4. Hukuk Dairesi 2009/10844 E. , 2010/6098 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... Radyo TV Haberleşme ve Yay. A.Ş ve diğerleri aleyhine 04/11/2008 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 17/06/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra t…
**4. Hukuk Dairesi 2009/10844 E. , 2010/6098 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... Radyo TV Haberleşme ve Yay. A.Ş ve diğerleri aleyhine 04/11/2008 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 17/06/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Dava, yayın yolu ile kişilik haklarına saldırıdan dolayı uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istem reddedilmiş; karar, davacı tarafından temyiz olunmuştur. Ümraniye 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2008/1091 Esas sayılı dava dosyasına nöbetçi hakim olarak bakan davacı, yargılamanın 05.08.2008 günlü oturumunda tutuklu sanıkların salıverilmesine (tahliyesine) karar verdiğini, bu durumun davalı yayın kuruluşunun haber bülteninde; "Akıl almaz bir adalet skandalı", "Hırsızlıkla suçlanan 52 sanık kasıtlı olarak mı, yoksa yanlışlıkla mı serbest bırakıldı?", "Polisler yakaladı kim serbest bıraktı?", "Rezalet bakanlık incelemesinde", "Adliyede skandal, şansları nöbetçi hakimle güldü" biçimindeki gerçeğe aykırı sözlerle kamuoyuna duyurulduğunu, özle biçim dengesi korunmadan yapılan yayının kişilik haklarına saldırı oluşturduğunu belirterek, davalıların manevi tazminat ile sorumlu tutulmalarını istemiştir. Yerel mahkemece, haberlerde davacının adının geçmediğinden matufiyet unsurunun gerçekleşmediği, yargının işleyişi konusunda kamuoyuna bilgi verildiği, yargıçların verdiği farklı kararların haber konusu edildiği, tutuklama ve salıverme olgularının maddi gerçekliğe uygun bulunduğu, basın özgürlüğü kapsamında ve özle biçim dengesi korunarak yapılan yayın nedeniyle davalıların hukuki sorumluluğu bulunmadığı gerekçesiyle istem reddedilmiştir. Dosyadaki bilgi ve belgelerden, nöbetçi yargıç olarak davaya bakan davacının, duruşmaya çıktığı oturumda sanıkların salıverilmesine karar verdiği, salıverilen sanıklardan bazılarının başka bir soruşturma nedeniyle yeniden tutuklandıkları, bunun üzerine dava konusu edilen yayının yapıldığı, yayın nedeniyle açılan ceza davası sonunda yargılanan gerçek kişi davalıların hakaret ve adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs suçlarından cezalandırılmalarına ilişkin kararın açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, gerçeklik unsuru bulunmayan ve verdiği ara kararı nedeniyle yayımlanan haberin davacıya yönelik olduğu, maddi olgular da aynı biçimde saptanarak gerçek kişi davalıların cezalandırıldığı, düşünsel bağ ilkesi bozulan haberin davacının kişilik haklarına saldırı oluşturduğu benimsenmelidir. Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilerek, davacı yararına uygun bir tutarda manevi tazminat takdir edilmesi gerekirken, yerinde olmayan yazılı gerekçeyle, istemin tümden reddedilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 24/05/2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.