Başvurucu, hukuka aykırı gizli tanık beyanıyla 3 yılı aşkın süredir tutuklu olduğunu, tutukluluk süresi konusunda ayrımcılığa maruz kaldığını ve yargılamanın uzun sürdüğünü iddia ederek Anayasa’nın 10. , 19. ve 36. maddelerinde düzenlenen haklarının ihlal edildiğini iddia etmiş ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
Başvurucu, hukuka aykırı gizli tanık beyanıyla 3 yılı aşkın süredir tutuklu olduğunu, tutukluluk süresi konusunda ayrımcılığa maruz kaldığını ve yargılamanın uzun sürdüğünü iddia ederek Anayasa’nın , ve maddelerinde düzenlenen haklarının ihlal edildiğini iddia etmiş ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur. Başvuru, 25/7/2014 tarihinde Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca, 31/10/2014 tarihinde başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 12/12/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir. Adalet Bakanlığı görüşünü 15/1/2015 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. Bu görüş başvurucuya 22/1/2015 tarihinde tebliğ edilmiş ve başvurucu, Bakanlık görüşüne cevap vermemiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve ekleri, Bakanlık görüşü ve UYAP aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, hakkında yürütülen soruşturma kapsamında 30/4/2011 tarihinde gözaltına alınmış, Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinin 3/5/2011 tarihli ve 2011/22 sorgu sayılı kararıyla “silahlı terör örgütüne üye olma” suçundan tutuklanmıştır. Mahkeme kararının gerekçesi şu şekildedir: “… Haklarında kuvvetli suç şüphesi sebeplerinin bulunması, atılı suçun vasıf ve mahiyeti ve mevcut delil durumu dikkate alınarak CMK. maddesinde ön görülen adli kontrol tedbirlerinin şüpheliler hakkında yetersiz kalacağı sonucuna varıldığından CMK.100/2-a ve 101 maddeleri gereğince şüphelilerin tutuklanmalarına”. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının 17/6/2011 tarihli iddianamesi ile başvurucu dahil 33 kişi hakkında kamu davası açılmıştır. İddianamede "Silahlı terör örgütüne üye olmak" suçunu işlediği iddia edilen başvurucu ile ilgili yapılan değerlendirmede şunlar ifade edilmiştir: “Şüphelinin yukarıda delillerden örgüt için para topladığı, kendi isteğiyle örgütün dağ kadrosuna katılmak üzere İstanbul’dan gelen B.F.'i dağ kadrosuna katılmadan önce bir süre yanında tuttuğu, bu şahsa örgütün durumu ve yapısı ile ilgili bilgiler verdiği, örgütün propagandasını yaptığı, Dicle ve Lice kırsalında faaliyetler gösteren teröristlerle sık sık görüştüğü, uzun zaman öncesinden bu yana hangi teröristlerin bölgede faaliyette bulunduğunu bildiği, örgüte rapor verdiği, örgüt üyelerinin nerelerde üstlendiğini bildiği, 2004 yılında da Diyarbakır'a eylem yapmaya gelen teröristleri Diyarbakır'a getirdiği, teröristlerin ihtiyaç listelerini alıp istedikleri malzemeleri tedarik ederek onlara götürdüğü, Nevruz öncesi Diyarbakır'da polisle çatışılması gerektiğini söylediği anlaşıldığından şüphelinin eylemlerinin bütün halinde süreklilik, çeşitlilik ve devamlılık arz etmesi nedeniyle terör örgütü üyeliği suçunu oluşturduğunun anlaşıldığı,”. Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi E.2011/559 sayılı dosyada 29/11/2012, 5/3/2013, 30/4/2013, 25/7/2013, 24/10/2013 ve 20/12/2013 tarihli oturumlarda “Tutuklu sanıklar … Yüksel BOZKURT'un üzerlerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma, örgüte yardım etme suçlarının niteliği mevcut delil durumu yüz karşılaştırma formu, uzmanlık raporu, sanıklara ait ses karşılaştırma raporu ile tüm dosya kapsamına göre kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların bulunması, suçun 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 100/ maddesinde sayılan suçlardan olması, isnat edilen suç için öngörülen ceza miktarı nedeniyle kaçma şüphesinin varlığının bulunması, tutuklama tedbirinin makul ve dosya kapsamıyla uyumlu olması, bu koşullar altında adli kontrol uygulamasının tutuklamadan beklenen amaca ulaşılmasını sağlayamayacağı göz önüne alınarak …” gerekçesiyle başvurucunun tutukluluk halinin devamına karar vermiştir. Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi, 7/3/2014 tarihli ve E.2011/559, K.2014/35 sayılı kararla 21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Terörle Mücadele Kanunu ve Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un maddesi uyarınca dava dosyasının Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesine devredilmesine karar vermiştir. Dava dosyası Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinin E.2014/163 sırasına kaydedilmiştir. Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinin E.2014/163 sayılı dosyasının 23/5/2014 tarihli oturumunda Cumhuriyet Savcısı esas hakkında mütalaasını vermiştir. Mütalaada başvurucunun da dahil olduğu 7 sanığın terör örgütü üyeliği suçundan, 24 sanığın terör örgütüne üye olmamakla beraber örgüte yardım suçundan cezalandırılması, 2 sanığın ise beratine karar verilmesi talep edilmiştir. Mahkeme, başvurucu haricindeki diğer tutuklu sanıkların tahliyelerine karar vermiş, başvurucunun ise “Tutuklu sanık Yüksel BOZKURT'un üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma, örgüte yardım etme suçlarının niteliği mevcut delil durumu yüz karşılaştırma formu, uzmanlık raporu, sanıklara ait ses karşılaştırma raporu ile tüm dosya kapsamına göre kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların bulunması, suçun 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 100/ maddesinde sayılan suçlardan olması, isnat edilen suç için öngörülen ceza miktarı nedeniyle kaçma şüphesinin varlığının bulunması, tutuklama tedbirinin makul ve dosya kapsamıyla uyumlu olması, bu koşullar altında adli kontrol uygulamasının tutuklamadan beklenen amaca ulaşılmasını sağlayamayacağı göz önüne alınarak …,” gerekçesiyle tutukluluk halinin devamına, başvurucu ve bir başka sanık haricindeki diğer sanıklar yönünden kamu davasının tefriki ile ayrı esaslara kaydedilmesine karar vermiştir. Mahkeme, 2/6/2014 tarihli ve E.2014/163, K.2014/301 sayılı kararla başvurucunun silahlı terör örgütü üyesi olmak suçundan 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve “hükmolunan cezanın niteliği ve süresi gözetilerek, ayrıca sübut bulan suçunun 5271 sayılı CMK.nun maddesinin fıkrasında sayılan suçlardan olması nazara alınarak” gerekçesiyle tutukluluk halinin devamına karar verilmiştir. Başvurucu, tutukluluk halinin devamına ilişkin karara itiraz etmiştir. İtiraz talebinde, kendisi ile aynı sevk maddelerine göre cezalandırılan ve dosyaları tefrik edilen sanıkların tamamının tahliye edilmelerine rağmen, kendisinin tahliye edilmemesinin eşitlik ilkesine aykırı olduğunu, dava dosyası ile ilgili hüküm verildiğini, dolayısıyla delil karartma durumu bulunmadığını, tutuklu kaldığı sürenin 3 yıl 6 aya yakın olduğunu, dosyanın temyiz aşamasında geçireceği süre de dikkate alındığında tutuklamanın infaza dönüşeceğini, ayrıca dosyadaki tek delilin gizli tanık beyanı olduğunu, ancak bu delilin hukuka aykırı olması nedeniyle, kararın Yargıtay tarafından bozulmasının kuvvetle muhtemel olduğunu belirtmiştir. İtiraz incelemesini yapan Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi 16/6/2014 tarih ve 2014/619 Değişik İş sayılı kararla itirazı reddetmiştir. İlgili kararın gerekçesi şu şekildedir: “Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan sanık Yüksel Bozkurt’un üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, üzerine atılı suçu işlediğine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösterin delillerin bulunması, suç için kanunda öngörülen ceza nev’i ve miktarına, sanığın kaçma ihtimalinin bulunması ile itiraza konu kararda tutukluluğa ilişkin olarak gösterilen gerekçe yasaya uygun bulunduğundan sanık Yüksel Bozkurt müdafi ….’nin İTİRAZININ REDDİNE”. Karar, başvurucuya 25/6/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu hakkındaki dava temyiz aşamasında derdesttir. Başvurucu, 25/7/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun maddesi şöyledir: “(1) Bu kısmın dördüncü ve beşinci bölümlerinde yer alan suçları işlemek amacıyla, silahlı örgüt kuran veya yöneten kişi, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.(2) Birinci fıkrada tanımlanan örgüte üye olanlara, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası verilir.(3) Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçuna ilişkin diğer hükümler, bu suç açısından aynen uygulanır.” 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun maddesi şöyledir:“3 ve 4 üncü maddelerde yazılı suçları işleyenler hakkında ilgili kanunlara göre tayin edilecek hapis cezaları veya adlî para cezaları yarı oranında artırılarak hükmolunur. Bu suretle tayin olunacak cezalarda, gerek o fiil için, gerek her nevi ceza için muayyen olan cezanın yukarı sınırı aşılabilir. Ancak, müebbet hapis cezası yerine, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur.Suçun, örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmiş olması dolayısıyla ilgili maddesinde cezasının artırılması öngörülmüşse; sadece bu madde hükmüne göre cezada artırım yapılır. Ancak, yapılacak artırım, cezanın üçte ikisinden az olamaz.(Ek fıkra: 22/7/2010 - 6008/4 md.) Bu madde hükümleri çocuklar hakkında uygulanmaz.” 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun maddesi şöyledir:“(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez.(2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa.b) Şüpheli veya sanığın davranışları; Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma,Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:a) 2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan; (1)… Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315), ...”