10. Hukuk Dairesi 2024/7985 E. , 2024/10363 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/650 E., 2024/773 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Giresun İş Mahkemesi SAYISI : 2019/193 E., 2023/44 K. Taraflar arasındaki hizmet tespiti istemli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurun
**10. Hukuk Dairesi 2024/7985 E. , 2024/10363 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/650 E., 2024/773 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Giresun İş Mahkemesi SAYISI : 2019/193 E., 2023/44 K. Taraflar arasındaki hizmet tespiti istemli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı feri müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı işyeri Green White Güzellik Merkezinde 13.03.2017 tarihinden iş akdinin feshedildiği tarihe kadar estetisyen olarak kesintisiz çalıştığını, son dönemde işyerinde baskı yapıldığını, normal çalışma koşullarında her saat başı bir müşteriye randevu verilirken aynı saate birden fazla müşteriye randevu verildiğini, davalı işverence davacının her müşteriyle ilgilenmesinin talep edildiğini, davalı işverenin müşterilerin önünde sesini yükseltip küçük düşmesine neden olduğunu, boyun düzleşmesi hastalığı nedeniyle 24.01.2019 - 02.02.2019 tarihleri arasında 10 gün rapor aldığını, raporlu olduğu dönemde işverence eksik prim ödemesi yapıldığını belirterek bir kısım işçilik alacaklarıyla birlikte 13.03.2017 tarihinden iş akdinin feshedildiği tarihe kadar işyerinde çalıştığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iş akdinin 18.02.2019 tarihinde haklı nedenle feshedildiğini, boyun düzleşmesi nedeniyle aldığı raporun süresinin 02.02.2019 tarihinde bittiğini, rapor bitimini takip eden 04.02.2019 tarihinde işe başlayacağını beyan etmesine rağmen işe başlamadığını ve herhangi bir geçerli sebep sunmadığını, işe gelmediğine dair tutanak tutulduğunu, Giresun 1. Noterliğinin 07.02.2019 tarihli ihtarnamesi ile bilgi verilmeksizin işe gelmediğinin tespiti ile haklı bir mazereti varsa bu hususun sunulması aksi halde iş sözleşmesinin bildirimsiz ve tazminatsız feshedileceğinin bildirildiğini, davacı ihtarnameye cevap vermediği gibi işe de başlamaması üzerine iş akdinin haklı nedenle feshedildiğini, davacının kısmi süreli iş sözleşmesi ile çalıştığını, sigortada ödenen prim gün sayısından fazla çalışmadığını, günde ortalama 5 saat çalışarak hafta tatili de dahil olmak üzere toplam 20 günü geçmeyecek şekilde çalıştığını, 20 günü geçtiği dönemlerde bordrolara yansıtıldığı şekilde sigorta primlerinin ödendiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2.Fer'i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; yasal dayanağını 506 sayılı Kanun'un 19/8 inci maddesinden alan bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından tespit edilip edilmediğinin yöntemince araştırılması gerektiğini, 506 sayılı Kanun'un 2 ve 6 ncı maddelerinde açıkça belirlendiği üzere sigortalılığın oluşumu yönünde çalışmanın varlığı saptanmadıkça, hizmet akdine dayanılarak dahi sigortalılıktan söz edilemeyeceğini, çalışmayı ortaya koyan belgelerin ise, işe giriş bildirgesi ile birlikte aylık ve dönemsel prim bordroları gibi kuruma verilmesi zorunlu kanıtlar olduğunu, yöntemince düzenlenen işe giriş bildirgesi mevcut ise, salt işe almayı göstermekle birlikte, çalışmanın mevcudiyeti yönünden yalnız başına yeterli kabul edilmeyeceğini, sigortalılıktan söz edebilmek için çalışmanın varlığının Yargıtayın 506 sayılı Kanun'un 79/8 inci maddesine dayalı sigortalılığın tespiti davaları yönünden kabul ettiği ilkelere uygun biçimde belirlenmesi gerektiğini, ayrıca işe giriş tarihinin işe giriş bildirgesinde gösterilen tarihten daha önceki bir tarihe de götürülemeyeceğini, kurumun işlem yaparken resmi kayıt ve belgelere dayandığını, davacının da davasını resmi delil ve belgelerle ispat etmesi gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen tarih sayılı kararı ile dinlenen tanıkların beyanları ile davanın kısmen kabulüne, ... sigorta sicil numaralı davacının, davalı adına kayıtlı 1039501 sicil numaralı işyerinde, 2017 yılının Temmuz ayında ve 01.06.2018-31.01.2019 tarihleri arasında, ayda 30 gün olacak şekilde, hizmet akdi ile sürekli ve kesintisiz şekilde çalıştığının tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine, Kuruma bildirilen sürelerin dışlanmasına karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili; davacı, tam ve kesintisiz olarak davalı iş yerinde 07.03.2017 -13.03.2019 tarihleri arasında çalışmış olmasına rağmen SGK bildirimlerinin eksik yapıldığını, dosya kapsamında toplanan deliller ile davacının tam ve kesintisiz olarak çalıştığının ispatlandığını, davacı ile kısmi istihdam sözleşmesi imzalanmış ise de davacının işe alımı sırasında işveren baskısı ile imzalanan söz konusu sözleşmenin herhangi bir geçerliliğinin bulunmadığını, çünkü dosya kapsamında mevcut müşteri defteri, randevu bilgileri, alınan tanık beyanları ile ispat edildiği üzere davacının tam süre ile istihdam edildiğini, kısmi süreli çalıştırılmadığını, tanıkların davacının giriş çıkış yapmaksızın haftanın 6 günü çalıştığını beyan ettiklerini, mevcut tanık beyanları ile davacının kısmi istihdam edilmediğinin, dolayısıyla eksik süre bildiriminin gerçeği yansıtmadığının açıkça ortaya konulduğunu ve ispat edilmiş olmasına rağmen hukuka aykırı tesis edilen belgelerin dayanak alınarak davacının tam ve eksiksiz çalışmalarının yok sayıldığını, davalının sunmuş olduğu belgelerin gerçeği yansıtmadığının dosya kapsamında mevcut yazılı deliller ile de ispat edildiğini, taleplerinin tam kabulüne karar verilmesi gerektiğini, dosya kapsamında mevcut müşteri takip formlarının 30 gün üzerinden prim ödemesi gerçekleştirilmesi gerektiğini yazılı olarak ispat ettiğini, 04/05/06/07/08/09/10/11/12-2017 ile 01/02/03/04/05-2018 dönemlerinde yapılan bildirimlerin gerçeği yansıtmadığı taraflarınca hem yazılı hem de tanık beyanları ile ispat edilmesine rağmen söz konusu dönemlerin dışlanarak değerlendirme yapıldığını, dosya kapsamında eksik gün nedeni olarak herhangi bir puantaj kaydı ya da herhangi bir yasal belge ibraz edilmediğini, tanık beyanları ve yazılı kaynaklar ile davacının kısmi istihdam edilmediğinin belirlendiğini dolayısıyla söz konusu sözleşmenin gerçeği yansıtmadığını, 04/05/06/07/08/09/10/11/12- 2017 ile 01/02/03/04/05- 2018 dönemlerinde de 30 gün üzerinden bildirim yapılması gerektiğini belirterek kararı istinaf etmiştir. 2.Davalı vekili; davacının davalı işyerinde 07.03.2017 tarihinde kısmi süreli iş sözleşmesi imzalayarak, işe kısmi süreli çalışan olarak başladığını, iş yerinde çalışan diğer işçilerin ayrılması akabinde estetisyen eğitimi de almış olan davalının eşi ...'in işyerinde yardımcı olarak çalıştığını, yani, davacının iddia ettiği gibi hiçbir zaman tam süreli çalışan olarak sigortada ödenen prim gün sayısından fazla çalışmadığını, her ne kadar gerekçeli kararda davalı iş yeri sahibi ...'in eşi ...'in beyanında dahi davacının iş yerinde 09:30-18:00 saatleri arasında çalıştığı beyanı geçirilmiş ise de tanık ...'in, iş yerinin genel çalışma saatleri sorulduğunda bu şekilde cevap verdiğini, yalnızca davacı bazında bir beyanda bulunmadığını, çalışmanın kısmi mi yoksa tam zamanlı mı olduğu konusunda salt tanık beyanları yeterli olmayıp bu hususta davacının başkaca delil de sunamadığını, davacının kısmi süreli çalışan olması nedeniyle hiçbir zaman dilekçesinde bahsi geçen gün ve saatlerde çalışma yapmadığını, davalı iş yerinde bir ay içerisinde değişen saat ve günlerde, günde ortalama 5 saat, hafta tatili de dahil olmak üzere 20 günü geçmeyecek şekilde çalışma yaptığını, davacının kısmi süreli çalışan olduğu nazara alındığında, gün içerisinde alınan randevulara yalnızca kendisinin girmeyeceğini, ancak ve ancak çalıştığı saat aralığındaki randevularda görev alabileceğini, kendisiyle birlikte başkaca çalışanlar olduğu gibi, davalının eşinin de işyerinde çalışmalara yardımcı olduğu nazara alındığında tam zamanlı bir çalışmadan bahsedebilmenin mümkün olmadığını, davacı tanıklarının beyanlarına ancak kendi çalıştıkları dönemle sınırlı olarak itibar edilebileceğini, ancak dosyada davacı tanıklarının hiç birinin davacı ile aynı dönem birlikte çalışmadığını, aynı dönem birlikte çalışmadığını, aynı dönemde çalıştığı kabul edilen tanığın ise beyanlarının birbiriyle çeliştiğini belirterek kararı istinaf etmiştir. 3.Fer'i müdahil vekili; yasal dayanağını 506 sayılı Kanun'un 19/8 inci maddesinden alan bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından tespit edilip edilmediğinin yöntemince araştırılması gerektiğini, 506 sayılı Kanun'un 2 ve 6 ncı maddelerinde açıkça belirlendiği üzere sigortalılığın oluşumu yönünde çalışmanın varlığı saptanmadıkça, hizmet akdine dayanılarak dahi sigortalılıktan söz edilemeyeceğini, çalışmayı ortaya koyan belgelerin ise işe giriş bildirgesi ile birlikte aylık ve dönemsel prim bordroları gibi Kuruma verilmesinin zorunlu kanıtlar olduğunu, yöntemince düzenlenen işe giriş bildirgesi mevcut ise salt işe almayı göstermekle birlikte, çalışmanın mevcudiyeti yönünden yalnız başına yeterli kabul edilmeyeceğini, sigortalılıktan söz edebilmek için çalışmanın varlığının Yargıtayın 506 sayılı Kanun'un 79/8 inci maddesine dayalı sigortalılığın tespiti davaları yönünden kabul ettiği ilkelere uygun biçimde belirlenmesi gerektiğini, ayrıca işe giriş tarihinin işe giriş bildirgesinde gösterilen tarihten daha önceki bir tarihe de götürülemeyeceğini, Kurum işlem yaparken resmi kayıt ve belgelere dayandığını, davacının da davasını resmi delil ve belgelerle ispat etmesinin gerektiğini belirterek kararı istinaf etmişlerdir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının 13.03.2017-04.02.2019 tarihleri arasında kesintisiz çalıştığını iddia ederek davalı nezdinde Kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tespitini talep ettiği, 2017 yılı 3-4-5-6-8-10-11-12 nci aylarına, 2018 yılı 1-2-3-4-5 inci aylarına ilişkin davacı tarafından imzalı ücret bordroları bulunduğu, ücret bordrolarında gösterilen gün sayıları ile SGK kayıtlarındaki gün sayılarının uyumlu olduğu, yazılı belgenin aksinin ancak yazılı belge ile ispat edilebileceği, dosyada mevcut takip formlarının imzalı ücret bordrolarının aksini ispat edebilecek nitelikte belge olmadığı, bu dönemler için verilen ret kararının yerinde olduğu; diğer dönemlere ilişkin olarak Mahkemece tespit edilebilen bordro tanıklarının ve komşu işyeri tanıklarının dinlenildiği, davacının çalışmasının kesintisiz ve tam süreli olduğunun dinlenen tanıklarca doğrulandığı, davacıdan hemen önce ve hemen sonra çalışması olan tanıkların işyerindeki genel çalışma şeklinden de bahsettikleri, davacının çalışma döneminin çoğunda tek çalışan olmasının da bu dönemler yönünden kısmi süreli çalışan olamayacağını gösterdiği, bordro tanıklarından birinin yurt dışında ikamet etmesi nedeniyle dinlenilmesinin mümkün olmadığı, toplanan tüm delillere göre verilen kabul kararının yerinde olduğu, davacının kabul kararı verilen dönem yönünden tam süreli ve kesintisiz çalıştığının ispatlandığı, Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık olmadığı gerekçesi ile istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde feri müdahil Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Fer'i müdahil Kurum vekili istinaf dilekçesi ile aynı sebeplerle eksik incelemeye dayalı kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 506 sayılı Kanun 79 uncu, 5510 sayılı Kanun 86 ncı maddesi hükümleridir. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup feri müdahil Kurum vekillerinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler ve özellikle, tanıkların beyanları ile dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 05.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.