başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir başvurucular recep tarhan ve afife tarhan sırasıyla ve doğumlu olup ankarada ikamet etmektedirler a başvuru konusu olayın arka planına vakıalar başvurucuların müşterek maliki bulundukları taşınmazın kain olduğu ankara ili çankaya ilçesi mahatma gandi caddesi kahraman kadın sokak büyükelçiliğinin güvenliğinin sağlanması amacıyla ankara ulaşım koordinasyon merkezinin ukome tarihli kararıyla araç ve yaya trafiğine kap
başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir başvurucular recep tarhan ve afife tarhan sırasıyla ve doğumlu olup ankarada ikamet etmektedirler a başvuru konusu olayın arka planına vakıalar başvurucuların müşterek maliki bulundukları taşınmazın kain olduğu ankara ili çankaya ilçesi mahatma gandi caddesi kahraman kadın sokak büyükelçiliğinin güvenliğinin sağlanması amacıyla ankara ulaşım koordinasyon merkezinin ukome tarihli kararıyla araç ve yaya trafiğine kapatılmıştır il li başvuru numarası karar tarihi ukome tarihli ve sayılı büyükşehir belediyesi kanununun maddesi uyarınca büyükşehir içindeki kara deniz su göl ve demiryolu üzerindeki her türlü taşımacılık hizmetlerinin koordinasyon içinde yürütülmesi amacıyla büyükşehir belediyeleri bünyesinde kurulan bir idari birimdir ukomenin temel görevi anılan kanunla büyükşehir belediyesine verilen trafik hizmetlerini planlama koordinasyon ve güzergah belirlemesi taksi dolmuş ve servis araçlarının durak ve araç park yerleri ile sayısının tespit edilmesidir bölge sakinlerinin başvurusu üzerine ukome genel kurulu tarihli kararla başvurucuların taşınmazının bulunduğu kahraman kadın sokaktaki engel ve bariyerlerin kaldırılmasının uygun olacağına karar vermiştir ancak bu karar uygulanmamıştır başvurucular ve diğer iki bölge sakini ankara valiliğine verdikleri dilekçeler ile ukomenin anılan kararının uygulanması için gereken işlemlerin yapılmasını talep etmişlerdir valilikçe bu talebe cevap verilmeyerek istemin zımnen reddedilmesi üzerine başvurucular tarafından talebin zımnen reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle ankara mahkemesinde dava açılmıştır mahkemece davanın reddi yolunda verilen tarihli karar danıştay sekizinci dairesince tarihinde onanmış karar düzeltme istemi ise tarihinde reddedilmiştir bu arada ukome genel kurulunun tarihli toplantısında büyükelçiliğinin bulunduğu alanda güvenlik sorunu olup olmadığının ankara valiliğinden sorulması kararlaştırmıştır ankara valiliğinin engel ve bariyerlerin kaldırılmasının güvenlik açısından yaratacağı yolunda görüş bildirmesi üzerine ukome genel kurulunca tarihinde daha önce kaldırılması kararlaştırılan engel ve bariyerlerin mevcut yerinde bırakılmasına karar verilmiştir başvuru dilekçesindeki anlatımlara göre anılan bölgede bulunan taşınmazlarını daha önce tl aylık kira bedeli karşılığında kiraya veren başvurucular tarihinde sokağın bariyerlerle kapatılması üzerine kiracıyla uzlaşabilmek amacıyla kira bedelini tlye indirmek zorunda kalmışlardır başvurucular ay boyunca tl olarak tahsil ettikleri kira bedelini tarihinden itibaren tekrar tl olarak belirlemiş iseler de kiracının iş yapamaması nedeniyle tarihinde kira akdi sona erdirilerek taşınmaz fiilen tahliye edilmiştir başvurucular tarafından sunulan banka hesap dökümlerine göre başvurucuların anılan taşınmazın kiraya verilmesi karşılığında yılının aylarında aylık tl yılının aralık ayından sonra ve yılının sonuna kadar aylık tl yılının döneminde tekrar aylık tl kira geliri elde ettikleri görülmektedir b davasına yargısal süreç başvurucular ukomenin tarihli işlemi ve bu işlemin dayanağını oluşturan valilik kararının iptali istemiyle ankara mahkemesinde dava açmışlardır mahkeme tarihli kararıyla işlemin iptaline karar vermiştir kararın gerekçesinde türkiye taraf bulunduğu tarihli viyana diplomatik sözleşmesinin maddesinin ikinci fıkrası uyarınca devletin yabancı misyon şeflerinin binalarının güvenliğini sağlama ve bu konuda gereken her türlü tedbiri alma yükümlülüğünün bulunduğu belirtildikten sonra somut olayda bölge sakinlerinin ulaşım gibi doğal bir gereksiniminin sürekli bir biçimde kısıtlanması sonucunu doğuracak olan sokağın bariyerle kapatılması tedbirinin idarece detaylı bir araştırma ve inceleme yapılmadan ve kısıtlamayı haklı kılacak somut tespitlere dayanmadan salt potansiyel tehlikenin varlığından hareketle uygulanmasının hukuka aykırı olduğu vurgulanmıştır li başvuru numarası karar tarihi davalı idarece temyiz edilen söz konusu karar danıştay sekizinci dairesinin tarihli kararıyla bozulmuştur daire gerekçesinde büyükelçiliğinin güvenliğinin sağlanması amacıyla alındığında tereddüt bulunmayan söz konusu tedbirlerin gerekliliğini ortaya koyacak ciddi birtakım olayların gerçekleşmesinin ve somut belirlemelerin yapılmasının hayatın olağan akışına ve diplomatik ilişkilerin doğasına aykırı düşeceğini ifade etmiştir derece mahkemesince daire kararına uyularak tarihli kararla ve aynı gerekçeyle davanın reddi yolunda hüküm tesis edilmiştir söz konusu karara karşı yapılan temyiz istemi tarihinde karar düzeltme istemi de tarihinde reddedilmiş ve hüküm bu şekilde kesinleşmiştir kararın düzeltilmesi isteminin reddine ilişkin karar tarihinde başvurucular vekiline tebliğ edilmiştir başvurucular tarihinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır c tam yargı davasına yargısal süreç başvurucular tarihinde ankara valiliği ve ankara büyükşehir belediye başkanlığı aleyhine tl maddi tl de manevi zararın yasal faiziyle birlikte tazmini istemiyle ankara mahkemesi nezdinde tam yargı davası açmışlardır başvurucular dava dilekçesinde taşınmazı kiraya verdikleri yılında emsal kira bedeli tl olduğu halde ukome kararı nedeniyle taşınmazlarını tlye kiraya vermek zorunda kaldıklarını tarihinden itibaren ise kirayı tlye düşürdüklerini kırk dokuz ay boyunca bu miktar üzerinden tahsil ettikleri kira bedeli tarihinden itibaren tekrar tl olarak belirlenmiş ise de kiracının iş yapamaması nedeniyle tarihinde taşınmazın tahliye edildiğini belirtmiş ve yılı ağustos ayına kadar taşınmazın boş kalması nedeniyle uğradıkları kayıpların da hesaba katılması suretiyle toplamda tl maddi zararlarının bulunduğunu ileri sürmüşlerdir derece mahkemesi tarihli kararıyla davanın reddine karar vermiştir kararda idarenin kusura dayalı sorumluluğu tartışılmıştır kararın gerekçesinde idarenin kusur sorumluluğundan söz edilebilmesi için hukuka aykırı işlem veya eyleminin bulunması gerektiği saptaması yapıldıktan sonra somut olayda zarara neden olduğu ileri sürülen idari işlemin viyana diplomatik sözleşmesinin maddesinin ikinci fıkrası uyarınca devlete yüklenen yabancı misyon şeflerinin binalarının güvenliğini sağlama ve bu konuda gereken her türlü tedbiri alma ödevi kapsamında tesis edilmiş olması nedeniyle hukuka aykırılık koşulunun oluşmadığı belirtilerek tazminat isteminin reddi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır mahkeme kusursuz sorumluluk ilkelerinin olayda uygulanıp uygulanmayacağına ilişkin herhangi bir tartışma yapmamıştır başvurucular bu karara karşı mahkemeye sundukları temyiz dilekçesinde idarenin hukuki sorumluluğunun sadece kusur sorumluluğu sebebine dayanmadığı idarenin kusursuz sorumluluk hallerinin de bulunduğu idarenin işlemi hukuka uygun olsa bile hakkaniyetin gerektirmesi durumunda kamu külfetleri karşısında eşitlik ilkesi gereğince idarenin hukuki sorumluluğunun söz konusu olduğu belirtilmiş ve bu konuda örnek danıştay içtihatlarına yer verilmiştir temyiz talebini inceleyen danıştay sekizinci dairesi tarihli kararıyla derece mahkemesi kararının dayandığı gerekçenin usul ve yasaya uygun olduğu bozulmasını gerektiren bir nedenin bulunmadığı yolundaki gerekçelerle temyiz istemini reddederek kararı onamıştır başvurucuların aynı iddialarının öne sürüldüğü kararın düzeltilmesi istemi de aynı dairenin tarihli kararıyla reddedilmiştir başvuru numarası karar tarihi kararın düzeltilmesi isteminin reddine ilişkin daire kararı tarihinde başvurucular vekiline tebliğ edilmiştir başvurucular tarihinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır iv anayasanın maddesinin son fıkrasında idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu belirtilmiştir bu hüküm türk hukukunda idarenin mali sorumluluğunun anayasal temelini oluşturmaktadır kamu hukukundan kaynaklanan mali sorumluluğunun anayasanın maddesinin son fıkrası haricinde bir yasal dayanağı bulunmamaktadır özel hukuktan farklı olarak somut bazı konuları düzenleyen birkaç istisna dışında idarenin idari nitelikteki işlem ve eylemlerinden doğan zararlara ilişkin mali sorumluluğunu düzenleyen genel bir kanun hükmü yoktur kamu hukuku alanından kaynaklanan mali sorumluluğunun çerçevesi ile hüküm ve esasları anayasanın anılan hükmünden yola çıkılmak suretiyle danıştay içtihatlarıyla belirlenmiştir danıştay içtihatlarına göre idarenin mali sorumluluğu kusur sorumluluğu ve kusursuz sorumluluk şeklinde ikiye ayrılmakta kusursuz sorumluluk da dayandığı sebebe göre tehlikeli faaliyetler mesleki risk sosyal risk ve fedakarlığın denkleştirilmesi biçiminde tasnif edilmektedir kusur sorumluluğunda idarenin kusurlu bulunması hizmet kusuru sorumluluğun temel şartı iken kusursuz sorumluluk hallerinde idarenin kusuru bulunmasa dahi diğer koşulların gerçekleşmesi şartıyla idarenin mali sorumluluğu söz konusu olabilmektedir öte yandan kusursuz sorumluluk hallerinden olan tehlikeli faaliyetler mesleki risk ve sosyal risk ilkelerinde idari işlem veya eylemin hukuka aykırı olması idarenin mali yönden sorumlu tutulabilmesi için zorunlu bir unsur olarak görülmekte iken yine bir kusursuz sorumluluk sebebi olan fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesinde ise idarenin sorumluluğuna gidilebilmesi için işlemin hukuka aykırı olması gerekmemektedir kamu külfetleri karşısında eşitlik ilkesi olarak da adlandırılan fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi hakkaniyet ve nesafet düşüncesinden neşet etmektedir kamu yararının gerçekleştirilmesi amacıyla hukuka uygun şekilde tesis ettiği işlem veya gerçekleştirdiği eylemlerden toplumun bir kesimi veya tamamı yarar görürken bunlardan kaynaklanan külfetin sadece bir kesime yüklenmesinin adalet ve hakkaniyetle bağdaşmayacağı kabul edilmektedir adalet ve hakkaniyet idarenin kamuya yararlı işlem ve eylemlerinden doğan nimet ve külfetlerin topluma eşit bir şekilde pay edilmesini gerektirmektedir nimetlerinden tüm kamunun veya belli bir toplumsal kesimin yararlandığı kamusal faaliyetlerin külfetlerine sadece belli kişilerin katlanmasını beklemek sosyal adalet ve ölçülülük ilkelerini de zedeler bu düşünceler temelinde haklılaştırılan fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi danıştay kararlarında idarenin hukuka uygun ancak bazı kişi veya kişilere aşırı külfet yükleyen işlem ve eylemlerinden doğan zararlara ilişkin tazminat taleplerinde sıklıkla başvurulan bir sorumluluk ilkesidir danıştay sekizinci dairesinin tarihli ve sayılı kararında fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesine ilişkin şu tespitlerde bulunulmuştur fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi veya kamu külfetleri karşısında vatandaşların eşitliği ilkesi idarenin nimetleri tüm toplum tarafından paylaşılan hukuka uygun eylem ve işlemlerin külfetlerinin belli kişi veya kişilerin üzerine kalmamasını uğranılan zararın idarenin bir kusuru olmasa bile tazmin edilmesini öngörmektedir kusursuz sorumluluk ilkesi gereğince idarenin hukuka uygun eylemlerinden doğan zararı da tazmin etme yükümlülüğü bulunmaktadır il b numarası karar tarihi danıştay sekizinci dairesinin tarihli kararına konu olayda davacıya ait taşınmaz üzerinde kurulu bulunan tesisin davalı idarece yürütülen yol yapım çalışmaları nedeniyle zarar gördüğünden bahisle dava açılmıştır derece mahkemesi idarenin kara yollarındaki güvenlik ve konforu artıran çalışmaları nedeniyle oluşan zararlardan idarenin sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir daire şu gerekçesiyle kararı bozmuştur olayda da idare kamu yararını gerçekleştirmek toplumsal bir ihtiyacı karşılamak için hizmet yürütmüş ve bir faaliyette bulunmuştur bu hizmetinden tüm toplum yararlanacak olmasına karşın davacılar bir külfet altına sokulmuş ve kamu yararı lehine özel bir fedakarlığa katlanmak zorunda bırakılmıştır bu şekilde bozulan kamu külfetlerinin dağılımındaki dengenin bir denkleştirilme ile yeniden kurulması gerekir bu denkleştirme ise kamu yararını gerçekleştirmek için girişilen bu hizmet nedeniyle zarara uğramış olan davacıların zararlarının idarece tazmin edilmesi suretiyle gerçekleşecektir danıştay sekizinci dairesinin tarihli ve sayılı kararına konu olayda davacının maliki olduğu taşınmaz üzerinde bulunan kuyuya malatya belediyesi çöp toplama sahasından atık su sızması nedeniyle kayısı bahçesinde ve kuyuda meydana gelen zararın tazmini istemiyle dava açılmıştır mahkemesince zararın davalı idarenin hizmet kusurundan kaynaklanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir daire temyiz aşamasında kararı onamış ise de karar düzeltme safhasında tarihli kararında belirtiği ilkelere aynen yer verdikten sonra şu gerekçeyle kararı bozmuştur olayda davalı belediye kamu yararını gerçekleştirmek toplumsal bir ihtiyacı karşılamak için hizmet yürütmüş ve bir faaliyette bulunmuştur bu hizmetinden toplumun geneli yararlandığı halde hizmetin külfeti davacı üzerinde bırakılmış ve davacı kamu lehine özel bir fedakarlığa katlanmak zorunda bırakılmıştır bu şekilde bozulan kamu külfetlerinin dağılımındaki dengenin bir denkleştirilme ile yeniden kurulması gerekir bu denkleştirme ise kamu yararını gerçekleştirmek için girişilen bu hizmet nedeniyle zarara uğramış olan davacının zararının idarece tazmin edilmesi suretiyle gerçekleşecektir danıştay sekizinci dairesinin tarihli ve sayılı kararında davacıya ait taşınmaz üzerinde bulunan binaların önünden geçen yolun yükseltilmesi nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemiyle açılan davada davalı idare tarafından kamu yararına yönelik olarak yapılan yol düzenleme çalışmasından tüm toplumun yararlanması nedeniyle davacının uğramış olduğu zararın fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi çerçevesinde davalı idarece tazmininin gerektiği gerekçesiyle tazminata hükmeden derece mahkemesi kararı onanmıştır danıştay onuncu dairesi tarihli ve sayılı kararında hayvancılıkla uğraşan davacının avlanması yasaklanan üç ayının saldırması sonucu bir büyükbaş hayvanının telef olması üçünün yaralanması nedeniyle uğradığı zararın tazmini istemiyle açılan davayı idarenin bir hizmet kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle reddeden derece mahkemesi kararını şu gerekçeyle bozmuştur mahkemesince davalı bakanlığın yaban hayvanlarının fiillerinden sorumlu olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir ancak yukarıda aktarılan idarenin sorumluluğunun temel prensipleri uyarınca davalı bakanlığın yaban hayvanlarını koruma görevi kapsamında boz ayıları mutlak koruma altına alması diğer bir deyişle insanların kendilerini ya da başka canlılar ile mallarını koruması bakımından herhangi bir istisna öngörmemesi halinde kişilerin uğradıkları zararı kusursuz sorumluluk fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi uyarınca tazmin yükümlülüğü doğacaktır zira böyle bir durumda çevrenin ve toplumun genel menfaatine yönelik idari faaliyetten doğan külfetin tek kişi üzerinde bırakılmaması bu kişinin özel zararının topluma pay edilmesi gerekmektedir bu itibarla mahkemesinin söz konusu gerekçesi yerinde görülmemektedir il b numarası karar tarihi danıştay dava daireleri kurulu kararlarında da fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi bir sorumluluk sebebi olarak işlenmiştir tarihli ve sayılı kararında davacıya ait taşınmazların davalı idarece yaptırılan bölünmüş yol inşaatı sırasında su kanalının yıkılması nedeniyle sulanamaması sonucu uğranılan zararın tazmini istemiyle açılan davayı idarenin eyleminde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle reddeden derece mahkemesi kararını idarenin kusurunun bulunup bulunmadığı hususu yeterince araştırılmadığı gibi ayrıca kusuru bulunmasa bile kamu külfetleri karşısında eşitlik ve fedakarlığın denkleştirilmesi ilkeleri çerçevesinde olayda idarenin kusursuz sorumluluğunun bulunup bulunmadığının da araştırılmadığı gerekçesiyle bozmuştur anılan kararın gerekçesinin ilgili kısmı şu şekildedir anayasanın maddesinde idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra son fıkrasında idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup idari eylem işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru hizmetin kötü işlemesi geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır bu bağlamda hizmet kusuru özel hukuktaki anlamından uzaklaşarak nesneleşen anonim bir niteliğe sahip bağımsız karakteri olan bir kusurdur hizmet kusurundan dolayı sorumluluk idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır kusursuz sorumluluk ise kamu hizmetinin görülmesi sırasında kişilerin uğradıkları özel ve olağan dışı zararların idarece tazmini esasına dayanmakta olup kusur sorumluluğuna oranla ikincil derecede bir sorumluluk türüdür başka bir anlatımla idare yürüttüğü hizmetin doğrudan sonucu olan idari faaliyet ile nedensellik bağı kurulabilen özel ve olağan dışı zararları kusursuz sorumluluk ilkesi gereği tazminle yükümlüdür kusursuz sorumluluk sebeplerinden olan külfetleri karşısında eşitlik d ya da diğer adıyla ilkesi nimetlerinden tüm toplum tarafından yararlanılan idarenin eylem ve işlemlerinden doğan külfetlerin sadece belli kişi veya kişilerin üstünde kalması durumunda bu kişi veya kişilerin uğradığı zararların kusuru olmasa dahi idarece tazminini öngörmektedir risk sorumluluğundan farklı olarak burada kazalardan kaynaklanmayan diğer bir deyişle arızi nitelikte olmayan önceden öngörülebilen zararların tazmini söz konusudur faaliyetin doğal sonucu olan bu zarar etki alanı bakımından sınırlı özel ve olağan dışı nitelik arz etmektedir tarihli ve sayılı kararında devletin yasama faaliyetlerinden doğan zararların dahi kamu külfetleri karşısında eşitlik ilkesi uyarınca tazmin edilmesi gerektiği içtihadında bulunmuştur anılan karara konu olayda bankacılık düzenleme ve denetleme kurulu üyesi ve ikinci başkanı olarak görev yapan davacının kanunla görevine son verilmiştir söz konusu kanunun anayasa mahkemesince iptal edilmesi üzerine davacı görevine iadesi istemiyle idareye başvurmuştur talebin reddi üzerine iptal ve tam yargı davası açılmıştır davacının zamanında dava açmamış olması karşısında söz konusu anayasa mahkemesi kararının davacının eski görevine atanması sonucunu doğurmayacağı gerekçesiyle idari işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşmakla birlikte tazminat isteminin kamu külfetleri karşısında eşitlik ilkesi uyarınca kabulü gerektiğine hükmetmiştir anılan kararının gerekçesinin ilgili bölümü şu şekildedir il li başvuru numarası karar tarihi kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup idari eylem işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkesi gereği tazmin edilmektedir yürütmekle yükümlü olduğu bir hizmetin kuruluşunda düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru hizmetin kötü işlemesi geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır devletin yasama faaliyetinden dolayı sorumsuzluğu esas olmakla birlikte bazı durumlarda devletin yasama faaliyetinden dolayı sorumluluğu kabul edilmelidir nitekim süt mahsullerinin himayesi hakkında haziran günlü kanunun yapay süt mahsullerinin imalini ve alım satımını yasaklaması dolayısıyla yapay krema üretimi ile uğraşan firmaların açtığı tazminat davasını inceleyen fransız danıştayı ocak günlü kararında r sarıca kaza kamu yararı gözetilerek yürürlüğe konulan yasa nedeniyle ortaya çıkan zararın hazine tarafından karşılanması gerektiğine karar vermek suretiyle kusursuz sorumluluk ilkesinden bahisle yasama faaliyeti sonucu oluşan zararın idarece tazmini gerektiğine hükmetmiştir görüldüğü üzere kamu yararı taşıdığı kabul edilen bir yasanın uygulanmasından dolayı kişilerin uğradıkları özel ve olağan dışı ağırlıktaki zararların yasada kural olmasa bile kamu külfetleri karşısında eşitlik kuralı uyarınca tazminine fransız danış tayı daha yılında karar verilmiş bulunmaktadır v