T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO: 2025/2418 KARAR NO: 2026/584 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ: 15/05/2025 NUMARASI: 2023/361 Esas - 2025/320 Karar DAVA : Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat KARAR TARİHİ: 10/03/2026 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere so…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO: 2025/2418 KARAR NO: 2026/584 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ: 15/05/2025 NUMARASI: 2023/361 Esas - 2025/320 Karar DAVA : Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat KARAR TARİHİ: 10/03/2026 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 31/10/2017 tarihinde müvekkilinin ... Mah. ... Cad. ... karşısında bulunan üst geçit üzerinde ... plakalı motosikletiyle seyir halindeyken motosikletin arkasından plakasını ve markasını hatırlayamadığı beyaz renkli bir aracın arkadan çarpması sonucu yaralandığını, kazaya sebep olan sürücünün olay yerinden kaçtığını, meydana gelen kaza sonucunda müvekkilinin malul kaldığını belirterek çalışma gücündeki geçici iş kaybı için şimdilik 500 TL ile sürekli iş gücü kaybı için 500 TL, tümünün maddi tazminatının aktüer hesabı yapılarak kaza tarihinden itibaren işleyecek olan avans faiziyle birlikte fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla toplam 1.000 TL maddi tazminatın tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; 6704 Sayılı Kanun gereği dava açılmadan önce sigorta şirketlerine başvuru şartı bulunduğunu, davaya konu kazaya ilişkin kusur oranlarının tespitinin ATK tarafından yapılması gerektiğini, davacının daimi maluliyet durumunun tespiti adına Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi’nden Özürlü Sağlık Raporu alınması gerektiğini, davaya konu maluliyet tazminatının uzman bilirkişilerce hesaplanması gerekiğini, geçici iş göremezlik kaybından doğan zararının tazmini hususunda müvekkili ...’nın sorumluluğunun bulunmadığını, ...’nın bakıcı giderinden dolayı da sorumluluğunun bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davacının davasının kısmen kabulüne; 330.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 10/06/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sigorta poliçe limiti ile sınırlı olarak davalıdan alınarak davacıya verilmesine, geçici iş göremezliğe ilişkin talebin reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Başvuru şartının yerine getirilmediğini, meydana gelen kazanın, plakası ve sürücüsü bilinmeyen aracın davacı tarafa çarpması neticesinde meydana gelip gelmediği hususunun somut delillerle ispatı gerektiğini, bu hususta ispat yükünün davacı tarafta olduğunu, kazanın çift taraflı bir kaza olduğu ispat edilmeksizin tazminat ödenmesine hükmedilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, maluliyet oranı lazım gelenden yüksek olup kabulünün mümkün olmadığını, davacı tarafın, iddia edildiği gibi kesin ve kalıcı maluliyetinin bulunduğuna ilişkin olarak sağlık kurulu raporu düzenlenmesi gerektiğini, sürekli/kesin maluliyet tespitinin yapılması amacı ile davacının ATK 3. İhtisas Kurulu'na sevki sağlanarak ilgili yönetmelik hükümleri kapsamında yeni bir rapor düzenlenmesi gerektiğini, kusur raporunun denetime elverişli olmadığını, müterafik kusur indirimi yapılmadığını, teknik faiz uygulanmaksızın yapılan hesaplamanın kabulünün mümkün olmadığını, TRH 2010 Hayat Tablosu ve 1,80 Teknik Faiz kullanılması gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte; Yargıtay içtihatları doğrultusunda temerrüt tarihinin ancak dava tarihi olabileceğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Mahkemece ilk verilen hükmün istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 11/05/2023 tarih, 2021/847 Esas ve 2023/923 Karar sayılı kararı ile "...O halde İlk Derece Mahkemesince yapılması gereken; Olayın davacının beyanında açıkladığı şekilde, plakası tespit edilemeyen bir aracın sebebiyet vermesi sonucu gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespiti bakımından davacı isticvap edilerek kazanın oluşumuna ilişkin ayrıntılı beyanı alınarak, davacının kullandığı motosikletin hasarlı ve darbe almış yerlerini gösteren fotoğrafları olup olmadığı sorularak, alınan detaylı beyan ve fotoğraf sunulması halinde bu fotoğraflarda motosikletin hasarlı ve darbe almış yerleri, hastane müracaat evrakındaki davacı beyanı tüm dosya kapsamına göre kazanın varlığı, kazanın başka bir aracın davacının aracına çarpması yada sıkıştırması ile meydana gelip gelmediği konularında illiyet bağı ortaya koyacak şekilde kusur konusunda uzman bilirkişi veya bilirkişi heyetinden ayrıntı gerekçeli kusur raporu alınarak sonucuna göre karar verilmesi olmalıdır..." gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verilmiştir. Dosyada kaza nedeniyle düzenlenen kaza tespit tutanağında kazanın tek taraflı olarak düzenlenmiş, başka bir araçtan bahsedilmemiştir. Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür (4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 6/1). 4721 sayılı Kanun’un bu hükmü 6100 sayılı Kanun’un 190. maddesinin birinci fıkrasında bir başka biçimde yinelenmiş olup; “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir” denilmiştir. Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilememiş (yani dava bakımından yok) sayılır. Diğer taraf, ispat yükünü taşıyan tarafın iddiasının doğru olmadığı hakkında delil sunabilir. Karşı ispat faaliyeti için delil sunan taraf, ispat yükünü üzerine almış sayılmaz (HMK m. 191/1). İspat yükü kendisine düşen taraf bir vakıayı ispat ettikten sonra, artık ispat yükü aksini iddia eden karşı tarafa geçer. Bunun üzerine karşı tarafın o olgunun doğru olmadığını veya başka bir olgu nedeniyle hükümsüz kaldığını ispat etmesi gerekir. İlk Derece Mahkemesince; Dairemiz kararı doğrultusunda aldırılan 15/08/2023 tarihli bilirkişi raporunda "Kaza ile ilgili kamera kaydı dosyada yoktur. Kaza yerinde araçlara ait fren izi ölçülmediğinden araçların hızı tespit edilememiştir. Kaza raporunda kazaya karıştığı beyan edilen otomobil hakkında bilgi yoktur. Kaza yerinde otomobile ait iz ve delil tespit edilmemiştir... Tutanakta kazaya karıştığı beyan edilen otomobille ilgili herhangi bir iz ve emareden bahsedilmemiştir ve motosiklete başka bir aracın çarpıp çarpmadığı bilgisi verilmemiştir. Kaza sonrası çekilen fotoğraflarda kazanın yolun sağ tarafında olduğu görülmektedir. Kazaya karışan ... plakalı motosikletin görüntülerinde sağ yan kısımlarında ve sol yan kısımlarında ayrıca ön kısımlarında hasar olduğu görülmektedir. Sürücü duruşmada vermiş olduğu ifadesinde otomobilin motosikletin sağ yan egzoz kısmına çarptığını ve kazanın meydana geldiğini beyan etmiştir. Motosikletin arka kısımlarında çarpma ile ilgili iz ve emare tespit edilmemiştir. Sürücü beyanında otomobil ile geride bulunan trafik ışıklarında birlikte hareket ettiği, üst geçit civarında trafik yoğunluğu olduğu, bu esnada hızını azalttığı ve otomobilin kendisine temas ettiğini beyan etmiştir. Kaza ile ilgili bilgiler derlendiğinde sürücünün kaza öncesi otomobilin sol tarafında olduğu otomobilin motosikletin sağ egzoz kısmına çarptığını beyan etmesi üzerine anlaşılmaktadır. Kaza sonrası düzenlenen tutanakta ve fotoğraflarda kazanın sağ şerit üzerinde olduğu anlaşılmaktadır. Sürücü otomobilin sol tarafında iken şerit izleme kurallarına uymadığı, sağ şeride girmek istediği esnada geriden gelmekte olan otomobilin sol ön kısımlarının motosikletin sağ egzoz kısımlarına çarptığı anlaşılmaktadır. Sürücü motosiklet ile seyir halinde iken diğer araçlar gibi bir şerit üzerinde seyretmelidir. İki şeridi birden kullanmak veya bir şeridin sağ ya da sol kısmında seyretmek yasaktır. Kaza öncesi sürücünün sağ şerit ortasında olmadığı sağ şeridin en sol kısmında ya da sol şeridin sağ kısmında olduğu esnada sağ şeride gelirken şerit kontrolü yapmadığı ve sağa doğru geldiği esnada geriden gelen otomobilin sol ön kısımlarıyla çarpıştığı anlaşılmaktadır. Sürücünün görüş alanı açıktır. Çarpışma ile sürücü 50 metre sürüklendiğini beyan etmiştir. 50 km hız sınırı olan bölgede sürücü 60 km hızla seyrettiğini beyan etmiştir. Sürücüler seyir halinde iken araçlarının hızını trafik, yol ve görüş durumuna göre ayarlaması gerekmektedir. Motosiklette kaza yerinden ileriye savrulmuştur. Aracın ve sürücünün bu şekilde savrulması sürücünün dikkat ve özen yükümlülüğüne uymadan seyrettiğini göstermektedir. Sürücü dikkat ve özen yükümlülüğüne uymadan şerit değiştirmesi, sağ tarafından gelen otomobile dikkat etmesi gerektiği halde seyrine kontrolsüz devam etmesi üzerine kaza olmuştur. Sürücü ... kullanmış olduğu motosiklet ile seyir halinde iken yolu yeterince kontrol ederek seyrine devam etmiş olsaydı bu kazayı önleyebilirdi. Ancak sürücünün genç yaşta olması, sürücü belgesinin olmaması ve tecrübesinin yeterince olmaması nedenlerin de etkisiyle şerit izleme kuralları ve hızın trafik durumuna uygun olmaması nedenleriyle kazanın meydana geldiği...tespit edilemeyen otomobil sürücüsünün %75, ... plakalı motosiklet sürücüsü ...’un %25 kusurlu olduğu" belirtilmiştir.Davacı sürücü ...'un duruşmada vermiş olduğu ifadesinde; “31.10.2017 tarihinde sabah saatlerinde ... Sahil Bulvarından ... tarafına doğru seyir halinde iken beyaz ............ bir araba ile kırmızı ışıkta durduk. Kalkış yaptıktan sonra yol sahil yolu üzerinde tersane kavşağına çıkıyordu. Yaklaşık 20 25 metre yan yana gittik. Daha sonra ben sağ şeride geçtim hızım 60 km. civarındaydı. Önümüzde trafik olduğu için rampadan çıkarken 2'miz de yavaşladık. Daha sonra önümdeki arabanın önündeki tır sol şeride doğru geçince ben rampa da devam ettim. Daha sonra o büyük ihtimalle öndeki yavaşlamayı görmedi ve benim motosikletimin sağ tarafına doğru dokundu. Fotoğraflarda da motosikletin sağ egzozundaki göçük gözükmektedir. Bana sağ egzoz'dan vurdu. O vurunca benim ellerim gidondan kurtuldu. Motosikletin hakimiyetini sağlayamadım ve sol tarafa doğru düştüm. Düşer düşmez motor dönmeye başladı. Kafamı bariyere vurdum. Sağ ayağım bariyerlere sıkıştı. Bacağımdan 4 ameliyat geçirdim. Kalıcı olarak morluk ve ağrı hissi kaldı. Kaza sonrasında abim fotoğraf çekmiş. Motorlun hasarlı şekli gözükmektedir. Ambulansı ve polisi ben kendim aradım. Kaza günü kaza tespit tutanağının yanlış tutulduğunu polise söyledim ancak polis hastaneden çıktıktan sonra trafik tescile gidip kaza tespit tutanağı ile alakalı dilekçe vererek düzeltebilirsiniz. Ancak sonradan gittiğimiz de dilekçeyi düzeltemezsiniz dediler” şeklinde beyanda bulunmuştur. Somut olayda; davacı kaza tarihinde plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen aracın kendisine çarpıp olay yerini terk ettiğini, kaza nedeniyle yaralanarak malul kaldığını beyan ederek maddi tazminat isteminde bulunmuştur. Sigorta kapsamında kalan rizikonun gerçekleştiğini ispat yükü davacıda olup gerçekleşen rizikonun teminat dışında kaldığını ispat yükü sigortacıdadır. Dosya kapsamına göre kazanı meydana geliş şekli, özellikle plakası tespit edilemeyen beyaz renkli aracın davacının motosikletini sıkıştırması ile kazanın gerçekleştiğine dair davacının beyanı dışında bir delil bulunmamaktadır. Olay anına ilişkin mobese kayıtları, olayı gören tanık vs bulunmamaktadır. Davacı tarafından Daire kararımız sonrası sunulan olay sonrasında kaza mahallini gösteren fotoğraflarda davacıya ait motosikletinin arka kısmında hasar bulunmadığı görülmektedir. Bu durumda davacı tarafından plakası tespit edilemeyen bir aracın çarpmış olduğu ve kusuru ile kazaya sebebiyet verdiği ispat edilemediği anlaşıldığından İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır. Bu nedenle; davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince, İlk Derece Mahkemesi kararı düzeltilerek aşağıda yazılı olduğu şekilde esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere : A- Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere KALDIRILMASINA, Buna göre: 1-Davanın REDDİNE, 2-Alınması gereken 732,00 TL ilam harcının, peşin alınan 73,10 TL harç ile 1.130,00 TL ıslah harcından mahsubu ile 471,10TL harcın kararın kesinleşmesine müteakip davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı yargılamada kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT'ne göre tespit olunan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, 5-Davacı tarafça yatırılan gider ve delil avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, 6-Arabuluculuk ücreti olan 1.320,00 TL'nin davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına, B-İSTİNAF İNCELEMESİ BAKIMINDAN ; 1-Davalı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının, istem halinde İlk Derece Mahkemesi tarafından kendisine iadesine, 2-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan 270,00 TL posta ve tebligat giderinden ibaret yargılama gideri ile 1.683,10 TL istinaf başvuru harcının davacıdan tahsili ile davalı .......... verilmesine, 3-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 4-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.10/03/2026