T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/853 Esas KARAR NO: 2026/22 DAVA: Genel Kurul Kararının İptali (Kooperatif Genel Kurul Kararının İptali) DAVA TARİHİ : 15/11/2024 KARAR TARİHİ : 14/01/2026 Mahkememizde görülmekte olan Genel Kurul Kararının İptali (Kooperatif Genel Kurul Kararının İptali) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili davacı ------ sayısına kayıt ve tescilli -…
T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/853 Esas KARAR NO: 2026/22 DAVA: Genel Kurul Kararının İptali (Kooperatif Genel Kurul Kararının İptali) DAVA TARİHİ : 15/11/2024 KARAR TARİHİ : 14/01/2026 Mahkememizde görülmekte olan Genel Kurul Kararının İptali (Kooperatif Genel Kurul Kararının İptali) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili davacı ------ sayısına kayıt ve tescilli ----- üyesi olduğunu, davalı------ sayılı davet mektubu ile mektupta bulunan --- gündem maddesinin görüşülmesi amacıyla -----ilan ettiğini, davalı ---- tarihinde------- adresinde Genel Kurul toplantısını icra ettiğini, iptalini talep ettikleri kararları aldığını, müvekkili davacının söz konusu kooperatifin -----katıldığını ve itiraz dilekçesini de genel kurul divan başkanlığına sunduğunu, Genel Kurul sırasında gündem maddeleri ile ilgili şerhlerini toplantı tutanağına işlettiğini, Davalı ------- tarihli Genel Kurul toplantısının,------- belirtilen intibak usul ve esaslarına aykırı şekilde ve intibak hükümleri dışında kooperatif ana sözleşmesinde değişiklikler içerecek şekilde yapıldığını, davalı kooperatif tarafından kooperatiflerin ana sözleşmelerini intibak işlemleri --------- yılına kadar uzatılmış olmasına ve şirket ana sözleşmesinde yapılmak istenen esaslı değişikliklerin tamamlanarak intibak başvurusunda bulunulması için yeterli zaman bulunmasına rağmen,alalacele hareket edilerek, kooperatif genel kurul üyeleri yok sayılarak ve kooperatifler kanunu'nun 42. 46 ve 51. maddelerine açıkça aykırı şekilde iptalini talep ettikleri eylemlerin gerçekleştirildiğini, davalı kooperatif tarafından kooperatif ana sözleşmesi'nde değişiklik içeren maddelerin toplantı çağrısında ve ilanda yazılmadığını, davalı kooperatif tarafından kooperatif ana sözleşmesi'nde zorunlu intibak değişikliği dışındaki maddelerdeki değişiklik içeren maddeleri ilgili olarak genel kurulda herhangi bir karar alınmadığını, davalı kooperatif tarafından kooperatif ana sözleşmesi'nde usule aykırı olarak zorunlu intibak hükümleri dışındaki maddelerde de değişiklik yapıldığını,---- sonrasında ------ yevmiye numaralı Kooperatif Sözleşmesinin ------ sayfalarında yayımlandığını, söz konusu ilanda kooperatif sözleşmesinin ----- sayılı kooperatifler kanunu’na eklenen geçici madde 9 kapsamında intibak hükümlerine ilişkin ---- maddelerinin yayımlandığını, ancak davalı kooperatif tarafından ilanı gerçekleştirilen ve----- yevmiye numarası ile onaylı Kooperatif sözleşmesinin zorunlu intibak değişikliği hükümleri dışında sözleşme değişikliklerini de içermekte olduğunu, davalı şirketin zorunlu intibak düzenlemeleri öncesi ana sözleşmesinde; ------------ gibi bir çok maddesinde değişiklik yapıldığını ancak söz konusu bu değişikliklerin hiçbirisinin genel kurulda görüşerek kabul edilmediğini ve tescil ettirilerek ana sözleşmeye işletilmediğini, davalı şirket tarafından tüm bu usul ve esaslara aykırı olarak yeni ana sözleşmenin hazırlanarak intibak başvurusunda bulunulduğunu, davalı kooperatif tarafından kooperatif genel kurulu'nda yapılan oylamanın gerçeği yansıtmadığını ana sözleşme değişikliğine ilişkin karar yeter sayısının da sağlanmadığını, her ne kadar---------Genel Kurula katılma hakkında sahip 88 ortaktan 31 (otuz bir) ortağın asaleten, 20 (yirmi) ortağın vekaleten temsil edilerek toplamda 51 (elli bir) ortağın toplantı da hazır bulunduğu belirtilmiş ve ana sözleşmenin 33. maddesine göre gerekli çoğunluğun olduğunun tespit edilerek Ana Sözleşmenin 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun Geçici 9. Maddesindeki intibak hükümleri ile ilgili hususun görüşmeye açıldığı ve mevcut bulunan kooperatif üyelerinin tamamının olumlu oyuyla yeni ana sözleşmenin onaylandığı, noterce onaylanan suretinin ticaret sicil müdürlüğüne verilmesi hususunda üyelere bilgi verilerek yeni ana sözleşmenin oya sunulduğu ve oy birliği ile kabul edildiği'' belirtilmişse de bu hususun usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı --------- tarafından söz konusu maddeye ilişkin ana sözleşme değişikliğinin nitelikli çoğunluk olan 2/3 ile alınması gerektiğine ilişkin itirazının toplantı tutanağına yazılmış ise de; yapılan oylamada müvekkili davacının red oyu kullanmış olmasına rağmen bu hususun toplantı tutanağını gerçeğe aykırı biçimde oy birliği ile kabul edildi şeklinde yazıldığını, davalı kooperatif denetim kurulu üyeleri ile yönetim kurulu başkanı ve yönetim kurulu üyeleri arasında kooperatif ana sözleşmesi 53. maddesine aykırı şekilde akrabalık ilişkisinin bulunmakta olduğunu------- tarihinde yapılan genel kurul ve söz konusu genel kurulda alınan kararların usul ve yasaya aykırı şekilde gerçekleştiğini tüm bu sebeplerden dolayı, davalı kooperatif denetim kurulu üyeleri ile yönetim kurulu başkanı ve yönetim kurulu üyeleri arasında kooperatif ana sözleşmesi 53. maddesine aykırı şekilde akrabalık ilişkisi bulunması, geçersiz denetim kurulu raporları doğrultusunda yönetim kurulu ve denetim kurulu üyelerini ibra edilmesi,davalı kooperatif tarafından kooperatif genel kurulu'nda yapılan oylamanın gerçeği yansıtmaması, ana sözleşme değişikliğine ilişkin karar yeter sayısının sağlanmaması, davalı kooperatif tarafından kooperatif ana sözleşmesi'nde usule aykırı olarak zorunlu intibak hükümleri dışındaki maddelerde de değişiklik yapılması,davalı kooperatif tarafından kooperatif ana sözleşmesi'nde zorunlu intibak değişikliği dışındaki maddelerdeki değişiklik içeren maddeleri ilgili olarak genel kurulda herhangi bir karar alınmaması, davalı kooperatif tarafından kooperatif ana sözleşmesi'nde değişiklik içeren maddelerin toplantı çağrısında ve ilanda yazılmaması, hususları da dikkate alınarak ----- tarihli genel kurul toplantısının yapılma şeklinin ve toplantıda alınan kararların hukuka ve usule aykırılık gösterdiğinin tespiti ile alınan kararların iptalini, verilecek kararın ticaret sicil müdürlüğü nezdinde tescil ve ilanını,yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili kooperatif nezdinde gerçekleştirilmiş olan ------- iptali adına davacı tarafça öne sürülen iddiaların kabulünün taraflarınca mümkün olmadığını, ------ yapılan tüm işlemlerin usule ve ilgili kanun hükümlerine sadık kalınarak gerçekleştiridiğini, iptalinin talep edilmesinin kooperatifin işleyişini sekteye uğratmak amacıyla ve kötü niyetli şekilde yapıldığını, davacı tarafça iddia edilen şekilde ana sözleşmede intibak dışına çıkılarak değişikliklerin yapılabilmesi için izlenecek prosedür ve yasal şartların farklılık göstermekte olduğunu, intibak dışına çıkacak maddelerin değişmesi halinde ilgili değişikliğin bakanlıkça tespit edilerek ana sözleşmenin yeni halinin onay merciinden geçemeyeceğini, burada yapılan işlemin, müvekkili kooperatifin usuli işlemlerini gerçekleştirerek, kooperatifin lağvedilmesini engellemek ve güncel yasa ve hukuk kurallarına uyum işlemlerini sağlamaya çalışmak olduğunu, davacı tarafından iddia edilen intibak dışı maddelerin de değiştirildiği hususunun bu kapsamda gerçeği yansıtmadığını, müvekkili kooperatif tarafından izlenen prosedürün usul ve yasalara uygun şekilde ve bakanlık denetiminden geçerek gerçekleştirildiğini, bakanlıkça onaydan geçen, prosedüre aykırılık gösterilmeyen ve yasal gerekleri yerine getirilerek müvekkili kooperatif tarafından yapılan intibak işlemlerinde hukuka aykırılığın bulunmamakta olduğunu, kooperatifin eski ana sözleşmesi ve yenilenen ana sözleşmesinin karşılaştırıldığında görüleceği üzere, yapılan değişikliklerin sadece intibak hükümlerine ilişkin olduğunu, kooperatif tarafından gerçekleştirilen genel kurulda ise yasal prosedürü gerçekleştirmek amacıyla hali hazırda bakanlık tarafından onaydan geçen intibak işleminin üyelerce de onaylanması ve yasal prosedürün tamamlanmasının amaçlandığını, genel kurul toplantısı esnasında, gerek yönetim kurulu tarafından gerekse toplantıya katılan bakanlıkça görevlendirilen temsilci tarafından intibak işlemlerini tamamlamayan kooperatiflerin feshedileceği ve ana sözleşmenin yeni halinin bakanlık tarafından onaylandığı bilgisinin de üyelere verilerek gerekli izahatların yapıldığını, müvekkili kooperatif tarafından genel kurul toplantısı öncesinde de kooperatifin tüm üyelerine intibaka ilişkin uygulanacak prosedür ve kanun değişiklikleri bilgisinin yazılı şekilde verildiğini, bu sebeple toplantıya katılım sağlayan tüm üyelerin, ilgili intibak maddelerini ve buna ilişkin ana sözleşmedeki gereken değişikliklerin yapılarak bakanlık tarafından onay verilir hale getirildiğini, yasal prosedür gereği genel kurulun da onayının alınması gerektiğini ve onay verilmemesi halinde de kooperatifin feshedileceğini bildiklerini, İntibak işlemlerinin tamamlanabilmesi ve yapılması zorunlu kılınan ana sözleşmedeki ilgili değişikliklerin gerçekleştirilebilmesi adına gereken tüm yasal aydınlatmaların, kooperatif üyelerine toplantı öncesi bilgilendirmede ve genel kurul çağrısında da yapıldığını, davacı tarafından iddia edilen denetim kurulu ve yönetim kurulu üyelerinin arasındaki akrabalık ilişkilerinin genel kurul esnasında davacı tarafından akrabalık ilişkilerine yönelik olarak yapılan itirazın, itham etmiş olduğu üyeler tarafından kendisine detaylı şekilde aktarılarak açıklandığını ve usule aykırılığın bulunmadığının izah edilmesine rağmen davacı tarafından bu iddiaların bu davayla yeniden gündeme getirildiğini; bahsi geçen denetim kurulu üyesi ----- uzak akrabası olduğunu, -------- babasının dayısının oğulları olduğunu, kanunlarca ve kooperatif ana sözleşmesi kapsamında hukuka aykırılık oluşturabilecek bir hısımlık derecelerinin bulunmamakta olduğunu, denetim kurulu üyesi olarak seçilmelerinde de hukuken bir engelin bulunmamakta olduğunu, mahkemece gerekli görülmesi halinde taraflarınca sunulmuş olan yönetim ve denetim kurulu üyelerinin bilgileri ile yapılacak olan nüfus sorgulamasında da akrabalık ilişkilerinin netleşeceğini tüm bu sebeplerden dolayı davalı müvekkili kooperatif aleyhine açılan ve --- tarihli genel kurulun iptali talep edilen davanın esastan reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Dava, davalı kooperatifin ------tarihinde icra edilen genel kurul toplantısında alınan kararların dava dilekçesinde dile getirilen nedenlerden ötürü iptaline karar verilmesinin mümkün olup olmadığı, alınan kararların 6102 sayılı ticaret kanununa, davalı kooperatifin ana sözleşmesine, 1163 sayılı kooperatifler kanunu ve afaki iyi niyet kurallarına aykırı olup olmadığına,alınan kararlarda resen dikkate alınması gereken yokluk veya butlan nedenleri olup olmadığına ilişkindir. ----- karar sayılı ilamında yokluk butlan ve iptal kavramları detaylı olarak anlatılmış olup konunun önemine binaen aşağıda aynen alıntılanacaktır. Yargıtay Hukuk genel kurulu bu kararında ".... 13. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle genel kurul kararlarının hükümsüzlüğü hakkında açıklama yapılmasında yarar bulunmaktadır.------ Hukukî işlem, bir veya birden çok kişinin hukuk düzeninin öngördüğü sınırlar içinde gerektiğinde diğer unsurlarla birlikte hukukî sonuçlar doğurmaya yönelik irade açıklamasından oluşan hukukî bir olgudur. İrade açıklamasının yönelmiş olduğu hukukî sonuç, bir hakkın veya hukukî ilişkinin kurulmasından, değiştirilmesinden, devredilmesinden veya ortadan kaldırılmasından ibaret olabilir. Bir hukukî işlemin meydana gelmesi, hüküm ve sonuçlarını doğurabilmesi, birden çok kişinin irade beyanına bağlı ise bu hukukî işlemlere iki veya çok taraflı hukukî işlem denir. Çok taraflı hukukî işlemler, sözleşme ve karar olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Karar, aynı gruba dâhil kişilerin ortak bir iş veya amaca ilişkin olarak başkana yöneltilmiş irade beyanıdır. Dolayısıyla hukukî işlemlerin hükümsüzlük hâlleri “karar” için de geçerlidir. Dolayısıyla karar şeklindeki bir hukukî işlemin hükümsüz olması, onun yöneldiği hukukî sonucu gerçekleştirme gücünün olmadığı anlamına gelmektedir----- Sermaye şirketlerinde genel kurul kararlarının doğrudan veya dolaylı etkilerini gösterebilmeleri her şeyden önce hukuk kurallarına aykırı bulunmamalarına, hukuken mevcut ve geçerli olmalarına bağlıdır. Kararların mevcudiyet ve geçerlilik şartları, kanun koyucu tarafından şirketin, azınlığın, şirket alacaklılarının ve müstakbel pay sahiplerinin hak ve çıkarları ile kamu düzeninin diğer gerekleri göz önünde bulundurulmak suretiyle çeşitli kanun hükümleriyle tespit edilmiştir. Meydana gelişi veya içeriği bakımından bu hükümlere ve bunların ışığında düzenlenmiş olan şirket esas sözleşmesine aykırı bulunan kararlar hukuken hükümsüz olurlar. Genel kurul kararlarında bu hükümsüzlük, ihlâl edilen hukuk kuralının niteliğine göre iptal edilebilirlik, butlan veya yokluk olarak karşımıza çıkmaktadır.16. Genel kurul kararlarının hükümsüzlük hâllerinden iptal edilebilirlik anonim şirketlere yönelik olarak somut olaya uygulanması gereken 6762 sayılı TTK’nın 381. (6102 sayılı TTK’nın 445.) maddesinde ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. 6762 sayılı TTK’nın 536. (6102 sayılı TTK’nın 622.) maddesi yollamasıyla anonim şirket genel kurul kararlarının iptali hakkındaki hükümlerin limited şirket için de uygulanması gerekecektir. 6762 sayılı TTK’nın 381. (6102 sayılı TTK’nın 445.) maddesi gereğince kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açılabilecektir. İptal davasına konu bir genel kurul kararı, şekil veya içeriği bakımından sakat olsa bile iptaline dair hüküm kesinleşinceye kadar geçerli bir karar olarak kabul edilir. Süresinde ve usulüne uygun olarak açılan bir iptal davasında verilen iptal kararı kesinleşirse, bu karar geçmişe etkili olarak hüküm doğurur. Kararın alınmasından itibaren üç ay içinde dava açılmazsa veya açılan dava reddedilirse söz konusu aykırılık ve bu nedenle kararın iptal edilebilirliği artık ileri sürülemez------ Genel kurul kararlarının hükümsüzlük hâllerinden butlan, 6762 sayılı TTK’da ayrıca düzenlenmemiştir. Ancak 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 20. maddesinde düzenlenen butlan yaptırımı, genel kurul karalarının butlanı hakkında da uygulanmaktadır. Bu itibarla emredici hukuk kurallarına, ahlaka aykırı veya imkânsız olan genel kurul kararları da batıl sayılmaktadır. Öte yandan 6102 TTK’nın 447. maddesi ile genel kurul kararlarının butlanı açıkça düzenlenmiştir. Buna göre genel kurulun, özellikle; pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran; pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran; anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan kararları batıldır. 6102 sayılı TTK’nın 447. maddesinde genel bir düzenleme yapılmamış, sadece örnek niteliğinde butlan sebepleri sayılmakla yetinilmiştir. Dolayısıyla 6102 sayılı TTK’nın 447. maddesinde sayılmayan durumlarda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 27. maddesi uygulanacak; emredici hukuk kurallarına, ahlaka, kamu düzenine ve kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan genel kurul kararları da batıl sayılacaktır.-----Batıl bir hukukî işlem, unsurları itibariyle şeklen ve fiilen mevcut olmakla birlikte, konusu ve içeriği bakımından amaçlanan hukukî hüküm ve sonuçları daha başlangıçtan itibaren kesin olarak hükümsüzdür. Bu kesin hükümsüzlük kural olarak düzeltilemez nitelikte olup hukukî yararı bulunan herkes tarafından bir süre ile sınırlı olmaksızın ileri sürülebilir. Mahkemeye sunulmuş olan olaylardan anlaşılmak koşuluyla hâkim tarafından res’en göz önünde tutulur.--------Genel kurul kararlarının hükümsüzlük hâllerinden olan yokluk, ne 6762 sayılı TTK’da ne de 6102 sayılı TTK’da düzenlenmemiştir.Yokluk yaptırımının kanunlarda düzenlenmemiş olması, yokluk yaptırımının hukukî işlem niteliğinde olan genel kurul kararları hakkında uygulanamayacağı anlamına gelmemektedir. Bir hukukî işlem, meydana gelişi bakımından emredici hukuk kurallarına aykırı ise o işlem yok hükmündedir. Meydana gelişe ilişkin olan emredici hukuk kuralları, hukukî işlemin unsurlarını oluşturan, onun mevcudiyet şartlarını belirleyen kurucu-şekli nitelikteki hükümlerdir. İçeriğe ilişkin emredici hukuk kurallarına aykırılık hâlinde butlan söz konusu olup hukukî işlem şeklen mevcut olmakla birlikte konusu ve içeriği bakımından amaçlanan hüküm ve sonuçları, daha başlangıçtan itibaren hiç kimseye karşı meydana gelmez. Kurucu-şekli nitelikteki emredici hukuk kurallara aykırılık hâlinde ise yokluk söz konusu olup kurucu unsurların veya kanuni şeklin eksikliği sebebiyle hukukî işlem şeklen meydana gelememektedir. Dolayısıyla butlanda hukukî işlemin meydana gelmesi için gerekli olan içerik unsurları vardır; fakat hukuk düzeni bu içerik bakımından amaçlanan sonuçların meydana gelmesini kesinlikle reddetmektedir. Yoklukta ise hukukî işlem için gerekli olan içerik şekli bakımdan dahi meydana gelmiş değildir----------20. Görüldüğü üzere yokluk ve butlan arasında, sebepleri yönünden bir farklılık olmakla birlikte ayrıca bu iki kavrama bağlanan hukukî sonuçlar da, sınırlı da olsa, farklıdır. Bu farklardan birisi hukukî tahvil müessesesidir. Hukuken yok olan bir işleme hiçbir sonuç bağlanması mümkün değilken şeklen mevcut ancak batıl olan hukukî işleme hukukî tahvil yoluyla bir hukukî sonuç bağlanması mümkündür. Yokluk ile butlan arasındaki en önemli fark ise TMK’nin 2. maddesi gereğince hakkın kötüye kullanılması yasağı bağlamında ortaya çıkar. Butlan durumunda şekli anlamda bir genel kurul kararı mevcut olduğundan bu kararı ve butlan sebeplerini bilen bir kişinin aradan uzun bir süre geçtikten sonra dava veya itiraz yoluyla genel kurul kararının butlanına dayanması hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olabilir. Hâkim butlanın ileri sürülmesinin dürüstlük kuralına aykırı veya hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olup olmadığını her olayda re’sen ve ahval ve şartların heyeti umumiyesini göz önünde tutarak serbestçe takdir edecektir -----------Oysa yokluk durumunda, ortada şekli bakımdan dahi bir genel kurul kararı bulunmadığından bunun yokluğunun tespit edilmesinin istenmesi hiçbir şekilde hakkın kötüye kullanılması kapsamında değerlendirilemeyecektir--------- ----------Yokluğun bir hukukî işlemin kurucu unsurlarındaki eksikliği ifade etmesinden hareketle genel kurul kararlarının yokluğunun tespitine karar verilmesi için öncelikle kurucu unsurlarının neler olduğunun belirlenmesi gerekir. Genel kurul kararlarının kurucu unsurları “genel kurul” ve “karar”dır. Dolayısıyla bir genel kurul, kanunun öngördüğü kurucu-şekli emredici hükümlerine aykırı bir şekilde toplanmış veya kanunun öngördüğü kurucu-şekli emredici hükümlerine aykırı bir şekilde karar almışsa, alınan bu karar yoklukla maluldür. Örneğin usulüne uygun çağrı yapılmadan toplanan genel kurullarda alınan kararlar, toplantı ve karar nisaplarına riayet edilmeksizin alınan kararlar, Bakanlık temsilcisinin bulunması gerektiği hâllerde temsilci olmaksızın gerçekleştirilen toplantılarda alınan kararlar, hakkında hiç oylama yapılmadığı hâlde yapılmış gibi gösterilen kararlar kurucu-şekli unsurları eksik olduğundan yoklukla malul kararlardır. .." belirtmiştir. Mahkememizce taraf delilleri toplanmış alanında uzman bilirkişilerden rapor alınmıştır. Bilirkişi heyeti raporunun 14. Sayfasında belirtildiği üzere Gerek mali inceleme ve tespitler gerekse toplantı tutanağı üzerinden yapılan incelemeler neticesinde, dava konusu ------ tarihli genel kurul toplantısında alınan ----- nolu kararların esası yönünden; gerek re'sen gözetilecek yokluk ve butlan sebepleri gerekse KoopK.m.53 ve davalı Kooperatif ana sözleşmesinin 40. Maddesinde belirtilen kanuna, ana sözleşmeye veya dürüstlük kurallarına aykırılık tespit edilememiştir. Gündemin 10 numaralı kararı ile ilgili bilirkişi heyeti terditli bir değerlendirme yapmış takdir mahkemeye bırakmıştır. Bilirkişi heyeti bu madde yönünden "...Dava konusu 10 nolu genel kurul kararı ile yapılan ana sözleşme değişikliklerinin 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'na 7339 sayılı kanunla eklenen Geçici 9. Madde kapsamında yapılması gereken intibak-uyum amacını aşar nitelikte olduğu ve 7339 sayılı kanunun gerekli kılmadığı değişikliklerin gündeme bağlılık ilkesine aykırı olduğu, ana sözleşmenin yalnızca 7339 sayılı kanunla eklenen Geçici Madde 9 kapsamında yapılması gereken intibak-uyum amacıyla sınırlı olarak yapılmasına imkan vermek bakımından, dava konusu genel kurul toplantısında alınan dava konusu 10 nolu kararın gerek “kanuna aykırılık” sebebiyle gerek butlanı gerekse iptali için gerekli koşulların oluştuğu, Alternatif olarak, dava konusu 10 nolu genel kurul kararı ile yapılan ana sözleşme değişikliklerinin, esas itibariyle 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'na 7339 sayılı kanunla eklenen Geçici Madde 9 kapsamında yapılması gereken intibak-uyum amacını taşıdığı, yapılan ana sözleşme değişiklikleri içinde söz konusu intibak kapsamında olmayan kaynaklı olduğu ve KoopK.m.88'de zaten Bakanlığa örnek ana sözleşmeler hazırlama yetkisi tanındığı gözetilerek 10 nolu kararla yapılan ana sözleşme değişikliklerinin kanuna ve ana sözleşmeye aykırı olmadığının, dolayısıyla butlan ve iptal koşullarının oluşmadığının dadeğerlendirilebileceği.." şeklinde terditli görüş bildirmiştir. 7339 sayılı kanunun geçici 9. Maddesi "..Kooperatifler ve üst kuruluşları, anasözleşmelerini en geç üç yıl içinde bu Kanun hükümlerine intibak ettirmek zorundadır. Anasözleşmelerini intibak ettirmeyen kooperatif ve üst kuruluşları dağılmış sayılır..." hükmüne haizdir.Davacı dava dilekçesinde genel kurulda yapılan görüşme sırasında intibak ana sözleşmesinin içeriğine, hangi maddelerin değiştirildiğine dair hiçbir bilgi verilmediği ve hiç müzakere yapılmadığı, intibak kapsamında zorunlu kılınanlar yanında ana sözleşmenin başka maddeleri de değişmiş olduğu, intibak kapsamında olmayan maddeler yönünden 2/3 nisapla yapılması gerektiğini belirtmiştir. Dolayısıyla konu yönünden değerlendirilmesi gereken husus, davalı kooperatif ana sözleşmesinde değişikliklerin KoopK. Geçici Madde 9 kapsamında yapılacak zorunlu değişikli ibaret olup olmadığı, diğer ifadeyle 7339 sayılı kanun değişikliğinin zorunlu kıldığı değişiklikler dışında, gerekmediği halde bu vesileyle değiştirilen ana hükümlerinin bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. Kooperatifler kanununun 46. Maddesi gereği " Toplantı çağrısına ve ilana gündem yazılır. Anasözleşmenin değiştirilmesi bahis konusu ise, yapılacak ilanda değiştirilecek maddelerin numaralarının yazılması ile yetinilir." hükmüne haizdir. Bu hükme göre, genel kurul ilan ve davet yazılarında, değiştirilecek ana sözleşme hükümlerinin eski ve yeni hallerinin bildirilmesi gerekmemekle birlikte, değişecek maddelerin numaralarının bildirilmesi gerektiği halde, davalı kooperatifçe ilan edilen ve ortaklara gönderilen gündemde ana sözleşmenin hangi maddelerinin değişeceğine dahi yer verilmediği, genel olarak intibak amaçlı ana sözleşme değişikliğinden söz edildiği görülmektedir. Buna bağlı olarak, genel kurulda değişecek/değiştirilecek gündem maddeleri ile ilgili bir müzakerenin de yapılmadığı, hangi ana sözleşme maddelerinin hangi şekilde değiştirildiği konusu genel kurula katılan ortakların bilgisine ve onayına sunulmadan, içi boş bir esas sözleşme değişiklik yetkisi alındığı, ancak bundan sonra yeni sözleşme metninin ---- ilan ettiği tip/örnek sözleşme doğrultusunda oluşturulduğu anlaşılmaktadır. ----- sayılı kanuna uyum sağlamayı vesile ederek, tip ana sözleşmeleri güncellemeyi amaçladığı ve 7339 sayılı kanun dışındaki diğer mevzuata da toptan bir uyum sağlamayı amaçladığı görülmektedir. Oysa 7339 sayılı kanuna intibakın ve bu amaçla getirilen Geçici Madde 9'un intibak amacı bu kadar geniş değildir. Durum böyle olunca,-------- tarafından çıkarılacak Genelge ve tip ana sözleşmelerin normlar hiyerarşisine uygun olarak, 7339 sayılı kanun ile verilen yetki ve intibak ihtiyacı ile sınırlı ana sözleşme değişikliklerini içermesi gerekli ve yeterli olacaktır. Bu haliyle neticede kooperatiflerin genel kurul öncesinde Bakanlık tarafından hazırlanan tip/örnek sözleşme tiplerini inceleyerek, değişecek/değiştirilecek maddeleri önceden belirlemeleri ve bunları genel kurulun onayına sunmaları gerekir. Bunun dışında ana sözleşmede başkaca değişiklik yapılacaksa KoopK.m. 46'da öngörülen şekil ve usulde, bakanlık izni alınarak, madde numaraları gündemde açıkça belirtilerek, tek tek genel kurulun tasvibine sunularak ve ana sözleşme değişikliğine ilişkin genel toplantı ve karar vetersayılarına uyularak karara bağlanması gerekmektedir.Mahkememizce 7339 sayılı kanunun geçici 9. Maddesi, davalı kooperatifin yeni ve eski ana sözleşme metinleri ve bakanlığın yayınladığı örnek tip ana sözleşme ( internet ortağından temin edilmiştir.) incelenip kıyaslandığında davalı kooerpatifin genel kurulunda yapılan oylama sonucu ana sözleşmede yapılan değişikliklerin 7339 sayılı kanun ile getirilen intibak amacını aştığı, davalı kooperatifin eski ve yeni ana sözleşmesileri incelendiğinde ana sözleşmenin 7. Maddesinde belirtilen sermayenin en az haddinin ------ çıkarıldığı, keza 8. Maddede paylara dair hükümde ortakların en çok taahhüt edebileceği payların ------- çıkartıldığı,bunun intibak amacının kapsamının dışlında olduğu, genelgede sadece usulün belirlendiği,miktar ve oran belirlenmediği, bu maddelerde kooperatif ana sözleşmesi ve Kooperatifler kanununda belirtilen hükümlerden sapılarak ana sözleşme hükümlerinin değiştirildiği görülmüştür. İntibak amacını aşan değişikliklerde kanunda ana sözleşmenin ne şekilde değiştirileceği belirtilmiştir. Kooperatiflerin genel kurul öncesinde ---- tarafından hazırlanan tip/örnek sözleşme tiplerini inceleyerek,değişecek/değiştirilecek maddeleri önceden belirlemeleri ve bunları genel kurulun onayına sunmaları gerekir. Bunun dışında ana sözleşmede başkaca değişiklik yapılacaksa KoopK.m. 46’da öngörülen şekilde, madde numaraları gündemde açıkça belirtilerek, tek tek genel kurulun tasvibine sunularak ve ana sözleşme değişikliğine ilişkin genel toplantı ve karar yetersayılarına uyularak karara bağlanması gerekmektedir. Davalı kooperatifin anlına bu hükümlere riayet etmediği, genel kurul gündeminde hangi maddelerin değiştirileceğine yer vermediği, genel kurulda da içi boş bir oylama yapıldığı, bu hali ile kooperatif ortağı olan bir üyenin yeterli bilgi alma ve oyunu kullanma imkanından da mahrum kılındığı, içi boş yeterli bilgi verilmeyen bir hususta kabul veya red oyu kullanmak durumunda kaldığı binnetice genel kurulda alınan 10 numaralı karar için hükümsüzlük şartlarının oluştuğu alınan kararın ana sözleşmeye kooperatifler kanununa aykırı olduğu ve batıl olduğu sonucuna varılmıştır. Davacı vekili gerek dava dilekçesinde ve gerekse de rapora itiraz dilekçesinde denetçiler ---------ve davalı--------- üyelerinde aranan seçilme şartları" başlıklı 53. maddesine göre denetçi olamayacak derecede akrabalık ilişkisi bulunduğu, bunlar tarafından hazırlanan denetim kurulu raporunun ve alınan ibra kararlarının geçersiz olduğu, davacının buna yönelik itirazlarını dile getirdiği halde tutanağa geçirilmediği ifade edilmiştir.Mahkememizce davacının bahsini ettiği bu yönetim ve denetim kurulu üyelerinin nüfus aile kayıt tabloları ------- sisteminden sorgulanarak dosyaya eklenmiş yapılan incelemede bu kişiler arasında beşinci derece yansoy kan hısımlığı bulunduğu, dolayısı ile davacının bu itirazlarının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. Tüm dosya kapsamı, yukarıda yapılan açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde davalı kooperatif genel kurulunda alınan 10 numaralı kararın mutlak butlan ile batıl olduğu, diğer maddeler bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmış davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-Davanın kısmen kabulüne; Davalı kooperatifin ------ tarihinde icra edilen genel kurul toplantısında alınan 10 numaralı kararın mutlak butlan ile batıl olduğunun tespitine, 2-Davacının diğer maddelere dair istemlerinin reddine, 3-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL harçtan peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile alınması gerekli bakiye kalan 304,40 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafından yapılan toplam 427,60 TL başvurma harcı, 427,60 TL peşin harç, 20.000,00 TL bilirkişi ücreti, 206,50 TL tebligat ve posta gideri olmak üzere toplam 21.061,70 TL yargılama giderinin yarısı olan 10.530,85 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Av. Asg. Üc. Trf.'ne göre, 45.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 6-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Av. Asg. Üc. Trf.'ne göre, 45.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının talep halinde taraflara iadesine, Dair karar, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun İstinafa ilişkin hükümleri doğrultusunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde (HMK'nın 345. maddesi), mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak (HMK'nın 343. maddesi) ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamen ödemek (HMK'nın 344. maddesi) suretiyle, ------------ Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere, davacı vekilinin yüzüne karşı,davalı tarafın yokluğunda oy birliği ile açıkça okunup usulen anlatıldı .14/01/2026