T.C. DENİZLİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : 03/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... ÜYE : ... ÜYE : ... KATİP : ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 18/04/2025 NUMARASI : ... Esas ... karar DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALILAR : 1 -... VEKİLİ : Av. ... : 2 -... : 3 -... DAVANIN KONUSU : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynakl…
T.C. DENİZLİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : 03/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... ÜYE : ... ÜYE : ... KATİP : ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 18/04/2025 NUMARASI : ... Esas ... karar DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALILAR : 1 -... VEKİLİ : Av. ... : 2 -... : 3 -... DAVANIN KONUSU : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) Taraflar arasındaki davada mahkemece yapılan yargılama sonucunda verilen hüküm aleyhine süresi içerisinde istinaf kanun yolu başvurusunda bulunulmuş olmakla, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı ; davalı şirket yetkilileri ile 15/04/2010 tarihinde davalı şirkete ait kimyasal ürünlerin satışına ilişkin sözleşme imzaladıklarını, imzalanan sözleşme uyarınca davalı şirketin malların tedarikini sağlayacağı ve malların satılacağı aracı davacıya tahsis edeceğini, bu araç tahsisi ve kimyasal ürünler için ise davacıdan 50.000-TL bedelli teminat senedi alındığını, sözleşme imzalandıktan bir süre sonra sözleşmenin feshedildiğini, davacının kullanmış olduğu aracı iade ettiğini ve buna karşılık imzaladığı 50.000,00TL bedelli teminat senedinin iadesini talep ettiği, davalılar ... ve .... ise senedi iade etmediğini, ardından bedelsiz teminat senedini ciro edilerek bankadan kredi çekildiğini ve bu kredinin ödenmemesi nedeniyle kendisine karşı icra işlemlerine başlandığını, davalıların bedelsiz senedi ciro etmesi eylemi sebebiyle .... Asliye Ceza Mahkemesinde yapılan yargılama da davalı....'ın mahkumiyet hükmünün kesinleştiğini, davalıların haksız fiili neticesinde 50.000,00-TL manevi, 50 TL maddi tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı .... cevap dilekçesinde, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesini, davacının somut olayda maddi zararının bulunmadığını, müvekkilinin bu hususta davacının itibarını zedeleyecek bir davranışının olmadığını, bu nedenlerle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine aksi halde olması halinde tazminat taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verilmesini savunmuştur. Diğer davalılar davaya cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkeme; "1-Davanın KISMEN KABULÜ ile, A)Maddi Tazminat Talebi Yönünden; Davacının sübut bulmayan maddi tazminat taleplerinin REDDİNE, B)Manevi Tazminat Talebi Yönünden; Davacının manevi tazminat talebinin KISMEN KABULÜ ile, 10.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihi olan 16/08/2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine, Diğer davalılar yönünden manevi tazminat talebinin reddine" karar vermiştir. İSTİNAF NEDENLERİ Davacı ; vekalet ücretinin hatalı belirlendiğini, davalıların hukuk yargılaması nezdinde kusurlarının olduğunu, maddi zarara uğradığını bu nedenlerle ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 342/2-e bendinde, istinaf dilekçesinin başvuru sebepleri ve gerekçesinin içermesi gerektiğini, yine HMK'nun 355. Maddesinde incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı ancak Bölge Adliye Mahkemesince kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde bunun resen gözetileceği belirtilmiştir. Kural olarak emredici hukuk kurallarına açık aykırılık kamu düzenine de aykırılık sayılır. Dava, haksız fiil sebebiyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 6098 sayılı TBK'nun 49. Maddesine göre kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür. TBK'nun 50/1.fıkrası gereğince zarar gören zararının ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır, TBK'nun 56. maddesi gereğince hakim bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda olayın özelliklerini göz önünde tutarak zarar görenin uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. TBK'nun 58/1. fıkrasına göre kişilik hakkının zedelenmesinden uğradığı manevi zarardan manevi tazminat bir miktar para ödenmesini isteyebilir. TBK'nun 74. maddesi gereğince hukuk hakimi ceza mahkemesinin beraat kararı ile bağlı değilse de; ceza mahkemesince verilecek mahkumiyet kararı ve belirlenecek maddi vakıalar hukuk hakimi yönünden de bağlayıcıdır. Yani kural olarak, 6098 Sayılı TBK. 74 maddesi gereğince ceza mahkemesince verilen kararlar hukuk hakimi bakımından bağlayıcı değildir. Ancak, hukuk hakiminin bu bağımsızlığı sınırsız değildir, ceza mahkemesince fiilin hukuka aykırılığına yönelik kesinleşen maddi olgular hukuk hakimi bakımından da bağlayıcı olup, taraflar yönünden de kesin delil niteliği taşımaktadır (Yargıtay HGK'nun 17/09/2008 Tarih, 2008/4/564 esas, 2008/536 karar). Somut olayda; ... Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... esas, ... karar sayılı dosyası ile davalı sanık ... hakkında bedelsiz senedi kullanma suçu isnadıyla yapılan yargılama sonucu beraat kararı verildiği ve anılan kararın kesinleştiği, .... Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... Esas ... karar sayılı dosyasından davalı .... hakkında bedelsiz senedi kullanma suçundan yargılama yapıldığı yargılama sonucunda mahkumiyet kararı verildiği ve kararın kesinleştiği anlaşılmıştır. Maddi tazminat yönünden; İlk derece mahkemesi davalı şirket yetkilisi....tarafından davalı şirket adına teminat olarak verilen senedin haksız olarak kullanılması nedeniyle kesinleşen mahkumiyet kararı ile de sabit olsa da davacının zararının maddi zarar olup olmadığı, zararın maddi boyutunun var olup olmadığı ve zararının miktarı davacı tarafından ispatlanamadığı gerekçesiyle maddi tazminat yönünden davanın reddine karar verilmiştir. Dosya kapsamında yapılan incelemede; Haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında kural olarak gerçek zarar ilkesi geçerli olup zararın kanıtlanması davacı tarafa, hükmedilecek tazminatın miktarının belirlenmesi ise hakime aittir (Yargıtay 4 HD'nin 2021/17980 E. - 2022/9874 K. Sayılı ilamı). 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) “ispat yükü” başlıklı 6. maddesinde; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü tutulmuştur. Yine ispat yükünü düzenleyen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi “(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Yukarıdaki açıklamalar ışığında dosyada mevcut delil durumuna göre; ispat yükü kendisine düşen davacının kendisine karşı yapılan icra takibi sebebiyle oluşan maddi zararını ispatı hususunda; mahkemenin 13/05/2025 tarihli celsesinde davacı tarafa tanık bildirmesi için 2 haftalık kesin süre verdiği, verilen süre de tanık listesi sunmadığı, 13/05/2025 tarihli celse de davacı tarafa maddi tazminata ilişkin kalemin tam olarak hangi hususlardan oluştuğu ve ne kapsamda oluştuğu hususunda açıklama yapması için HMK 31.maddesi gereği iki haftalık süre verdiği ve verilen süre içerisinde maddi tazminat talebi husunda açıklama yapmadığının tespit edildiği, maddi zararın tespiti hususunda .... İcra Müdürlüğüne müzekkere yazıldığı, 14/05/2024 tarihli müzekkere cevabında "dosya borçlusu .... tarafından yapılan bir ödemeye ilişkin tahsilat bulunmadığı" cevabi yazısının geldiğinin görüldüğü, dosyadaki mevcut belgeler, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, İlk Derece Mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, davacı tarafın haksız fiil sebebiyle oluşan maddi zarar iddiasını ispat edemediği, davanın kabulünü gerektirecek bir delilin dosyaya kazandırılamadığı, dolayısıyla ortada kanunun aradığı niteliklere uygun haksız bir fiilin mevcut olmadığı, buna göre Türk Borçlar Kanunu'nun 49. Maddesinde yer alan maddi tazminatın yasal koşullarının oluşmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. Manevi tazminat yönünden; İlk derece mahkemesi; davalı ....'in haksız fiil nedeniyle beraatine karar verildiği, işbu kararın kesinleştiği, hukuka aykırı fiilleri gerçekleştirenin ..olmadığı anlaşıldığından davalı .... yönünden manevi tazminat talebinin reddine karar verildiği, davalı şirketin yetkili temsilcisi tarafından yapılan bir cironun bulunmadığı, şirket adına yetkili olmayan şahıs tarafından şirket adına yapılan cironun da geçerli olmadığı, şirketin temsile yetkili organı tarafından yapılan bir hukuka aykırı davranış olmaması nedeniyle anılan şirket yönünden de davacının manevi tazminat isteminin reddine karar verildiği, tarafların sosyal ve ekonomik durumları dikkate alınarak haksız fiil faili .... yönünden manevi tazminatın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davalı ...'in davacı aleyhine haksız fiili gerçekleştirdiği ceza mahkemesi kararıyla sabit olduğu, bu fiilinin Türk Borçlar Kanunda aranan manevi tazminat şartlarını oluşturduğu sabit olduğundan ilk derece mahkemesince manevi tazminata hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Hükmedilen manevi tazminatın miktarı yönünden yapılan incelemede; kişilik hakları saldırıya uğrayan kimse Türk Borçlar Kanunu’nun 58. maddesi hükmü uyarınca manevi tazminat adı altında bir miktar para ödetilmesini isteyebilir. Hakim, manevi tazminatın miktarını tayin ederken aynı Kanun'un 51. maddesi uyarınca durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önünde tutmalıdır. Kanunun takdir yetkisi tanıdığı veya durumun gereklerini ya da haklı sebepleri göz önünde tutmayı emrettiği konularda hakimin hukuka ve hakkaniyete göre karar vereceği Türk Medeni Kanunu’nun 4. maddesi hükmüdür. Bu kapsamda manevi tazminatın miktarı belirlenirken tarafların kusur oranı, sıfatı, statüsü, sosyal ve ekonomik durumları ile eylemin işleniş biçimi ve yöntemi dikkate alınmalıdır. Miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel hal ve şartların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenler karar gerekçesinde objektif olarak gösterilmelidir. Manevi tazminat adı altında hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek nitelikte olmalı fakat bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmediği unutulmamalıdır. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, haksız fiil tarihinin 16/08/2011 olduğu, gerek haksız fiil tarihi, gerekse tarafların ekonomik ve sosyal durum araştırmaları, sıfat ve statüleri, somut olayın niteliği, ... aleyhine hükmedilen manevi tazminatın usul ve yasaya uygun olduğu Dairemizce tespit edilmiştir. ....Asliye Ceza Mahkemesi yargılaması kapsamında ... Jandarma Kriminal Daire Başkanlığından alınan rapora göre davaya konu senedin arka yüzü üzerinde bulunan birinci ciranta imzasının davalı sanık ... eli ürünü olmasının kuvvetle muhtemel olduğu, ikinci ciranta .. adına atılan imzanın .... eli ürünü olmadığı, bu imzanın ... eli ürünü olmasının kuvvetle muhtemel olduğunun belirtildiği, bu sebeple de ilk derece mahkemesinin...'in haksız fiili gerçekleştirmediğinin sabit olması gerekçesiyle manevi tazminat talebinin reddedilmesinde Dairemizce isabetsizlik bulunmamıştır. İlk derece mahkemesince dosya arasına alınan .... Ticaret Sicil Müdürlüğü müzekkere cevabında; "25/11/2011 tarihinden 25/11/2016 tarihine kadar ... şirketi imzası ile temsil eder" cevabi yazısının bulunduğu, dava dışı ... Bankasına davalılar tarafından ciro edilen senedin 16/08/2011 tarihinde bankaya teslim edildiği, senedin verilen tarihte şirket adına ciro etme yetkisinin Davalı ...'de olmadığı, bu durumda davalı ...'ın yetkisiz temsilci sıfatında olduğu sabittir. Türk Ticaret Kanunu 590. maddesinde yer alan özel hüküm uyarınca, temsile yetkili olmadığı halde bir şahsın temsilcisi sıfatıyla poliçeye imzasını (bu imza keşide, kabul, ciro, aval, araya girme imzası olabilir) koyan kimse, o poliçeden dolayı bizzat sorumlu ve poliçeyi ödediği takdirde de temsil olunanın haiz olduğu haklara sahip olur. Bu kural, Türk Borçlar Kanunu 39. maddesinde öngörüldüğü şekilde, yetkisiz temsilcinin tazminatla yükümlü olması değil, poliçeden bizzat sorumlu tutulması, yani yetkisiz temsilcinin keşide, kabul, ciro, aval, araya girme gibi kambiyo işleminin bizzat alacaklısı ve borçlusu sayılması, temsil edilenin ise anılan işlemler dolayısıyla herhangi bir hakkı ve borcunun bulunmamasıdır. Bu sebeple yetkisiz temsilci tarafından yapılan cironun şirketi sorumluluk altına sokmadığı ve Türk Borçlar Kanunu kapsamında oluşan zarardan şirketin sorumluluğu olmadığı ve şirket yönünden manevi tazminatın reddine karar verilmesi Dairemizce isabetli bulunmuştur. Davacı tarafın davalı lehine hükmedilen vekalet ücretine yönelik istinaf istemi yönünden yapılan incelemede; Avukatlık Asgari Ücreti Tarifesi'nin 10.maddesi (1) Manevi tazminat davalarında avukatlık ücreti, hüküm altına alınan miktar üzerinden bu Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. (2) Davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına bu Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez. düzenlemesi kabul edilmiştir. Bu kapsamda; Mahkemece, davacı lehine 10.000,00-TL vekalet ücreti hükmedildiği halde davanın reddedilen kısmı yönünden davalı lehine AAÜT'nin 10/2. maddesine aykırı olacak şekilde davacı lehine hükmedilen vekalet ücretini aşarak 30.000,00-TL vekalet ücreti hükmedilmesi doğru görülmediğinden bu hususta düzeltme yapmak gerekmiştir. Yukarıda gösterilen sebeplerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nun 353/(1),b,2 maddesi uyarınca kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığından, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılıp düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar verilmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; A-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.2 maddesi gereğince ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/04/2025 tarih ... Esas ... kararın yukarıda açıklanan nedenlerle KALDIRILMASINA, yeniden hüküm kurulmasına, B-) Esasa ilişkin aşağıdaki şekilde yeni hüküm tesisine; 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile, A)Maddi Tazminat Talebi Yönünden; Davacının sübut bulmayan maddi tazminat taleplerinin REDDİNE, B)Manevi Tazminat Talebi Yönünden; Davacının manevi tazminat talebinin KISMEN KABULÜ ile, 10.000,00-TL manevi tazminatın haksız fiil tarihi olan 16/08/2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine, Diğer davalılar yönünden manevi tazminat talebinin reddine, 2-Maddi tazminat davası yönünden alınması gerekli 615,40 TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 854,73 TL harç düşüldükten sonra arta kalan 239,33 TL'nin kararın kesinleşmesi ve talebi halinde DAVACIYA İADESİNE, 3-Manevi tazminat davası yönünden alınması gerekli 683,10 TL nispi karar ve ilam harcından peşin alınan 854,73 TL'nin mahsubu ile arta kalan 171,63 TL harcın kararın kesinleşmesi ve talebi halinde DAVACIYA İADESİNE, 4-Davacı tarafından yapılan peşin harç 854,73 TL, başvurma harcı 269,85 TL olmak üzere toplam 1.124,58 TL nin DAVALI ....DEN ALINARAK DAVACIYA VERİLMESİNE, 5-Davacı tarafından yapılan bilirkişi, müzekkere ve tebligat giderin 1.146,25 TL'nin davanın kabul ve ret oranı dikkate alınarak 229,25 TL'nin DAVALI ....DEN ALINARAK DAVACIYA VERİLMESİNE, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden manevi tazminat davası yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT. gereğince kabul olunan kısım üzerinden hesaplanan 10.000,00-TL nispi vekalet ücretinin DAVALI ...'DEN ALINARAK DAVACIYA VERİLMESİNE, 7-Davalı Çağatay Özünüseven kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden manevi tazminat davası yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT. gereğince reddedilen kısım üzerinden hesaplanan 10.000,00-TL vekalet ücretinin DAVACIDAN ALINARAK DAVALI ....'E VERİLMESİNE, 8- Maddi tazminat davası yönünden davalı ....vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT. 7/2 maddesi gereğince hesaplanan 50,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak DAVALI ...E VERİLMESİNE, 9-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Bakanlık suçüstü ödeneğinden ödemesi yapılan 3.200,00 TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul ve red oranlarına göre; 640,00-TL lik kısmının DAVALI ...'DEN ALINARAK HAZİNEYE İRAD KAYDINA, bakiye 2.560,00-TL'nin DAVACIDAN ALINARAK HAZİNEYE İRAD KAYDINA, C-)İstinaf incelemesi yönünden; 1-İstinaf başvurusu kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan 615,40-TL istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde kendisine iadesine, 2-Davacı tarafından yapılan 1.683,10-TL istinaf başvuru harcının davalılardan müştereken alınarak istinaf eden davacıya verilmesine, 3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 2/2. maddesi gereğince ve Dairemizce dosya hakkında duruşma yapılmaksızın karar verilmesi nedeniyle vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 4-İstinaf başvurusu ile birlikte yatırılan gider avansından, kullanılmayan kısmın HMK.nın 333. maddesi gereğince karar kesinleştiğinde yatıran ilgili tarafa iadesine, 5-İstinaf kararının İlk Derece Mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oybirliği ile HMK.362/1-f maddesi uyarınca 03/12/2025 tarihinde oybirliği ile KESİN olarak karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 03/12/2025 Başkan Üye Üye Katip