T.C. DENİZLİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : 06/11/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... ÜYE :... ÜYE : ... KATİP : ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... TARİHİ : ... NUMARASI : ... DAVACI : ... VEKİLİ : ... DAVALI : ... VEKİLİ : ... DAVALI : ... VEKİLLERİ : ... DAVANIN KONUSU : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) G.KARAR YAZIM TARİHİ : 06/11/2025 İlk derece …
T.C. DENİZLİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : 06/11/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... ÜYE :... ÜYE : ... KATİP : ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... TARİHİ : ... NUMARASI : ... DAVACI : ... VEKİLİ : ... DAVALI : ... VEKİLİ : ... DAVALI : ... VEKİLLERİ : ... DAVANIN KONUSU : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) G.KARAR YAZIM TARİHİ : 06/11/2025 İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davalılar vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'ye ait ... marka 2020 model, ... plakalı aracın, 06/08/2023 tarihi saat 17:10 sıralarında ... İli, ... İlçesi, ... Mah. istikametinde bulunduğunu, bu esnada aracının arka kısımlarına, davalı ...'ye ait ... plakalı araç ile davalı sürücü ... tarafından asli kusur ile çarptığını ve hasar meydana geldiğini, davalı ....'ye ait ... plakalı aracın %100 kusuruyla, arka kısımlarından hasar aldığını, müvekkilinin aracında, anlaşmalı serviste yapılan hasar onarımı ve tedarik parça değişen fiyatları iskonto ve KDV dahil toplamda 202.816,34TL olduğunu, akabinde davalının ... olan ...'nden hasar dosyası açıldığını ve 2023 trafik sigorta poliçesi teminat limitleri baz alınarak 120.000,00TL hasar tazminatı ödemesinin sigorta şirketi tarafından gerçekleştirildiğini, 04/12/2023, 21/12/2023 tarihli E-Arşiv faturalarda görüldüğü üzere müvekkiline ait aracın onarımı için parça fiyatı, işçilik, iskonto, KDV dahil 202.816,34TL toplam ödenecek tutar belirlendiğini, akabinde müvekkiline ait aracın hasar tazminatı için ... tarafından 120.000,00TL ödenerek dosyanın kapatıldığını, bakiye kalan 77.776,34TL' nin müvekkili tarafından anlaşmalı servise; 5.040,00TL oto cam tedarikçisine ödendiğini, bu nedenle müvekkilinin anlaşmalı servise ve oto cam tedarik firmasına ödemiş olduğu bakiye hasar tazminatı toplamı 82.816,34TL'nin davalılar tarafından müteselsilen ve müştereken karşılanması gerektiğini, ayrıca şimdilik 100,00TL değer kaybı tazminatının ve 100,00TL ticari araç mahrumiyeti/kazanç kaybı bedelinin davalılardan müteselsilen ve müştereken tahsili ile dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 20/09/2024 tarihli bedel artırım dilekçesiyle özetle; 82.816,34TL bakiye maddi zarar alacağı, 90.000,00TL değer kaybı bedeli ve 30.000,00TL ikame araç bedelinin davalılardan müştereken ve müteselsilen dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; görev itirazında bulunmuş, davacı tarafın değindiği kesin raporun eklerde bulunmadığını ve dayanağının bulunmadığını, burada bahsedilen %100 kusur oranını kabul etmediğini, kusur durumunun mahkemece bilirkişi vasıtasıyla tespit edilmesi gerektiğini, şahsının kusurunun bulunmadığını, davacı tarafın ticari kazanç kaybına uğradığına 60 gün araç kiraladığına ve 109.642,00 TL tutarında fahiş bir ödeme yaptığına ilişkin iddialarını kabul etmediğini beyanla davanın öncelikle görevli mahkemede açılmaması nedeniyle usulden reddine, taraf sıfatı yokluğundan husumet yönünden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise kusurunun bulunmaması nedeniyle esastan reddini istemiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle diğer davalı ...'ın (kazayı yapan şahıs sıfatı ile) çalıştığı işletmeye karşı bilgi verme borcu olmasına rağmen bu hususta şirket yetkililerine hiçbir bilgi vermeyerek olayın başlangıcında müvekkili şirketin alabileceği hukuki hak ve görevleri uygulamasını imkansız kıldığını, bu itibarla kazanın oluş şekline göre kaza kusur oranını kabul etmediklerini, bu hususun trafik bilirkişisi marifeti ile yeniden değerlendirilerek tespitini talep ettiklerini, kabul manasına gelmemekle birlikte, aracın hasarının giderilmesi için kullanılacak parçaların tedariki zor olmamak ile aracın tamirde kaldığı sürenin uygun olmadığını, kaza ile uğranılan hasar bölgesini aşkın parça ve tamir gideri gösterildiğini, buna bağlı olarak da iş kaybı yaşamamak için de tedarikine mecbur kaldıkları araçlar için gösterilen kiralama müddeti uzun olduğunu, kazaya uğrayan araç ile aynı özellikte araç kiralarının daha uygun fiyatlar ile kiralanabildiğini, tüm faturalardaki KDV ödemelerinin davacı şirket lehine bir vergi kazancı doğurduğunu, oysa taraflarınca karşılandığında bu KDV tutarlarının müvekkili şirket lehine oluşacağını, bu tutarların tespit ile belirlenmesi gerektiğini, değer kaybı talebinin izafi bir kavram olup, kazanın oluştuğu bölge ve tamamen orjinal parça ve yetkili servis tarafından giderilmiş olmakla değer kaybı yaratmadığını, bilakis orjinal parça ile yapılan yenileme sonucu eski parçanın yaratacağı değer kaybını giderecek bir mahiyette olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle; yapılan yargılama, toplanan kanıtlar, düzenlenen raporlar ile tüm dosya kapsamı birlikte incelenip değerlendirildiğinde, yapılan teknik incelemede kaza tutanağı, sürücü beyanları, fotoğraflar, bilgi ve dava konusu araçta tespit edilen hasar karşılaştırıldığında, mevcut hasarların nitelik ve boyut anlamında kaza tespit tutanağını doğrular şekilde uyumlu olduğu, mahkemece itibar edilen ve hükme esas alınan kusur bilirkişi raporunda, kazanın oluşumunda; ... plaka sayılı araç sürücüsü ...'ın, asli ve tam kusurlu olduğu, ... plakalı araç sürücüsü ...'in kazanın oluşumunda herhangi bir kusurunun olmadığı, mahkemece itibar edilen ve hükme esas alınan makine bilirkişi raporunda değer kaybına ilişkin maddi zararın Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına uygun olarak aracın özellikleri, modeli, yakıt cinsi, kilometresi, modeli değerlendirilerek aracın kaza öncesi hasarsız ikinci el piyasa rayiç değeri ile kaza meydana geldikten ve tamir edildikten sonraki ikinci el piyasa rayiç değeri arasındaki farka göre hesaplandığı, yapılan hesaplamanın tekniğine uygun olduğu,kaza nedeniyle davacıya ait aracın hasarlanması nedeniyle,meydana gelen kazada aracın 202.816,34 TL tamir bedelinin dava dışı sigorta şirketi tarafından aracın tamiri için 120.000,00 TL ödeme yapıldığı, davacının bakiye hasar bedeli tazminatı alacağının zarar alacağının 82.816,34 TL olduğu, kaza tarihinde dava konusu araçta değer kaybının 90.000,00 TL, dava konusu aracın makul tamir süresinin 15 gün olduğu, dava konusu aracın markası ve diğer özellikleri dikkate alındığında, ikame araç bedelinin günlük 2.000,00 TL'den 30.000,00 TL olduğu, her iki bilirkişi raporlarının denetime elverişli ve yeterli gerekçeyi içerir nitelikte olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile, davacının bakiye hasar bedeli 82.816,34TL'nin, değer kaybı bedeli 90.000,00 TL'nin ve de ikame araç bedeli 30.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı .... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava konusu uyuşmazlıkta hükme dayanak edilen taraf kusurlarına yönelik düzenlenen 14/08/2024 tarihli trafik bilirkişi raporu ve raporla belirlenen kusur oranlarına 20/08/2024 tarihli dilekçeleri ile itirazda bulunularak; taraf kusurları yönünden yeniden tespit yapılması yönünde talepte bulunulduğunu ancak taleplerinin karşılanmadığını, Yargıtay'ın yetersiz bilirkişi raporu ile kusur tespiti yapılamayacağını içtihat ettiğini, makine mühendisi bilirkişi tarafından tanzim edilen 11/09/2024 tarihli bilirkişi raporunda davacı tarafça sunulan fatura bedellerinin bağımsız bir incelemeye ve değerlendirmeye tabi tutulmaksızın uygun kabul edilerek rapor tanzim edildiğini, eksper raporu ile fatura tutarları arasındaki çelişkinin somut ve denetime elverişli bir şekilde açıklanmadığını, eksper raporu ile bilirkişi raporu arasındaki çelişki giderilmeksizin eksik inceleme ve değerlendirme ile hüküm tesis edildiğini, hükme esas alınan raporların mevcut hali ile bilimsellikten ve hüküm kurmaktan oldukça uzak olduğunu, bilirkişi tarafından yapılan tespitlerin somut verilere dayanmadığını, Yargıtay tarafından benimsenen hesaplama ilkelerine de aykırılık teşkil ettiğini, hükme dayanak edilen 11/09/2024 tarihli bilirkişi raporunun maddi zarar tespiti değerlendirmeleri kısmında davacı tarafça ibraz edilen 197.776,34 TL fatura muhteviyatındaki yedek parça ve işçilik bedellerinin ve 5.040,00 TL cam değişim ücretinin piyasa rayicine uygun olduğu kanaatine varılarak fatura bedellerinin toplam tutarı olan 202.816,14 TL'den müvekkili şirketin sigortalısı olduğu ... tarafından davacının araç onarımı için yapılan 120.000 TL ödeme mahsup edilmek suretiyle 82.816,34 TL bakiye alacak hesabı yapıldığını, dosyada mübrez 09/09/2023 tarihli ...Dosya Numaralı ''Oto Mecburi Mali Mesuliyet Ekspertiz Raporu''nda dava konusu aracın hasar onarım süresinin 10 gün olduğu; tamirat için yedek parça tutarının 92.809,60 TL, işçilik tutarının 32.980,00 TL ve toplam hasar tutarının 125.789,69 TL olduğu, bu bedellere KDV eklendiğinde ise onarım toplam maliyetinin 147.808,59 TL olduğu şeklinde kanaatte bulunulmuş olduğunu, eksper raporu ile davacı tarafça ibraz edilen faturalar esas alınarak tanzim edilen ve hükme dayanak edilen 11/09/2024 tarihli rapor arasında tutar bakımından ciddi farklılıklar bulunduğunu, hükme esas alınan 11/09/2024 tarihli bilirkişi raporunda davacı tarafça ibraz edilen faturalar piyasa rayicine uygun olarak değerlendirilmiş olsa da, bu değerlendirmeye gerekçe olarak işçilik ücretinde ve yedek parça ücretlerinde değişiklik olabileceği hususlarının gösterildiğini, araç onarımının eksper raporu tanziminden kısa bir sürede tamamlandığını, parça ücretleri ve işçilik ücretlerinde bu kadar kısa sürede bu denli fahiş bir değişimin yaşanmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, kaldı ki davacı tarafça sunulan kaza mahal görüntülerinde kazanın yaşandığı sırada araçta, aracın tamir gördüğü oto kaporta servisinin isminin yazılı olduğu plakalığın takılı bulunduğunun göründüğünü, ...gibi diğer bölgelere nispeten kendi içine kapalı bir bölgede oto sanayinin küçük olduğu ve yapılan iş ve işlemlerde hatır gönül ilişkisinin önemli olduğunun bilindiğini, özellikle aracın ticari araç olduğu ve davacının araç tamiratını daha önceden de aynı oto servisine yaptırdığı düşünüldüğünde hayatın olağan akışına göre davacı tarafa eksper raporunda belirlenen tutardan daha düşük bir tutarda onarım bedeli fatura edilmesi gerekmekte iken düzenlenen fahiş faturanın rayice uygun olduğu değerlendirmesinin gerçeklikle bağdaşmadığını, eksper raporu ve bilirkişi raporu arasındaki miktar farkının irdelendiği ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli zarar tespiti yapılmaksızın tesis edilen hükmün usul ve yasaya aykırı olduğunu, ayrıca davacının tacir olması nedeniyle faturalardaki KDV oranları davacı lehine vergi iadesi avantajı sağladığını, bu hususta taraflarınca itirazda bulunulduğunu, itirazlarının dikkate alınmadığını, davacının zararı müvekkilinin sigortalısı olduğu ... tarafından karşılanmakla davacının bakiye alacağının bulunmadığını, davaya konu aracın trafik sigortası hasar bilgileri sorgulandığında dava konusu aracın 2021 ve 2022 yıllarında da kazaya karışmış olduğunun dosya muhteviyatından anlaşıldığını, araçta yapılan onarım ve tamiratlar orijinal parçalarla yapılmış olup bu araç lehine değer kaybı bedeline hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, nitekim benzer uyuşmazlıklarda mahkemece değer kaybı yönünden davanın reddine karar verildiğini, yine kabul anlamına gelmemekle; bilirkişi raporunda davacıya ait araca ait araca emsal olabilecek Ağustos 2024 tarihli 2 adet ilan örneği esas alınmak suretiyle 90.000,00 TL araç değer kaybı bedeli hesaplaması yapıldığını ve bu bedelin hükme esas alındığını, davacının aracın değer kaybına yönelik sigortaya başvuru imkanı bulunmakta iken işbu davayı ikame etmesinde hukuki yarar bulunmadığını, kazanın Ağustos 2023'te meydana geldiğini, bilirkişi raporunda emsal olarak gösterilen araçların Ağustos 2024'te ilana eklendiğini, araç için emsal gösterilen araç fiyatlarının gerçekten ve rayiçten uzak olduğunu, ayrıca aracın değer kaybı aracın yaş aldıkça değer kaybettiği ekonomilerde ileri sürülebilecek bir husus olduğunu, fahiş bedellerin hakim olduğu 2. el araç piyasasında aracın değer kaybettiğini söylemenin mümkün olmayacağını, kazaya karışan aracın kaskosunun bulunup bulunmadığı, kaskoda ikame araca ilişkin herhangi bir düzenleme bulunup bulunmadığının araştırılmadığını, davacının ticari alanda faaliyet göstermesi nedeniyle ticari saikleri sebebiyle olağan araç kiralamaları gerçekleştirmesinin mümkün olduğunu, faturası ibraz edilen kiralamaların ikame araç saikiyle mi yapıldığı yoksa kazadan bağımsız şekilde ticari saikle mi yapıldığı hususlarında netlik bulunmadığını, mahkemece ikame araç yönünden verilen kabul kararının da isabetli olmadığını, ikame araç yönünden hükme esas alınan bilirkişi raporunda onarım süresi “15 gün makuldur” tespiti yapılarak bu doğrultuda hesaplama yapıldığını, dosya kapsamında mübrez eksper raporunda onarım süresinin 10 gün olduğunun belirtildiğini, mahkemenin ikame araç bedeli tespitinde hükme esas almış olduğu bedelin ne şekilde belirlendiğinin dahi anlaşılmadığını, emsal araç kira bedellerine ilişkin de raporda herhangi bir veriye rastlanılmadığını, mahkemece bu yönde tesis edilen hükmün de isabetli olmadığını, anılı sebeple yerel mahkemenin eksik inceleme ve değerlendirme ile vermiş olduğu davanın kabulüne ilişkin kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. Davalı ...vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya aykırı olup yargılama sürecinde itirazları ve beyanlarının dikkate dahi alınmadığını, dosya içerisinde mevcut 09/09/2023 tarihli ekspertiz raporunda; aracın onarım süresi 10 gün, yedek parça bedeli 92.809,60 TL, işçilik bedeli 32.980,00 TL olacak şekilde ve toplam hasar bedeli 125.789,69 TL olarak belirlendiğini, dosya içerisinde mevcut bilirkişi raporu ile kazadan sonra tanzim edilen ekspertiz raporunda ciddi farklar olmasına, işbu ekspertiz raporunda belirlenen bedeller ile davacı tarafça sunulan faturalarda yazan bedeller arasında ciddi fark olmasına rağmen ve bu çelişkiler mahkemece giderilmeksizin müvekkilinin meydana gelen kazada %100 kusurlu kabul edilerek karar verildiğini, bunun yanında davacı tarafça ekspertiz raporuna karşı herhangi bir itirazda bulunulmadığını, yine davacıya ait aracın ve araç sürücüsünün 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 52/1-b maddesinde öngörülen “Araçların hızlarını, aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmamak” hükmüne aykırı davranıp davranmadığı hususlarının değerlendirilmesi gerekirken bu yöndeki talepleri dikkate alınmaksızın denetime tabi olmayan ve birbirinin aynısı bir kök rapor ve onun eki rapora dayanılarak hüküm kurulduğunu, ekspertiz raporu ile hükme esas alınan bilirkişi raporu arasındaki farklara bakıldığında, davacı tarafın hukuka aykırı şekilde ciddi bir menfaat elde ettiğinin açık olduğunu, dosya arasında bulunan bilirkişi raporlarının denetime elverişli olmadığını, dosyanın Adli Tıp Kurumu'na tevdi edilmesi gerektiği halde iş bu raporlara dayanılarak hüküm kurulmuş olmasının açıkça yasaya aykırı olduğunu, bu yönde Yargıtay içtihatları bulunduğunu, yine bununla beraber, bilirkişi raporunda yapılan hesaplamalar, davacı tarafın tacir sıfatında olması ve sunmuş olduğu faturalarda belirtilen KDV miktarınca maddi bir menfaat elde edebileceği hususu da değerlendirilmeksizin ve bu miktarların mahsubu yapılmaksızın tanzim edilen bilirkişi raporu ve ona dayanılarak kurulan hükmün hukuka aykırı olduğunu, bilirkişi raporunda, davacı tarafın değer kaybı bedeli talebine ilişkin olarak yapılan hesaplamanın da kabul edilemeyeceğini, bilirkişi tarafından emsal olduğu iddia edilerek dayanak alınan ilanların tarihleri kazadan yaklaşık 1 yıl sonrasına ait olduğunu, ülkemizde 2. el araç piyasasının ekonomik bağlamda açıklanması zor bir halde olduğu, araçların yaş aldıkça değer kazandığı, özellikle herkesçe bilinen ilan sitelerindeki ilanların ne rayiçle ne de mantıkla örtüşmediği hususları her ne kadar serbest piyasa ekonomisinin doğal bir sonucu olsa da toplumsal bir sorun olarak herkesçe bilindiğini, bununla beraber davacı tarafa ait aracın ticari nitelikte bir araç olması ve bu sebeple de servis piyasasının hususi 2. el araç piyasasında daha düzensiz olduğu gerçeğinin de bu bağlamda değerlendirilmesi gerektiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. Davacı vekili istinaf dilekçelerine verdiği cevap dilekçelerinde özetle davalıların istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde; Dava; trafik kazasından kaynaklanan bakiye hasar bedeli, değer kaybı ve ikame araç bedeli istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne ilişkin verilen karar, davalılar vekillerince istinaf edilmiştir. Davalı şirket adına kayıtlı ... plakalı araç ile, davacı şirket adına kayıtlı ... plakalı aracın 06/08/2023 tarihinde çarpışması neticesinde meydana gelen trafik kazasında davacı adına kayıtlı aracın hasar gördüğü uyuşmazlık konusu değildir. Davalılar vekillerince kazadaki kusur durumuna da itiraz edilmiş olup, trafik bilirkişisi tarafından hazırlanan 14/08/2024 tarihli bilirkişi raporunda kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün tam kusurlu olarak belirlendiği, kusura yönelik değerlendirmenin sürücülerce hazırlanan kaza tespit tutanağı ve olayın oluşu ile uyumlu olduğu, başka bir ifadeyle kaza tespit tutanağının aksinin ispat edilemediği ve davalılar vekillerinin kusura yönelik istinaf başvuruları yerinde görülmemiştir. Davalılar vekillerinin araç değer kaybı bedeline yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde ise; Araçta kaza sebebiyle oluşacak değer kaybı, aracın kaza sonrası onarımından sonraki değeri ile hasarsız değeri arasındaki farkı ifade eder (Yargıtay 17 HD 2016/966 E - 2016/5728 K sayılı ilam). Anayasa Mahkemesi'nin 09/10/2020 tarihli 2019/40 E-2020/40 K sayılı ilamıyla, 2918 sayılı KTK 90 maddesinin 1. cümlesindeki '...ve bu kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda...' ibaresi ve 2. cümlesindeki ''...ve genel şartlarda...'' ibaresi iptal edilip, yürürlüğü durdurulmuş olduğu, 7327 sayılı Kanun 18 maddesi ile 09/06/2021 tarihinde, 2918 sayılı KTK 90/1 maddesi 1. cümlesinden sonra eklenen ''a)Değer kaybı tazminatı, aracın; piyasa değeri, kullanılmışlık düzeyi, hasara uğrayan parçaları ile hasar tutarı dikkate alınarak'' ibaresi de göz önüne alındığında değer kaybının bu kriterlere göre hesaplanacağı, başka bir ifade ile aracın kaza öncesi rayiç değeri ile onarım sonrası rayiç değeri arasındaki fark, kaza sonucu oluşan değer kaybıdır. Araç değer kaybı, aracın trafik kazası sonucu hasarlanıp onarılmasından sonraki değeri ile hiç hasarlanmamış haldeki değeri arasındaki farka ilişkin olup, araçtaki değer kaybı belirlenirken, aracın markası, yaşı, modeli ve hasar gördüğü kısımları dikkate alınarak aracın kaza tarihinden önceki ikinci el satış değerinin tespiti ile aracın tamir edildikten sonra ikinci el satış değerinin tespiti ve arasındaki fark göz önüne alınmaktadır (Yargıtay 4 HD 2021/21252 E- 2022/5913 K sayılı ilam). Somut dosyada, mahkemece Sigorta Bilgi Gözetim Merkezine davacıya ait aracın önceki hasar dosyalarının celbi için yazılan müzekkereye cevap verildiği ancak ilgili hasar dosyalarının getirtilmediği zira 11.09.2024 tarihli bilirkişi raporunda da özellikle 08.08.2021 tarihli hasara ilişkin hasarlanan kısımların belli olmadığı belirtilmiştir. Yine bilirkişi raporunda davacıya ait aracın var ise daha önceki hasar kayıtlarının değerlendirildiği belirtilmekle birlikte araçta daha önce meydana gelen hasarlar aracın maddi olaya konu kaza tarihindeki rayiç değerini ve dolayısıyla değer kaybını etkileyebileceğinden, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezinden gelen yazı cevabındaki bilgilere göre ilgili sigorta şirketlerinden hasar dosyalarının temini önem arz etmektedir. Dava konusu aracın önceki hasar kayıtları temin edildikten sonra yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda dava dosyasının daha önce rapor sunan bilirkişiye (veya mahkemece gerekli görülmesi halinde farklı bilirkişiye tevdi ile) aracın daha önceki hasarları da dikkate alınmak suretiyle aracın kaza tarihindeki piyasa rayiç değerinin ve kazadan sonraki rayiç değerinin ne olduğu, davacının davalı taraftan talep edebileceği değer kaybının olup olmadığı, değer kaybı oluşmuş ise miktarının ne olduğu konusunda ek rapor alınması gerekirken, yetersiz ve hüküm kurmaya elverişsiz bilirkişi raporuyla yetinilmek suretiyle karar verilmesinin doğru olmadığı kanaatine varılmıştır. Ayrıca 11.09.2024 tarihli bilirkişi raporunda araç mahrumiyet bedelinin 15 gün üzerinden hesaplandığı ve de 12.01.2025 havale tarihli ek raporda ise kök raporda terditli olarak hem sunulan faturaların sunulduğu hem de Yargıtay kararlarına göre hesaplama yapıldığı, belirlenen sürenin, hasar fotoğraflarına, değişecek parçalara, yapılacak işçiliklere göre ve en önemlisi bilirkişinin sahip olduğu, bilgi, birikim ve tecrübeye göre belirlendiği belirilmiş ise de, davacının bu süre içinde kendi aracını kullanmış olması halinde yapacağı yakıt, amortisman payı vs. gibi zorunlu giderlerin araç mahrumiyet bedeli olarak belirlenen bedelden mahsup edilmediği bu durumda mahkemece, raporu hazırlayan bilirkişiden, aracın onarımı için gerekli 15 günlük süre içinde davacının kendi aracını kullanmış olması halinde yapacağı yakıt, amortisman payı vs. gibi zorunlu giderleri mahsup edilerek ayrıntılı, gerekçeli, denetime elverişli bir ek rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm kurulmuş olması da isabetli değildir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2016/12588 E., 2019/5195 K sayılı ilamı ve Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 21/11/2017 tarih 2016/19869 E 2017/10814 K sayılı ilamı ve diğer yerleşik ilamlarında uygulama bu yöndedir.) Açıklanan nedenlerle, davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun kabulüyle HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalılar vekillerinin istinaf taleplerinin ayrı ayrı KABULÜ İLE; ...Mahkemesinin ... tarih, ... Esas ... Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-Davalı ... tarafından yatırılan 3.463,60 TL istinaf karar harcının talebi halinde kendisine iadesine, 4-Davalı ... tarafından yatırılan 3.463,60 TL istinaf karar harcının talebi halinde kendisine iadesine, 5-Davalılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf karar tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile KESİN olarak karar verildi.... ... Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.