulunan kefil, rehin hakkının sadece bunu karşılayan kısmına halef olur. Alacaklının rehin konusu üzerinde geriye kalan alacak hakkı, kefilin rehin hakkından ön sırada gelir." düzenlemesi bulunmaktadır. Dava konusu ipoteğin 24.03.2016 tarihinde tesis edildiği, davalı ...'in kefalet sözleşmesinin ise 02/02/2016 tarihinde akdedildiği, davalının ipotek tesisinden önce kefil olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda somut olayda ihtilafın çözümünde TBK'nun 596/2 maddesinin uygulanması gerekir. Anılan maddenin açık düzenlemesi gereği kefalet sözleşmenin kurulmasından sonra üçüncü kişiler (somut olayda davacı) tarafından verilen ipotek üzerinde kefilin halefiyeti söz konusu değildir. Bankanın kefil olan davalıdan alacağını tahsil ettikten sonra alacağın temliki sözleşmesi yaparak dava konusu ipoteği de temlik ettiğini belirtmesi bir değer taşımamaktadır. Davalının kefil olarak borcu ödedikten sonra davacıya ipotek sebebiyle rücu imkanı bulunmadığından ipoteğin fekki koşulları gerçekleştiğinden ilk derece mahkemesi kararında isabetsizlik görülmemiştir. (Emsal Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2019/625 esas ve 2019/4923 karar sayılı ilamı) Bu itibarla; davalı vekilinin istinaf başvurusu yerinde görülmediğinden ilk derece mahkemesi tarafından kurulan hükmün ve yapılan yargılamanın usul ve yasaya, Yargıtay yerleşik içtihatlarına uygun olduğu anlaşıldığından; 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiğine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde olmadığından usul ve yasaya uygun hükme yönelik yapılan istinaf başvurusunun HMK 353-1-b-1 bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalıdan alınması gerekli 10.246,50 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 2.561,62 TL'nin düşümü ile kalan 7.684,88 TL istinaf karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 2/2. maddesi gereğince ve Dairemizce dosya hakkında duruşma yapılmaksızın karar verilmesi nedeniyle vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 4-İstinaf kanun yoluna başvuran davalının yaptığı istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 5-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, 6-Harç tahsil işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, 7-İstinaf başvurusu ile birlikte yatırılan gider avansından, kullanılmayan kısmın HMK.nın 333. maddesi gereğince karar kesinleştiğinde yatıran ilgili tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda H.M.K'nın 362-1-a maddesi gereğince miktar itibariyle kesin olmak üzere 30/01/2026 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 30/01/2026 ... Başkan ... ... Üye ... ... Üye ... ... Katip ...