Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2021/10830 E. , 2024/7322 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2021/10830 Karar No : 2024/7322 TEMYİZ EDENLER : I (DAVACI) ... VEKİLİ : Av. ... II (DAVALILAR) 1- ... Belediye Başkanlığı/... VEKİLİ : Av. ... 2- ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı KARŞI TARAF : I (DAVALILAR) 1- ... Belediye Başkanlığı/... 2- ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı II (DAVACI) ... İSTEMİN KONUSU : Uygulama imar pla
Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2021/10830 E. , 2024/7322 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2021/10830 Karar No : 2024/7322 TEMYİZ EDENLER : I (DAVACI) ... VEKİLİ : Av. ... II (DAVALILAR) 1- ... Belediye Başkanlığı/... VEKİLİ : Av. ... 2- ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı KARŞI TARAF : I (DAVALILAR) 1- ... Belediye Başkanlığı/... 2- ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı II (DAVACI) ... İSTEMİN KONUSU : Uygulama imar planında dava konusu parsele verilen park alanı kullanım kararı yönünden davanın reddine, nazım imar planının ve uygulama imar planının diğer kısımları ile parselasyon işleminin ise iptallerine dair Mahkeme kararının redde ilişkin kısmına karşı davacı tarafından, iptale yönelik bölümüne karşı davalı idarelerce yapılan istinaf başvurularının reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: İstanbul ili, Pendik ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... sayılı parseli kapsayan alanda Pendik Belediye Encümeninin ... tarihli, ...ayılı kararı ile kabul edilen parselasyonun ve dayanağı 16/05/2008 tasdik tarihli 1/1000 ölçekli Pendik Merkez Revizyon Uygulama İmar Planı ile İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisinin ... tarihli, ... sayılı kararıyla uygun bulunan 1/5000 ölçekli Pendik İlçesi D-100 Karayolu ile Sahil Arasında Kalan Kısma Ait Nazım İmar Planı'nın iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen... tarih ve E:..., K:...sayılı kararda; dosyanın ve yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen raporun birlikte değerlendirilmesinden, uyuşmazlığa konu parselin bulunduğu alanın 15/06/2009 onay tarihli 1/100.000 ölçekli İstanbul İl Çevre Düzeni Planı'nda jeolojik açıdan yerleşime sakıncalı alan sınırları içerisinde kentsel ve bölgesel yeşil ve spor alanı fonksiyonunda kaldığı, dava konusu nazım imar planında "günübirlik tesis alanı" kullanımına ve uygulama imar planında büyük çoğunluğu "ön bahçe mesafesi 8 metre, yan bahçe mesafesi 3 metre, Taks: 0.10 - 0.15, Kaks:0.30, Ayrık Nizam 2 - 3 kat yapılaşma şartlarında turistik amaçlı tesisler alanı" kısmen de "park alanı" fonksiyona ayrıldığı, parselin planlar üzerinde yer alan kıyı kenar çizgisine göre kara yönünde ilk 50 metrelik alan içerisinde kalan kısmının gezinti alanları, dinlenme ve yönetmelikte tanımlanan rekreaktif alanlar ve yaya yolları olarak düzenlenmesi gerektiğinden bu kısma ilişkin olarak belirlenen park alanı dışındaki kullanım kararlarının 3621 sayılı Kıyı Kanunu ve bu kanunun uygulama yönetmeliğine aykırılık oluşturduğu, parselin park alanında kalan kısmının ise, uygun olduğu, parselasyon yönünden ise; davacının dava konusu parselasyondan önce tapuda cinsi kargir ev olan bodrum kat + zemin kat + 2 normal kattan oluşan, mesken niteliğindeki betonarme binası yönünden müstakil mülkiyet halindeki sahiplik durumunun, parselasyon işleminde korunması mümkün iken korunmayarak Hazine ile hisseli olacak şekilde dağıtım yapılmasında parselasyon ilke ve esasları ile mevzuata uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle, uygulama imar planında dava konusu parsele verilen park alanı kullanım kararı yönünden davanın reddine, nazım imar planı ile uygulama imar planının diğer kısımlarının ve parselasyon işleminin ise iptallerine karar verilmiştir. Bölge Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu Mahkeme kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve istinaf dilekçelerinde ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacı tarafından; temyize konu kararın redde ilişkin kısmının usul ve hukuka aykırı olduğu iddiasıyla bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. Davalı idareler tarafından; temyize konu kararın iptale ilişkin bölümünün usul ve hukuka aykırı olduğu iddiasıyla bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. SAVUNMALARIN ÖZETİ : Davacı tarafından; davanın iptale ilişkin kısmı usul ve kanuna uygun olduğundan, davalı idarelerin temyiz isteminin reddi ile kararın iptale ilişkin kısmının onanması gerektiği savunulmaktadır. Davalı idareler tarafından; savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile usul ve yasaya uygunluk bulunmayan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Dosya kapsamında bulunan bilgi-belgeler ile Mahkeme kararına esas alınan bilirkişi raporunda yer verilen tespit ve değerlendirmelerden; dava konusu İstanbul ili, Pendik ilçesi, ... Mahallesi, ...ada, ... sayılı parselin Marmara Denizi'ne ait sahil dolgu alanı ile bitişik konumdaki sahil şeridinde yer aldığı, uyuşmazlığa konu parselin bulunduğu alanın 15/06/2009 onay tarihli 1/100.000 ölçekli İstanbul İl Çevre Düzeni Planı'nda jeolojik açıdan yerleşime sakıncalı alan sınırları içerisinde kentsel ve bölgesel yeşil ve spor alanı fonksiyonunda tanımlandığı, 16/05/2008 tasdik tarihli 1/1000 ölçekli Pendik Merkez Revizyon Uygulama İmar Planı'nda parsele yönelik olarak "ön bahçe mesafesi 8 metre, yan bahçe mesafesi 3 metre, Taks: 0.10 - 0.15, Kaks:0.30, Ayrık Nizam 2 - 3 kat yapılaşma şartlarında turistik amaçlı tesisler alanı" kısmen de "park alanı" kullanım kararlarının belirlendiği, İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisinin ... tarihli, ... sayılı kararıyla uygun bulunan 1/5000 ölçekli Pendik İlçesi D-100 Karayolu ile Sahil Arasında Kalan Kısma Ait Nazım İmar Planı'nında parselin "günübirlik tesis alanı" kullanımına ayrıldığı, alana yönelik olarak yapılan parselasyonun Pendik Belediye Encümeninin ... tarihli, ... sayılı kararıyla kabul edilmesi üzerine, davacı tarafından; uyuşmazlık konusu parselin bulunduğu imar adasındaki tüm parsellerin 12/01/1976 tasdik tarihli 1/1000 ölçekli uygulama imar planına uygun şekilde yapılaştığı, bu kapsamda konut olarak yapılaşan parselin Kıyı Kanunu ve uygulama yönetmeliği uyarınca kazanılmış hakları dikkate alınarak yeni plan kararlarının üretilmesinin gerektiği, ileri sürülerek, 17/03/2017 tarihli nazım imar planının, 16/05/2008 tasdik tarihli 1/1000 ölçekli uygulama imar planının ve bu plana dayalı olarak yapılan 02/08/2018 tarihli parselasyonun iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. İLGİLİ MEVZUAT: 1982 Anayasası'nda da 1961 Anayasasındaki gibi kıyılar, 'Tabii kaynaklar ve servetler' olarak kabul edilmiş; ayrıca kıyıların ülkemiz açısından giderek artan ekonomik ve sosyal değerleri gözönünde bulundurularak bu konuda özel düzenlemeye gidilmiştir. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın, "Kıyılardan yararlanma" başlıklı 43. maddesinde: "Kıyılar, Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Deniz, göl ve akarsu kıyılarıyla, deniz ve göllerin kıyılarını çevreleyen sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir. Kıyılarla sahil şeritlerinin, kullanılış amaçlarına göre derinliği ve kişilerin bu yerlerden yararlanma imkân ve şartları kanunla düzenlenir." kuralı yer almıştır. Kıyı konusunda, 6785 sayılı İmar Yasası'nın Ek 7. ve Ek 8. maddelerine göre çıkarılan yönetmelik ile herkesin kıyılardan mutlak bir eşitlik ve serbestlikle yararlanmasını sağlamak, kıyıların doğal yapısının değiştirilmesini önlemek ve atıklarla kirletilmesini engellemek için kurallar getirilmiş ise de; anılan yönetmelik 6785 sayılı İmar Yasası ile birlikte yürürlükten kalkmış olup kıyılar yönünden 1982 Anayasası döneminde yapılan ilk düzenleme 01/12/1984 tarihinde yürürlüğe giren 3086 sayılı Kıyı Kanunu ve buna dayanılarak çıkarılan ve 18/05/1985 günlü, 18758 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 3086 sayılı Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliktir. 3086 sayılı Yasa'nın tümü Anayasa Mahkemesinin 25/02/1986 günlü, 1985/1, K:1986/4 sayılı kararı ile iptal edilmiş; iptal kararının Resmî Gazetede yayımlandığı 10/07/1986 tarihini izleyen altı ay sonra ise 3086 sayılı Yasa yürürlükten kalkmıştır. 3086 sayılı Yasa'nın yerini, 17 Nisan 1990 günü yayımlanarak yürürlüğe giren 3621 sayılı Kıyı Kanunu almış ve Anayasanın kıyıya ilişkin kuralları Anayasa Mahkemesi kararının gerekçeleri de dikkate alınarak yaşama geçirilmiştir. 3621 sayılı Yasa'nın 4. maddesinde: "Sahil Şeridi: Kıyı kenar çizgisinden itibaren kara yönünde; a) Uygulama imar plânı yapılacak alanlarda yatay olarak en az 20 metre genişliğindeki alanı, b) Uygulama imar planı bulunmayan belediye ve mücavir alan sınırları içinde veya dışındaki yerleşik alanlarda, çevre düzeni ve/veya nazım imar planı bulunsun veya bulunmasın, yatay olarak en az 50 metre genişliğindeki alanı, c) Belediye ve mücavir alan sınırları içinde ve dışındaki iskân dışı alanlarda çevre düzeni ve/veya nazım imar planı bulunsun veya bulunmasın yatay olarak en az 100 metre genişliğindeki alanı" tanımına yer verilmiştir. Anayasanın Mahkemesinin 18/09/1991 günlü, E:1990/23, K:1991/29 sayılı kararı ile bu tanımlardan 4. maddenin 1. fıkrasının a) bendindeki tanım iptal edilmiştir. İptal kararından sonra yasa koyucu tarafından 4. maddenin sahil şeridine ilişkin kuralları 3830 sayılı Yasa ile yeniden düzenlenmiştir. Bu düzenleme ile: "Sahil şeridi kıyı kenar çizgisinden itibaren kara yönünde yatay olarak en az 100 metre genişliğindeki alan" olarak tanımlanmıştır. Anayasa Mahkemesince Anayasaya aykırı görülmeyen 3086 sayılı Yasa'nın Geçici 2. maddesinin 2. ve 3. fıkraları ve 1. fıkrasında yer alan '...bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önceki mevzuata ve imar planına uygun olarak yapılan yapılar hakkında bu Kanun hükümleri uygulanmaz' biçimindeki kuralın yerini, 3621 sayılı Kıyı Kanunu ile getirilen Geçici Maddedeki "Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce mevzuat hükümlerine uygun olarak onanmış ve kısmen veya tamamen yapılaşmış 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarının sahil şeritleri ile ilgili hükümleri geçerlidir. Ancak, 8 inci maddenin ikinci fıkra hükümleri saklıdır." kuralı almıştır. 11 Temmuz 1992 tarihinde yürürlüğe giren 3830 sayılı Kıyı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun Geçici Maddesiyle de; kısmen veya tamamen yapılaşmamış alanlarla ilgili imar planı revizyonlarının bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde tamamlanması öngörülmüştür. Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik 03/08/1990 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Yönetmeliğin 4. maddesinde kısmi yapılaşma tanımlanmıştır. Buna göre: "Kısmi Yapılaşma: 17 Nisan 1990 tarihinden önce onaylanmış uygulama imar planlarındaki imar adalarında yer alan parseller ile üzerine birden fazla yapı yapılması mümkün olan parsellerin yüzde ellisinden fazlasında yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan imar plânı ve mevzuata uygun olarak tamamlanmış yapılarla, ruhsat alınarak en az su basman seviyesine kadar inşaatı tamamlanmış yapıların bulunması durumudur." Anılan Yönetmelikteki kısmi yapılaşma tanımında, 30/03/1994 günlü, 21890 sayılı Resmi Gazete yayımlanan Yönetmelikle değişikliğe gidilmiştir. Bu değişikliğe göre: "Kısmi Yapılaşma: a) Belediye ve mücavir alan sınırları içinde ve dışında; 11 Temmuz 1992 tarihinden önce belirli bir kullanım amacına dayalı olarak onaylanmış 1/1000 ölçekli mevzii imar planlarının, kıyı kenar çizgisinden itibaren kara yönünde 100 metrelik kesim içerisindeki imar adalarında; üzerinde yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan plan ve mevzuata uygun olarak tamamlanmış yapılar ile ruhsat alınarak en az subasman seviyesinde inşaatı tamamlanmış yapıların bulunduğu parsellerin sayısının veya kullanılan toplam taban alanının imar adasındaki toplam parsel sayısının veya toplam taban alanının yüzde ellisinden fazla olması durumudur. Üzerinde birden fazla yapı yapılması mümkün olan parseller, en az subasman seviyesinde inşaatı tamamlanmış olmak kaydı ile taban alanı veya yapı sayısı itibariyle bu kapsamda değerlendirilir. b) Kentsel ve kırsal yerleşmelerde; meskun ve gelişme alanlarını kapsamak yerleşmenin mevcut ve projeksiyon nüfusuna dayalı gerekli tüm kullanım ve fonksiyonları içermek üzere hazırlanmış ve 11 Temmuz 1992 tarihinden önce onaylanmış uygulama imar planlarının kıyı kenar çizgisinden itibaren kara yönünde 100 metrelik bandı içerisinde kalan kesiminde yer alan imar adalarının sayısının yüzde ellisinden fazlasında, (a) bendindeki tanıma uygun yapılaşma olması durumudur. Aksi halde (a) bendi hükümleri geçerlidir. c) (Değişik:RG-24/10/2020-31284) 2634 sayılı Turizm Teşvik Kanununa tabi alanlarda; bu Kanun kapsamında 11 Temmuz 1992 tarihinden önce onaylanmış turizm amaçlı uygulama imar planlarının, kıyı kenar çizgisinden itibaren kara yönünde 100 metrelik bandı içerisinde kalan kesimindeki imar adalarının yüzde ellisinden fazlasında, (a) bendindeki tanıma uygun yapılaşma olması durumudur. Aksi halde (a) bendi hükümleri geçerlidir. d) (Değişik:RG-24/10/2020-31284) 2634 sayılı Turizm Teşvik Kanununa tabi alanlarda; turizm dışı kullanımlara yönelik olarak hazırlanmış ve 11 Temmuz 1992 tarihinden önce onaylanmış uygulama imar planlarının ilgi ve kapsamına göre (a) veya (b) bentlerindeki tanımlara uygun yapılaşmış olması durumudur." kuralına yer verilmiştir. 3194 sayılı İmar Yasasının işlem tarihinde yürürlükteki şekliyle 5. maddesinde; nazım imar planı; varsa bölge veya çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, başlıca bölge tiplerini, bölgelerin gelecekteki nüfus yoğunluklarını, gerektiğinde yapı yoğunluğunu, çeşitli yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklükleri ile ilkelerini, ulaşım sistemlerini ve problemlerinin çözümü gibi hususları göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen, detaylı bir raporla açıklanan ve raporuyla beraber bütün olan plan, uygulama imar planı ise; tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plan, olarak tanımlanmış, 8. maddesinde, planların hazırlanması ve yürürlüğe konulmasıyla ilgili hükümlere yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Uyuşmazlığın parselasyona ilişkin kısmı yönünden; Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairelerince verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup taraflarca ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Uyuşmazlığın nazım ve uygulama imar planlarına ilişkin kısmı yönünden; Dosyanın ve Danıştay Altıncı Dairesinin E:2021/1803 sayılı dosyasının birlikte incelenmesinden, somut olayda, kıyı kenar çizgisinden itibaren kara yönünde ilk 100 metrelik sahil şeridinde ve dolgu alanına bitişik konumda yer alan dava konusu parselin komşuluğunda yer alan ... ada, ... sayılı parsele yönelik olarak; 12/01/1976 tasdik tarihli 1/1000 ölçekli Pendik Merkez Uygulama İmar Planı'nda "Ayrık nizam 2-3 kat, E=0.10, Taks=0.15, Kaks=0.30 yapılanma şartlarında turistik amaçlı tesisler alanı", "yol-cep otoparkı alanı" ve "yeşil alan" kullanım kararlarının tanımlandığı görülmektedir. Davalı idarece, uyuşmazlık konusu 1162 ada, 3 sayılı parselin 12/01/1976 tasdik tarihli 1/1000 ölçekli uygulama imar planı kapsamında bulunduğu belirtilmiş olup, anılan planda parselin hangi kullanıma özgülendiğine ilişkin herhangi bir değerlendirmenin ise dosya kapsamında ele alınmadığı anlaşılmaktadır. Uyuşmazlıkta, dava konusu parsele yönelik imar planı kararlarının parselin kıyıya olan konumu itibarıyla özel mevzuat hükümleri çerçevesinde ele alınması gerekmektedir. Parselin bulunduğu alana ilişkin 1976 tarihli uygulama imar planı kararlarının imar ve kıyı mevzuatı hükümleri açısından kazanılmış hak oluşturup oluşturmadığının öncelikli olarak açıklığa kavuşturulması gerekmekte olup, ortaya çıkacak duruma göre alana yönelik mevzuat hükümlerinin hangilerinin uygulanacağının netleştirilmesi söz konusu olacaktır. Bu bağlamda uyuşmazlığın, Kıyı Kanunu gereği kıyı-kenar çizgisinden itibaren kara yönünde ilk 100 metrelik sahil şeridinde yer alan parsele dava konusu nazım ve uygulama imar planında getirilen günübirlik tesisi alanı, turizm amaçlı tesisler alanı ve yeşil alan kullanımlarının İmar Mevzuatı ve Kıyı Kanununa uygun olup olmadığı ve parsel üzerinde bulunan yapının kazanılmış hak kapsamında korunmasının mümkün olup olmadığından kaynaklandığı anlaşılmaktadır. İşin esası yönünden Kıyı Kanunu hükümleri ve Kıyı Kanunun Uygulanmasına Dair Yönetmelikte yer alan düzenlemeler kapsamında kısmi yapılaşma ile ilgili Dairemizin son içtihadı uyarınca değerledirme yapıldığında; 3086 sayılı Kıyı Kanununun 4,5,6,9,12,13,17. maddelerinin ve Geçici 2.maddesinin iptali istemiyle açılan davada, Anayasa Mahkemesinin 25.02.1986 günlü, 1985/1, K:1986/4 sayılı kararının " Geçici 2. maddenin Anayasa'ya aykırılığı sorunu" başlıklı bölümünde: "Geçici 2. maddede, '1972 yılından önce Kıyıda doğmuş özel mülkiyete konu yapılar ile bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önceki mevzuata ve imar planına uygun olarak yapılan yapılar hakkında bu Kanun hükümleri uygulanmaz. Birinci fıkrada sözü edilen yapılara eklenti yapılamaz. Ancak bu yapıların herhangi bir sebeple yıkılması halinde 6 ncı madde hükümlerine göre yapılanmaya izin verilir. Kıyı ve sahil şeridinde Hazineye ait arazi ve arsalar ile Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerler üzerinde gerçek ve tüzel kişiler tarafından 1 Ekim 1983 tarihinden önce izinsiz ve kaçak olarak inşa edilen liman, iskele, rıhtım, balıkçı barınağı ve dayanma duvarları gibi kıyıda bulunması zorunlu tesisler ile sanayi ve turizm tesislerinden ilgili Bakanlıklarca millî ekonomiye katkısı veya kamu yararı olduğu kararlaştırılanlar hakkında 12 nci madde hükümleri uygulanır. Bu arsa ve araziler, Maliye ve Gümrük Bakanlığınca, kullananlara veya tesis sahiplerine kiraya verilebilir...' denilmektedir. Görüldüğü gibi, maddenin birinci fıkrasında iki tür yapılanma, Yasanın kapsamı dışında tutulmuştur. Bunlardan ilki, 1972 yılından önce kıyıda doğmuş özel mülkiyete konu yapılar, ikincisi, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önceki mevzuata ve imar planına uygun olarak yapılan yapılardır. Bunlardan birinci gruba giren yapılarda mevzuata ve imar planına uygun olma koşulu aranmadığına göre, bununla kıyıda .1972 yılından önce mevzuata aykırı olarak yapılan yapıların kastedildiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla kıyı konusunda da bazı hükümler getiren 11/7/1972 günlü, 1605 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 1972 yılından önce kıyıda kaçak olarak yapılmış olan yapılar bu hükmün kapsamına girmektedir. Kanunun 4. maddesi incelenirken belirtildiği gibi Anayasa'nın 43/1. maddesindeki 'Kıyıların Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu'nu belirleyen hükmü karşısında, özel mülkiyete konu olamayan kıyıda, 1972 yılından önce mevzuata aykırı olarak yapılan yapılar yönünden 'kazanılmış hakların saklı tutulacağı kuralı uygulanamaz. Çünkü yasalara aykırı durumlara dayanılarak kazanılmış hak iddiasında bulunulamayacağı, hukukun temel ilkelerinden birini teşkil etmektedir. Yine 6. maddenin incelenmesi sırasında, Anayasa koyucunun kıyıda kamu yararı yanında, kişilerin de bazı haklarının bulunduğu gerçeğini gözönünde tutarak, kamu yararı ile kişi haklarını bağdaştırmaya çalıştığı ve sonuçta bu madde ile ulaşılmak istenen amacın, kıyıda mevzuata ve hukuka uygun olarak kazanılmış hakları korumakla birlikte kıyıları kamuya açmak olduğu belirtilmiştir. Maddenin birinci fıkrasında yer alan '...bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önceki mevzuata ve imar planına uygun olarak yapılan yapılar hakkında bu Kanun hükümleri uygulanmaz.' biçimindeki kural ile kazanılmış haklar saklı tutulmuş, ikinci ve üçüncü fıkralardaki hükümlerde de, kazanılmış bir kısım haklar dikkate alınarak, bazı koşulların mevcudiyeti halinde ilgililere bu yapı ve tesislerden yararlanma imkanının idarece verilebileceği kabul edilmiştir. Dava konusu Geçici 2. maddenin birinci fıkrasında yer alan '1972 yılından önce kıyıda doğmuş özel mülkiyete konu yapılar ile...' biçimindeki ibarenin kıyıda, mevzuata aykırı olarak yapılan yapılar için 3086 sayılı Kanunun uygulanmayacağı belirtilmek suretiyle kazanılmış hakların korunacağı kuralından yararlanmaları olanağı bulunmayan yapılar için bu hakkın tanınmış olması Anayasa'nın 43. maddesine aykırı düşmektedir. Açıklanan nedenlerle, 3086 sayılı Kanun'un 5., 12., 17. maddeleriyle Geçici 2.maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları ve birinci fıkrasında yer alan '...bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önceki mevzuata ve imar planına uygun olarak yapılan yapılar hakkında bu Kanun hükümleri uygulanmaz' biçimindeki ibare Anayasa'ya aykırı olmadığından iptal davasının bu maddeler ve hükümlere yönelik kısımları red edilmeli....." gerekçesine yer verilmiş; bu çerçevede, 3086 sayılı Yasanın Geçici 2. maddesinin 2. ve 3. fıkraları ve 1. fıkrasında yer alan '...bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önceki mevzuata ve imar planına uygun olarak yapılan yapılar hakkında bu Kanun hükümleri uygulanmaz' biçimindeki ibare Anayasaya aykırı bulunmamıştır. Anayasal durumu ortaya konulan kamusal kullanımının engellenmemesi gereken kıyılar üzerinde "kazanılmış hak" kavramının kapsam ve sınırları, Kıyı Kanunu ve bu Kanunun uygulanması yönünden büyük önem taşımaktadır. Bu bağlamda, iptal edilen 3086 sayılı Yasanın yerini alan ve halen yürürlükte olan 3621 sayılı Yasanın Geçici Maddesinin incelenmesi gerekmektedir. Bu maddede 3621 sayılı Yasanın yayım tarihinden (17 Nisan 1990) önce kısmen veya tamamen yapılaşmış alanlara ilişkin mevzuata uygun olarak onanmış 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarının sahil şeritleri ile ilgili hükümlerinin geçerli olduğu kabul edilmiştir. Kıyı Kanununda değişiklik yapan 3830 sayılı Yasanın Geçici Maddesiyle de; kısmen veya tamamen yapılaşmamış alanlarla ilgili imar planı revizyonlarının 11 Temmuz 1992 tarihinden itibaren bir yıl içinde tamamlanması zorunluluğu getirilmektedir. Bu yasal çerçeveye göre, sahil şeritlerinde 17 Nisan 1990 tarihinden önce mevzuata uygun olarak onaylanmış uygulama imar planları kapsamında; kısmen veya tamamen yapılaşmış alanlarda plan kararlarının uygulanmasına devam edileceği hüküm altına alınmış ve kısmen veya tamamen yapılaşmamış alanlara ilişkin ilgili imar planı revizyonlarının 11 Temmuz 1992 tarihinden itibaren bir yıl içinde yapılması öngörülmüştür. Kısmı yapılaşma tanımı ise, 03/08/1990 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelikle yapılmış, Yönetmelikte, 3621 sayılı Yasanın yayım tarihinden önce onaylanmış uygulama imar planlarındaki imar adalarında yer alan parsellerin yüzde ellisinden fazlasında, yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan imar plânı ve mevzuata uygun olarak tamamlanmış yapılarla, ruhsat alınarak en az subasman seviyesine kadar inşaatı tamamlanmış yapıların bulunması durumu kısmi yapılaşma olarak tanımlanmıştır. 3830 sayılı Yasanın yürürlüğe girmesinden sonra Yönetmelikte yapılan değişiklikle kısmi yapılaşma benzer şekilde yeniden tanımlanırken; farklı olarak kısmi yapılaşmanın olmadığı alanlardaki plan revizyonları için Yasaya paralel olarak, 3830 sayılı Yasanın yayım tarihi olan 11 Temmuz 1992 tarihinden itibaren 1 yıl süre verilmiştir. Kanuna, Kıyı Kanunundan önce oluşmuş hakların nasıl ve hangi ölçüler içinde korunabileceğini belirlemek için geçici madde eklenmiş ve buna uygun olarak Yönetmelikle kısmi yapılaşma tanımlanmış ve mevcut hakların sınırları belirlenmiştir. 3621 sayılı Kıyı Kanununun Geçici Maddesi kapsamında geçerli kabul edilebilecek planlar, kısmen veya tamamen yapılaşmış alanlardaki sahil şeritlerine ilişkin iken, 3830 sayılı Yasa ile gelen Geçici Madde ise, kısmen veya tamamen yapılaşmamış sahil şeritlerinde plan revizyonu yapılmasını öngörmüş, başka bir ifade ile 3621 sayılı Kanunun geçici maddesi ile Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önceki sahil şeridine ilişkin plan kararları geçerli kabul edilirken, 3830 sayılı Kanunun geçici maddesi ile 11 Temmuz 1992 tarihinden itibaren 1 yıl süre içinde onaylanan plan kararlarının da geçerli olduğu kabul edilmiş, 3621 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra hiç yapılaşmamış alanlara ilişkin plan revizyonunun 3621 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılması, diğer bir ifade ile idarelere 3621 sayılı Kanun ve buna dayalı olarak çıkarılan Yönetmelik hükümlerine göre kısmi yapılaşma koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğine göre yapılaşma ya da yapılaşmaya uygun olmayan parselleri (dolayısıyla 3621 sayılı Kanunun yürürlükteki 100 metrelik sahil şehidi hükümlerine göre) belirleme suretiyle plan revizyonu yapma yükümlülüğü getirilmiştir. Ancak idarenin bu yükümlülüğüne uymayarak verilen süre içerisinde plan revizyonlarını yapmadığı alanlara ilişkin sonraki tarihlerde de kısmı yapılaşma tespit ve araştırılması yapılarak plan revizyonlarının yapılabileceği, yapılmadığı hallerde ise yargı yerlerince de anılan hükümler çerçevesinde bu tespitin yapılabileceği kabul edilmiştir. Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik düzenlemeleri uyarınca, imar planının uygulama imar planı ya da mevzi imar planı olma durumuna göre kısmi yapılaşma durumları imar adası veya imar planı bazında değerlendirilmektedir. Kısmi yapılaşma değerlendirmesi mevzi imar planlarında imar adası bazında, uygulama imar planlarında ise sahil şeridinde kalan imar adalarının bütününe göre olması gerekmektedir. Mevzi imar planlarının olduğu yerlerde imar adası bazında değerlendirme yapılmış ve yapıların bulunduğu parsellerin sayısının veya kullanılan toplam taban alanının imar adasındaki toplam parsel sayısının veya toplam alanın yüzde ellisinden fazla olması durumu, uygulama imar planlarının olduğu yerde de plan kapsamındaki imar adalarının sayısının yüzde ellisinden fazlasında anılan koşulların bulunması kişilere korunacak haklar sağlayan ölçüt olarak ele alınmıştır. Yukarıda yer verilen mevzuat ve yapılan açıklamalar ve Yönetmelik maddelerinde yer alan bu düzenleme göz önüne alındığında, sahil şeridinden yararlanmanın kamunun kullanımına açılmasında kamu yararı olduğu kabul edilmekle birlikte, 3621 sayılı Kanundan önce yürürlükteki mevzuata uygun olarak onaylanmış plan kararları uyarınca yapılaşmış veya yapılaşmamış olsa dahi belli koşulların gerçekleşmesi şartıyla (geçerli bir kıyı kenar çizgisinin esas alınması suretiyle 17 Nisan 1990 tarihinden önce onaylanmış imar planlarına göre kısmi yapılaşma koşullarının gerçekleştiği haller) yasanın eşitlik ilkesi çerçevesinde tanıdığı haktan yararlanan taşınmazların hukuki statüsünün geçerli olduğu kazanılmış hak kavramı çerçevesinde kabul edilerek daha önce kanunla belirlenmiş hakların korunması ve kişilerin mağdur edilmemesinin amaçlandığı anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere imar planları belde halkına iyi yaşama düzeni ve koşulları sağlamak amacıyla kentin kendine özgü yaşayış biçimi ve karakteri, nüfus planı ve yapı ilişkileri, yörenin gerek çevresiyle ve gerekse çeşitli alanları arasında olan bağlantıları, halkın sosyal ve kültürel gereksinimleri, güvenlik ve sağlığı ile ilgili konular göz önüne alınarak koşulların zorunlu kıldığı biçim ve zamanda mevzuatta öngörülen yöntemlerle değiştirilebilir ve yeni kullanımlar getirilebilir. Bu bağlamda yasa ve yönetmelik hükmü gereği kazanılmış hakkı bulunduğu kabul edilen sahil şeridinde bulunan taşınmazlara ilişkin sonraki tarihli planlarda yapılacak düzenlemelerin şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve kamu yararı göz önünde bulundurularak değerlendirilmesi gerekmektedir. Bir başka ifadeyle, yasa ve yönetmelik gereği önceki mevzuata göre yapılaşma veya kısmi yapılaşma koşullarını taşıdığı için hukuken kabul edilen imar haklarının, tıpkı diğer yürürlükteki mevzuata göre getirilmiş mevcut plan kararları gibi zorunlu durumlarda revizyon ve değişikliğe tabi tutulabileceğinde duraksama bulunmamaktadır. Kıyı Kanununun söz konusu hükümleri ile ilgili uyuşmazlıklara genel olarak bakıldığında, idarece, plan kararlarının önceki mevzuata uygun olarak yapılaşma veya kısmi yapılaşma koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğine yönelik olarak üretildiği, yargısal denetimin de bu kapsamda yapıldığı görülmektedir. Ancak unutmamak gerekir ki, kıyıda yer alan taşınmazlara ilişkin diğer bütün alanlarda olan taşınmazlar gibi idarece yasal zorunluluk ortaya çıktığı zaman yapılacak revizyon ve değişiliklerin plan yapım, yöntem ve tekniklerine, şehircilik ilkelerine kamu kararına uygunluk bakımından inceleneceği tabiidir. Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlığa bakıldığında, dava konusu parselin bulunduğu bölgeye yönelik olarak 1976 tarihli 1/1000 ölçekli uygulama imar planı yapılmış olup onaylı bir sureti Dairemizin E:2021/1803 sayılı dosyasında mevcuttur. Bu bakımdan dava konusu parselin bulunduğu alana yönelik 17 Nisan 1990 tarihinden önce geçerli bir uygulama imar planı bulunduğundan uyuşmazlıkta kısmi yapılaşma durumunun değerlendirilmesi gerekmektedir. Kıyı Kanunu ve Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik hükmü gereğince dava konusu parsel ile ilgili kısmi yapılaşma durumu değerlendirildiğinde ise; dava konusu parselin bulunduğu alanda uygulama imar planı bulunduğu için kısmi yapılaşma değerlendirmesinin imar adaları bazında yapılması gerekmektedir (yani uygulama imar planı kapsamındaki imar adalarının sayısının yüzde ellisinden fazlasında Yönetmelikte anılan koşulların bulunması kişilere korunacak haklar sağlamaktadır). Yapılan değerlendirme sonucunda kısmi yapılaşmanın uygulanması gerektiği sonucuna ulaşılması halinde kazanılmış hakların korunması gündeme gelecekken aksi halde sahil şeridinde kalan parsellere ilişkin kıyı mevzuatı uyarınca belirlenecek imar planı kararları ile yapılaşma koşullarının uygulanması gerekecektir. Bu durumda uyuşmazlık, yukarıda detaylı olarak yer verilen yasal mevzuat hükümleri uyarınca ortaya çıkan hukuki değerlendirme kapsamında ele alınarak sahil şeridinde kalan parsele yönelik olarak, kıyı mevzuatı uyarınca 1/5000 ölçekli nazım imar planında günübirlik tesis alanı kullanım kararının belirlenmesinin mi, yoksa kısmi yapılaşma koşulları mevcut olduğu için mevzuatta tanınmış hakların korunması ve kişilerin mağdur edilmemesi adına parselin turizm amaçlı tesisler alanı kullanımına ayrılmasının mı uygun olacağının ortaya konulması ve uyuşmazlık hakkında bu sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Öte yandan dava konusu taşınmaz, Kıyı Kanununa göre sahil şeridinde kaldığından, taşınmaza 1/5000 nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarında getirilen kullanımların Kıyı Kanunu ve Kıyı Kanununun Uygulanması Hakkında Yönetmelik'e uygun olup olmadığı hususunun çözümü de teknik ve hukuki bilgi gerektirmektedir. Bu itibarla konusunda uzman bilirkişilerden oluşturulacak yeni bir bilirkişi heyetiyle yerinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle, Kıyı Kanunu ve Kıyı Kanunun Uygulanmasına Dair Yönetmelik gereği geçerli kıyı kenar çizgisinin esas alınması suretiyle Yasa'nın yürürlüğe girdiği 17 Nisan 1990 tarihinden önce planlama yapılıp yapılmadığı, yapıldı ise kısmi yapılaşma koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği, bu kapsamda kazanılmış hakkın bulunup bulunmadığı belirlenerek, dava konusu imar planlarının kıyı mevzuatına, 3194 sayılı İmar Yasası'na şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına uygun olup olmadığı araştırılarak dava hakkında yeniden karar verilmesi gerekmektedir. Bu itibarla uygulama imar planında dava konusu parsele verilen park alanı kullanım kararı yönünden davanın reddine, nazım imar planı ile uygulama imar planının diğer kısımlarının ve parselasyon işleminin ise iptallerine ilişkin Mahkeme kararına karşı yapılan istinaf başvurularının reddine dair Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının belirtilen kısmında isabet görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne, davalı idarelerin temyiz isteminin imar planına ilişkin bölümünün kabulüne, parselasyona yönelik kısmının reddine, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle uygulama imar planında dava konusu parsele verilen park alanı kullanım kararı yönünden davanın reddine, nazım imar planı ile uygulama imar planının diğer kısımlarının ve parselasyon işleminin ise iptallerine ilişkin Mahkeme kararının redde ilişkin bölümüne karşı davacılar tarafından, iptale ilişkin bölümüne karşı davalı idarelerce yapılan istinaf başvurularının reddine dair temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararının, parselasyona ilişkin bölümünün ONANMASINA, imar planlarına ilişkin bölümünün BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi...İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 05/12/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.