T.C. İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2018/1497 KARAR NO : 2025/896 DAVA : Şirket Feshi DAVA TARİHİ : 13/12/2018 KARAR TARİHİ 10/10/2025 Mahkememizde görülmekte olan Şirket Feshi davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili mahkememize sunduğu dava dilekçesinde, davacının davalı şirketin ortaklarından olduğunu, esasen davalı şirketin diğer üç ortağının gastroentoloji uzmanı, davacının da göz doktoru olduğunu, diğer üç ortak doktorun ş…
T.C. İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2018/1497 KARAR NO : 2025/896 DAVA : Şirket Feshi DAVA TARİHİ : 13/12/2018 KARAR TARİHİ 10/10/2025 Mahkememizde görülmekte olan Şirket Feshi davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili mahkememize sunduğu dava dilekçesinde, davacının davalı şirketin ortaklarından olduğunu, esasen davalı şirketin diğer üç ortağının gastroentoloji uzmanı, davacının da göz doktoru olduğunu, diğer üç ortak doktorun şirket tarafından çalıştırılan gastroentoloji tıp merkezinde fiilen çalıştıklarını, davacının yöneticilik görevinin diğer ortaklar tarafından sonlandırıldığını, diğer ortakların davacının zararına hareket ettiğini, yüksek maaşlar huzur hakları prim adı altında örtülü kar dağıtım ödemeleri yaptığını, davacının kar payının yok edildiğini, diğer ortaklara birlikte hareket ettiklerinden dolayı yüksek ücret tayinine ilişkin genel kurul kararlarının esasen yok hükmünde olduğunu, performans primi adı altında hukuka aykırı kar dağıtımı yapıldığını, müdür olarak atanan ortağa usulsüz ve fahiş huzur hakkı adı altında ücret ödendiğini, diğer üç ortağın kendi araçlarını şirkete kiralayıp ve yine kendileri tarafından kullanılarak şirketten kira bedeli ve araçların tamir vs giderlerinin ödenerek bu ortaklara kurban ve ramazan bayramı parası, yılbaşı ikramiyesi adı altında hukuka aykırı ödemeler yapılarak davacının kar almasının önlendiğini, kar payının dağıtıtlmadığını, şirketin Urlada bulunan gayrimenkulünün satılmasına rağmen bedelinin ortaklara dağıtılmadığını, şirkeitn kara geçmesine rağmen ortaklara olan borcunun ödenmediğini, genel kurulun toplantıya çağrılmadığını ileri sürerek TTK 636/4 Maddesi uyarınca haklı sebeplerle şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili mahkememize sunduğu cevap dilekçesinde, iddiaların doğru olmadığını, davacı dışındaki ortakların bizzat çalışmalarından dolayı rayiç piyasa değerinin altında ücret aldıklarını, davacının kendi isteğiyle şirket müdürlüğünden ayrıldığını, şirket tarafından tıp ve dal merkezine müstakil bina şartı getirilmesi nedeniyle satın alınan 125 nolu parsele yapılan ödemeler nedeniyle bir süre kar payının dağıtılmadığını, ortakların kendi araçlarının şirkete kiralamasının ve çalışanların kullanımına sunmasının davacının başlattığı rutinde süre gelen şirket menfaatine bir uygulama olduğunu, davacının diğer ortaklara ücret vs ödemelerine ilişkin genel kurul kararlarının muhalefet şerhi koymadığı gibi iptal davası da açmış olmadığını, taraflar arasındaki ihtilafın davacı tarafından yaratıldığını ileri sürerek, davanın reddine karar verilmesi savunulmuştur. Taraflarca bildirilen deliller toplanmış, yine taraflarca bildirilen tanıkların beyanları alınmış, keşif yapılmış ve bilirkişi görüşüne başvurulmuştur. İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesinin... Esas sayılı davasının sonucunda yöneticilerin sorumluluğuna gidilmesi ve şirket aktifine etki edecek bir tutara hükmedilmesi halinde şirket aktifinin ve bilançosunun değişme ihtimali bulunduğundan, söz konusu dosyanın sonucu uzunca bir süre beklenmiştir. Mahkememizce yerinde keşif de yapılmak sureti bilirkişilerden rapor alınmıştır. Taraflarca daha mahkemenin ilk celsesinde ön incelemeden önce anlaşma ihtimali olduğu dile getirilmiş ve nihayetinde de davacı vekili tarafından mahkememize sunulan 14.08.2025 tarihli dilekçe ile taraflar arasında 08.08.2025 tarihli sulh sözleşmesi düzenlendiği, anılan sulh sözleşmesi gereğince karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiğini, taraflarca karşılıklı olmak üzere vakalet ücreti ve yargılama gideri taleplerinin olmadığı beyan edilmiştir. Davalı vekili tarafından da 16.09.2025 tarihinde dosyaya sunulan dilekçe ile davacı taraf ile sulh olduklarını, davacıdan vekalet ücreti ve yargılama gideri taleplerinin olmadığını, sulhe göre karar verilmesini talep etmediklerini, sulh sözleşmesinin kararda geçmesi yönünde bir taleplerinin olmadığını, karar verilmesine yer olmadığına ilişkin karar verilmesini istediklerini beyan etmiştir. HMK'nun 314. Maddesinde ''(1) Sulh, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir.'' hükmüne yer verilmiştir. HMK'nun 315. Maddesinde ''(1) Sulh, ilgili bulunduğu davayı sona erdirir ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Mahkeme, taraflar sulhe göre karar verilmesini isterlerse, sulh sözleşmesine göre; sulhe göre karar verilmesini istemezlerse, karar verilmesine yer olmadığına karar verir.'' hükmüne yer verilmiştir. Bilindiği gibi davaya son veren taraf usul işlemleri feragat, kabul ve sulh olmak üzere üçe ayrılır. Feragat ve kabulün hüküm ifade edebilmesi için karşı tarafın muvafakati gerekmemesine rağmen sulhun hüküm ifade edebilmesi için karşı tarafın muvafakati şarttır. Bunlardan sadece feragat her türlü davada yapılabilmesine rağmen kabul ve sulh üzerinde serbestçe tasarruf edilebilen davalarda mümkündür. Ancak söz konusu üç usulü işlem de hüküm kesinleşene kadar her zaman yapılabilmektedir. Davacı vekili 14.08.2025 tarihli, davalı vekilinin 16.09.2025 tarihli dilekçeleri ile tarafların harici sulh sebebiyle imzalanan protokol kapsamında davanın konusuz kaldığının beyan edildiği ve karşılıklı olarak vekalet ücreti ile yargılama gideri taleplerinin olmadığının belirtildiği anlaşılmakla, tarafların haricen sulh oldukları, davamızın konusu kalmadığı anlaşılmakla, karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Taraflar arasında vaki Sulh nedeniyle KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 2- Karar tarihi itibarı ile alınması gereken 615,40-TL harçtan peşin alınan 35,90-TL harcın düşümü ile ile eksik 579,50-TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3- Taraf vekillerinin beyanı dikkate alınarak taraflar lehine avukatlık ücreti takdirine yer OLMADIĞINA, 4- Yargılama için sarf olunan giderin sarf eden taraf üzerinde BIRAKILMASINA, 5- Taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının hükmün kesinleşmesinden sonra 6100 Sayılı HMK'nun 333. Maddesi uyarınca yatıran taraflara İADESİNE, Dair, davacı vekilinin yüzünde davalının yokluğunda kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İstinaf Yargı yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 10/10/2025 Başkan ... ✍e-imzalı Üye ... ✍e-imzalı Üye ... ✍e-imzalı Katip ... ✍e-imzalı