19. Ceza Dairesi 2015/2517 E. , 2015/3021 K. "" Tebliğname No : KYB - 2015/32982 Manevi veya maddi haklara tecavüz suçundan şüpheli F.. A.. yönetim kurulu üyeleri ve sorumlu müdürleri haklarında yapılan soruşturma evresi sonucunda, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 26/03/2014 tarihli ve 2014/41061 soruşturma, 2014/50679 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik müşteki vekili tarafından yapılan itirazın reddine ilişkin mercii İstanbul 6. A…
**19. Ceza Dairesi 2015/2517 E. , 2015/3021 K.** **"İçtihat Metni"** Tebliğname No : KYB - 2015/32982 Manevi veya maddi haklara tecavüz suçundan şüpheli F.. A.. yönetim kurulu üyeleri ve sorumlu müdürleri haklarında yapılan soruşturma evresi sonucunda, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 26/03/2014 tarihli ve 2014/41061 soruşturma, 2014/50679 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik müşteki vekili tarafından yapılan itirazın reddine ilişkin mercii İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 04/07/2014 tarihli ve 2014/677 değişik iş sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığının 22/01/2015 gün ve 5233 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekindeki dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 03/02/2015 gün ve KYB.2015-32982 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu. Anılan ihbarnamede; 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun 73/1-2. maddelerinde "(1) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olan suç hakkında yetkili kimse altı ay içinde şikâyette bulunmadığı takdirde soruşturma ve kovuşturma yapılamaz. (2) Zamanaşımı süresini geçmemek koşuluyla bu süre, şikâyet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden başlar." şeklindeki düzenlemeler nazara alındığında şikâyetçinin fiili ve faili bildiği veya öğrendiği günden itibaren şikâyet süresinin başlayacağı, söz konusu şikâyet süresinin ne zaman başladığının araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken şikâyet süresinin yayın tarihinden itibaren başladığından bahisle verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yapılan itirazın bu yönlerden kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediği gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla gereği görüşülüp düşünüldü; Kanun yararına bozma talebinde, soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olan suçlar hakkındaki sürelerle ilgili kanun isminin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu yerine 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu belirtilmesi yazım yanlışı olarak kabul edilmiştir.