T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/816 Esas KARAR NO: 2025/1577 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ: 12/09/2023 NUMARASI : 2021/227 Esas, 2023/164 Karar DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 10/12/2025 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HM…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/816 Esas KARAR NO: 2025/1577 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ: 12/09/2023 NUMARASI : 2021/227 Esas, 2023/164 Karar DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 10/12/2025 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafın, 2014741954 no'lu “...” ve 2014/41961 no'lu“...” markalarının sahibi olduğunu, markaların hakkaniyete aykırı olarak oluşturulmuş bir marka olup gözden kaçarak hatalı olarak tescil edilen bir marka olduğunu, çünkü İngilizce olan "..." kelimesinin "fermuar" anlamına geldiğini, sektörde fermuar .../... ... şeklindeki ürünün yıllardan beri herkesçe kullanılan tanımlayıcı adı olduğunu, ... perdenin direkt olarak ... bir çeşidi olduğunu, kullanıcıların zihninde özel bir çabaya mahal vermeden akla fermuarlı ... çeşidini getirebileceğini, bu nedenle markanın kesinlikle ayırt edicilik vasfı bulunmadığını, zaten ürünün kendi ismi olan bir ibarenin marka olarak tescil edilemeyeceğini ileri sürerek, dava konusu markaların hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, davanın 5 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, SMK md.25 ve 26/4 hükmü gereği başkaca incelemeye gerek olmaksızın davanın reddi gerektiğini, davalının "... ... line" markasının tescili için yaptığı başvuruya ilişkin yayına itiraz neticesinde alınan kısmi ret kararı sebebiyle, kötü niyetli olarak bu davayı ikame ettiğini, müvekkilinin 2014 yılından beri "..." ve "..." markalarının tanıtım ve gelişimi için ciddi bir emek ve sermaye yatırımı yaptığını, yüksek satış rakamları ile tüketici nezdinde tanınmış hale geldiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; dava konusu 2014 41954 tescil numaralı ... markası ve 2014 41961 tescil numaralı ... markalarının, ... ve ... kelimelerinin birleşmelerinden oluşturularak marka tescilinin sağlandığı, alınan bilirkişi raporlarında ... sektöründe ... ... ibaresinin “fermuarlı, motorlu ... sistemi olarak tanımlandığı, iyi niyetli ve alışılmış ticari uygulamalar doğrultusunda ... sektöründe tescile konu marka kullanımlarının bir ürünün tanımlanması için kullanıldığı, bu durumun ... sektöründe bulunanlar tarafından bilindiği, bu haliyle SMK'nın 4. Maddesinde düzenlenen bir teşebbüsün mallarının veya hizmetlerinin diğer teşebbüslerin mallarından veya hizmetlerinden ayırt edilmesini sağlaması şartını sağlamadığı, yine SMK'nın 5. maddesinde belirtilen "Ticaret alanında herkes tarafından kullanılan veya belirli bir meslek, sanat veya ticaret grubuna mensup olanları ayırt etmeye yarayan işaret veya adlandırmaları münhasıran ya da esas unsur olarak içeren işaretler." hükmü kapsamında her iki marka tescili yönünden hükümsüzlük koşullarının oluştuğu kabul edilerek davanın kabulüne karar vermek gerektiği, ancak kısa kararda sehven markanın iptali şeklinde hüküm kurulduğu, bu hatanın düzeltilmesinin hükmün değiştirilmesi kapsamında olacağından düzeltmek yapılmaksızın hüküm tesis edildiği gerekçesiyle davanın kabulü ile, davalının 2014 41954 tescil numaralı "..." ve 2014 41961 tescil numaralı "..." markasının tescilli olduğu tüm mal ve hizmetler için iptaline ve sicilden terkinine karar verilmiştir. İSTİNAF İSTEMİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde, yargılama sırasındaki beyan ve itirazlarını tekrar ederek; hükme esas alınan 25/05/2023 tarihli bilirkişi heyeti raporunun dosya kapsamında alınan diğer iki heyet raporundan ayrılarak, zıt görüş bildirdiğini, aynı zamanda hukuki dayanaktan da yoksun olan son raporun hükme esas teşkil edemez nitelikte olduğunu, ... ve ... ibaresinin tanımlayıcı yahut jenerik marka olmadığını, aksi farzedilse dahi öncelikle sınıfsal bir ayniyet yahut benzerlik araştırması yapılmasınım zorunlu olduğunu, zira bir sınıfta tanımlayıcı olan ibarelerin diğer sınıflarda tek başlarına dahi tesciline hukuken bir engel olmadığını, yabancı dildeki tanımlayıcı kelimelerin tescil edilebilirliği ilgili taraflar açısından değerlendirilirken, yalnızca ilgili ülkedeki ortalama tüketicilerin algısının değil, ilgili ülkedeki ticari aktörlerin (diğer üreticiler, hizmet sağlayıcılar, vb.) algısının da dikkate alınması gerektiğini, ancak hükme esas alınan bilirkişi raporunda itirazları açık şekilde beyan edilmişken gerekçeli kararda buna ilişkin bir değerlendirme dahi yapılmadığını, ... markasına ilişkin dosyada daha önce alınan 2 farklı tarihli raporda aksi beyan edilmesine rağmen, dosyanın davanın kabulü yönünde karara çıkartılmasının kabulünün mümkün olmadığını, müvekkilinin ... markasının görsel, işitsel ve kavramsal olarak incelendiğinde, tüketici nezdinde de bütünsel olarak algılandığını, müvekkilinin yoğun yatırımı, kullanımı ve yüksek satış rakamları sebebi ile güçlü marka kategorisinde yerini aldığını, gerekçeli kararda, müvekkili markası olan ...'nin hükümsüz kılınması için gerekçe gösterilen hususların marka hukukunda bir karşılığı bulunmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. GEREKÇE: Dava, marka hükümsüzlüğü talebine ilişkindir.İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, yukarıda yazlı şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.İlk derece mahkemesince, davalı markalarının hükümsüzlük koşullarının oluştuğu, ancak kısa kararda sehven markanın iptali şeklinde hüküm kurulduğu, bu hatanın düzeltilmesinin hükmün değiştirilmesi kapsamında olacağından düzeltmek yapılmaksızın hüküm tesis edildiği gerekçesiyle davanın kabulü ile, davalının 2014 41954 tescil numaralı "..." ve 2014 41961 tescil numaralı "..." markasının tescilli olduğu tüm mal ve hizmetler için iptaline ve sicilden terkinine hükmedilmek suretiyle hüküm ve gerekçe arasında çelişki oluşturulduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda öncelikle anılan çelişki giderilerek ilk derece mahkemesince usulüne uygun, istinaf denetimine elverişli hüküm tesisi gerekli olmakla HMK 355, 353/1-a-6 maddesi gereğince kararının kaldırılması gerekmiştir. Açıklanan nedenlerle davalı vekilinin istinaf itirazlarının re'sen sebeplerle kabulü ile HMK’nın 355, 353/1-a-6 maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf talebinin re'sen sebeplerle kabulüne, 2- İstanbul Anadolu 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 12/09/2023 gün ve 2021/227 Esas, 2023/164 Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nın 355 ve 353/1-a-6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-Yukarıda gerekçede belirtildiği şekilde araştırma ve inceleme yapılarak tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf peşin harcının talebi halinde davalıya iadesine, 5- İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan yargılama gideri olan 1.169,40 TL istinaf yoluna başvurma harcı ile 200,00 TL posta masrafı olmak üzere toplam 1.369,40 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nun 353/1-a-6 maddesi uyarınca oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.10/12/2025