7. Ceza Dairesi 2010/14615 E. , 2012/2645 K. "" 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'na aykırı davranmak suçundan şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda Bursa Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 11/10/2010 tarihli ve 2009/17443-20 soruşturma, 2010/25507 esas, 2010/1215 sayılı iddianamenin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 170.maddesine uygun bulunmadığından bahisle aynı Kanun'un 174.maddesi gereğince iadesine dair, Bursa 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 20/10/2010 …
**7. Ceza Dairesi 2010/14615 E. , 2012/2645 K.** **"İçtihat Metni"** 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'na aykırı davranmak suçundan şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda Bursa Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 11/10/2010 tarihli ve 2009/17443-20 soruşturma, 2010/25507 esas, 2010/1215 sayılı iddianamenin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 170.maddesine uygun bulunmadığından bahisle aynı Kanun'un 174.maddesi gereğince iadesine dair, Bursa 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 20/10/2010 tarihli ve 2010/254 sayılı kararına yönelik itirazın reddine ilişkin, Bursa 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 27/10/2010 tarihli ve 2010/1497 müteferrik sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığından verilen 26.11.2010 gün ve 70417 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren dava dosyası Cumhuriyet Başsavcılığının 08.12.2010 gün ve KYB. 2010-302015 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu. Mezkür ihbarnamede; Dosya kapsamına göre, Bursa 2. Ağır Ceza Mahkemesince, banka müdürü olan şüphelinin riskli kredilere onay vererek bankayı zarara uğratması eyleminin, 5411 sayılı Kanun'un 160.maddesinde düzenlenen "zimmet" suçunu oluşturmayacağı, eylemin tamamen hukuki ihtilaf kapsamında kaldığı gerekçesiyle iddianamenin iadesine karar verilmiş ise de, 5271 sayılı Ceza Mahakemesi Kanunu'nun 170/3.maddesinde iddianamede nelerin gösterileceği, aynı Kanun'un 174/1.maddesinde iddianamenin hangi hallerde iadesine karar verileceğinin belirtildiği, 2.fıkrasında ise "suçun hukuki nitelendirilmesi sebebiyle iddianame iade edilemez." hükmüne yer verildiği, diğer yandan 5271 sayılı Kanun'un 170/2.maddesinde yer alan "Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler." hükmü uyarınca Cumhuriyet savcısının dava açmasının zorunlu olduğu ve bu durumda mahkemece, iddianamede gösterilen olaylarda ilgili olarak ibraz edilen deliller ve yargılama sırasında ibraz edilebilecek diğer deliller birlikte değerlendirilerek yargılama sonucuna göre bir karar verileceği gözetilmeden itirazın bu yönden kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden Bursa 3.Ağır Ceza Mahkemesinin 27.10.2010 gün ve 2010/1497 sayılı kararının CMK.nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde mahkemesince yerine getirilmesine, 22.02.2012 günü oybirliğiyle karar verildi.