Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;-----birden fazla sigortası tarafından temin edilmiş olması halinde, bu masraflar sigortacılar arasında teminatları oranının paylaştırılacağını, sigortalı dava dışı ---- tedavisine ilişkin --- tarihli fatura ile hastaneye provizyon verilerek yapılan ödemenin ---- tedavisine ilişkin --- tarihli fatura ile hastaneye provizyon verilerek yapılan ödemenin ---- tarihli fatura ile hastaneye provizyon verilerek yapılan ödemenin ---- tedavisine ilişkin ---- tarihli
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalıların dava dışı ... Anonim Şirketi' nin yönetim kurulu üyeleri ve şirket kurucuları olup, davanın temel dayanağının TMK m.50/3 ve TTK m. 553 hükümleri olduğunu, müvekkilinin dava dışı ... Anonim Şirketi'nin yürüttüğü "..." adlı inşaat projesinden bir ev alma düşüncesi ile bu şirketle anlaştığını, tarafların 26.12.2012 tarihinde sözleşme akdettiklerini, sözleşme hükümlerine göre dava dışı ... A.Ş.'nin İstanbul Esenyurt İlçesi ... Mah. ... Ada ... ve ... parselde bulunan arsası üzerinde inşa edilecek ... Blok ... Katta bulunan ..., ..., ... no.lu bağımsız bölümlerin satış bedelinin 120.000,00TL olup 30,000,00TL peşin, geri kalan 90.000,00TL'nin ise ayda 1.800,00 TL olmak üzere 50 taksitte ödeneceğini, 30.000,00 TL peşinatın 27.12.2012 tarihinde dava dışı ... A.Ş.'nin banka hesabına havale edildiğini, kalan ödemeler için senetler tanzim edildiğini ve dava dışı ... A.Ş.'ye verildiğini, bu senetlerden ilk 6 tanesinin vade tarihlerinde ödendiğini, böylece müvekkilinin yapılan sözleşme gereği toplam 40.800,,00 TL ödeme yaptığını, müvekkilinin, davalıların inşaata hiç başlamadıklarını anlaması üzerine ödemeye devam etmediğini ve kalan senetlerin iptali için dava açtığını, İstanbul 7. Tüketici Mahkemesi'nin 05.02.2014 tarih ve 2013/485 E. 2014/181 K. sayılı kararı ile senetlerin iptaline karar verildiğini, bu kararda 8.736,00 TL vekalet ücreti ile 27,40 TL yargılama giderinin davalı ... A.Ş.'den alınarak davacıya verilmesinin hüküm altına alındığını, müvekkilinin, uzun süre davalılara ulaşamayınca sözleşmenin feshi ve ödediği bedelin iadesi için dava açtığını, İstanbul 5. Tüketici Mahkemesinin 05.02.2015 tarih ve 2014/378 E 2015/71 K. sayılı kararı ile sözleşmenin feshine, 40.800,00 TL'nin dava tarihinden itibaren avans faizi ile 4.788,00 TL vekâlet ücreti ve 81,00 TL yargılama giderinin ... A.Ş.'den alınarak müvekkiline verilmesine karar verildiğini, davalıların kurucusu ve yönetim kurulu üyesi olduğu bu şirketin, yaklaşık 400 mağdura aynı şekilde maketten ve broşürden evler satıp milyonlarca lira peşinatlar topladığını, dava dışı şirketin böyle bir projeyi sonuçlandırmadığı gibi, temelini bile kazmadığını, şirket sahiplerinin mağdurlardan topladıkları paralar ile ortadan kaybolduklarını, şirket aleyhine yapılan hukuksal başvuruların, şirketin kasasının ve malvarlığının davalılar tarafından boşaltılması sebebiyle sonuçsuz kaldığını, ortada bitirilememiş veya yarım kalmış bir inşaat değil, biç başlanmamış ve esasen başlanması da hiç düşünülmemiş bir projenin söz konusu olduğunu, davalıların kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini ihlal ettiklerini, 3 yıl içinde ödemeyi taahhüt ettikleri bakiye 7.500.000,00TL sermayeyi ödememekle şirketin bu hale gelmesine sebep olduklarını, davalıların yönetim/kötü gidişatı durdurmak için gerekli tedbirleri almadıklarını, şirketi yönetimsiz bıraktıklarını, çağrı ve bildirim yükümlülüklerini yerine getirmediklerini, özen ve bağlılık yükümlülüklerine aykırı davrandıklarını, bu nedenle kurucular ve yönetim kurulu üyelerinin TMK 50/3. madde ve TTK 553. madde uyarınca meydana gelen zarardan sorumlu olduklarını, dolayısıyla menfi zarardan da sorumluluğun söz konusu olduğunu belirterek, 73.893,85 TL maddi tazminatın 56.468,04 TL'lik kısmının dava tarihinden itibaren avans faizi ile 17.425,81 TL'lik kısmının dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile, yargılamada belirlenecek olan menfi zarar toplamının ise dava tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı tarafça, davaya cevap dilekçesi ibraz edilmediği anlaşılmıştır. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 21/03/2019 tarih ve 2017/882 Esas - 2019/184 Karar sayılı kararı ile; " ... Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Mahkememizce 09/10/2018 tarihinde bilirkişi incelemesi ara kararı oluşturulduğu, davacı vekiline ücretlerin yatırılması için 2 haftalık kesin süre verildiği, kesin süreye rağmen davacı vekilinin bilirkişi ücretini yatırmadığı ve 01/11/2018 tarihli duruşmada davacı vekiline bilirkişi ücretini yatırmak üzere 2 haftalık kesin süre verildiği, kesin süreye rağmen bilirkişi ücreti yatırılmaz ise dava şartı yokluğundan davanın red edilebiceğinin ihtar edildiği, kesin ihtara rağmen davacı vekilinin bilirkişi ücreti yatırmadığı anlaşılmakla HMK 114-115. madde de gözetilerek kesin süre içinde gider avansı yatırılmamış olduğundan dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine ... " karar verilmesi gerektiği gerekçeleri ile; " 1-Davacı kesin süreye riayet etmediğinden, ihrat da geçen celse yapıldığıdan davanın USULDEN REDDİNE; ... " karar verilmiş ve verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Dava dilekçesindeki beyanlarını tekrar ederek, mahkemenin 4 nolu ara celsesinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verildiğini, duruşmada ücret takdirinin fahiş olduğunu belirterek bilirkişi ücretinin yeniden belirlenmesini talep etmelerine ve yargılama konusu ihtilafla ilgili 3 kişilik bilirkişiye ihtiyaç olmadığını beyanla; bir bilirkişi atanmasını talep etmelerine rağmen bu ara karardan dönmeyen mahkemenin, davayı usulden red etmesinin usul ve yasaya uygun olmadığını, Mahkemece tayin edilen bilirkişilerden birinin hukukçu bilirkişi olduğunu, ticaret hukuku alanında ihtisas mahkemesi olan ticaret mahkemesinin kendi yapması gereken değerlendirmeyi hukukçu bilirkişiye yaptırmasının kabul edilemeyeceğini, hukukçu bir bilirkişi atayıp, bu bilirkişiye bahsedilen konularda değerlendirme yetkisi verip bir de ücret takdirinin hukuka aykırı olduğunu, Mahkemece, ticari defter ve kayıtlar ile dayanağı belgeler üzerinde inceleme yapmak için iki tane muhasip bilirkişi atanmış ise de, davalıların davaya cevap dahi vermediklerini, iddialarına ilişkin her türlü belgeyi sunmalarına rağmen sanki ortada gerçek bir ticari işletme varmışcasına bu şekilde ara karar kurulmasını anlayamadıklarını, belirlenen bilirkişi ücretlerinin çok yüksek olduğunu belirterek, İlk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yapılacak yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.