Başvuru 10/3/2011 tarihli ve 6191 sayılı Sözleşmeli Erbaş ve Er Kanunu’nun 10. maddesi ile 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanunu’na eklenen geçici 32. maddede düzenlenen haklardan yararlanmak için açılan davanın reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ve masumiyet karinesinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru 10/3/2011 tarihli ve 6191 sayılı Sözleşmeli Erbaş ve Er Kanunu’nun maddesi ile 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanunu’na eklenen geçici maddede düzenlenen haklardan yararlanmak için açılan davanın reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ve masumiyet karinesinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 13/5/2013 tarihinde doğrudan Anayasa Mahkemesine yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 30/12/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 14/5/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve başvuru belgelerinin bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmesine karar verilmiştir. Bakanlık, 26/5/2015 tarihli yazısıyla başvuru konusu olay ve olgular hakkında görüş sunmayacağını bildirmiştir. A. Olaylar Başvuru dilekçesi ile başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucunun, 1996 yılında Yüksek Askerî Şûra (YAŞ) kararıyla Türk Silahlı Kuvvetlerinden (TSK) ilişiği kesilmiştir. 6191 sayılı Kanun’un maddesinin (7) numaralı fıkrası ile 926 sayılı Kanun’a eklenen geçici madde, 12/3/1971 tarihi sonrasındaki yargı denetimine kapalı idari işlemler veya YAŞ kararlarıyla TSK’dan ilişiği kesilenlere bazı haklarının iadesinin sağlanması amacıyla idareye başvuru imkânı getirmiş ve bu hükümden yararlanabilmek için 6191 sayılı Kanun’un yürürlük tarihinden itibaren 60 gün içinde Millî Savunma Bakanlığına başvurulması gerektiği hükme bağlanmıştır. Başvurucunun 926 sayılı Kanun’a eklenen geçici madde düzenlemesinden yararlandırılması talebiyle yaptığı başvuru, Millî Savunma Bakanlığının 5/7/2011 tarihli işlemi ile reddedilmiştir. Başvurucu tarafından, anılan işlemin iptali istemiyle açılan dava, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi (AYİM) Birinci Dairesinin 4/12/2012 tarihli ve E.2012/364, K.2012/1406 sayılı kararıyla reddedilmiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir: “Görüldüğü üzere geçici 32’nci maddede TSK’dan yargı denetimi olmaksızın Yüksek Askeri Şura kararlarıyla ve yargı denetimi olmaksızın üçlü kararnamelerle ilişiği kesilenlere 32’nci maddede belirtilen haklardan yararlanmak üzere başvuru hakkı tanınmıştır. Bu başvuru üzerine Milli Savunma Bakanının talebin reddi veya kabulü yönünde bir karar vermesi gerekmektedir. Anayasanın 125/4’üncü maddesinde; yargı yetkisinin, idari eylem ve işlemin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olduğu, bu yetkinin hiçbir surette yerindelik denetimi şeklinde kullanılamayacağı belirtilmektedir. 1602 sayılı AYİM Kanununun 21/2’nci maddesinde de benzer hükümler yer almaktadır. Bu bağlamda dava konusu işlem değerlendirildiğinde; 1602 sayılı AYİM Kanunu'nun 52’nci maddesi kapsamında gönderilen belgelerden ve davacı hakkında düzenlenen özet bilgi formundan; davacının dört adet disiplin cezasının bulunduğu, ''15 yaşından küçük mağdure ile cinsel ilişkiye girmek, kızlık bozmak ve alıkoymak'' suçlamasıyla hakkında J.G.K.lığı Askeri Savcılığı tarafından 20/9/1996 tarihinde dava açıldığı, Jandarma Genel Komutanlığı Askeri Mahkemesinde yapılan yargılama sonucunda 28/4/1998 tarihinde 1998/342-156 Esas Karar sayılı kararla beraat kararı verildiği, yakalanan bir örgüt üyesinin DHKP-C devrimci örgüt üyesi olduğu iddia edilen kişilerin davacı ile aynı evde ikamet ettiğini beyan etmesi üzerine yapılan aramalarda, davacının ikamet ettiği evinde örgüt propagandasını yapan dökümanlar, Kürtçe alfabe, davacının el yazısını içeren patlayıcı madde yapımını anlatan dökümanlar ele geçirildiği, davacı hakkında Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ''Anayasal düzeni yıkmak amacıyla kurulmuş olan silahlı çete mensuplarına hal ve sıfatlarını bilerek yardım etmek'' suçundan 26 Nisan 1995 tarihinde 1995/63 Esas nolu İddianame ile dava açıldığı, davacının, 2 nolu Devlet Güvenlik Mahkemesinde yargılanması neticesinde; davacının evinde bulunan B.B. ile B.K'nın örgütteki konumlarını bilmedikleri, bilerek ve isteyerek yardım etme kasıtlarının bulunmadığı gerekçesiyle beraat kararı verildiği anlaşılmaktadır. Sonuç olarak; her ne kadar davacı hakkında beraat kararı verilmiş ise de; davacının yargılandığı suçlar, kaldığı evde yapılan aramada ele geçen materyaller ve sayısı dikkate alındığında, davalı idarenin takdir yetkisini hukuka uygun kullandığı, açık bir değerlendirme hatasının bulunmadığı, bu bağlamda davalı idare tarafından tesis edilen işlemde hukuka aykırı bir yön bulunmadığı sonucuna varılmıştır.” Başvurucunun karar düzeltme talebi aynı Dairenin 9/4/2013 tarihli ve E.2013/438, K.2013/396 sayılı kararıyla reddedilmiş, karar 25/4/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu 13/5/2013 tarihinde bireysel başvuru yapmıştır.B. İlgili Hukuk 4/7/1972 tarihli ve 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu’nun maddesinin ilgili kısmı şöyledir:“(Değişik dördüncü fıkra: 19/6/2010-6000/20 md.) Dava dosyasındaki bilgi ve belgeler taraf ve vekillerine açıktır. Şu kadar ki; mahkeme tarafından getirtilen veya idarece gönderilen bilgi, belge ve dosyalardan, başka şahıs ve makamların özel bilgileri ile şeref, haysiyet ve güvenliğinin korunması veya idarenin soruşturma metotlarının gizli tutulması maksatlarıyla taraf ve vekillerine incelettirilmemesi kaydı konulanlar ile personelin özlük dosyasındaki dava konusu haricindekiler taraf ve vekillerine incelettirilemez. (Ek fıkra: 19/6/2010-6000/20 md.) Taraf ve vekillerine incelettirilemeyecek nitelikteki bilgi ve belgeler; bulundukları yer itibarıyla taraf ve vekillerine açık olan diğer evraktan ayrılamaz nitelikte iseler, taraf ve vekillerine incelettirilecek suretleri, ilgili bölümleri idare tarafından karartılarak ayrıca gönderilir. (Ek fıkra: 19/6/2010-6000/20 md.) Davacı taraf veya vekili, karartılan veya verilmeyen bilgi ve belgelerin savunmaya esas teşkil edecek unsurlar olduğu iddiası ile mahkemeye itiraz edebilir. Yapılan bu itiraz, mahkeme tarafından incelenerek haklı görülen hususlarda, mahkemenin belirleyeceği çerçevede daha önce karartılan veya verilmeyen bilgi ve belgeler karşı tarafa incelettirilebilir. (Ek fıkra: 19/6/2010-6000/20 md.) Bu hükümlere göre elde edilen ve gizlilik derecesine sahip bilgi ve belgeler, taraf ve vekillerince mahkeme haricinde, diğer bir maksatla kullanılamaz. Aksine davranışta bulunanlar hakkında ilgili kanun hükümleri saklıdır.” 926 sayılı Kanun’un geçici maddesinin birinci, ikinci ve dördüncü fıkraları şöyledir:“12 Mart 1971 tarihinden bu Kanunun yayımı tarihine kadar, yargı denetimine kapalı idari işlemler veya Yüksek Askerî Şûra kararları ile Türk Silahlı Kuvvetlerinden ilişiği kesilenler veya vefatları hâlinde hak sahipleri, bu madde hükümlerinden yararlanabilmek için altmış gün içinde Milli Savunma Bakanlığına başvururlar.Milli Savunma Bakanı, başvurunun kabulüne veya reddine en geç altı ay içinde karar verir. Milli Savunma Bakanı, hazırlık amacıyla sadece gerekli yazışmaların yapılması hususunda yardımcı olmak üzere gerektiğinde komisyonlar kurabilir ve bu komisyonlara, ilgili bakanlıklar ile kamu kurum ve kuruluşlarından temsilci çağırabilir. İlgililerin, Türk Silahlı Kuvvetlerinden ilişiklerinin kesilmesine esas bilgi ve belgeler Genelkurmay Başkanlığınca en geç altmış gün içinde Milli Savunma Bakanlığına gönderilir.… Başvurunun reddi hâlinde, bu ret işlemine karşı ilgililer altmış gün içinde Askerî Yüksek İdare Mahkemesinde dava açabilirler.”