Başvuru, kesinleşen yargı kararının yerine getirilmemesi ve yargı kararını yerine getirmeyen yetkililer hakkında yapılan şikâyet üzerine soruşturma izni verilmemesi sebepleriyle hukuk devleti ilkesi, hak arama hürriyeti ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; kesinleşen yargı kararının yerine getirilmemesi ve yargı kararını yerine getirmeyen yetkililer hakkında yapılan şikâyet üzerine soruşturma izni verilmemesi sebepleriyle hukuk devleti ilkesi, hak arama hürriyeti ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 21/5/2013 tarihinde Ankara Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır.Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca 19/1/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 30/12/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü 23/2/2016 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş 1/3/2016 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu Bakanlığın görüşlerine karşı beyanlarını 9/3/2016 tarihinde ibraz etmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve ekleri ile Ulusal Yargı Ağı Bilişim Projesi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: Başbakanlık Güneydoğu Anadolu Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı (İdare) tarafından 23/12/1992 tarihli sözleşme kapsamında "Kahta kanalizasyon ve arıtma tesisi projesi ve kanalizasyon inşaatı" işi başvurucuya ihale edilmiş 16/4/1998 tarihinde de "Kahta arıtma tesisi inşaatı" işi ile ilgili olarak taraflar arasında ek sözleşme imzalanmıştır. Sözleşmenin devamı aşamasında İdarenin 30/7/2009 tarihli yazısı ile sözleşmenin maddesi kapsamında İdarenin iş kısımlarından ve kademelerinden bazılarını yaptırıp yaptırmamakta serbest olması ve iş kısım ve kademelerine başlanmasının İdarenin iznine tabi olması ile sözleşmenin 28/c maddesi uyarınca işlerin yapılmasını imkansız kılacak, İdarece kabul edilecek olağanüstü zorluğun husule gelmesi ve ayrıca güncelliğini yitirmiş olması sebepleriyle sözleşmenin tasfiye edildiği başvurucuya bildirilmiştir. Başvurucu; hukuka aykırı olarak tasfiye kararı alındığını, tasfiye koşullarının oluşmadığını, asıl amacın yeniden ihale yapmak olduğunu belirterek İdare aleyhine 12/8/2009 tarihinde, Ankara Asliye Hukuk Mahkemesinde, tasfiye koşullarının bulunmadığının tespiti ile muarazanın önlenmesi, bu talebin kabul görmemesi halinde tasfiye kesin hesap ve hakedişlerinin Mahkemece belirlenerek alacağın tahsiline karar verilmesi istemiyle dava açmıştır. Mahkemece 18/3/2010 tarihli ve E.2009/292, K.2010/48 sayılı karar ile davanın kabulüne, muazaranın önlenmesine karar verilmiştir. İlgili gerekçe şöyledir."Taraflar arasındaki uyuşmazlık tasfiye koşullarının oluşup oluşmadığı ile ilgilidir. Davalının 2009 tarihli iç yazışmasında Güneybatı arıtma işinin 11 yıldır tamamlanmadığı, yeni şartlarla ihale edilmesi durumunda maliyetlerde ... azalma olacağı belirtilerek sözleşmenin tasfiye edilerek acilen ihaleye çıkarılması önerilip, onay alındığı görülmüştür. Sözleşme konusu işin kararlaştırılan süreden daha uzun zamana yayıldığı, bir kısmının kesin kabullerinin bir kısmının geçici kabullerinin yapıldığı, ancak davalının bu süreç içinde davacıya süre uzatımları verdiği ve aralarında kazı pozları ile ilgili ihtilaftan kaynaklanan dava görülmüş olmasına rağmen sözleşmenin feshine gidilmediği, bu konuda davacıya yapılmış bir ihtarname olduğunun iddia ve ispat edilemediği, bu durumda sözleşme düzenlenirken işin kapsamı ve süresinin tam olarak tayin edilemediği ancak davalının bu dönem içinde davacıyı bu konuda temerrüde düşürmediği gibi sözleşmenin feshi yoluna da gitmediği anlaşılmaktadır. Diğer yandan tasfiyeye dayanak yapılmak istenen 15 gün içinde iş programının hazırlanmaması durumunda sözleşmenin maddesi uyarınca süre verilmediği, ayrıca bu durumun şartları oluştuğunda tasfiye değil fesh koşullarının uygulanmasını gündeme getirebileceği gibi, maddede sayılan tasfiye ... koşullarının oluşmadığı, davalının yasal koşulları oluşmadan tasfiyeye gitmek istediği " Temyiz üzerine Yargıtay Hukuk Dairesinin 17/5/2011 tarihli ve E.2010/3130, K.2011/2966 sayılı ilamıyla İlk Derece Mahkemesinin kararı onanmıştır. Başvurucu, İdareye hitaben yazdığı 8/5/2010 tarihli yazı ile İlk Derece Mahkemesinin muarazanın önlenmesine ilişkin kararı kapsamında sözleşmenin yürürlükte olduğunu belirterek inşaat mevsiminin gelmiş olması sebebiyle acil bir karar alınması gerektiğini, bu karar doğrultusunda kendisi tarafından gerekli hazırlıklara başlanacağını belirtmiş; İdarenin başvurucuya gönderdiği 27/5/2010 tarihli yazıda ise İlk Derece Mahkemesince davanın kabul edilmiş olması sebebiyle İdarece söz konusu işin başvurucu tarafından devam ettirilmesi yönünde karar alındığını, arıtma tesisine ilişkin proje hazırlıkları tamamlandıktan sonra başvurucu tarafından çalışmalara başlanabileceğini, bu kapsamda ön hazırlıklara başlanması için gereğinin yapılmasını istemiştir. Başvurucu tarafından noter aracılığı ile İdareye gönderilen 17/2/2012 tarihli ihtarnamede, İlk Derece Mahkemesinin kararının yerine getirilmesi için İdareye yapılan 8/5/2010 tarihli başvuruya yazılı olarak cevap verilmediği, aradan geçen süreye rağmen işin yapılmasıyla ilgili hiçbir gelişme olmadığı belirtilerek tebliğden itibaren onbeş gün içinde işe başlatma kararı verilmediği takdirde sözleşmenin haksız olarak feshedilmiş sayılacağı ihtaren bildirilmiştir. İdarece düzenlenen 30/4/2012 tarihli yazıda 2010 ve 2011 yılları için üçer yıllık hazırlanan teklif cetvelleri kapsamında projenin Kalkınma Bakanlığına sunulduğu, Kalkınma Bakanlığı tarafından projeye ödenek aktarılmadığı, 2012 yılı yatırım programına yönelik yapılan ön görüşmede ise söz konusu projenin yatırım planında yer alması ve ödenek aktarılmasının uygun görülmediği belirtilmiştir. Başvurucu; İlk Derece Mahkemesi kararının yerine getirilmediğinden bahisle 18/5/2012 tarihinde Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunmuştur, Başsavcılık 23/7/2012 tarihli ve 2012/14661 sayılı yazısı ile ilgililer hakkında 2/12/1999 tarihli ve 4483 sayılı Memur ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun uyarınca ön inceleme yapılması talebinde bulunmuştur. Kalkınma Bakanlığı 30/11/2012 tarihli ve 2012/1 sayılı kararı ile yargılamayı gerektirir bir eylemin bulunmadığı gerekçesiyle ilgililer hakkında soruşturma izni verilmesine gerek olmadığına karar vermiştir. Başvurucu tarafından soruşturma izni verilmemesine ilişkin karara itiraz edilmiştir. Ankara Bölge İdare Mahkemesi Kurulunca 3/4/2013 tarihli ve E.2012/560, K.2013/146 sayılı kararla ön inceleme raporu ve eki belgelerde yer alan tespitlerin isnat edilen eylemden dolayı Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlık soruşturması yapılmasını gerektirecek nitelik ve yeterlilikte olmadığı gerekçesiyle soruşturma izni verilmemesine ilişkin karara karşı yapılan itirazın reddine karar verilmiştir. İtirazın reddine dair karar başvurucuya 22/4/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 21/5/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. B. İlgili Hukuk Anayasa’nın maddesinin son fıkrası şöyledir:“Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.” 4483 sayılı Kanun'un maddesinin ilgili bölümleri şöyledir: "Soruşturma izni verilmesine ilişkin karara karşı hakkında inceleme yapılan memur veya diğer kamu görevlisi; soruşturma izni verilmemesine ilişkin karara karşı ise Cumhuriyet başsavcılığı veya şikâyetçi itiraz yoluna gidebilir. İtiraz süresi, yetkili merciin kararının tebliğinden itibaren on gündür. İtiraza, 3 üncü maddenin (e), (f), g (Cumhurbaşkanınca verilen izin hariç) ve (h) bentlerinde sayılanlar için Danıştay İkinci Dairesi, diğerleri için yetkili merciin yargı çevresinde bulunduğu bölge idare mahkemesi bakar. İtirazlar, öncelikle incelenir ve en geç üç ay içinde karara bağlanır. Verilen kararlar kesindir."