T.C. ERZURUM BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/488 KARAR NO : 2025/1317 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 18/08/2022 (Dava), 26/12/2023 (Karar) NUMARASI : 2022/601 Esas, 2023/907 Karar DAVA : Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne dair verilen karara…
T.C. ERZURUM BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/488 KARAR NO : 2025/1317 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 18/08/2022 (Dava), 26/12/2023 (Karar) NUMARASI : 2022/601 Esas, 2023/907 Karar DAVA : Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili, müvekkili aleyhine İzmir .... İcra Ceza Mahkemesinin 2017... Esas 2018/...Karar sayılı ilamı ile verilen mahkumiyet dolayısıyla müvekkilinin ortağı ve yetkilisi olduğu...Petrol İnş. Gıda Hafriyat Nak. Turz. San ve Tic. Ltd. Şti keşideli... ... A.Ş Erzurum Şubesi muhataplı ... Çek nolu 19/09/2017 keşide tarih ve 43.070,00 TL çekten haberdar olduğunu, ancak söz konusu çek üzerindeki imzanın kendisine ait olmadığını belirterek söz konusu çekten dolayı müvekkilinin borçlu olmadığının tespitini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili, açılan davanın haksız ve her türlü hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davanın reddi gerektiğini, zorunlu arabuluculuk dava şartının sağlanamadığını, davacının dava dilekçesinde İzmir ...İcra Ceza Mahkemesinin 2017... esas sayılı dosyasındaki çekteki imzanın aidiyetine itiraz ederek ikame ettiği menfi tespit davasının dinlenebilir nitelikte olmadığını, menfi tespit ve istirdat davalarının takibin yapıldığı icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceğini ya da davalının yerleşim yeri mahkemesinde açılabileceğini, mahkemenin yetkisiz olduğunu, yetkili mahkemenin İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, davacının çek iptali talebinde bulunduğu davada "çekteki imzaların bağımsızlığı ilkesi" gereğince reddi gerektiğini, imzaların bağımsızlığı ilkesi gereği, geçersiz imza sahibini bağlamaz fakat ciro zincirini de koparmaz, diğer bir deyişle, imzaların bağımsızlığı ilkesine göre senet lehtarının veya diğer cirantaların ciro imzasının sahte olması hali, diğer imza sahiplerinin ve özellikle senedin asıl borçlusu olan keşidecinin senetten kaynaklanan sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağını, her imza kendi sahibini, diğer imzalardan bağımsız olarak bağladığını, çekin üzerinde şekil yönünden tamam ve görünüşe göre sahibini bağlayan bir imzanın bulunması yeterli olduğunu, davacı yanın çek iptali talebi her türlü hukuki dayanaktan uzak olduğunu, çekin borçlusunun esasen...Petrol ..Ltd. Şti olduğunu, herhalde çekteki imzanın davacı vekili ve bizzat davacı tarafından hem icra ceza dosyasındaki beyanı hemde müvekkil şirket tarafından alınan teyit ile ikrar olunduğunu, davacı imza itirazıyla mahkumiyete ilişkin hükmün infazını engellemek gayesiyle hareket etmekteyse de yukarıda da yer verildiği üzere davacının mahkumiyetinin kesinleştiği hukuk mahkemeleri nezdinde bir ceza hükmünün infazının tedbiren durdurulamayacağı, bunun yanı sıra ise çek nedeniyle kurulan mahkumiyet kararınında verilen cezanın maddi unsurunu "keşide etmek" değil çekin karşılığının bulundurulmamasının oluşturduğu ceza dosyası minvalinde de çek ile ilgili borçlu bulunmadığının tespitinde bir yararının mevcut olmadığının rahatlıkla söylenebildiği davada davacının hukuki dayanaktan yoksun ve kötü niyetli davasının öncelikle usulden aksi kanaat halinde ise esastan reddini, iyi niyetinden bahsedilemeyecek davacının çek bedelinin %20'sinden az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : İlk Derece Mahkemesince, " ...Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacının dava konusu çekteki imzanın kendisine ait olmadığı iddiasında bulunduğu, Adli Tıp Kurumunca yapılan imza incelemesinde dava konusu çek üzerindeki imzanın davacıya ait olmadığına dair rapor ibraz edildiği, bu haliyle davaya konu çek üzerindeki imzanın davacının eli ürünü olmadığı anlaşılmakla davanın kabulü ile, ... ... Bankası A.Ş Erzurum Şubesine ait ... seri numaralı, keşidesici...Petrol İnş. Gıda Haf. Nak. Tur. San. Ve Tic. Ltd. Şti olan 19/09/2017 keşide tarihli 43.070,00 TL bedelli çekten borçlu olmadığının tespitine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. " gerekçesiyle " DAVANIN KABULÜ İLE, 1-Davacının... ... Bankası A.Ş Erzurum Şubesine ait ... seri numaralı, keşidesici...Petrol İnş. Gıda Haf. Nak. Tur. San. Ve Tic. Ltd. Şti olan 19/09/2017 keşide tarihli 43.070,00 TL bedelli çekten BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE, " şeklinde karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; dava dosyasında iddialar bazında dahi olayın hayatın olağan akışı ve yine ticari hayat kaideleri nezdinde kabulü mümkün olmayacak bir akışla yaşandığını, zira keşidecinin hiçbir şekilde açıklama getirmeksizin kayboldu/ veyahut kaybettim şeklindeki açıklamasıyla çekteki imzayı takibe girişilmesinden çok sonra reddettiğini, somut olayda tüm bu vakıaların kabule aykırı ve basiretli tacir yükümlülüğüne haiz davacıdan beklemez nitelikte olduğunu, bu da davacının kötü niyetli şekilde hareket ettiğini, hakkı kötüye kullanmaları anlamına gelen davranışlarının hukuk düzenince korunmasının mümkün olmayacağını, dava dosyasında tesis edilen kabul kararının yasaya ve hakkaniyete aykırı olduğunu, mahkemece yapılan tahkikat sırasında faktoring işlemi gerçekleştirilmesinden evvel davacı ile yönetmelik çerçevesinde, davacıya ait GSM hattı üzerinden yapılan, görüşmeye ilişkin teyit işlemi CD içerisinde sunularak bu delilin de incelemeye dahil edilmesi; sunulu ses kayıtlarındaki görüşülen kişinin davacı olup olmadığının ayrıca tespit edilmesi gerekliliği gözetilmeden hüküm tesisi yolunun izlendiğini, somut olayda konu CD üzerinde ses incelemesi gerçekleştirilmesi adına kriminalden alınacak bir rapor sonrasında davacının işbu yargılamada kabul etmediği çekteki imzayı ve çeki kabul ettiğinin tespit edilebileceğini, davacının kasti şekilde sonradan reddetmek amacıyla yetkisiz bir kişiye imza attırmış olduğu sabit olmakla beraber davacının kendi teyidi sonrasında bu yetkisiz temsilden sorumlu tutulmayacağının söylenmesinin imkansız hale geleceğini, her ne kadar yetkisiz temsil bağlayıcı olmasa da yetkisiz temsil ile hareket edildiği asıl yetkili tarafından bilinmekteyse bu kişinin artık sorumlu olmayacağından söz edilmesinin mümkün olmayacağını, aksinin söylenmesi ise genel hukuk kuralı olarak kabul gören TMK 2 hükmüne açıkça aykırılık teşkil edeceğini, kötü niyetin hukuk düzenince korunmasının mümkün olmadığını, bunun yanı sıra yetkisiz temsil ile hareket edilmesini kabul eden davacının artık bu imzadan sorumsuzluğunun iddia olunamayacağı hukuk sistemi içerisinde davacı çekle ilgili sorumlu olmaya devam edeceğini, CD'deki görüşme ve ses kaydının incelenmesi sonrasında sesin davacıya ait olduğunun tespit olunması halinde davacının eda ettiği ve mahkemenin gerekçeli kararına esas tuttuğu yeminin hükümden düşeceğini, dosyaya doğrudan sirayet edici etkisi bulunan delilin kapsam dışı bırakılmasının hukuka aykırı olduğunu ve aynı zamanda da eksik incelemeye sebebiyet verdiğini, etkin bir tahkikatın sürdürülmediğini, sunulu deliller ve vakıaların değerlendirmeye alınmaksızın tesis edilen kabul kararının hukuka aykırı olduğunu savunarak mahkemece verilen kararın kaldırılması talebi ile istinafa başvurmuştur. DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE: Dava, kıymetli evraktan kaynaklanan menfi tespit davasıdır. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. Somut olayda, davacı İzmir...İcra Ceza Mahkemesinin 2017... esas sayılı dosyasına konu edilen 19/09/2017 keşide tarihli 43.070,00 TL bedelli çekteki imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürerek, çek nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiş, mahkemece Adli Tıp Kurumunca yapılan imza incelemesinde dava konusu çek üzerindeki imzanın davacıya ait olmadığına dair rapor ibraz edildiği, bu haliyle davaya konu çek üzerindeki imzanın davacının eli ürünü olmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. İstinaf talebinde bulunan davalı vekilinin ileri sürdüğü sebepler kapsamında yapılan inceleme sonucunda, mahkemece, yargılamanın HMK’da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olduğu, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmadığı, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, ilk derece mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı anlaşıldığından, davalı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf itirazlarının 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Başvuru sırasında alınması gerekli 2.942,11-TL harçtan peşin alınan 1.471,06-TL harcın mahsubu ile bakiye 1.471,05-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-İstinaf başvurusunda bulunan tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı ikmali/iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 20/10/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.