T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2026/296 Esas KARAR NO : 2026/277 DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat) DAVA TARİHİ : 08/09/2022 KARAR TARİHİ : 27/03/2026 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının dosya üzerinde yapılan incelemesi sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin Isparta ... Asliye Hukuk Mahkemesine sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ... tarafından çeşitli işlerin personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alımı ih…
T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2026/296 Esas KARAR NO : 2026/277 DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat) DAVA TARİHİ : 08/09/2022 KARAR TARİHİ : 27/03/2026 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının dosya üzerinde yapılan incelemesi sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin Isparta ... Asliye Hukuk Mahkemesine sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ... tarafından çeşitli işlerin personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alımı ihaleleri kapsamında isteklileri gördürüldüğü, Çalışan bu personeller, 4857 sayılı İş Kanunu hükümleri kapsamında, hizmet alımı ihalesi yüklenicileri tarafından istihdam edildiği, bu şekilde istihdam edilen işçilerin kıdem tazminatları, iş mahkemelerince üst işveren değerlendirilen idareler tarafından 7166 sayılı Kanun ile 4857 sayılı İş Kanunun 112. Maddesine eklenen 6. Fıkra ve yine aynı kanunun geçici 9. Maddesinin birinci cümlesi hükümlerine göre ödendiğini, ancak bahse konu kanuna eklenen geçici 9. Maddesinin birinci cümlesi Anayasa Mahkemesi tarafından 15/10/2019 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanan 2019/42 Esas 2019/73 Karar sayılı ve 19/09/2019 tarihli kararı ile iptal edildiği, söz konusu bu karar uyarınca personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alım sözleşmesi kapsamında istihdam edilen ve müvekkili ... kıdem tazminatları ödenmiş olan işçiler açısından davalı yüklenici ile müvekkili ... arasında sözleşmesi konusu olan müşterek müteselsil sorumluluk ilişkisinin bulunduğu, davalı şirketlerin .../... ihale kayıt numarası ile ihale sözleşmesi kapsamında personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alım sözleşmesi akdedildiği, bu sözleşme yürürlükte iken kıdem tazminatlarının dava dışı işçilere ödendiğini, bu nedenle davalı yüklenici ile müştereken ödenmesi gerektiğini, bu nedenle alt işverenlere rücu ettiklerini, haklı davalarının kabulüne, müvekkili ... fazla ödenen tazminatların ödeme tarihinden itibaren hesaplanacak faizi ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ödenmesini talep etmiştir. Isparta ... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... tarih,.../... E., .../... K. Sayılı kararı ile görevsizlik kararı verilerek Mahkememizin 2026/296 Esas sırasına kaydının yapıldığı görülmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Hâkimler Ve Savcilar Kurulu Birinci Dairesi'nin 03/04/2018 tarihli ve 538 sayılı kararı şu şekildedir: "28/02/2018 tarihli ve 7101 sayılı İcra ve İflâs Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 46. maddesiyle 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanununa eklenen geçici 14. maddesinin ikinci fıkrasının, “Hâkimler ve Savcılar Kurulu, 26/09/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 5 inci maddesinin beşinci fıkrasındaki belirleme yetkisi kapsamında iflâs ve konkordato konusunda uzman asliye ticaret mahkemesini, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki hafta içinde belirler.” hükmü uyarınca, iflâs ve konkordato konusunda uzman asliye ticaret mahkemelerinin belirlenmesi hususu Hâkimler ve Savcılar Kurulu Birinci Dairesince görüşülerek; 28/02/2018 tarihli ve 7101 sayılı İcra ve İflâs Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 46. maddesiyle 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanununa eklenen geçici 14. maddesi uyarınca; 1) İflâs yoluyla adi takipten doğan; a) İflâs davası (İcra ve İflâs Kanunu 156. Madde) b) İtirazın kaldırılması ve iflâs davası (İcra ve İflâs Kanunu 156. Madde) 2) Kambiyo senetlerine mahsus iflâs yoluyla takipten doğan; a) İflâs davası (İcra ve İflâs Kanunu 173. Madde) b) İtirazın kaldırılması ve iflâs davası (İcra ve İflâs Kanunu 174. Madde) 3) Doğrudan doğruya; a) Alacaklı tarafından talep edilen iflâs davaları (İcra ve İflâs Kanunu 177.Madde) b) Borçlu tarafından talep edilen iflâs davaları (İcra ve İflâs Kanunu 178. Madde) c) Sermaye şirketleri ile kooperatiflerin iflâsı davaları (İcra ve İflâs Kanunu 179.Madde) 4) İflâs tasfiyesinde düzenlenen sıra cetveline yönelik davalar (İflâs tarihinden önce açılıp yargılama sırasında kayıt kabul davasına dönüşen alacak davaları hariç olmak üzere kayıt kabul ve kayıt terkin davaları) (İcra ve İflâs Kanunu 235. Madde) 5) Takasa itiraz davaları (İcra ve İflâs Kanunu 201. Madde) 6) İflâsın kaldırılması talepleri (İcra ve İflâs Kanunu 182. Madde) 7) İflâsın kapanması talepleri (İcra ve İflâs Kanunu 254. Madde) 8) İtibarın yerine gelmesi talebi (İcra ve İflâs Kanunu 313 ve 314. Maddeleri) 9) Adi konkordatodan kaynaklanan talepler (İcra ve İflâs Kanunu 285 ilâ 308/h Maddeleri) 10) İflâstan sonra konkordatodan kaynaklanan talepler (İcra ve İflâs Kanunu 309. Madde) 11) Malvarlığının terki suretiyle konkordatodan kaynaklanan talepler (İcra ve İflâs Kanunu 309/a ilâ 309/l Maddeleri) 12) Sermaye şirketleri ve kooperatiflerin uzlaşma yoluyla yeniden yapılandırılması talepleri (İcra ve İflâs Kanunu 309/m ilâ 309/ü Maddeleri)Hususlarından kaynaklanan davalara; 1- Üç ve daha az asliye ticaret mahkemesi bulunan yerlerde 1 numaralı asliye ticaret mahkemesinin, 2- Üçten fazla asliye ticaret mahkemesi bulunan yerlerde ise 1, 2 ve 3 numaralı asliye ticaret mahkemelerinin, İhtisas mahkemesi olarak belirlenmesine, 7101 sayılı Kanun’un 46. maddesiyle 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanununa eklenen geçici 14. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu kapsamda görülmekte olan davalar bakımından iflâsın ertelenmesi ve konkordato talepleri hakkında talep tarihinde yürürlükte bulunan hükümlerin uygulanmasına, mahkemelerin derdest dava dosyalarının bu karara dayanarak anılan mahkemelere gönderemeyeceğine, iş bu kararın Resmî Gazete’de yayımlandığı tarihten itibaren açılacak davaların ise anılan mahkemelere tevzi edilmesine karar verildi." Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2018/3-344 E. 2019/990 K. Sayılı kararında iflastan önce doğan alacaklara ilişkin iflastan sonra açılan davalarda temel ilişkiye göre görevli mahkemenin değil kayıt kabul davasına bakmaya yetkili ticaret mahkemesinin görevli olduğunu şu ifalerle hüküm altına almıştır: " Davalı müflis şirket yönünden davaya bakmakla görevli mahkemenin tüketici mahkemeleri mi ticaret mahkemeleri mi olduğuna ilişkin uyuşmazlık bakımından; Öncelikle konuya ilişkin kavram ve müesseselerin açıklanmasında yarar vardır. ..Buradan hareketle, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 194. maddesi “Acele haller müstesna olmak üzere müflisin davacı ve davalı olduğu hukuk davaları durur ve ancak alacaklıların ikinci toplasından on gün sonra devam olunabilir” hükmünü içerir. İflastan sonra, müflis aleyhine masaya giren mal ve haklara ilişkin bir dava açılamaz. Masadan bir hak iddiasında olanlar, alacaklarını veya haklarını İİK’nın 219/2. maddesi gereğince masadan isterler (masaya yazdırırlar). İİK’nın 235. maddesi ise; “Sıra cetveline itiraz edenler, cetvelin ilanından itibaren onbeş gün içinde iflasa karar verilen yerdeki ticaret mahkemesine dava açmaya mecburdurlar. 223 üncü maddenin üçüncü fıkrası hükmü mahfuzdur. Bu davaya bakan mahkeme, davacının isteği halinde ikinci alacaklılar toplantısına katılıp katılmaması ve ne nisbette katılması gerektiği konusunda 302 nci maddenin altıncı fıkrasına kıyasen onbeş gün zarfında karar verir. İtiraz eden, talebinin haksız olarak ret veya tenzil edildiğini iddia ederse dava masaya karşı açılır. Muteriz başkasının kabul edilen alacağına veya ona verilen sıraya itiraz ediyorsa davasını o alacaklı aleyhine açar. Bir alacağın terkini hakkında açılan dava kazanılırsa, bu alacağa tahsis edilen hisse dava masrafları da dahil olduğu halde sıraya bakılmaksızın alacağı nisbetinde itiraz edene verilir ve artanı da diğer alacaklılara sıra cetveline göre dağıtılır. Dava basit yargılama usulü ile görülür. Ancak, itiraz alacağın esas veya miktarına taallük etmeyip yalnız sıraya dair ise şikayet yoliyle icra mahkemesine arz olunur” Hükmünü içermektedir. Belirtilen bu hükümler ışığında, iflastan önce dava konusu yapılmış olan alacaklar hakkında, iflas idaresi kabul veya ret şeklinde bir karar veremez. Bu davalara, ikinci alacaklılar toplantısından on gün sonra devam edilebileceğinden (İİK m.194/1), dava konusu alacağın kabul veya reddi kararı da ikinci alacaklılar toplantısında verilecektir. Bu nedenle iflas idaresi dava konusu yapılmış alacaklar hakkında kabul veya ret şeklinde karar vermeden, bu alacakları çekişmeli alacak olarak sıra cetveline geçirmekle yetinir. Buna karşılık, iflâstan sonra müflise karşı alacak davası açılması hâlinde, bu davaya iflâs idaresine karşı, sıra cetveline itiraz (kayıt-kabul) davası (İİK m.235/2) olarak devam edilmesi gerekir. Ancak bunun için alacaklının alacağını iflâs masasına yazdırmış ve iflâs idaresinin alacağın reddine karar vermiş olması gerekir (Kuru,B.: İcra ve İflâs Hukuku El Kitabı, İstanbul 2004, s.1124). İİK’nın 235/1.maddesi ise “Sıra cetveline itiraz edenler, cetvelin ilanından itibaren onbeş gün içinde iflasa karar verilen yerdeki Ticaret Mahkemesine dava açmaya mecburdurlar” hükmünü içermekte olup, buna göre sıra cetveline itiraz davası için yetkili ve görevli mahkeme, iflasa karar verilen yerdeki (İİK m.154/3) ticaret mahkemesidir. Yapılan bu açıklamalar ışığında somut olaya gelindiğinde, davalı ... A.Ş.’nin dava tarihinden (...) önce iflasına karar verildiği (...) ve iflas masasının oluşturulduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle, davalı müflis şirkete karşı açılan dava İİK’nın 235. maddesi gereğince “kayıt-kabul (sıra cetveline itiraz) davası” niteliğinde olduğunun kabulü gerektiğinden, bu davalarda iflasa karar verilen yerdeki ticaret mahkemesi görevli oluğundan, yerel mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, işin esasına dair direnme karar verilmesi hukuka aykırıdır. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında, eldeki davaya tüketici taraf olduğundan davanın tüketici mahkemelerinde kayıt-kabul davası olarak görülmesi ve bu nedenle direnme kararının onanması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de bu görüş yukarıda açıklanan nedenlerle Kurul çoğunluğunca benimsenmemiştir. Sonuç itibariyle, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır." şeklinde belirtilmiştir. Yukarıda belirtilen kanun maddesi, iş bölümüne ilişkin HSK kararı ile emsal içtihatlar doğrutusunda yapılan değerlendirmede: HSK 03/04/2018 tarihli ve 538 sayılı kararı ile iflas ve konkordato konusunda ihtisas mahkemelerini belirlemiş, mahkemelerin derdest dava dosyalarının bu karara dayanarak anılan mahkemelere gönderemeyeceğine, iş bu kararın Resmî Gazete’de yayımlandığı tarihten itibaren açılacak davaların ise anılan mahkemelere tevzi edilmesine karar vermiştir. İlgili kararın resmi gazetede yayınlandığı tarihten itibaren açılan ve sayılan davalarda artık ihtisas mahkemesi dışındaki ticaret mahkemeleri görevsizdir. Bu husus da kamu düzenindendir. Buradaki dava açılma kavramıyla ilk mahkemede( somut durumda iş mahkemesi ) açılma tarihi değil ticaret mahkemesine tevzi tarihi anlaşılmalıdır. Zira HSK kararında ticaret mahkemelerinde ihtisas kararından önce bulunan derdest bulunan iflasa ilişkin dosyaların ihtisas mahkemesine gönderilemeyeceğine karar vermiştir. Mahkememizce de bu karar doğrultusunda karardan önce elde bulunan iflasa ilişkin dosyalar ihtisas mahkemelerine gönderilmemiş, bakılmaya devam olunmuştur. Eldeki dosya ise HSK'nın ihtisas kararından sonra mahkememize tevzi edilerek açıldığından mahkememizce dosyanın ihtisas mahkemelerine gönderilmesine karar vermiştir. HSK'nın 03/04/2018 tarihli ve 538 sayılı kararının Resmi Gazetede yayınlanmasıyla artık mahkememiz bu davalarda görevsizdir. Ayrıca HSK'nın ilgili kararınından sonra HSK ve Adalet Akademisi tarafından iflas konusunda ihtisas mahkemelerine eğitim seminerleri verilmiş adı üstünde bu mahkemeler bu konuda ihtisaslaşmıştır. İş bu davanın ihtisas mahkemelerinde görülmesi kamu düzeninden olduğu gibi bahsedilen uzmanlaşma nedeniyle tarafların yararına da olacaktır. Açıklanan tüm bu gerekçelerle mahkememiz dosyasının, ihtisas kararı alınan Antalya 1, 2 veya 3 Ticaret Mahkemelerinden birisine tevzi edilmesi için dosya esasının kapatılmasına karar verilmiştir. HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere; 1-HSK ilke kararı gereğince dosyaya Antalya 1, 2, 3. Ticaret Mahkemelerinden birisinin bakması gerektiğinden dosya esasımızın kapatılarak dosyanın TEVZİYE GÖNDERİLMESİNE, Dair, tarafların yokluğunda karar verildi. 27/03/2026 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır