6. Hukuk Dairesi 2025/4167 E. , 2026/312 K. "" MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1086 E., 2025/1825 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2024/1091 E., 2025/186 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazı…
6. Hukuk Dairesi 2025/4167 E. , 2026/312 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1086 E., 2025/1825 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2024/1091 E., 2025/186 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ile 09.10.2019 tarihli İnşaat ve ... İşleri ... Tedarik HES Kuyuma/Türkiye Ana Sözleşmesi kapsamında eserin tamamlanarak teslim edildiğini, kesilen faturalara yasal sekiz günlük süre içerisinde ve sonrasında itiraz edilmediği, borcun ödenmemesi üzerine 29.06.2021 tarihli ihtarnamenin keşide edildiğini, bunun üzerine davalı tarafın iade faturası düzenleyerek müvekkiline tebliğ ettiğini, müvekkilinin de iade faturasına noter kanalıyla itiraz ederek kabul etmediğini, davalı hakkında Vezirköprü İcra Dairesinin 2024/345 Esas sayılı dosya ile "iflas yolu ile adi takip" başlatıldığını, davalının takibe karşı itiraz ederek takibi durduğunu, işin DSİ Genel Müdürlüğü tarafından 23.10.2020 tarihinde geçici kabulünün yapıldığını, TE...MSAN A.Ş tarafından 30.10.2020 tarihli tutanakla enerjiye uygun olduğunun onaylandığını, eksik ve ayıplı ifâ iddiasının gerçeği yansıtmadığı gibi süresi içerisinde bildirilen eksik ve ayıpların tamamlandığını, esasen davalının sözleşmeyi feshetmediğini, müvekkili nam ve hesabına işlerin ikmalini sağlamadığını, patlayan boru sebebiyle müvekkilinin sorumluluğunun olmadığını, bu süreçte üretim kaybının olmadığını, takibe konu alacağın daha önce itirazın iptali davasına konu olduğunu, İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/676 Esas sayılı dosyasında usulden ret kararı verildiğini, sonrasında hakem mahkemesince de yetkisizlik kararı verildiğini, bu davanın dayanağının Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2019/574 Esas, 2021/1710 Karar sayılı ilâmı olduğunu, bu karara göre tahkim sözleşmesinin bulunmasına rağmen iflas yoluyla ilâmsız takip yapılmasının mümkün olduğunu ileri sürerek, Vezirköprü İcra Dairesinin 2024/345 Esas sayılı dosyasında davalının iflas takibine yönelik itirazının kaldırılmasına, davalıya depo kararı çıkarılmasına, ödeme yapılmaması halinde ise davalının iflasına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 18.2.1 maddesinde sözleşmeden kaynaklı tüm uyuşmazlıkların Viyana'da bulunan Federal Ekonomik/Ticaret Odasının Uluslararası Tahkim Heyetinde çözülmesi gerektiğini, tahkim yoluna başvurulmadan açılan davanın usulden reddi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 18.2.1 maddesinde, sözleşmeden kaynaklı tüm uyuşmazlıkların Viyana'da bulunan Federal Ekonomik/Ticaret Odasının Uluslararası Tahkim Heyetinde tahkim kurallarına dayanarak kesin olarak çözüme bağlanmasının öngörüldüğü, davacı tarafından, davalının takibe yaptığı itirazın kaldırılarak davalı için depo kararı tesisi ve borcun ödenmemesi halinde davanın iflasına karar verilmesi talep edilmiş ise de; taraflar arasındaki sözleşmenin 18. maddesi gereğince, davacının öncelikle tahkimde alacağının varlığını ispatlayacak ve miktarını tespit edecek bir karar alması, bu karara istinaden borçlu aleyhine iflâs yolu ile takip yapması ve iflâs davası açması gerekirken, tahkim şartını etkisiz hale getirecek şekilde doğrudan iflâs takibi yapması ve bunu dayanak göstererek iflâs davası açmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; mahkemenin kendi kabulü ile çeliştiğini, alacağın varlık ve miktarını tespit için hakem huzurunda dava açmak üzere davacıya süre verilmesine, tahkim davasının bekletici mesele yapılmasına karar vermek olması gerektiğini, iflas davasının açılması ile mahkemece koruma tedbirlerine hükmedildiğini, bu tedbirlerin akıbetinin düşünülmeksizin, hiçbir yasal temeli olmaksızın bir yargılama prosedürünü orta yerinden ikiye bölmenin hukuken isabetsiz olduğunu, bir yandan tahkim davalarının yabancı hakem önünde devam ederken öte yandan iflas davası açmalarının tahkim şartını etkisiz hale getirmek, dolanmak amacıyla iflas yoluyla takip yapmak olarak değerlendirilmesinin anlamanın mümkün olmadığını, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2021/1710 Karar sayılı kararından dört yıl gibi kısa bir sürede dönülmesini gerektirecek bir sebep bulunmadığını, bu durumun hukuk güvenliği ilkesini zedelediğini beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iflas yoluyla takibe itirazın kaldırılması ve iflas istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2025/6-512 Esas, 2025/591 Karar sayılı kararında işaret edildiği üzere, davacının öncelikle tahkime başvurarak alacağın varlığını ve miktarını ispatlayacak karar aldıktan sonra borçlular hakkında iflâs yoluyla takip başlatması ve iflâs davası açması gerekirken, taraflar arasında kararlaştırılan yetkili yargı yerini ortadan kaldıracak şekilde doğrudan iflâs yoluyla takip başlatılması ve sonrasında iflâs davası açılması yerinde olmamasına göre karar, usul ve kanuna uygun olup, davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.01.2026 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.