10. Hukuk Dairesi 2012/12797 E. , 2013/7863 K. Mahkemesi :İş Mahkemesi Dava, müteveffa kurum sigortalısının askerlik yapmamasına rağmen, askerlik borçlandırılması yapılarak davalılara ölüm aylığının bağlanması nedeniyle kurumun zarara uğratıldığı iddiasıyla 01.01.2007-17.03.2009 tarihleri arasında ödenen aylıkların ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne ka…
**10. Hukuk Dairesi 2012/12797 E. , 2013/7863 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :İş Mahkemesi Dava, müteveffa kurum sigortalısının askerlik yapmamasına rağmen, askerlik borçlandırılması yapılarak davalılara ölüm aylığının bağlanması nedeniyle kurumun zarara uğratıldığı iddiasıyla 01.01.2007-17.03.2009 tarihleri arasında ödenen aylıkların ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar vermiştir. Hükmün, davalılar tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 5510 sayılı Yasanın 96. maddesi, “Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, ... sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler; a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden, b) Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren üç ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, üç aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan, itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır...” hükmünü içermektedir. Konuya ilişkin 5510 sayılı Yasa öncesi mevzuata bakıldığında, 506 sayılı Yasanın “Yersiz ve yanlış ödemelerin tahsili”ni düzenleyen 121. maddesinde yersiz ödeme halinde iade yükümünün kapsamını belirleyen bir düzenleme bulunmadığı gibi, anılan Yasa içeriğinde konuyu düzenleyen başka bir düzenlemenin de yer almadığı görülmektedir. 5510 sayılı Yasanın 96. maddesi ile 506 sayılı Yasada yer almayan yeni bir düzenleme getirilmiş, sebepsiz zenginleşmenin kasıtlı kusurlu davranıştan veya Kurumun hatalı işleminden kaynaklanmasına bağlı olarak istirdadı mümkün ödeme miktarları belirlenmiştir. Kapsam belirlendikten sonra, ilgilinin Kurumdan alacağı yoksa geri alma işleminin genel hükümlere göre yapılacağı öngörülmüştür. 5510 sayılı Yasanın geçici maddelerinde ise, yersiz ödemelerin tahsili konusunda önceki hükümlerin uygulanması gereğini öngören herhangi bir kural yer almamaktadır.Belirtilen nedenlerle; 5510 sayılı Yasanın 96. maddesi hükmünün, Kurumun yersiz ödemeden kaynaklanan alacakları konusunda süren uyuşmazlıklara uygulanması gerekmektedir. Davaya konu, somut olayda; Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de; davalılar hakkında Cumhuriyet başsavcıllığına suç duyurusunda bulunulduğu ve halen derdest olduğu anlaşılan kamu davasının bulunduğu, bu davada henüz kesinleşmiş bir kararın bulunmadığı anlaşılmaktadır. 6098 sayılı ... Borçlar Kanunu 74.(Borçlar Kanunu’nun 53). Maddesi hükmü gereğince, hukuk hakimi kesinleşen ceza mahkemesi kararındaki maddi olgu ile bağlıdır.Ceza mahkemesi kendine has usuli olanakları nedeniyle hükme esas aldığı maddi olayların varlığını saptamada daha geniş yetkilere sahiptir. Bu nedenle ceza mahkemesinde saptanacak maddi olayın yargısal bir kararla saptanmış olması gerçeğinin hukuk hakimini de bağlaması gerekir. Bu hal; Kamunun yargıya olan güveninin korunmasının bir gereği olduğu gibi, söz konusu Borçlar Kanununun 53. maddesinde öngörülen kuralın da doğal bir sonucudur. Nitekim, bu husus, Yargıtay'ın yerleşmiş ve kökleşmiş görüşleri ile de kabul edilmiş bulunmaktadır. O hâlde, mahkemece yapılacak iş; olay nedeniyle açılan ceza davasında sanık olan davalılar hakkında verilen mahkumiyet kararının kesinleşmesini beklemek, mahkumiyetle sonuçlanması ve kararın kesinleşmesi halinde, Borçlar Kanunu'nun 53. (6098 sayılı ... Borçlar Kanunu 74.) maddesi uyarınca hukuk hakimini de bağlar nitelikte kesinleşmiş maddi olgu halini alan ilamı dikkate alınarak karar vermekten ibarettir. Mahkemece, yukarıda belirtilen esaslara uygun şekilde hüküm kurulması gerekirken, hatalı değerlendirme sonucu, yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz bulunmuştur. O hâlde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılara iadesine, 15.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.