Başvuru, ek katma değer vergisi ve kaynak kullanımı destekleme fonu tahakkuku ile katma değer vergisi para cezası kararına yapılan itirazın reddine yönelik işlemin iptali istemiyle açılan davada esasa etkili iddialar karşılanmaksızın karar verilmesi nedeniyle gerekçeli karar hakkının; yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, ek katma değer vergisi ve kaynak kullanımı destekleme fonu tahakkuku ile katma değer vergisi para cezası kararına yapılan itirazın reddine yönelik işlemin iptali istemiyle açılan davada esasa etkili iddialar karşılanmaksızın karar verilmesi nedeniyle gerekçeli karar hakkının; yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 31/1/2019 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvuruların kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu Şirkete ait işyerine yönelik 17/6/2011 tarihli Soruşturma Raporu (Rapor) düzenlenmiştir. Raporda; Şirketin 1/1/2007-4/5/2011 tarihleri arasında toplam 508 adet serbest dolaşıma giriş beyannamesi kapsamında ithalat yaptığı, Şirket merkezinde yapılan aramada ele geçirilen faturalarla beyanname eki faturaların karşılaştırıldığı ve 166 adet ithalat faturasının içeriğindeki bilgilerin değiştirildiği ifade edilmiştir. Söz konusu değişikliklerin bir kısmında fatura kıymetlerinin yaklaşık yarı oranında düşürüldüğü, bir kısmında iskontoların gösterilmediği, bazılarında eşya cinsinin farklı beyan edildiği, bazılarında ise bedelli olarak alınan eşyaların faturalarına bedelsiz veya onun yerine geçecek ibareler yazılarak bedelsizmiş gibi çekildiği tespitlerine yer verilmiştir. Aramada ele geçirilen belgelerden uyuşmazlığa konu serbest dolaşıma giriş beyannamesi içeriği eşyaya ilişkin 015,53 avro iskontonun beyanname eki faturada gösterilmediği ve iskontonun kıymete eklenmesi gerektiği belirtilmiştir. Rapordaki tespitler üzerine başvurucu Şirket adına, 18/5/2009 tarihli serbest dolaşıma giriş beyannamesi kapsamında ithal edilen eşyadan kaynaklı gelir eksikliğine isabet eden katma değer vergisi ile kaynak kullanımı destekleme fonu tahakkuku yapılmış ve katma değer vergisine yönelik para cezası kararı alınmıştır. Söz konusu işlemlere yapılan itirazlar 3/2/2012 tarihli işlemlerle reddedilmiştir. İtirazın reddedilmesi üzerine başvurucu Şirket tarafından 16/3/2012 tarihinde Ankara Vergi Mahkemesinde (Mahkeme) dava açılmıştır. Dava dilekçesinde; 13/2/2011 tarihli ve 6111 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması İle Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'a uygun şekilde matrah artırımında bulundukları ve artırdıkları matrah nedeniyle ilgili döneme yönelik herhangi bir tarhiyata ve incelemeye tabi tutulamayacakları, söz konusu dönemle ilgili dairenin inceleme ve tarh yetkisine sahip olmadığı, işlemin tesisinde 6111 sayılı Kanun'a uygun matrah arttırımında bulunulmasının dikkate alınmadığı belirtilmiştir. Ayrıca, tesis edilen ikmalen tarh işlemi ile kesilen cezanın maddi vakalara dayanmadığı, 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun bir kısım genel hükümlerinin uyuşmazlığa konu idari para cezası işleminde gözönünde bulundurulmadığı ileri sürülmüştür. Mahkemece 12/11/2012 tarihli ara kararı ile ek tahakkukun dayanağı orijinal faturalar ile belgeler, davalı idareden (İdare) istenilmiştir. İdarenin ara kararına verdiği cevapta, başvurucu Şirkete fatura düzenleyen firmanın 6/4/2009 tarihli faturada başvurucu Şirkete iskonto uyguladığından bahisle beyanname eki 6/5/2009 tarihli faturada gösterilen 784,78 avro tutarın iskonto uygulanmış tutar olduğu ve iskontonun beyanname eki faturada gösterilmediği sonucuna varıldığı belirtilmiştir. Ayrıca, teklif raporunun eki tablonun sırasında iskonto değerinin 015,53 avro olarak gösterilmesi nedeniyle ek tahakkuk yapıldığı bildirilmiştir. Mahkeme 23/1/2013 tarihinde davanın kabulüne karar vermiştir. Kararın gerekçesinde; başvurucu Şirket hakkında düzenlenen raporlarda, Şirket yetkilisi tarafından gümrük idaresince fatura üzerinde gösterilen iskontoların kıymete dâhil edilmesi nedeniyle bazı faturalarda iskonto tutarlarının gösterilmediğine dair beyanda bulunulmuş ise de vergiye konu eşyanın ithalinde iskonto uygulandığına dair somut bilgi ve belge ibraz edilmediğinden beyan edilen kıymetin gerçeği yansıttığı sonucuna varıldığı belirtilmiştir. Kaldı ki 27/10/1999 tarihli ve 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nda iskontonun kıymete dahil edileceğine dair bir hükme yer verilmediği vurgulanmıştır. Buna göre beyan edilen kıymetin gerçekte ödenen kıymet olmadığına dair İdarece başkaca bir tespit yapılmaması karşısında ek tahakkukta ve ek katma değer vergisi tahakkuku üzerinden kesilen para cezasında mevzuata uygunluk görülmediği sonucuna varılmıştır. İdare tarafından temyiz edilen Mahkeme kararı Danıştay Yedinci Dairesinin (Daire) 30/3/2016 tarihli kararı ile, dava konusu işlemlerin konusunu oluşturan tahakkukların ve para cezasının toplam tutarının 290,10 TL olduğu, bu miktarın karar tarihi itibarıyla kanunda öngörülen parasal sınır olan 950 TL'yi aşmadığı ve dolayısıyla dava hakkında tek hâkimle karar verilmesi gerekirken heyetçe karar verilmesinde isabet görülmediği belirtilerek kararın bozulmasına hükmedilmiştir. Dairenin bozma kararı üzerine Mahkeme 23/9/2016 tarihinde tek hâkimle ve Mahkemenin 23/1/2013 tarihli kararındaki gerekçelerle davanın kabulüne karar vermiştir. İdare tarafından istinaf kanun yolu başvurusunda bulunulmuş, başvurucu 18/11/2016 tarihli dilekçeyle istinaf başvurusuna cevap vermiştir. Söz konusu dilekçede; uyuşmazlığın 6111 sayılı Kanun dönemine konu beyannameden ve İdarenin de kabul ettiği ıskontonun gümrük vergisi matrahına dâhil olup olmadığından kaynaklandığı, soruşturma ve teklif raporlarında iskonto bedellerinin gümrük kıymetine dâhil olmadığının gözden kaçırıldığı vurgulanmıştır. Ayrıca, davaya konu beyannamenin 6111 sayılı Kanun kapsamında olduğundan, anılan Kanun uyarınca uyuşmazlığın esasına girilmeden dava konusu işlemlerinin iptal edilmesi gerektiği belirtilmiş, bu konuda Ankara Bölge İdare Mahkemesi Kurulunca verilen kararın bulunduğu ifade edilmiştir. İstinaf başvurusunu inceleyen Ankara Bölge İdare Mahkemesi Vergi Dava Dairesince (Bölge İdare Mahkemesi) 2/10/2018 tarihli karar ile istinaf isteminin kabulüne, davanın reddine kesin olarak karar verilmiştir. Kararın gerekçesinde; başvurucu Şirkete ait işyerinde yapılan aramada ele geçen orijinal faturalar esas alınmak suretiyle yani eşyanın gerçek satış bedelinin araştırılması suretiyle ek tahakkuk yapıldığı, bu şekilde yapılan ek tahakkuku kusurlandıracak herhangi bir hususa rastlanmadığı ve Mahkemece satış bedeli yöntemini izleyen yöntemlere göre ek tahakkuk yapıldığı kabul edilmek suretiyle verilen kararda isabet görülmediği belirtilmiştir. Nihai karar 10/1/2019 tarihinde tebliğ edilmiş, başvurucu 31/1/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. Ulusal Hukuk İlgili Mevzuat 4458 sayılı Kanun'un maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:"İthal eşyasının gümrük kıymeti, eşyanın satış bedelidir. Satış bedeli, Türkiye'ye ihraç amacıyla yapılan satışta 27 ve 28 inci maddelere göre gerekli düzeltmelerin de yapıldığı, fiilen ödenen veya ödenecek fiyattır." 4458 sayılı Kanun'un maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:"24 üncü madde hükümlerine göre belirlenemeyen gümrük kıymeti, bu maddenin 2 nci fıkrasının (a), (b), (c) ve (d) bentlerinin sıra halinde uygulanmasıyla belirlenir. Eşyanın gümrük kıymeti bir üst bent hükümlerine göre belirlenebildiği sürece bir alt bent hükümleri uygulanamaz. Ancak, beyan sahibinin yazılı talebinin gümrük idaresince uygun bulunması şartıyla (c) ve (d) bentlerinin uygulama sırası değiştirilebilir." 4458 sayılı Kanun'un maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:"Yapılan denetlemeler sonucunda hiç alınmadığı veya noksan alındığı belirlenen veya 1 inci fıkrada belirtilen şekilde tebliğ edilemeyen gümrük vergilerine ilişkin tebliğat gümrük yükümlülüğünün doğduğu tarihten itibaren üç yıl içinde yapılır. Şu kadar ki, gümrük yükümlülüğünün doğduğu olayla ilgili olarak dava açılması zaman aşımını durdurur." 4458 sayılı Kanun'un maddesinin ilgili kısmı şöyledir:" Serbest dolaşıma giriş rejimi veya kısmi muafiyet suretiyle geçici ithalat rejimine tabi tutulan eşyaya ilişkin olarak, yapılan beyan ile muayene ve denetleme veya teslimden sonra kontrol sonucunda;...b) Kıymeti üzerinden ithalat vergilerine tabi eşyanın beyan edilen kıymeti, 23 ila 31 inci maddelerde yer alan hükümler çerçevesinde belirlenen kıymete göre noksan bulunduğu takdirde, bu noksanlığa ait ithalat vergilerinden başka vergi farkının üç katı para cezası alınır..." 6111 sayılı Kanun'un "Kapsam ve tanımlar" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"(1) Bu Kanunun Birinci, İkinci, Üçüncü ve Dördüncü Kısımlarında yer alan hükümleri;a) 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu kapsamına giren;1) 31/12/2010 tarihinden (bu tarih dâhil) önceki dönemlere, beyana dayanan vergilerde bu tarihe kadar verilmesi gereken beyannamelere ilişkin vergi ve bunlara bağlı vergi cezaları, gecikme faizleri, gecikme zamları,2) 2010 yılına ilişkin olarak 31/12/2010 tarihinden (bu tarih dâhil) önce tahakkuk edenvergi ve bunlara bağlı vergi cezaları, gecikme faizleri, gecikme zamları,3) 31/12/2010 tarihinden (bu tarih dâhil) önce yapılan tespitlere ilişkin olarak vergi aslına bağlı olmayan vergi cezaları,...ç) 31/12/2010 tarihinden (bu tarih dâhil) önce 27/10/1999 tarihli ve 4458 sayılı Gümrük Kanunu ve ilgili diğer kanunlar kapsamında gümrük yükümlülüğü doğan ve Gümrük Müsteşarlığına bağlı tahsil dairelerince 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre takip edilen gümrük vergileri, idari para cezaları, faizler, zamlar ve gecikme zammı alacakları,...hakkında uygulanır. (2) Bu Kanunun Birinci, İkinci, Üçüncü ve Dördüncü Kısımlarında geçen;a) Vergi tabiri, 213 sayılı Kanun kapsamına giren vergi, resim, harç ve fon payı ileeğitime katkı payını,b) Gümrük vergileri tabiri, ilgili mevzuat uyarınca eşyanın ithali veya ihracında uygulanan ve Gümrük Müsteşarlığına bağlı gümrük idarelerince takip ve tahsil edilen gümrük vergisi, diğer vergiler, eş etkili vergiler ve mali yüklerin tümünü,...ifade eder." 6111 sayılı Kanun'un "Katma değer vergisinde artırım" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:"Katma değer vergisi mükelleflerinin, her bir vergilendirme dönemine ilişkin olarak verdikleri (ihtirazi kayıtla verilenler dâhil) beyannamelerindeki hesaplanan katma değer vergisinin yıllık toplamı üzerinden 2006 yılı için % 3, 2007 yılı için % 2,5, 2008 yılı için % 2 ve 2009 yılı için % 1,5 oranına göre belirlenecek katma değer vergisini, vergi artırımı olarak bu Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen ikinci ayın sonuna kadar beyan etmeleri halinde, bu mükellefler nezdinde söz konusu vergiyi ödemeyi kabul ettikleri yıllara ait vergilendirme dönemleri ile ilgili olarak katma değer vergisi incelemesi ve tarhiyatı yapılmaz. ..." Danıştay İçtihadı Başvurucu Şirketin davada taraf olduğu Danıştay Yedinci Dairesinin 5/4/2016 tarihli ve E.2013/1007, K.2016/3758 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"İstemin Özeti : Davacı adına tescilli 2009 gün ve 42270 sayılı serbest dolaşıma giriş beyannamesi muhteviyatı eşyanın kıymetinin düşük beyan edildiğinden bahisle ek olarak tahakkuk ettirilen katma değer vergisi ve kaynak kullanımını destekleme fonu payı ile katma değer vergisi üzerinden hesaplanarak karara bağlanan para cezasına vaki itirazın reddine dair işlemlerin iptali istemiyle açılan davada; olayda ithale konu eşya kıymetinin gerçek faturada yer alan miktardan daha düşük beyan edildiği, ithalatlara ilişkin yurtdışı transferlerin araştırıldığı ve yurt dışındaki ilgili firmaya yapılan transferlerin tespit edildiği, bunun yanında şirkete ait cari hesap ekstrelerinde de yurt dışı firmalarından satın alınan mal bedellerini aşan miktarlarda ödemelerde bulunulduğu hususlarının saptandığı, düşük kıymet beyan edildiği hususunun sabit olduğu, ancak 6111 sayılı Kanunun 7'nci maddesinde, aynı Kanun hükümleri uyarınca katma değer vergisi matrah artırımında bulunanlar hakkında, her hangi bir ayırım ve kısıtlama getirilmeksizin, katma değer vergisi tarhiyatı yapılamayacağının açıkça ifade edilmesine rağmen fonlarla ilgili herhangi bir hükme yer verilmediği anlaşıldığından, dava konusu işlemin katma değer vergisine ilişkin kısmında hukuka uyarlık, kaynak kullanımını destekleme fonu payına ilişkin kısmında ise hukuka aykırılık bulunmadığı, diğer yandan, eşyanın kıymetinin eksik beyan edilmesi nedeniyle davacı şirket temsilcileri hakkında ceza soruşturması yürütüldüğü, bu kişiler hakkında karar tarihi itibariyle henüz hüküm kurulmadığından idari yaptırım niteliğinde para cezası kararı alınamayacağından katma değer vergisi para cezasına ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle, kısmen davayı reddeden, kısmen ise işlemleri iptal eden Ankara İkinci Vergi Mahkemesinin 2012 gün ve E:2012/566; K:2012/2726 sayılı kararının iptale ilişkin hüküm fıkrasının; henüz kamu davası açılmamış bir konuda devam eden soruşturma esas alınarak karar verildiği iddiasıyla davalı idarece, redde ilişkin hüküm fıkrasının ise; mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle karar verilmesi gerektiği ileri sürülerek davacı tarafından bozulması istenilmektedir....Dayandığı hukuki ve kanuni nedenlerle gerekçesi yukarıda açıklanmış bulunan mahkeme kararının, dava konusu ek tahakkuka ilişkin işlemin katma değer vergisine dair kısmının iptaline ilişkin hüküm fıkrası, aynı gerekçe ve nedenlerle Dairemizce de uygun görülmüş olup, davalı idarenin temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar sözü geçen hüküm fıkrasının bozulmasını sağlayacak durumda görülmemiştir.Mahkeme kararının işlemin para cezasının iptaline ilişkin hüküm fıkrası yönünden:Dosyanın incelenmesinden; davacı adına tescilli serbest dolaşıma giriş beyannamesi muhteviyatı eşyanın kıymetinin düşük beyan edildiğinden bahisle, ek olarak tahakkuk ettirilen katma değer vergisi üzerinden, 4458 sayılı Gümrük Kanununun 234'üncü maddesinin 1'inci fıkrası hükmüne göre hesaplanarak karara bağlanan para cezasına vaki itirazın reddine dair işlemin, Mahkemece istemin özeti bölümünde yazılı gerekçeyle iptal edildiği anlaşılmıştır....Görüldüğü üzere; 4458 sayılı Kanunda, ithale konu eşyanın kıymetinin düşük beyan edildiğinin saptandığı hallere ilişkin olarak cezai müeyyide uygulanmasına yönelik düzenleme mevcut olduğundan, bu konuda uygulanacak yaptırımlar (para cezası) yönünden özel kanun niteliğindeki 4458 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanacağı açıktır.Bu itibarla, gerçeğe aykırı belgeler kullanılmak suretiyle düşük kıymet beyan ettiği tespit edilen davacı hakkında, 4458 sayılı Kanunun 234'üncü maddesinin 1'inci fıkrası uyarınca karara bağlanan para cezasında bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamakla birlikte, 6111 sayılı Kanunun 7'nci maddesi uyarınca dayanağı tahakkuk işleminin iptal edilmiş olması karşısında, para cezasının da iptalinde sonucu itibarıyla isabetsizlik görülmemiştir.Mahkeme kararının, ek tahakkuka ilişkin işlemin, kaynak kullanımını destekleme fonu payına dair kısmı yönünden davanın reddine ilişkin hüküm fıkrasına yönelik davacının temyiz istemine gelince:1988 tarih ve 88/12944 sayılı Kararnamenin eki Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu Hakkında Karara göre, gerçekleştirilen ithalat işlemleri sonucunda mal bedelinin vadeli (kredili) olarak ödenmesi halinde, mal bedelinden kaynak kullanımını destekleme fonu payı kesintisi yapılması gerekmekte olup, davaya konu işlemde bu hususta bir belirleme yapılmadığı gibi Mahkemece de anılan konuya ilişkin ayrıca bir değerlendirme yapılmaksızın hüküm kurulduğu anlaşıldığından, uyuşmazlığın sözü edilen kısmı hakkında, kaynak kullanımını destekleme fonu payının alınmasını gerektiren nedenlerin mevcut olup olmadığının araştırılması suretiyle yeniden karar verilmesi gerekli bulunmaktadır.Açıklanan nedenlerle, davalı İdarenin, mahkeme kararının, işlemin, katma değer vergisine ilişkin kısmının iptaline dair hüküm fıkrasına yönelik temyiz isteminin reddi ile anılan hüküm fıkrasının onanmasına; para cezasının iptaline ilişkin hüküm fıkrasına yönelik temyiz isteminin ise, reddine; davacının temyiz isteminin kabulü ile mahkeme kararının redde ilişkin hüküm fıkrasının bozulmasına..." Yine başvurucu Şirketin davada taraf olduğu Danıştay Yedinci Dairesinin 5/4/2016 tarihli ve E.2013/1472, K.2016/3767 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"İstemin Özeti : Davacı adına tescilli 2009 gün ve 35172 sayılı serbest dolaşıma giriş beyannamesi muhteviyatı eşyanın kıymetinin düşük beyan edildiğinden bahisle ek olarak tahakkuk ettirilen katma değer vergisi ve kaynak kullanımını destekleme fonu payı ile katma değer vergisi üzerinden hesaplanarak karara bağlanan para cezasına vaki itirazın reddine dair işlemleri; 6111 sayılı Kanunun 7'nci maddesinde, aynı Kanun hükümleri uyarınca katma değer vergisi matrah artırımında bulunanlar hakkında, her hangi bir ayırım ve kısıtlama getirilmeksizin, katma değer vergisi tarhiyatı yapılamayacağının açıkça ifade edilmesi karşısında, davacının matrah artırımı dikkate alınmaksızın yapılan tahakkukta ve karara bağlanan para cezasında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle iptal eden Ankara Üçüncü Vergi Mahkemesinin 2012 gün ve E:2012/549; K:2012/2339 sayılı kararının; 6111 sayılı Kanunda yer alan matrah artırımına ilişkin düzenlemenin gümrük vergisi mükelleflerini kapsamadığı ileri sürülerek bozulması istenilmektedir....Dayandığı hukuki ve kanuni nedenlerle gerekçesi yukarıda açıklanmış bulunan mahkeme kararının, işlemin, katma değer vergisi ile katma değer vergisi üzerinden hesaplanarak karara bağlanan para cezasının iptaline ilişkin hüküm fıkrası, aynı gerekçe ve nedenlerle Dairemizce de uygun görülmüş olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar sözü geçen hüküm fıkrasının bozulmasını sağlayacak durumda görülmemiştir.Mahkeme kararının, ek tahakkuka ilişkin işlemin, kaynak kullanımını destekleme fonu payına dair kısmının iptaline ilişkin hüküm fıkrasına gelince:6111 sayılı Kanunun 7'nci maddesinde yer alan matrah artırımına ilişkin düzenleme katma değer vergisi matrahı ile ilgili olup, kaynak kullanımını destekleme fonu bakımından anılan hükmün uygulanması mümkün değildir. Bu itibarla, kaynak kullanımını destekleme fonu payının da matrah artırımına ilişkin hükümler çerçevesinde değerlendirilmesinde isabet görülmemiştir. 1988 tarih ve 88/12944 sayılı Kararnamenin eki Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu Hakkında Karara göre, gerçekleştirilen ithalat işlemleri sonucunda mal bedelinin vadeli (kredili) olarak ödenmesi halinde, mal bedelinden kaynak kullanımını destekleme fonu payı kesintisi yapılması gerekmekte olup, davaya konu işlemde bu hususta bir belirleme yapılmadığı gibi Mahkemece de anılan konuya ilişkin ayrıca bir değerlendirme yapılmaksızın hüküm kurulduğu anlaşıldığından, uyuşmazlığın sözü edilen kısmı hakkında, kaynak kullanımını destekleme fonu payının alınmasını gerektiren nedenlerin mevcut olup olmadığının araştırılması suretiyle yeniden karar verilmesi gerekli bulunmaktadır.Açıklanan nedenlerle; temyiz isteminin kısmen reddine; mahkeme kararının, işlemin katma değer vergisi ile katma değer vergisi üzerinden hesaplanarak karara bağlanan para cezasının iptaline ilişkin hüküm fıkrasının onanmasına; temyiz isteminin kısmen de kabulü ile mahkeme kararının, işlemin, kaynak kullanımını destekleme fonu payına dair kısmının iptaline ilişkin hüküm fıkrasının ise bozulmasına..."B. Uluslararası Hukuk Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:"Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini isteme hakkına sahiptir.” Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İçtihadı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Sözleşme'nin maddesinin bir mahkeme önünde medeni hak ve yükümlülüğe ilişkin bir iddiada bulunma hakkını güvence altına aldığını, mahkemenin teşkilatının ve yargılamanın yürütülmesinin bu güvencenin kapsamında olduğunu (Golder/Birleşik Krallık [GK], B. No: 4451/70, 21/2/1975, § 36), davalarda adil yargılanma koşullarını yerine getirme yükümlülüğünün ulusal makamlara ait olduğunu ifade etmiştir (Dombo Beheer B./ Hollanda, B. No: 14448/88, 27/10/1993, § 33). AİHM; Sözleşme'nin maddesi adil yargılanma hakkını güvence altına alırken delillerin kabul edilme yöntemi konusunda herhangi bir kural koyma yetkisinin kendisinde olmadığını, ulusal kanunlar tarafından bu hususların belirleneceğini, Sözleşme'deki hak ve yükümlülükleri ihmal etmediği sürece mahkemeler tarafından yapılan hataların giderilmesi görevinin de kendisinde olmadığını belirtmiştir (Schenk/İsviçre [GK], B. No: 10862/84, 12/7/1988, §§ 45, 46). Bu açıdan AİHM yaklaşımına göre yargılama süreci bütün olarak ve bu süreçte delillerin nasıl sunulduğu da dâhil olmak üzere tüm deliller yönünden hakkaniyetsiz bir değerlendirme yapılıp yapılmadığı dikkate alınacaktır (Schuler-Zgraggen/İsviçre, B. No: 14518/89, 24/6/1993, § 66). Buna paralel olarak AİHM, Sözleşme’deki hakların etkili bir biçimde korunması için davaya bakan mahkemelerin Sözleşme’nin maddesine göre tarafların dayanaklarını, iddialarını ve delillerini etkili bir biçimde inceleme görevi olduğunu belirtmiştir (Dulaurans/Fransa, B. No: 34553/97, 21/3/2000, § 33; Kraska/İsveç, B. No: 13942/88, 19/4/1993, § 30). AİHM'e göre -tarafların ileri sürdükleri delillerin kabul edilebilirliği hususunda yerel mahkemeler belirli bir takdir yetkisine sahip olmakla birlikte- mahkemeler vardıkları sonuçları haklılaştırmak için kararlarına gerekçeler gösterme yükümlülüğü altındadırlar (Suominen/Finlandiya, B. No: 37801/97, 1/7/2003, § 36). Kararlarda gerekçe belirtilme zorunluluğu, mahkemelerin tarafları adil bir şekilde dinleme yükümlülüğüyle de doğrudan ilgilidir (Kuznetsov/Rusya, B. No: 184/02, 11/1/2007, § 83). Yargılama sırasında başvurucu tarafından sunulan bir kısım delilin mahkemece dikkate alınmaması şikâyeti ile ilgili olarak AİHM; mahkemenin başvurucunun bu yöndeki talebini gerekçesiz reddettiğini, kararda gerekçe olmamasının karara karşı etkili bir şekilde itiraz etme fırsatını da ortadan kaldırdığını belirterek başvuruda Sözleşme'nin maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir (Suominen/Finlandiya, § 38).