DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ...DAVALI : 1- ...VEKİLİ : Av. ...TEMLİK ALAN DAVALI : 2- ...SDAVA : Menfi Tespit (Kooperatif Aidat Borcundan Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : 20/08/2019KARAR TARİHİ : 03/11/2021GEREKÇELİ KARARYAZIM TARİHİ : 11/11/2021Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan menfi tespit (Kooperatif Aidat Borcundan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:İDDİA; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı kooperatif Kayseri .... İcra Müdürlüğünün .
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacılardan ... ile davalı ... A.Ş. arasında akdedilen taşınmaz satış vaadi sözleşmesiyle ... Projesinden KDV hariç 470.000 $ bedelle 151 numaralı ve 96,35 brüt metrekareli Rezidans nitelikli bağımsız bölümün müvekkiline satılacağının kararlaştırıldığını, taşınmazın davalı ... ile hukuki ve organik bağ olan diğer davalı ... tarafından 03.09.2013 tarihinde devir edildiğini; davacı ...'ın da aynı şekilde ... ile akdedilen Beşiktaş ... Noterliğinin 16/04/2011 tarih ve ... yemiye nolu düzenleme şeklinde satış vaadi sözleşmesiyle KDV hariç 260.825 $ bedelle 56 numaralı 61 brüt metrekareli rezidans nitelikli bağımsız bölümün aldığını, taşınmazın 29.08.2013 tarihinde teslim edildiğini, davacıların taşınmazları işyeri olarak kullanmak amacıyla proje aşamasında, davalıların tanıtım broşürlerinde kendilerine gösterilen görseller ve şirketlerin satış temsilcilerinin anlatımları neticesinde almaya karar verdiklerini, alınan taşınmazların rezidans nitelikli iş yerleri olduğunu, müvekkillerinin inşaat işleriyle uğraşmamaları nedeniyle taşınmazların kiralama ve benzeri işlemlerinin gayrimenkul kiralama şirketleri tarafından gerçekleştirildiğini, taşınmazın sözleşmede belirtilen nitelik ve büyüklükte olmadığının kısa süre önce kiralama işlemlerini yapan şirketin uyarıları ile fark edildiğini, benzer nitelikteki taşınmaz teslim edilen kişilerce de davalılara karşı başka mahkemelerde davalar açıldığını, satım aşamasındaki görsel ve taahhütlerle müvekkillerinin iradelerinin fesada uğratılarak sözleşmede belirlenen nitelikleri taşımayan ve sözleşme ile kararlaştırılan alandan daha küçük yapıların teslim edildiğini, bu durumun da taşınmazın ekonomik değerini önemli ölçüde azalttığını, sözleşme ile yüklenilen miktarda taşınmazın teslim edilmemesinin davalıların ağır kusuru olduğunu, tanıtım ve broşür materyallerinde yer alan taşınmazın 96,35 m2 ve 61 m2'lerden çok küçük olduğunu, her iki davalının eksik miktar ve nitelikteki taşınmaz teslimi nedeniyle oluşan zarardan doğrudan sorumlu olduklarını ileri sürerek, şimdilik her bir davacı için ayrı ayrı 10.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine, yargılama harç ve giderleri ile vekâlet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın tüketici mahkemesinde açılması gerektiğini, tapu senedi ve sözleşmede taşınmazların ofis/işyeri olduğuna ilişkin bir ibare bulunmadığı, taşınmaz niteliğinin rezidans olarak gösterildiğini, davanın teslim tarihinden itibaren 5 yıl sonra açılması nedeniyle zamanaşımı ve hak düşürücü süre geçtikten sonra açılığını, süresi içinde muayene ve ayıp ihbarı yapılmadığını, taşınmazın satımının diğer davalı tarafından yapılması nedeniyle müvekkilinin husumet ehliyetinin bulunmadığını, kısmi dava açılmasında davacıların hukuki yararının bulunmadığını ileri sürerek, usul ve esas yönünden davanın reddini savunmuştur. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; satıma konu bağımsız bölümlerin rezidans niteliğinde olması nedeniyle davanın ticari dava olmadığı, tapu kaydında da taşınmazların mesken/konut olarak yazılı olduğu bu nedenle görevsiz mahkemede açılan davanın usulden reddi gerektiğini, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığı, davacılar vekilinin ihtiyari dava arkadaşlığına ilişkin HMK'nın 57 ve devamı maddelerine dayalı olarak eldeki davayı açmasına rağmen her iki davacının, ayrı sözleşmelerle farklı bağımsız bölüm satın almaları nedeniyle her iki davanın bir arada görülmesinde usul ekonomisi yönünden de herhangi bir uygunluk bulunmadığını, her iki konutta ayrı ayrı keşif yapılarak sözleşme şartlarının ayrı ayrı değerlendirilerek karar verilmesi gerektiğini, davacılar açısından, birlikte dava açılmasında hukuki yarar ve usule uyarlık bulunmadığından, davacıların davalarının tefriki gerektiğini, davanın nedenlerinin açıkça belirtilmemesi nedeniyle davacıların davayı aydınlatma yükümlülüğü bulunduğunu, davanın ayıp ihbar süreleri geçtikten ve zamanaşımı ile hakdüşürücü sürelerin geçmesinden sonra açıldığını savunarak, usul ve esas yönünden davanın reddini istemiştir.