5. Hukuk Dairesi 2025/9489 E. , 2025/17978 K. "" MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2009 Esas, 2025/714 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Akyazı 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/771 Esas, 2022/1021 Karar Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tesci…
5. Hukuk Dairesi 2025/9489 E. , 2025/17978 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2009 Esas, 2025/714 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Akyazı 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/771 Esas, 2022/1021 Karar Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde; .. ili, .. ilçesi, ... Mahallesi 1 49... parsel sayılı taşınmazda kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı taraf cevap dilekçesinde özetle; taşınmazın gerçek değerinin belirlenmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; kapitalizasyon faiz oranı belirlenirken dikkate alınan unsurların objektif değer artışı adı altında tekrar kullanılması ve 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (i) bendinde yer alan "bedelin tespitinde etkili olacak diğer objektif ölçülerin" tarım arazilerinde yalnızca zeminin değerlendirilmesinde dikkate alınabilecek bir unsur olduğu düşünülmeden, % 100 olarak hesaplanmasının Yargıtay kararlarına aykırı olduğunu, objektif değer artışının sadece taşınmazın zemin değeri hesap edilirken dikkate alınabileceğini, bilirkişi kurulu arazinin 1 m² alanı için hesaplanan bedeline her bir taşınmaza % 100 objektif unsuru da ilave ederek bedelin yüksek hesaplandığını, taşınmazın önemli yerleşim yerlerine yakınlığı, ulaşım olanakları vs. taşınmazın kapitalizasyon faiz oranın belirlenirken nazara alınacak unsurlar olduğunu, bunlara bağlı objektif değer artışı yapılmaması gerektiğini, bu unsura bağlı olarak objektif değer artışına karar verilmesinin mükerrer bir değerlendirme yapılmasına neden olduğunu, taşınmaz 3081,56m² olması ve idare tarafından 488,67m² alan için kamulaştırma yapılmasına rağmen kalan büyük parça için sadece alan küçülmesini öne sürerek değer azalışı uygulamasının hakkaniyetli olmadığını, taşınmazın, sadece küçük bir kısmının kamulaştırıldığını, kamulaştırılan küçük alan için yüksek bedel zaten bulunmuşken bir de kalan büyük parçada tarımsal işlemede giriş çıkışta hiçbir olumsuz durum söz konusu değilken değer azalışı uygulanmasının doğru olmadığını, İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğünden son 5 yıla ait Çiftçi Kayıt Sistemi verilerinin talep edilip münavebe sisteminin tekrar karşılaştırılması gerektiğini raporda; ürün verimleri, ürün satış fiyatları, ortalama verim miktarı, ürün net geliri, hiç bir fahiş oranlarda belirlendiğini belirterek istinaf başvurularının kabulüne, İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılarak yeniden hüküm kurulmasına, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın 1. Sınıf mutlak arazi ve sulu arazi niteliğinde olduğunu, taşınmazın yer aldığı bölge de kapitalizasyon faiz oranın %3.5-4 arası uygulanması gerekirken eksik inceleme sonucu % 4.5 oranında kapitalizasyon faiz uygulanmasının Yargıtay kararları ve kanuna aykırı olduğunu, Yargıtay kararları ile bölgede ki bütün objektif faktörler birlikte değerlendirildiğin de; davaya konu taşınmaz da %250-300 oranında da objektif değer artışı uygulanması gerektiğini, minumum % 200-250 oranında objektif değer artışı uygulanması gerektiğini, taşınmaz toprak yapısı ve mevsim koşulları açısından yüksek verimlilik oranına sahip olduğundan her türlü ürün, yetişebildiğini, hesaplama yapılırken gelir durumuna göre ortalama ürünler seçilmesi gerektiğini, kapama fındıklık olarak değerlendirildiğini, rant esasına göre hesaplama yapıldığını, ancak dikkate alınan verilerin gerçek fiili durumu yansıtmadığını, dikkate alınan verilerde dava konusu taşınmazdan ortalama yılda 165 kg fındık elde edildiği belirtilmiş ise de, dava konusu taşınmazdan yıllık ortalama 250 kg verim elde edildiğini, bilirkişi raporunda davaya konu taşınmazın değer kaybı hesabında 1/4 lük oran baz alınıp, %3,96 oranında değer azalışına hükmedilmiş ise de taşınmazın, kamulaştırmadan arta kalan bölümünün niteliği, yüz ölçümü, geometrik durumu ve sair etkenler ile kamulaştırma öncesi duruma göre giriş-çıkışlarda problem olacağı, taşınmazın bütünlüğü ve verimli kullanımı nispeten bozulduğundan 1/2'lik oranın baz alınması gerektiğini, bu yönüyle 1/4 lük oran baz alınarak yapılan hesaplama sonucu kamulaştırma bedelinin düşük tespit edildiğini belirterek duruşmalı yapılacak olan istinaf incelemesinde, İlk Derece Mahkemesinin hükmünün kaldırılmasına, itirazları çerçevesinde, yeni rapor tazminine karar verilerek, hakkaniyete uygun kamulaştırma bedelinin tespit edilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, kamulaştırma bedeline dava tarihinden itibaren kamu alacağına uygulanan faizin işletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kapama fındık bahçesi niteliğindeki taşınmaza net gelir esas alınarak değer biçilmesinin 2942 sayılı Kanun'un değerlendirmeye ilişkin hükümlerine aykırılık teşkil etmediği, buna göre hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda dava konusu taşınmazın niteliği ve konumuna göre kapitalizasyon faizi ile objektif değer artırıcı unsur oranlarının yerinde olduğu, belirlenen kamulaştırma bedelinin adil ve hakkaniyete uygun olduğu, belirlenen bedele dava tarihinin 4 ay sonrasından karar tarihine kadar emsal faiz uygulanmasının yerinde olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazları tekrar etmiştir. 2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazları tekrar etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak davacı idare ile davalı tapu malikleri arasındaki kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir. 2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Arazi niteliğindeki taşınmaza 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelir esas alınarak değer biçilmesi yerindedir. 3. Dava konusu taşınmazın hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda belirtilen özelliklerine ve dosya kapsamına göre uygulanan kapitalizasyon faiz oranı ve objektif değer artış oranı uygun görülmüştür. 4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Davacı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, davalıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.12.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 Esas, 2004/19 Karar sayılı kararı ve müstakar kararlarında da açıkça ifade edildiği üzere Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest davalar yönünden uygulanmaları gerekir. Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulî kazanılmış hakkın ve aleyhe bozma yasağının istisnasını teşkil ederler. Bu nedenle somut olayda; davalı tarafın, Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faizin uygulanmasına yönelik Hukuk Muhakemeleri Kanununun 26 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında değerlendirilecek bir temyiz talebinin (davalı taraf vekilinin “faize” ilişkin talebi) de dosya münderecatında bulunması karşısında, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmünün iptali yönünde Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ve 01.08.2023 tarihli, 32266 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas - 2023/69 Karar sayılı iptal kararı doğrultusunda karar verilmeli ve “dava tarihinden itibaren mahkeme karar tarihine kadar” Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası hükmü nazara alınarak faize hükmedilmelidir. Hâl böyle iken, eldeki derdest davada Anayasa Mahkemesi iptal kararının uygulanmadığı, Sayın çoğunluğun diğer yönleriyle katıldığım “Onanma Kararı”na (faize ilişkin yönüyle), açıkladığım nedenlerle katılmıyorum. 18.12.2025