T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/1372 KARAR NO : 2026/889 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 23/01/2025 NUMARASI : 2021/481 E - 2025/77 K DAVA: İtirazın İptali BİRLEŞEN İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2021/482 SAYILI DOSYASI: DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit KARAR TARİHİ: 31/03/2026 Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgi…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/1372 KARAR NO : 2026/889 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 23/01/2025 NUMARASI : 2021/481 E - 2025/77 K DAVA: İtirazın İptali BİRLEŞEN İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2021/482 SAYILI DOSYASI: DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit KARAR TARİHİ: 31/03/2026 Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalılar aleyhine Merkezi Takip Sistemi'nin 2020/560014 sayılı dosyasından faturaya dayalı alacak için takip başlatıldığını, borçlu şirket ile gerçek kişi tarafından hiçbir gerekçe göstermeksizin haksız ve mesnetsiz olarak borca itiraz edildiğini, davalı şirket ile davacı şirket arasında Elektrik Enerjisi Satış Sözleşmesi akdedildiğini ve bu sözleşmeye bağlı olarak davalı şirketin elektrik kullandığını, davalı/borçlu gerçek kişinin ise, davalı/borçlu şirketin kurucusu ve müdürü olup, davalı/borçlu şirketi münferiden temsile yetkili olduğunu, ayrıca, davacı şirket ile imzalanan Elektrik Enerjisi Satış Sözleşmesi'nde de ticari kefaleti bulunduğunu, buna rağmen takibe haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini, davalı şirketin elektrik tüketimi yapmış olmasına rağmen takibe konu faturaları ödemediğini, imzaladığı sözleşmeye uymadığını, tahakkuk ettirilen faturaya 8 günlük sürede itiraz da etmediğini, davalının gecikmiş fatura borcunu ödememesi üzerine, iade taahhütlü mektupla davalıya hizmet kesme ve ceza bedeli tahakkuk etme ihbarnamesi gönderildiğini, buna rağmen ödeme yapılmadığını beyanla, davalıların haksız itirazlarının iptaline ve takibin devamına,davalıların %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemelerine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından davalı şirkete gerek sözleşme öncesinde ve gerekse sözleşme devamında birim fiyat olarak 43 kuruş üzerinden hizmet verileceği taahhüt edilmesine, davacının iradesi bu konuda hileli tavırlar ile hataya uğratılarak sadece davaya dayanak yapılan sözleşmenin son sayfası imzalatıldığından toplanacak delillerimiz ardından davacının müvekkili hata ve hileye düşürmesi hususları da göz önüne alınarak karar verilmi i talep ettiklerini, davacının haksız icra takibine ve davasına konu ettiği faturalardaki hesaplamalar da EPDK ilke kararlarına ve ilgili mevzuata aykırı şekilde hesap edildiğini, davacı taraf davalı şirkete hiçbir zaman haksız takibine konu ettiği faturalara ilişkin gerekli izahatı yapmadığı gibi ilgili faturaları davalı şirkete usulünce tebliğ de etmediğini, , davalının usulünce temerrütte düşürülmediğinden, davalıdan cezai şart, gecikme cezası ve benzeri isimler altında haksız asıl alacağa bağlı taleplerde bulunulmasının da hukuken geçerliliği bulunmadığını,davacıya ilgili faturanın da iade edildiğini, davacının davalı şirketi faturalandırmasında sayaç okuma işlemleri de muntazam şekilde ve mevzuata uygun biçimde yapılmadığını, davacının takibe dayanak ettiği faturalarda haksız ve fahiş asıl alacağa ek olarak müvekkilinden aynı zamanda talep ettiği kapasitif bedeli ve gecikme bedellerinin bu nedenle de hukuki temeli bulunmadığını beyan ederek; haksız ve hukuki temelden yoksun davanın reddi ile, davacı aleyhine reddedilen kısım üzerinden %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir. Birleşen Dava ; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalılar aleyhine Merkezi Takip Sistemi'nin 2020/1124316 sayılı dosyasından faturaya dayalı (elektrik tüketim ve cezai şart faturası) alacağa dayanarak takip başlatıldığını, davalıların hiçbir gerekçe göstermeksizin haksız ve mesnetsiz olarak işbu icra dosyasına itiraz ettiğini, taraflar arasında Elektrik Enerjisi Satış Sözleşmesi akdedildiğini ve bu sözleşmeye bağlı olarak davalı şirketin elektrik kullandığını, davalı kişinin ise, davalı şirketin kurucusu ve müdürü olduğunu, müvekkil şirket ile imzalanan Elektrik Enerjisi Satış Sözleşmesi'nde de ticari kefaletinin bulunduğunu, buna rağmen takibe haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edildiğini, bu nedenlerle davalıların haksız itirazlarının iptaline ve takibin devamına, davalıların % 20’den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının ibraz ettiği sözleşme ile ilgili olarak müzakere edilme imkanının davalı şirkete tanınmadığını, hatta davalı şirkete sözleşmenin tamamı dahi gösterilmeden, davalı çalışanlarınca davalı şirket sözleşme esaslı koşulları ile müzakere yapılırken elektriğin davalı şirkete 43 kuruş birim fiyat üzerinden verileceği yönünde davalı şirkete telkinlerde bulunulduğunu, davalı şirketin bu konuda sözleşmenin müzakeresi aşamasında hileye uğratılarak 43 kuruş birim fiyat üzerinden sözleşme yaptığı zannı yaratıldığını, davalı şirket ve kefil adı altında dava açılan diğer davalı...'in sözleşmenin tamamında imzasının da bulunmadığını, davalı şirket kendisinden davacının ödeme talebinde bulunması karşısında, elektrik bedellerinin son derece yüksek olduğunu, bu birim fiyatlar üzerinden anlaşılmadığını beyanla,haksız davanın reddi ile, davacı aleyhine reddedilen kısım üzerinden %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda ; 1-)Davanın Kısmen Kabul; Kısmen Reddine, 2-)2004 sayılı İİK'nin 67/I maddesi gereğince davalı-borçluların Merkezi Takip Sisteminin (MTS) 2020/560014 Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazlarının ayrı ayrı iptali ile icra takibinin davalı...'in faiz ve feriler dahil 164.050,00 TL kefalet miktarıyla sınırlı ve sorumlu tutulması suretiyle asıl alacağa (151.511,78 TL ) takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmak suretiyle takibin 99,89 TL işlemiş dahil toplam 151.611,67 TL üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, 3-)Davacının, 2004 sayılı İİK'nin 67/II maddesi gereğince icra inkar tazminatı talebinin kabulüyle, asıl alacağın (151.511,78 TL) %20'i olan 30.302,35 TL icra inkar tazminatının, davalı...'in 164.050,00 TL kefalet miktarını aşmamak kaydıyla davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 4-)Davalıların, 2004 sayılı İİK'nin 67/II maddesi gereğince, haksız ve kötü niyetli takip nedeniyle tazminat taleplerinin reddine, Birleşen Dosya Yönünden; 1-)Davanın Kısmen Kabul; Kısmen Reddine, 2-)2004 sayılı İİK'nin 67/I maddesi gereğince davalı-borçluların Merkezi Takip Sisteminin (MTS) 2020/1124316 Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazlarının ayrı ayrı iptali ile icra takibinin davalı...'in faiz ve feriler dahil 164.050,00 TL kefalet miktarıyla sınırlı ve sorumlu tutulması suretiyle asıl alacağa ( 272.606,82 TL) takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmak suretiyle takibin 1.885,00 TL işlemiş faiz dahil toplam 274.491,82 TL, üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, 3-)Davacının, 2004 sayılı İİK'nin 67/II maddesi gereğince icra inkar tazminatı talebinin kabulüyle, asıl alacağın ( 272.606,82 TL) %20'i olan 54.521,36 TL icra inkar tazminatının davalı...'in 164.050,00 TL kefalet miktarını aşmamak kaydıyla davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 4-)Davalıların 2004 sayılı İİK'nin 67/II maddesi gereğince, haksız ve kötü niyetli takip nedeniyle tazminat taleplerinin reddine, şeklinde hüküm kurulmuştur. Mahkemece verilen kararı,davacı vekili ve davalı vekili istinaf etmiştir. 1- Davacı vekilince verilen istinaf dilekçesinde; "Asıl dava yönünden asıl alacağa yasal faiz uygulanmasına yönelik karar hukuka aykırıdır.Taraflar arasında Elektrik Enerjisi Satış Sözleşmesi akdedilmiştir. Müvekkil şirket tarafından Davalı şirket .... Ltd. Şti.'ye ticari işletmesinde kullanmak üzere elektrik tedariki sağlanmıştır. Davalı şahıs... ise davalı şirketi temsile yetkili bir tacir olup akdedilen sözleşmede ticari kefaleti bulunmaktadır. Taraflar tacir olup uyuşmazlık da ticari niteliktedir. Türk Ticaret Kanunu'nun 8. Maddesi hükümlerine uygun olarak Taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 7.1. Maddesi ile faiz türü kararlaştırılmıştır. Taraflar, sözleşme ile ödenmeyen fatura tutarına Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası'nnca belirlenen, Türk Lirası Cinsinden Kredi Kartı İşlemlerinde Uygulanacak Aylık Azamı Gecikme güncel faiz oranı üzerinden temerrüt faizi uygulanacağı hususunda mutabık kalmıştır. Davalıların faturalarını ödememesi sebebiyle başlatılan icra takiplerinde ödenmeyen her bir fatura tutarına takip öncesi faiz olarak temerrüt faizi uygulanmıştır. Buna göre 151.511,78 TL asıl alacak ve 4.073,31 TL takip öncesi işlemiş akdi faiz olmak üzere toplamda 155.584,99 TL üzerinden icra takibi başlatılmıştır. Tarafların irade beyanları ile akdedilen sözleşmede de ödenmeyen fatura tutarlarına temerrüt faizi uygulanacağı hususunda mutabık kaldığı açık iken, gerek takip öncesi işlemiş faize gerekse takip sonrası işleyecek faiz türünün , Türk Lirası Cinsinden Kredi Kartı İşlemlerinde Uygulanacak Aylık Azamı Gecikme güncel faiz oranı üzerinden temerrüt faizi olan akdi faiz uygulanması gerekir iken yasal faiz uygulanmasında hukuka uygunluk bulunmamaktadır.Kesinlikle kabul anlamına gelmemek üzere, bir an için, akdi faiz uygulanmayacağı kanaatine varılsa dahi tarafların tacir olması ve uyuşmazlığın da ticari iş niteliğinde olması sebebiyle temerrüt faizi uygulanması gerektiği her türlü izahtan varestedir. Tarafların tacir olması sebebiyle uyuşmazlığa ilişkin yasal faiz uygulanması her halükarda hukuka aykırıdır.3095 sayılı Kanuni Faiz Ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un 2.maddesi dikkate alındığında da yasal faize hükmedilmesi hukuka aykırıdır 2-Birleşen dava yönünden de asıl alacağa yasal faiz uygulanmasına yönelik karar hukuka aykırıdır.Birleşen davada kabul edilen asıl alacak miktarı eksik olup bu yöndeki itirazlarımız değerlendirilmemiştir.Birleşen davada yerel mahkeme tarafından asıl alacak miktarında eksiltilmeye gidilerek kısmen kabul kararı verilmiştir. Asıl alacak tutarında eksiltilmeye gidilme sebebi ise bilirkişi raporunda fatura bedellerinin hatalı toplanmasıdır. Bilirkişi raporunda davalıya ait iade faturası toplam fatura tutarlarından hatalı şekilde çıkarılmış olup bu tespitin hükme esas alınması sonucunda asıl alacak miktarı hatalı tespit edilmiştir. Birleşen davaya konu olan faturalar toplamı 317.169,85-TL'dir. Davalı tarafından tanzim edilen ... numaralı fatura tutarı 37.097,85-TL toplam fatura tutarı olan 317.169,85-TL'den düşürüldüğünde takibe konu olan asıl alacak tutarı 280.075,37 TL olacağı açıktır. Ancak bilirkişi raporunda faturaların hatalı toplama sebebiyle 311.401,15-TL olarak yer verilmesi ve bunun sonucunda asıl alacak miktarının 268.015,21-TL olarak hesaplanması sebebiyle mahkeme gerekçeli kararında da birleşen dava asıl alacak miktarı hatalı olmuştur. Birleşen dava dosyasından eksiltilecek tek kalem, davalı tarafın düzenlediği ... nolu 37.097,85-TL tutarlı faturadır. Bu fatura birleşen dosyadaki faturalardan düşülecek tek rakamdır. Kaldı ki bilirkişi kendi toplamında dahi 311.401,15-TL'den 37.097,85-TL düşseydi rakam 274.303,30-TL kalacaktı. Dolayısıyla yine 268.015,21-TL'ye nereden ulaştığı belirsizdir. Bilirkişi raporunda kesilen faturaların toplam rakamını 317.169,85-TL'den yanlış toplayarak, 311.401,15-TL'ye indirmiş, bu rakamdan 37.097,85-TL eksiltmiş, ayrıca 4753,78-TL rakamı da 2. ve hatta 3. kez toplamdan mahsup etmiştir. Bu rakamın ... nolu faturadaki -4.028,63-TL ve KDV'si olduğu zorlu araştırmamız sonucu anlaşılmıştır. Ancak bilirkişi faturadaki eksi (-) bakiyeyi toplamdan tekrar eksiltmekle mükerrer eksiltme yapmakla kalmayıp, aynı zamanda eksi (-) bakiye için + kdv tutarı ekleyerek tutardan eksiltmektedir. Bilirkişi raporunda birleşen dava yönünden asıl alacak miktarı hesaplanmasında maddi hata bulunmaktadır. Raporun da hükme esas alınması sebebiyle birleşen dava yönünden asıl alacak miktarında eksiltilmeye gidilmesi hatalı olup, " şeklindeki sebeplerle kararın usul ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek,kaldırılması istenmiştir. 2- Davalı vekilince verilen istinaf dilekçesinde ; " müvekkil şirket açısından haksız şekilde cezai şarta hükmedilmiş olup, ayrıca bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmeden hüküm kurulması hukuki temelden yoksundur. Müvekkil şirketin hileye ilşikin savunmaları değerlendirilmediği gibi gerekçeli kararda da tartışılmamıştır.Esas ve birleşen davalar açısından yerel mahkemece dosya arasına alınmış olan toplan 5 adet bilirkişi raporu bulunmaktadır. Bu raporların tamamı müvekkiller açısından farklı tespitlerde bulunmuşlarsa da raporların hiçbiri denetime elverişli değildir. Yerel Mahkemece ilgili raporlar arasındaki çelişkiler giderilmeden ve tüm itirazlarımız giderilmeden raporlardan birine itibar edilerek müvekkiller aleyhine hüküm kurulması hatalı olmuştur. Kaldı ki yargılama aşamasında ısrarla arz ettiğimiz üzere müvekkil şirketçe yasal süre içerisinde münderecatına itiraz edilerek davacıya iade edilen sözde cezai şart ve bir kısım haksız alacak talebine konu 02.11.2020 tarih ve 204.663,95-TL meblağlı faturanın davacının haksız talepleri nazara alındığında hiçbir şekilde kabul edilemeyeceği de açıktır. Yine, daha önceki dilekçelerimizde izah ettiğimiz üzere müvekkil şirkete karşı sözleşmesel yükümlülüklerini yerine getirmeyen ve müvekkil şirket talep etmesine karşın müvekkil şirketi portföyünden çıkartmayan davacı tarafın müvekkillerden cezai şart istemesinin de hukuki imkanı bulunmamaktadır. Kaldı ki haksız cezai şart talebini içeren faturaya müvekkilce usulünce itiraz edildiğinden bu husus da nazara alınmak zorundadır.Ayrıca dava dilekçemizde arz ettiğimiz ve tanık anlatımları ile de sübut ettiği üzere müvekkil şirketin hileye uğratıldığı sabit olmasına karşın müvekkil şirketçe tüm sayfaları imzalanmamış sözleşme nedeniyle müvekkil şirketin hem sözleşmenin imzasız olması hem de hileye ilişkin ispat edilen hususlar nazara alınmaksızın davanın kabul edilmesi hukuki temelden yoksun olmuştur. Müvekkil kefil... açısından kefaletin yasal koşulları bulunmamasına rağmen haksız şekilde savunmalarımız yok sayılarak kefalet limitini de aşar şekilde hüküm kurulması hukuki temelden yoksundur. Yine cevap dilekçemizde izah ettiğimiz ve rapora itiraz dilekçelerimizde de yerel mahkemeye ısrarla ilettiğimiz üzere; müvekkil...'den alınmış olan sözde kefalet metni de açık yasa hükmüne, dava konusu uyuşmazlığın özüne ve emredici şekil şartlarına aykırı olduğundan müvekkil...'den Kefil sıfatı ile talepte bulunulmasının hukuki imkanı da bulunmamaktadır. Zira emredici yasa hükmü aksine sözleşmenin müvekkilin kefaletine ilişkin kısımlarındaki boş yerler sözleşme imzalanırken doldurulmamıştır. Kefalet metninin tamamı da müvekkil eli ürünü olacak şekilde düzenlenmemiştir. İlgili el ile doldurulan kısımlarda ise özellikle kefalat tarihi ve sorumlu olunan meblağa ilişkin olanlar ve el yazısı ile yazılan kısımlar müvekkilce tarafımıza bildirildiği kadarı ile müvekkil eli ürünü değildir. Kefalet metninin en altındaki TC kimlik numarasına ilişkin rakamlar müvekkil eli ürünü olup, ilgili rakamlar çıplak gözle incelendiğinde dahi bile üst kısımda yazılı olan "25/09/2019" ( özellikle 5 ve 9 rakamlarındaki farklılık barizdir) ve "164.050,00-TL" (5, 1 ve 0 rakamlarındaki farklılık barizdir.) rakamları ile çok açık farklılıklar olduğu açıkça görülmektedir. Kefalet metni ekran görüntüsünü aşağıda da dilekçemiz içerisinde tekrar arz etmekteyiz. Yine, kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumluluğunu artıran değişiklikler, kefalet için öngörülen şekle uyulmadıkça hüküm doğurmayacağından kefalete dayanak olarak gösterilen sözleşmenin geri kalanında müvekkil şirket ve...'in imzası bulunmadığından sözleşme içerisinde davalı yanca tek taraflı olarak doldurulan hususların en azından müvekkil...'i borçlandırmayacağı açıktır. Zira kefalet metni incelendiğinde kefalet metninin sözlşemeye atıflardan ibaret olduğu görülebilmekte olup; imzasız bir sözleşme karşısında kefilin mesuliyetinin doğduğu kabul edilemeyecektir. Değinilen hususları bilirkişi raporunda sanki müvekkil... asıl borçlu imiş gibi değerlendirme yapıldığı için Sayın Mahkeme dikkatlerine tekraren arz ederiz. Hiçbir şekilde kabul manasına gelmemekle beraber yerel mahkemece müvekkil... açısından kefalet limitini aşar şekilde hem esas hem de birleşen dava yönünden hüküm kurulması da hukuki temelden yoksundur. Yerel mahkemece- hiçbir şekilde kabul manasına gelmemekle birlikte- müvekkil... hakkında bir hüküm kurulacak ise yapılması gereken önce açılan dava yönünden hüküm kurmak, diğer dava yönünden ise kefalet limitinin dolması nedeniyle müvekkil... açısından davanın reddine karar vererek kefalet limitinin üzerinde müvekkil hakkında kötü niyetli şekilde takip yapan davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmetmek olmalı idi. Hiçbir şekilde kabul manasına gelmemekle beraber, her iki müvekkil açısından esas ve birleşen davada ayrı ayrı kefalet limiti üzerinde kalan kısımlar da göz önüne alınarak nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekir iken fer'ilerin hatalı şekilde hüküm altına alınması da hukuki temelden yoksundur." şeklindeki istinaf sebepleri ile kararın usul ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek,kaldırılması istenmiştir. HMK.nun 355. maddesi uyarınca, kamu düzeni yönünden ve ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda; Asıl dava ;itirazın iptali ,birleşen dava menfi tesbit talebine ilişkindir. Davanın dayanağı olan Merkezi Takip Sisteminin (MTS) 2020/560014 Esas sayılı takip dosyasında toplam 161.286,93 TL ve Merkezi Takip Sisteminin (MTS) 2020/1124316 Esas sayılı takip dosyasında toplam 282.767, 42 TL alacağın tahsili için ilamsız takip yapılmış, davalı-borçlunun itirazı üzerine ilamsız takip durmuştur. Mahkemece yargılamada alınan mali müşavir bilirkişi kök ve ek raporda; davacının takipteki alacaklarının tespit ve tayini yönünde görüş bildirilmiştir. Bu rapora göre davalılar tarafından ticari defter ve belgelerin incelemeye sunulmadığı anlaşılmıştır. Mahkemece davalılar vekilinin itirazlarının ve savunmasının imzaya, sözleşmenin içeriğine, faturalar, cezai şart gibi birden fazla sebebe dayandığı gerekçesiyle ; SMMM, Elektrik Mühendisi ve Nitelikli Hesaplamalar Uzmanı bulunan üç kişiden oluşan farklı bir bilirkişi heyetinden rapor alınmıştır. Bilirkişi heyet raporunda, " Sözleşme lisanslı tedarik şirketi olan davacı şirket ... Elektrik'in serbest tüketici limitini aşan tüketim profili bulunan ...şirketine sağlamış olduğu elektrik tedarikine ilişkindir. Sözleşme 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ve Elektrik Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından hazırlanarak yayımlanan Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği (EPTHY) ilgili maddelerine göre akdedilmiş elektrik satışına dair tedarik sözleşmesidir. Yapılan sözleşmenin ana konusu EPDK tarafından belirlenen davalının abone grubu Tek Zamanlı Enerji Bedeli tarife fiyatı üzerinden davacı ... Elektrik tarafından davalıya %4 indirim imkânı sağlanmasını öngörmektedir. Davalının aboneliği 4815873000 tekil numara ile Sanayi tarifesinden Alçak Gerilim bağlantılı olarak görünmektedir.Sözleşme başlangıç tarihinden itibaren 12 ay süreli olup tarafların bu süreçte birbirlerine karşı edimlerini yerine getirmek durumunda olduğu açıktır. Dosyadan anlaşıldığı üzere sözleşmenin borçların ödenmemesi esası ile davacı tarafından fesih edildiği döneme kadar 01.11.2020 tarihine kadar ticari ilişkinin devam ettiği anlaşılmaktadır. Sözleşmenin özü aktif enerji birim fiyatı üzerinden %4 oranında indirim yapılması esasın: dayanmaktadır. Ancak dosyadaki faturalardan anlaşıldığı üzere Şubat-Nisan 2020 ayı faturalarında EPDK dönem tarifesinde (01.01.2020) abone grubuna denk gelen birim fiyatın (48,3295 kr/kWh) üzerinde bir önceki faturalandırma dönemi (01.10.2019) için EPDK tarafından belirlenen birim fiyat (49,9583 kr/kWh) üzerinde faturalandırma yapılmış diğer aylar ise EPDK birim fiyatından tahakkuk edilmiştir. Yani dosyadaki kayıtlar nezdinde indirimli elektrik bedeli ile elektrik temin etmek isteyen davalı sözleşme sonrasındaki dönemde EPDK birim fiyatlarında indirim olmasına rağmen bundan d. faydalanamamış, % 3,37 bu bedelin üzerinde birim fiyattan elektrik faturası ödemiştir.Ancak diğer taraftan bakıldığında da davalı başlangıç faturası olan 11/2019 faturasının son ödeme tarihi 12.12.2019 belirlenmişken ödemesi ödemesinin 03.01.2020 tarihinde yapıldığı, sonraki 13.01.2021 faturası 07.02.2020 ödendiği dolayısıyla faturaların geç ödendiği konusunda tereddüt bulunmadığ görünmektedir. " Bu durumla ilgili sözleşmede 5.2 ve 5. 4 maddelerinde düzenleme bulunduğu , "Bu bağlamda. Alıcı ile Satıcı'nın üzerinde mutabık kaldıkları Ek-l'deki indirim oranının Satıcı için kesin bir taahhüt olmadığını, bu durumlarda uygulanmak üzere, Satıcı dilediği zaman ve dilediği sebeple (örneğin..., doğalgaz vs. fiyatlarındaki değişiklik veya düzenlemeye tabi elektrik tarifelerinin hesaplanması ile ilgili mevzuatta değişiklik sebepleri) Ek-l'deki indirim oranlarında değişiklik yapma yetkisine kayıtsız şartsız sahip olduğunu Alıcı peşinen kabul ve ikrar etmekle beraber Satıcı da iş bu sözleşmenin madde 9,3 :" Sözleşmenin Alıcı Tarafından Feshi" hükümlerinin saklı olduğunu kabul eder. Davacı tarafından başlangıçta indirimler yansıtılmış, ancak ödenmeyen faturalar sebebiyle iki aylık dönem sonrasında EPDK birim bedelde indirim olsa da sözleşmede düzenlendiği üzere dönem tarifesi üzerinde Şubat - Nisan döneminde 3 ay süre ile birim fiyatın üzerinde bedel tahakkuk etmiştir. Sonrasında ise davalıya taahhüt edilen indirim yansıtılmayarak EPDK tarafından belirlenen birim fiyatlar ile fatura düzenlenmiş olsa da tüm bu hususların sözleşmede hüküm altına alındığı görülmektedir. Bu değerlendirmeler ışığında bir anlamda davacıya fiyat serbestisi sağlanmış, davalıya koşulların gerçekleşmesi halinde sözleşmeyi fesh etme hakkı tanımıştır. Fakat sözleşmenin feshi alıcının ihbarı ile durumun düzeltilmesi yönünde talebi ve sonrasında düzelmemesi halinde fesih hakkı tanındığından bu şartın gerçekleşmesi için satıcıya bildirim yapılması, düzenleme yapılmaması halinde davalıya bu durumun gerçekleştiğini sübut ettirecek bilgi belge dosyaya eklenmemiştir. Davalı bu konuda şifahi görüşmeler yapıldığını ifade etse de buna dair değerlendirme yapacak herhangi bir bilgi belge bulunmamaktadır. Elektrik satış faturalarının ilk fatura hariç diğerlerinde gecikme bedeli bulunduğu görülmekle birlikte bununda sözleşmede “7. Toplam Satış Bedelinin Ödenmesi - Fatura edilen toplam satış bedeli, en geç faturada yer alan son ödeme tarihinde Satıcı'nın banka hesabına Alıcı tarafından ödenecektir. ..... Alıcı'nın tanzim edilen faturada belirtilen son ödeme tarihine kadar fatura bedelini ödememesi halinde Satıcı, son ödeme tarihinden sonraki her gün için, ödenmeyen fatura tutarına Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası'nca belirlenen, Türk Lirası Cinsinden Kredi Kartı İşlemlerinde Uygulanacak Aylık Azami Gecikme güncel faiz oranı üzerinden temerrüt faizi uygulayacaktır. ...” hükmüne göre gecikme bedelleri yansıtılması gerekmektedir. Dosyadaki gecikme bedelleri“ yönünden inceleme yapıldığında davacının davalıdan talep ettiği gecikme bedellerinin sözleşmede akdedilen oranların üzerinde olduğu, 02.01.2020 tarihli faturada geçmiş döneme yansıyan gecikme bedeli %6,2 olduğu, aynı dönem için merkez bankasının kredi kartı gecikme faizi için azami belirlediği aylık oran ise %2 olarak görünmektedir. Diğer taraftan davacı ödenmeyen borçlar sebebiyle davalıya Ekim 2020 faturası ile birlikte 15S7.780,70 TL ceza bedeli tahakkuk etmiş olup, bu bedele de dayanak olarak 2 fatura göstermiştir. 1.si takip konusu edilmeyen ... ve ... nolu faturaları dayanak göstermiş olup, 86.592,59 TL ve 7L.171,31 TL fatura tutarları görünmektedir. Burada iki fatura toplamı ise 157.763,90 TL ceza bedelinin faturada 157.780,70 TL göründüğü ancak içeriğinde EİH Kesme Bedeli de yeraldığı, 16,80 TL'sinin kesme bedeli olduğu görülmektedir. Davacı sözleşmeyi feshederek davalıya ceza bedeli tahakkuk etmiştir. ,Bu açıklamalar ışığında dava konusu sözleşmenin 7.1. maddesine bakıldığında, alıcının faturadaki son ödeme tarihinde bütün fatura bedelini eksiksi yatırması gerektiği, bir fatura döneminde bedelin tamamını eksiksiz yatırmaması halinde, takip eden faturalarda indirim bedelinin uygulanmayacağı, normal tarife üzerinden faturalandırma yapılacağı, yine geciken ödemelere Merkez Bankasının kredi kartlarına uyguladığı temerrüt faizi oranları üzerinden faiz uygulanacağının kararlaştırıldığı,Yine sözleşmenin 9.2. maddesine bakıldığında, bir faturanın son ödeme tarihinden itibaren 15 gün içerisinde ödenmemesi ve satıcının sözleşmeyi fesh etmesi durumunda, bir yıl içerisindeki en yüksek bedelli olan iki aylık faturanın satıcı tarafından cezai şart olarak talep edilebileceği, dosyaya sunulan davacı hesap hareketlerine bakıldığında, niza konusu takiplere konu faturalardan önce cari hesapta 23.03.2020 tarihi itibarıyla geçmiş dönem borçlarına binaen ödenmemiş 86.220,09 TL” lik fatura bakiyesi bulunduğu,bu durumda sözleşmeye göre davacının takip eden faturaları indirimsiz birim fiyattan düzenleyebileceği ve sözleşmeyi fesh ederek cezai şart talep edebileceği,Asıl Dava Bakımından, takip tarihi itibarıyla davalılarda, 151.457,38 TL asıl alacak, 99,89 TL faiz, 17,98 TL KDV olmak üzere 151.575,24 TL alacaklı olacağı,bununla beraber davacı daha az asıl alacak ve feri talebinde bulunduğundan, 151.511,78 TL asıl alacak, 99,89 TL faiz olmak üzere toplam 151.611,67 TL alacaklı olacağının kabulü gerektiği,Birleşen Dava Bakımından, 268.015,21 TL asıl alacak, 1.734,65 TL faiz, 312,24 KDV olmak üzere, 270.062,09 TL alacaklı olacağı,bununla beraber davacı daha az feri talebinde bulunduğundan, 268.015,21 TL asıl alacak, 1.734,65 TL faiz olmak üzere toplam 269.749,85 TL alacaklı olacağının kabulü gerektiği, şeklinde görüş bildirilmiştir. İtirazlar üzerine alınan ek raporda ,bilirkişi kurulunca kök rapordaki hesap hataları düzeltilmiştir. Davalı-davacı taarfın sözleşme ile ilgili olarak irade fesadına uğratıldıkları ve kefalet metninin doldurulmasına ilişkin hukuka aykırılıklar bulunduğu yönünde iddialar ileri sürülmüştür.TBK 39. maddesine göre yanılma veya aldatma sebebiyle ya da korkutulma sonucunda sözleşme yapan taraf, yanılma veya aldatmayı öğrendiği ya da korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan başlayarak bir yıl içinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmesi gerekir. Bildirmez veya verdiği şeyi geri istemezse, sözleşmeyi onamış sayılır. Somut olayda ,davalı tarafça sözleşmesinin hileli bir şekilde kurulduğuna dair herhangi bir delil ibraz edilmediği gibi, takip konusu fatura tarihlerine göre de 1 yıllık süre içinde bu hususun ileri sürüldüğüne dair bilgi ve belge bulunmadığı anlaşılmaktadır. Davalı tarafından, sözleşmenin sadece son sayfasında imzasının bulunduğu, önceki sayfaların imzasız olduğu, davacı şirket tarafından sonradan doldurulduğu, ayrıca sözleşme maddelerinin genel işlem şeklinde düzenlendiği için geçersiz olduğu savunulmuş ise de; sözleşmenin sayfalarının birbirini takip eder mahiyette olduğu, son sayfada da sözleşme maddelerine atıfta bulunulduğu, sözleşmenin son sayfasını imzalayan davalının sözleşmenin önceki sayfalarının davacı şirket tarafından sonradan doldurulduğunun usulünce ispatlanamadığından sözleşmenin geçerli olduğu kabul edilmiştir. " 9.2) Sözleşmenin Satıcı Tarafından Feshi 9.2.1) Alıcı'nın işbu sözleşmenin herhangi bir hükmünü ihlal etmesi, 9.2.2) Alıcı'nın herhangi bir faturasını son ödeme tarihinden itibaren 15 takvim günü içerisinde ödememiş olması veyaYapılanan Elektrik Enerjisi Piyasası, uzun vadeli planlamalarla, daha ucuz ve güvenli elektrik tedariğini hedeflemektedir. Bu bağlamda Satıcı, Alcı ile yapmış olduğu sözleşme akabinde uzun vadeli planlamalar yapıp taahhütlerde bulunmaktadır. Alıcı, mücbir sebepler dışında, işbu sözleşme hükümlerine uygun davranmaması sonucunda satıcı'nın işbu sözleşmeyi feshetmesi halinde, alıcı satıcı'ya son bir yıl içindeki faturalarından en yüksek bedelli olan iki aylık elektrik fatura bedelleri toplamını cezai şart olarak ödemekle yükümlü olduğunu kabul, beyan ve taahhüt eder."şeklinde düzenleme içermektedir. Dosya kapsamı itibarıyla ,davacı-davalı tedarikçi ... şirketinin sözleşmeyi ,haklı olarak ve svzleşme hükümlerine uygun şekilde feshettiği,davalı-davacı şirketin borçlu olduğu miktarlar ,denetime elverişli bilirkişi kurulu ek raporu ile tesbit edilmiş olduğu anlaşılmakla ,bu yönlere ilişkin olarak ileri sürülen istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Kefil -davalı yönünden ileri sürülen istinaf sebepleri hakkında ; 25.09.2019 tarihli Elektrik Abone Sözleşmesinde davacının satıcı, Davalı ... Yıkama alıcı, davalı... ise müşterek borçlu müteselsil kefil olduğu,Sözleşmenin 5.2. Maddesine bakıldığında elektrik birim fiyatının indirimli olarak satılacağı, sözleşmenin ekine göre, davalı ... Yıkama'ya elektrik fiyatının %4 indirimli olarak satılacağının düzenlendiği ,sözleşme sonuna davalı...” in kefalet tarihi, türü ve limitinin elle yazıldığı görülmektedir. Mahkemece ;" Bu kapsamda öncelikle davalı vekilinin taraflar arasındaki sözleşmede müteselsil kefil olarak gösterilen... yönünden yaptığı yazı ve imza inkarı; sözleşmenin, bilirkişi raporlarından, ihtarnamelerden ve faturalardan da anlaşılacağı üzere uygulanmış olması, bir başka anlatımla davalıların tüketim faturalarına göre ödemeler yapmış olması, sözleşmenin asıl tarafının şirket olması, gerek şirket gerekse davalı şahıs adına iki farklı imza bulunsa da sözleşmenin 25/09/2019 tarihinde yapıldığının ve ticaret sicil kayıtlarına göre bu tarihte davalı şirketin ortak ve temsilcisinin ...olduğunun anlaşılması ve daha sonra ise davalı şirketin 18/03/2020 tarihinde ortaklığının ve münferiden temsilciliğinin davalı...'e geçtiğinin tespit edilmesine göre işbu itirazın tamamen davayı uzatmaya matuf ve hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu inancıyla yerinde görülmemiştir. (HMK,211/(1)-a, TMK,2, Av Kanunu.2/1,2) Dolayısıyla TBK'nin 581 vd maddeleri gereğince davalı gerçek kişinin kefaleti asıl borçlu şirketin ortağı ve temsilcisi konumunda olduğu da gözetildiğinde her halde sözleşmedeki miktar oranında geçerli kabul edilmesi gerektiği değerlendirilmiştir.(TBK,581,583,584/3) " şeklindeki gerekçe ile bu davalı yönünden karar verilmiştir. Ancak; 6098 sayılı Kanun'un 12 nci maddesinin ikinci fıkrası atfıyla aynı Kanun'un 583 üncü maddesinde kefalet sözleşmesi için öngörülen şeklin geçerlilik şekli olmasına ve dava konusu sözleşmede borçlu şirket lehine olan kefalette kefilin sorumlu olacağı azami miktar, kefalet tarihi ile müteselsil kefaletin el yazısı ile belirtilmiş olup,bu yazıların kefil-davalı...'e ait olmadığı savunulduğundan ,bu durumda mahkemece kanunda düzenlenen şekil şartına uyulup uyulmadığı,bu sebeple kefaletin geçerli olup olmadığının tesbiti yönünden , sözleşme aslı getirtilerek ve davalı-borçlu ...'e kefalet bölümündeki yazıların sağ ve sol el ile, ayakta ve oturarak ve çömelerek yeterli miktarda yazdırılması yönünden tatbiki yazı örneklerinin alınması ve itiraz sebebiyle Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas dairesinden rapor alınarak,sonucuna göre karar verilmesi gereklidir. Diğer yandan,mahkemece asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına karar verilmiş ise de ; Sözleşmede “7. Toplam Satış Bedelinin Ödenmesi ile ilgili düzenlemenin ve 3095 sayılı yasaya göre ticari işlerde uygulanması gereken avans faizi uygulanmamama sebepleri kararda açıklanmamıştır. Tesbit edilen bu hususlar yeniden yargılama gerektirdiğinden, eçıklanan nedenlerle; tarafların istinaf başvurusunun kabulü ile kararın HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, yukarıda açıklanan şekilde yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine geri gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir. K A R A R : Yukarıda açıklanan nedenlerle; Tarafların istinaf başvurusunun kabulü ile, kararın, HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasıyla, yukarıda açıklanan şekilde yeniden yargılama yapılıp bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, Peşin alınan istinaf karar harcının istinaf edene isteği halinde iadesine, İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine, Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.31/03/2026