Başvuru, avukat ile görüşmenin engellenmesi, avukat görüşlerinde bir görevlinin hazır bulundurulması, avukatın verdiği veya avukata hükümlünün verdiği belgenin incelenebilmesi ve görüşmenin kaydedilmesi nedenleriyle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru; avukat ile görüşmenin engellenmesi, avukat görüşlerinde bir görevlinin hazır bulundurulması, avukatın verdiği veya avukata hükümlünün verdiği belgenin incelenebilmesi ve görüşmenin kaydedilmesi nedenleriyle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvurular 8/1/2016 ve 17/2/2016 tarihlerinde yapılmıştır. Komisyonca başvuruların kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Kişi yönünden hukuki irtibat nedeniyle 2016/3836 ve 2016/373 sayılı bireysel başvuruların 2016/371 sayılı başvuru ile birleştirilmesine ve incelemenin bu dosya üzerinden yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucular, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden ulaşılan bilgi ve belgelere göre ilgili olaylar özetle şöyledir: Devletin egemenliği altında bulunan topraklardan bir kısmını devlet idaresinden ayırmaya çalışmak suçundan hükümlü olan başvurucular 27/12/2015 tarihinde, İmralı Kapalı Ceza İnfaz Kurumundan Silivri Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna nakil olmuştur. A. Avukat ile Görüşmelerin Yaptırılmaması İddiasına İlişkin Süreç Silivri Ceza İnfaz Kurumu; Kurumda bulunan hükümlü/tutukluların suç profili, can güvenliği, kendi aralarındaki husumet durumları gibi hususları dikkate alarak avukat ziyaretlerinin yerine getirilmesine ilişkin bir düzenleme yapmıştır. Anılan düzenlemeye göre, hükümlü ve tutuklular Kurumda kaldıkları alana göre belirli gün ve saatlerde her hafta avukatları ile görüşebilmektedir. Başvurucular 27/12/2015 tarihinde Silivri Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna nakil olmuşlardır. Başvurucuların avukatları 5/1/2016 (salı) tarihinde başvurucularla görüşme talebinde bulunmuşlardır. Anılan talep, başvurucuların bulunduğu bölümde ziyaret günlerinin pazartesi olduğu gerekçesiyle reddedilmiştir. Avukatlar bu durumu tutanak altına alarak ilgililer hakkında görevi kötüye kullanma suçundan suç duyurusunda bulunmuştur. Ayrıca avukatların başvurucularla görüşmek için 6/1/2016 tarihinde yaptıkları başvuru da ziyaret günleri ile ilgili düzenleme gerekçe gösterilerek reddedilmiştir. Başvurucular 8/1/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır.B. Avukat Görüşmelerinde Görevli Bulundurulması ve Belge Alışverişinin Denetlenmesi İddiasına İlişkin Süreç Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı 6/1/2016 tarihinde Silivri İnfaz Hâkimliğine başvurarak 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un maddesinin (4) numaralı fıkrası gereği başvurucuların avukatları ile görüşmeleri sırasında bir görevlinin hazır bulundurulmasına, başvurucuların avukatlarına verecekleri veya avukatlarınca bu hükümlülere verilecek belgelerin İnfaz Hâkimliğinin incelemesine tabi tutulmasına ve örgütsel amaçlı haberleşme söz konusu ise belgelerin kısmen veya tamamen muhatabına verilmemesine karar verilmesini talep etmiştir. Cumhuriyet Başsavcılığı anılan başvurusunda hükümlü Abdullah Öcalan hakkında yalan haberler çıkarılarak örgüt yanlısı kitlelerin harekete geçirilmek istenildiğini, adı anılan hükümlü ile daha önce aynı ceza infaz kurumunda kalan başvurucuların avukatları ile yapacakları görüşmeler sırasında mensubu bulundukları yasa dışı silahlı terör örgütü üzerinde etkili olabilecek haber alışverişinde bulunabilecekleri hususunun istihbari bilgilerle sabit olduğunu belirtmiştir. Başvuruda ayrıca, kimi il ve ilçelerde devam eden terör operasyonları da gözetildiğinde olası bir yalan haber veya örgütsel talimatlandırmanın kargaşaya yol açabileceği, bu arada Kurum güvenliğini de tehlikeye düşüreceği değerlendirilmesine yer verilmiştir. İnfaz Hâkimliği 6/1/2016 tarihinde, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının talebinin kabulü ile 5275 sayılı Kanun'un maddesinin (4) numaralı fıkrası gereği başvurucuların avukatlarıyla yapacakları görüşmede bir görevlinin hazır bulundurulmasına, başvurucuların avukatlarına verdiği veya avukatlarınca bu kişilere verilebilecek belgeler hususunda öncelikle bir değerlendirme yapılmak üzere İnfaz Hâkimliğine gönderilmesine karar vermiştir. Kararın gerekçesinde; başvurucuların avukatları ile yapacakları görüşmeler sırasında mensubu bulundukları yasa dışı silahlı terör örgütü üzerinde etkili olabilecek haber alışverişinde bulunabilecekleri, bu durumun 5275 sayılı Kanun'un maddesinde düzenlendiği, dolayısıyla talebin mevzuata uygun olduğu değerlendirilmesine yer verilmiştir. Başvurucuların anılan karara itirazı, Silivri Ağır Ceza Mahkemesinin 18/1/2016 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Kararın gerekçesinde; başvurucuların silahlı terör örgütünün faaliyetleri kapsamındaki eylemlerinden dolayı hükümlü olarak bulundukları, başvurucuların Silivri Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna sevk edilmeden önce İmralı Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü Abdullah Öcalan ile birlikte kaldıkları, anılan hükümlünün terör örgütü PKK ile irtibatını kendisini ziyarete gelen siyasetçiler ve avukatları aracılığıyla sağladığı yönünde yazılı ve görsel medyada yaygın bir şekilde haberler yapıldığı, bu durumun bir siyasi partinin mitinginde mesajlarının okunması suretiyle doğrulandığı belirtilmiştir. Kararda; tüm bu hususlar nazara alındığında başvurucuların hükümlü Abdullah Öcalan'dan aldıkları mesajları avukatları ile yapacakları görüşme sırasında iletme ihtimalleri hususundaki bulguların mevcut olduğu, avukat ile görüşme mahremiyetinin mahkeme kararı ile 5275 sayılı Kanun'un maddesine uygun olarak kısıtlandığı, ayrıca öngörülen kısıtlamaların başvurucular ile avukatların görüşme imkânlarını ortadan kaldırmadığı vurgulanmıştır. Nihai karar 18/1/2016 tarihinde başvuruculara tebliğ edilmiştir. Başvurucular 17/2/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır. Avukat ile Yapılan Görüşmelerin Kaydedilmesi İddiasına İlişkin Süreç Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı 15/1/2016 tarihinde Silivri İnfaz Hâkimliğine yaptığı başvuruda; yukarıda belirtilen 6/1/2016 tarihli kararda başvurucuların avukatları ile yapacakları konuşmaların ses kayıt cihazı aracılığıyla kaydedilmesi hususunda bir karar verilmediğini belirttikten sonra görüşmeler sırasında hazır bulunacak olan görevlinin aynı zamanda konuşmaları ses kayıt cihazına kaydetmesi yönünde ek karar verilmesini talep etmiştir. Başvuruda ayrıca, görüşmeyi sonlandırma nedenini ortaya koyacak delil niteliğini haiz ses kaydının olmamasının ileride telafisi mümkün olmayan sonuçlara yol açabileceği yönündeki görüşe yer verilmiştir. İnfaz Hâkimliği 18/1/2016 tarihinde talebin reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinde; ses kayıt cihazına kaydedilmesi hususunda talep bulunmadığı için bir karar verilmediği ifade edildikten sonra Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının yazısında talebin yasal dayanağının belirtilmediği, 5275 sayılı Kanun'un maddesinde ise hükümlülerin avukatları ile görüşmelerinin kayıt altına alınacağı hususunun açıkça düzenlenmediği vurgulanmıştır. Silivri Ağır Ceza Mahkemesi, Cumhuriyet Başsavcılığının anılan karara karşı yaptığı itirazın kabulüne 18/1/2016 tarihinde kesin olmak üzere karar vermiştir. Kararın gerekçesinde, avukatı ile hükümlü arasında yapılacak görüşmenin hazır olan görevli tarafından kaydedilmesinin yapılan görüşmelerin yasal açıdan delil olarak değerlendirilmesini sağlayabileceği belirtilmiştir. Ayrıca bu durumun hükümlü yönünden bir kısıtlama değil aynı zamanda bir güvence teşkil ettiği zira hükümlü ile avukatı arasında yapılan görüşmede geçen konuşmaların görevli tarafından yanlış anlaşılması ya da herhangi bir nedenle yanlış aktarılması nedeniyle hükümlünün disiplin tedbirleri ile karşılaşmasını önleyen bir uygulama olduğu vurgulanmıştır. Kararda; ilgili mevzuatta avukat ile yapılan görüşmelerin kurum güvenliğini tehlikeye düşürmesi ya da terör örgütü veya diğer suç örgütü mensuplarının örgütsel amaçlı haberleşmelerine aracılık yöntemine dönüşmesi hâlinde kayda alınamayacağına ilişkin yasaklayıcı bir düzenleme bulunmadığı, ayrıca 5275 sayılı Kanun'un maddesinin (4) numaralı fıkrasının ilk cümlesindeki “hükümlüler ile avukatları yaptıkları konuşmaların kayıtları” ifadesinden de bu konuşmaların kayda alınabileceğinin açıkça anlaşıldığı değerlendirmesine yer verilmiştir. Nihai karar 18/1/2016 tarihinde başvuruculara tebliğ edilmiştir. Başvurucular 17/2/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. Ulusal Hukuk 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un başvuru tarihi itibarıyla yürürlükte olan "Avukat ve noterle görüşme hakkı" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:" (1) Hükümlü, avukatlık mesleğinin icrası çerçevesinde avukatları ile vekâletnamesi olmaksızın en çok üç kez görüşme hakkına sahiptir.2) Avukat ve noter ile görüşme, meslek kimliklerinin ibrazı üzerine, tatil günleri dışında ve çalışma saatleri içinde, bu iş için ayrılan görüşme yerlerinde, konuşulanların duyulamayacağı, ancak güvenlik nedeniyle görülebileceği bir biçimde yapılır.... (4) (Değişik fıkra: 25/05/2005-5351 S.K./mad) Avukatların savunmaya ilişkin belgeleri, dosyaları ve müvekkilleri ile yaptıkları konuşmaların kayıtları incelemeye tâbi tutulamaz. Ancak, 5237 sayılı Kanunun 220 nci, İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü ve Beşinci Bölümlerinde yer alan suçlardan mahkûm olan hükümlülerin avukatları ile ilişkisi; konusu suç teşkil eden fiilleri işlediğine, infaz kurumunun güvenliğini tehlikeye düşürdüğüne, terör örgütü veya diğer suç örgütleri mensuplarının örgütsel amaçlı haberleşmelerine aracılık ettiğine ilişkin bulgu veya belge elde edilmesi halinde, Cumhuriyet Başsavcılığının istemi ve infaz hâkiminin kararıyla, bir görevli görüşmede hazır bulundurulabileceği gibi bu kişilerin avukatlarına verdiği veya avukatlarınca bu kişilere verilen belgeler infaz hâkimince incelenebilir. İnfaz hâkimi belgenin kısmen veya tamamen verilmesine veya verilmemesine karar verir. Bu karara karşı ilgililer, 4675 sayılı Kanuna göre itiraz edebilirler. 17/6/2005 tarihli ve 25848 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Hükümlü ve Tutukluların Ziyaret Edilmeleri Hakkında Yönetmelik'in (Ziyaret Yönetmeliği) "Hükümlünün avukat, uzlaştırmacı ve arabulucu ile görüşmesi" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"Hükümlü ile avukatı, meslek kimliğinin ibrazı üzerine, tatil günleri dışında ve çalışma saatleri içinde, bu iş için ayrılan görüşme yerlerinde, konuşulanların duyulamayacağı, ancak; güvenlik nedeniyle görülebileceği bir biçimde, açık görüş usulüne uygun olarak görüştürülür.Avukatların savunmaya ilişkin belgeleri, dosyaları ve müvekkilleri ile yaptıkları konuşmaların kayıtları incelemeye tâbi tutulamaz. Ancak, 5237 sayılı Kanunun 220 nci, ikinci kitap dördüncü kısım dördüncü ve beşinci bölümlerinde yer alan suçlardan mahkûm olan hükümlülerin avukatları ile ilişkisi; konusu suç teşkil eden fiilleri işlediğinin, infaz kurumunun güvenliğini tehlikeye düşürdüğüne, terör örgütü veya diğer suç örgütleri mensuplarının örgütsel amaçlı haberleşmelerine aracılık ettiğine ilişkin bulgu veya belge elde edilmesi hâlinde, Cumhuriyet başsavcılığının istemi ve infaz hâkiminin kararıyla, bir görevli görüşmede hazır bulundurulabileceği gibi bu kişilerin avukatlarına verdiği veya avukatlarınca bu kişilere verilen belgeler infaz hâkimince incelenebilir. İnfaz hâkimi belgenin kısmen veya tamamen verilmesine veya verilmemesine karar verir. Bu karara karşı ilgililer 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanununa göre itiraz edebilir.Zorunlu hallerde, belirlenen gün ve saatler dışındaki görüşmelere, Cumhuriyet başsavcılığı yazılı olarak izin verebilir.Hükümlü, vekâletnamesi olmayan avukatlarıyla, avukatlık mesleğinin icrası çerçevesinde en çok üç kez görüşme hakkına sahiptir..." 6/4/2006 tarihli ve 26131 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük'ün (İnfaz Tüzüğü) "Avukat ve noterle görüşme hakkı" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir: " (1) Hükümlü, kurumda avukat ve noterle görüşme hakkına sahiptir. (2) Hükümlülerin avukat ile görüşmesinde aşağıdaki kurallar uygulanır: ...c) Avukatların savunmaya ilişkin belgeleri, dosyaları ve müvekkilleri ile yaptıkları konuşmaların kayıtları incelemeye tâbi tutulamaz. Hükümlü ile görüşmek üzere kuruma gelen avukatların, yanlarında bulundurdukları belge ve dosyaların savunmaya ilişkin olup olmadıkları konusunda kendilerinden yazılı beyanları alınır. Savunmaya ilişkin olduğu beyan edilen belge ve dosyalar, her ne suretle olursa olsun incelenemez. Hükümlü ile doğrudan ilişkisi olmak koşulu ile avukatın yanında getirmiş olduğu ve bir hukuki uyuşmazlık konusunu oluşturan belge ve dosyalar hakkında da aynı hükümler uygulanır. 5237 sayılı Kanunun 220 nci maddesinde, İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü ve Beşinci Bölümlerinde yer alan suçlardan mahkûm olan hükümlülerin avukatları ile ilişkisinde avukatın savunmaya ilişkin olduğunu beyan ettiği belge ve dosyalar fiziki olarak aranabilir. Konusu suç teşkil eden fiilleri işlediğine, infaz kurumunun güvenliğini tehlikeye düşürdüğüne, terör örgütü veya diğer suç örgütleri mensuplarının örgütsel amaçlı haberleşmelerine aracılık ettiğine ilişkin bulgu veya belge elde edilmesi halinde, Cumhuriyet başsavcılığının istemi ve infaz hâkiminin kararıyla, bir görevli görüşmede hazır bulundurulabileceği gibi bu kişilerin avukatlarına verdiği veya avukatlarınca bu kişilere verilen belgeler infaz hâkimince incelenebilir. İnfaz hâkimi belgenin kısmen veya tamamen verilmesine veya verilmemesine karar verir. Bu karara karşı ilgililer, 4675 sayılı Kanuna göre itiraz edebilirler. Avukatların hükümlü ile kurumda yapmış olduğu görüşme sırasında konuşmaları yansıtan ve bizzat avukat tarafından elle tutulan kayıtlar hakkında da bu bent hükümleri uygulanır.... (3) Avukat ve noter ile görüşme, meslek kimliklerinin ibrazı üzerine, tatil günleri dışında ve çalışma saatleri içinde, bu iş için ayrılan görüşme yerlerinde, konuşulanların duyulamayacağı, ancak güvenlik nedeniyle görüşmenin görülebileceği bir biçimde yapılır..." 23/5/2001 tarihli 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu'nun "İnfaz Hâkiminin görevleri" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:" İnfaz hâkimliklerinin görevleri şunlardır: Hükümlü ve tutukluların ceza infaz kurumları ve tutukevlerine kabul edilmeleri, yerleştirilmeleri, barındırılmaları, ısıtılmaları ve giydirilmeleri, beslenmeleri, temizliklerinin sağlanması, bedensel ve ruhsal sağlıklarının korunması amacıyla muayene ve tedavilerinin yaptırılması, dışarıyla ilişkileri, çalıştırılmaları gibi işlem veya faaliyetlere ilişkin şikâyetleri incelemek ve karara bağlamak..."B. Uluslararası Hukuk Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "Özel ve aile hayatına saygı hakkı" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"(1) Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir. (2) Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir." Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre hükümlü ve tutuklular Sözleşme kapsamında kalan temel hak ve hürriyetlerin tamamına kural olarak sahiptir (Hirst/Birleşik Krallık (No. 2), B. No: 74025/01, 6/10/2005, § 69). AİHM, ceza infaz kurumunda tutulmanın kaçınılmaz sonucu olarak suçun önlenmesi ve disiplinin sağlanması gibi güvenliğin ve düzenin korunmasına yönelik kabul edilebilir gerekliliklerin olması durumunda mahkûmların sahip olduğu haklara sınırlama getirilebileceğini kabul etmiştir. Ancak bu durumda dahi hükümlü ve tutukluların haklarına yönelik herhangi bir sınırlama makul ve ölçülü olmalıdır (Silver ve diğerleri/Birleşik Krallık, B. No: 5947/72 ..., 25/3/1983, §§ 99-105). AİHM, Sözleşme'nin maddesinin her bireyin diğerleriyle ve dış dünya ile ilişki kurması ve geliştirmesi için yaklaşımda bulunma hakkını yani özel sosyal hayat hakkını da kapsadığını vurguladıktan sonra bir kişinin hukuki yardım bağlamında bir avukatla iletişim kurma hakkının, bu tür bir etkileşimin amacının bir bireyin hayatı hakkında bilgiye dayalı karar vermesine imkân sağlamak olduğu için özel hayat kapsamına girdiğine hükmetmiştir. AİHM'e göre ayrıca avukata iletilen bilgilerin çoğunlukla mahrem ve kişisel meseleleri veya hassas konuları içermesi nedeniyle davalarına yardım bağlamında ya da genel hukuki tavsiye bağlamında bir avukata danışan bireylerin avukat ile iletişimlerinin özel ve gizli olması yönündeki beklentileri makul olarak kabul edilmelidir (Altay/Türkiye (No.2), B. No: 11236/09, 9/4/2019, § 49). AİHM mahpuslar ve avukatları arasındaki sözlü ve yazılı iletişimin, Sözleşme’nin maddesi altında imtiyazlı olduğunu ve avukat müvekkil gizliliği ilkesinin gözetilmesini temel kural olarak kabul etmektedir. AİHM'e göre bir kişinin avukatıyla gizli iletişimi, savunma hakkının önemli bir güvencesi olması nedeniyle Sözleşme tarafından korunmaktadır ve bu bağlamda mahpusun müdafii ile ceza infaz kurumu yetkililerinin işitemeyeceği bir şekilde özgürce görüşebileceği koşullarının sağlanması gerekmektedir. AİHM'e göre mahpuslar sadece süregiden davalara ilişkin meseleler bakımından değil ayrıca maruz kaldıkları tacizleri bildirme bakımından da misillemeye maruz kalabilecekleri korkusuyla görevlilerin huzurunda avukatlarıyla görüşme konusunda çekingen hissedebilirler (Campbell /Birleşik Krallık, B. No:13590/88, 25/3/1992, § 46; Altay/Türkiye (No.2), §§ 50, 51). Bununla birlikte AİHM, önemine karşın avukatla gizli iletişim hakkının mutlak olmadığını ve kısıtlamalara tabi olabileceğini kabul etmektedir. AİHM'e göre öngörülen sınırlamaların hakkın özünü zedeleyecek ve etkililiğini ortadan kaldıracak kadar hakkı etkilemediğinden söz edebilmek için sınırlamaların ilgilendirdiği kişiler için öngörülebilir olduğunun, Sözleşme'nin maddesinin ikinci fıkrası uyarınca meşru amaç ya da amaçlar güttüğünün ve güdülen amaçlarla orantılı olmak bakımından demokratik bir toplumda gerekli olduğunun ortaya konulması gerekmektedir. Bununla birlikte AİHM; avukatla gizli iletişim hakkına müdahalenin izin verilen sınırlarının değerlendirilmesinde devletin takdir yetkisinin dar olduğunu, sadece ciddi bir suçun önlenmesi ya da ceza infaz kurumu güvenliğinin ağır ihlali gibi olağan dışı durumlarda anılan hakkın sınırlandırılmasının meşru görülebileceğini belirtmektedir (Altay /Türkiye (No.2), § 52). AİHM'in Kastravet/Moldova (B. No: 23393/05, 13/3/2007) kararına konu olayda tutuklu bulunan başvurucu, avukatı ile iki tabakalı cam bir bölmenin arkasından görüşebilmekte ve camların üzerinde matkapla açılmış küçük delikler bulunmaktadır. Ayrıca herhangi bir nesnenin karşı tarafa geçirilmesini engellemek amacıyla her iki tabaka arasındaki delikler, birbirine karşılık gelmeyecek biçimde açılmıştır. Dahası delik açılmış bölgelerin arasında yeşil bir ağ bulunmaktadır. Avukat ile müvekkil arasında doküman aktarımını sağlayacak herhangi bir bölme bulunmamaktadır (Kastravet/Moldova, § 17). Başvurucu, avukatıyla görüşme yaptıklarında birbirlerini duyabilmek için seslerini yükseltmek zorunda kaldıklarını ileri sürmüştür. Başvurucuya göre yüksek sesle konuşmaları sebebiyle bu konuşmaların kaydedilmesi veya ceza infaz memurları tarafından duyulması mümkün hâle gelmiştir. Başvurucu ayrıca bu cam bölmenin belgelerin birlikte okunmasını veya karşı tarafa geçirilmesini imkânsız kıldığından şikâyet etmiştir (Kastravet/Moldova, § 42). AİHM anılan kararda, avukatın müvekkilinin menfaatlerini etkili bir biçimde savunabilmesi için kilit önemdeki hususlardan biri, ikisi arasında aktarılan bilginin gizliliğinin korunması ilkesi olduğunu hatırlatarak bu ayrıcalığın avukat ile müvekkil arasında açık ve dürüst bir iletişimi cesaretlendirdiğini vurgulamıştır. AİHM, bir avukat izlenmeksizin müvekkili ile görüşmeye ve ondan özel talimat almaya muktedir olmaz ise yapacağı yardımdan yararlanma düzeyinin büyük ölçüde düşeceği, Sözleşme’nin amacının hakları fiilî olarak ve etkili bir şekilde güvence altına almak olduğunu ifade etmiştir. AİHM'e göre avukat müvekkil mahremiyetine ve dolayısıyla tutulanın savunma hakkına müdahale edilmesi mutlaka fiilî dinleme veya gizlice dinleme yapılması gerektiği anlamına gelmemektedir. Makul bir temele dayalı olarak konuşmalarının dinlendiğine dair oluşan samimi bir düşüncenin varlığı dahi avukatın sağlayabileceği yardımın etkililiğini zayıflatmak için yeterli olabilir. Bu şekildeki bir düşünce kaçınılmaz olarak avukat ile müvekkil arasında serbest bir konuşmanın cereyan etmesini engeller ve tutuklu kişinin tutukluluğunun hukukiliğiyle etkili bir şekilde çelişme hakkını zedeler (Kastravet/Moldova, §§ 49-51). Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin Üye Devletlere Avrupa Cezaevi Kuralları Hakkında REC(2006) 2 sayılı tavsiye kararlarının hükümlü ve tutukluların hukuki danışmanlık almaları vedış dünya ile ilişkilerine ilişkin ilgili kısmı şöyledir: “Hukuki Danışmanlık Bütün mahpuslara hukuki danışmanlık alma hakkı tanınır. Cezaevi yetkilileri onlara bu hakkı kullanmalarında makul kolaylıklar sağlamalıdır. Mahpuslar herhangi bir hukuki mesele hakkında kendi seçtikleri ve ücretini ödedikleri bir hukuki danışmana başvurabilirler. Kabul edilmiş ve ücretsiz bir hukuki yardım uygulaması olması halinde, yetkililer bunu tüm mahpusların dikkatine sunmalıdır. Mahpuslar ve hukuki danışmanları arasında hukuki konularda yapılan görüşmeler, yazışmalar ve diğer iletişimler gizli tutulmalıdır. Ciddi bir suçun işlenmesinin önlenmesi ya da cezaevi emniyet ve güvenliğinin esaslı bir biçimde ihlal edilmesinin engellenmesi için, adli bir merci tarafından istisnai hallerde bu gizliliğe kısıtlamalar getirilebilir. Mahpuslar, mahkeme işlemleri ile ilgili belgelere ulaşabilmeli veya bunları yanlarında bulundurmalarına izin verilmelidir."Dış Dünya ile İlişki Mahpusların mümkün olabilen sıklıkta mektup, telefon veya diğer iletişim vasıtalarıyla aileleriyle, başka kişilerle ve dışarıdaki kuruluşların temsilcileriyle haberleşmelerine ve bu kişilerin mahpusları ziyaret etmelerine izin verilmelidir. 2 Devam etmekte olan bir ceza soruşturması, emniyet, güvenlik ve düzeninin muhafaza edilmesi, suç işlenmesinin önlenmesi ve suç mağdurunun korunması için gerekli görülmesi halinde, haberleşme ve ziyaretlere kısıtlamalar konabilir ve izlenebilir. Ancak adli bir merci tarafından konulan özel kısıtlamalar da dahil olmak üzere, bu tür kısıtlamalar yine de kabul edilebilir asgari bir iletişime izin vermelidir.... Cezaevi yetkilileri, dış dünyayla yeterli bir iletişim sürdürmelerinde mahpuslara yardım etmelidirler ve bunun için onlara uygun destek ve yardım sağlamalıdırlar ..."