Başvuru, tutuklamanın hukuki olmaması ve soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; mal varlığına elkoyma tedbiri uygulanması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; tutuklamanın hukuki olmaması ve soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; mal varlığına elkoyma tedbiri uygulanması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 19/9/2016 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:A. Soruşturma ve Kovuşturma Süreci Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî bir darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edilmesine karar verilmiş ve olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihine kadar birçok kez uzatılmıştır. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllar faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25). Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde darbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY ile bağlantılı olan ve aralarında yargı mensuplarının da bulunduğu çok sayıda kişi hakkında Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından soruşturma başlatılmıştır. Bu kapsamda teşebbüsün savuşturulduğu gün Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca -aralarında Yüksek Mahkeme üyelerinin de bulunduğu- üç bine yakın yargı mensubu hakkında FETÖ/PDY ile bağlantılarının bulunduğu iddiasıyla başlatılan soruşturmada bu kişilerin büyük bölümü hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirlerine başvurulmuştur (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 51, 350). Başvurucu; İlk Hedef Hayvancılık Et ve Süt Ürünleri Gıda İnşaat Taahhüt Turizm Sanayi Ticaret Limitet Şirketi, Asboğa Tarım Hayvancılık Gıda Pazarlama Sanayii ve Ticaret Anonim Şirketi, Arzen Dondurma Süt Tatlıları Unlu Mamülleri Gıda Turizm Sanayii ve Ticaret Limitet Şirketi, Konaklı Konaklama İnşaat Taahhüt Ticaret ve Sanayii Anonim Şirketi, Kılıçoğlu Gıda Mamülleri İnşaat Taahhüt Turizm Dayanıklı Tüketim Malları Sanayii ve Ticaret Limitet Şirketi ve Pado Dondurma Unlu Mamülleri Yemek Üretimi Organizasyon Hizmetleri Turizm Sanayi ve Ticaret Limitet Şirketinin hissedarıdır. Darbe teşebbüsünden sonra başvurucu hakkında Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olduğu iddiasıyla soruşturma başlatılmıştır. Başvurucu, Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığınca FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlardan başlatılan soruşturma kapsamında 17/8/2016 tarihinde gözaltına alınmıştır. Başvurucu 25/8/2016 tarihinde Başsavcılığa sevk edilmiştir. İfade tutanağına göre başvurucuya yöneltilen FETÖ/PDY terör örgütü üyeliği suçlamasına dair olay ve olgular açıklanmıştır. İfade esnasında başvurucunun müdafii de hazır bulunmuştur. Erzurum Sulh Ceza Hâkimliğince 25/8/2016 tarihinde başvurucunun tutuklanmasına karar verilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:"...Şüphelinin üzerine atılı suçun niteliği, 15/07/2016 tarihinde yaşanan olayların vehameti, atılı suçla ilgili kuvvetli suç şüphesini gösterir kolluk tutanakları, suçun yasada öngörülen yaptırımı ve tüm dosya kapsamı dikkate alındığında, şüphelinin eylemleri ile olayların oluşuna göre atılı suç ile tutukluluk tedbirinin ölçülü olacağı, adli kontrol hükümlerinin yetersiz kalacağı ve şüphelinin kaçma olasılığı (5271 sayılı CMK'nın maddesinde belirtilen katalog suçlardan oluşu) nedeniyle şüpheli Murat Kılıç'ın üzerine atılı Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçundan CMK maddesi gereğince tutuklanmasına, [karar verildi]." Başvurucu 29/8/2016 havale tarihli dilekçesiyle tutuklama kararına itiraz etmiş, Erzurum Sulh Ceza Hâkimliği 6/9/2016 tarihinde itirazın reddine karar vermiştir. Başvurucu, tutuklama kararını 25/8/2016 tarihinde öğrendiğini bildirmiştir. Başvurucu 19/9/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı 11/8/2017 tarihli iddianame ile başvurucunun silahlı terör örgütü yöneticisi olma ve 7/2/2013 tarihli ve 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkındaki Kanun'a muhalefet suçlarını işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle Erzurum Ağır Ceza Mahkemesinde (Mahkeme) kamu davası açmıştır. İddianamede, başvurucunun silahlı terör örgütü üyeliği ve terörizmin finansmanı suçlarını işlediği ileri sürülmüştür. İddianamede bu suçlamaya esas alınan olgular şöyle özetlenebilir: i. Başvurucunun, örgütle irtibatı ve iltisakı bulunduğu gerekçesiyle 23/7/2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname (667 sayılı KHK) ile kapatılan toplam altı dernek ve vakıfta üyelik kaydının bulunduğu, özellikle Erzurum'da örgüte müzahir olarak kurulması planlanan Vakıf Üniversitesinin oluşturulması amacıyla kurulan ve ayrıntıları iddianamede anlatılan Danışmend Eğitim, Kültür ve Sağlık Vakfının ve yine örgütün mali yapılanmasında oldukça önem arzeden Erzurum Girişimci İşadamları Derneğinin (ERGİAD) kurucuları arasında yer aldığı belirtilmiştir.ii. Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) raporuna göre başvurucunun FETÖ/PDY üyesi olma suçundan soruşturma yapılan başka kişilerle ve bu kişilere ait şirketlerle ticari ilişkilerinin bulunduğu ifade edilmiştir.iii. Başvurucunun, örgütün önemli mensuplarının ve mütevellilerin katılmış oldukları Aziziye Kolejinde bulunan sekizgen olarak adlandırılan odada yapılan toplantılara katıldığı belirtilmiştir.iv. Başvurucunun örgüt lideri Fetullah Gülen'i ziyaret etmiş olduğu, örgüt üyelerinin yer aldığı listede isminin mütevelliler arasında geçtiği hususlarına vurgu yapılmıştır. Erzurum Ağır Ceza Mahkemesi 27/9/2017 tarihinde iddianamenin kabulüne karar vermiş ve başvurucu hakkındaki yargılama, Mahkemenin E.2017/643 sayılı dosyası üzerinden sürdürülmüştür. Mahkeme 8/2/2018 tarihli ilk duruşmasında başvurucunun tahliyesine karar vermiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısımları şöyledir:"...Sanık Murat Kılıç'ın tutuklulukta geçirdiği süre, Bylock'a ilişkin tespit ve değerlendirme tutanağında Wifi üzerinden giriş yapılmış olması ve sanığa ait işletmelerde halka açık keyfi bağlantıların olduğu, içerik yazışmalarında ve rehberde sanığa ait herhangi birşey bulunmamış olması, bu celse dinlenen tanıklar O.D, TB ve SA'nın sanığın lehine tanıklık yapmış olmaları ve aynı zamanda etkin pişmanlık kapsamında birçok kişiyi teşhis eden O.D'nin örgütsel toplantılarda sanığı görmediğini beyan etmesi, orantılılık ilkesi uyarınca ileride telefisi zor zararlara yol açmamak amacıyla ve tutuklamanın tedbir oluşu ve bu tedbirden elde edilmek istenen maksadın adli kontrol hükümleri ile de sağlanabileceği anlaşıldığından sanığın cmk 109/3-a ve b maddeleri uyarınca yurtdışı çıkış yasağı konulmak ve ikametinin bulunduğu kolluk kuvvetine haftanın pazartesi ve cuma günleri imza atmak suretiyle tahliyesine [karar verildi]." Yapılan yargılama sonucunda Erzurum Ağır Ceza Mahkemesinin 18/4/2019 tarihli kararıyla başvurucunun üzerine atılı suçlardan beraatine karar verilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısımları şöyledir:"...Sanığın bu faaliyetlerinin Yargıtay CD 20/12/2017 tarihli2017/1862 esas- 2017/5796 Karar sayılı ilamı ile diğer yerleşik içtihatları ve genel hukuk ilkelerine göresanığın silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olduğunu gösterir biçimde çeşitlilik, devamlılık ve yoğunluluk içermemesi karşısında örgüt üyesi olarak kabul edilmesine yasal olanak bulunmamakla beraber sanığın 17-25 Aralık sürecinden sonra örgüt içerisinde yer aldığını gösterir yeterlilikte olmadığı, sanık aleyhine tanık Ç.G'nin ve gizli tanıkların beyanı dışında başkaca herhangi bir delilin de dosya kapsamında yer almadığı, savunmalarının aksi ispat edilemeyen sanığın silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olduğunu gösterir biçimde çeşitlilik, devamlılık ve yoğunluluk içeren yeterli eyleminin veya yardım kastıyla hareket ettiğine dair yeterli delilin dosya kapsamında bulunmadığı, bu anlatımlar ve 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesi gereğince sanığın cezalandırılabilmesi için gerekli ve yeterli koşulların oluşmadığı görülmüş olup sanığın üzerine yüklenen suçu işlediğinin sabit olmaması nedeniyle CMK.nun 223/2-e. maddeleri gereğince müsnet suçdan beraatine karar verilmiştir....Ayrıntıları bilirkişi raporunda belirtildiği şekilde, söz konusu şirketlere ilişkin yapılan inceleme neticesinde, tüm mal ve hizmet alımları ile alınan-gönderilen havale işlemlerinde ilgililere herhangi bir sorumluluk atfedilemeyeceği, bu şirketlere ilişkin yapılan alımların suçtan elde edilen veya suçun konusu olan bir para/mal olduğunun somut olarka ortaya konulamadığı, dolayısıyla ilgililere herhangi bir sorumluluk atfedilmesinin mümkün olmadığı belirtilmiş, sanıkların müştereken işletmekte oldukları şirketlere ilişkin mal alım-satımı, havale alım ve gönderim işlemlerinin ticari kaygı dışında herhangi bir örgütsel faaliyet içermediği hususunda mahkememizce tam bir vicdani kanı oluşmuş olup, örgütün finasmanın suçu açısından kesin, inandırıcı mahkumiyete esas alınabilecek fenni bir delilere ulaşılmadığı anlaşılmakla, bu anlatımlar ve 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesi gereğince sanığın cezalandırılabilmesi için gerekli ve yeterli koşulların oluşmadığı görülmüş olup sanığın üzerine yüklenen suçu işlediğinin sabit olmaması nedeniyle CMK'nın 223/2-e. maddeleri gereğince müsnet suçtan sanıkların ayrı ayrı beraatine karar verilmiştir." UYAP üzerinden yapılan incelemede dosyanın istinaf aşamasında derdest olduğu anlaşılmıştır.B. Tedbir Kararına İlişkin Süreç Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığınca 17/8/2016 tarihinde silahlı terör örgütüne üye olma suçundan başvurucunun da aralarında olduğu şüphelilerin gerçek ve tüzel kişiler ile kamu kurum ve kuruluşlarının uğradığı zararın tazmini amacıyla devir ve temliki ile bunlarla ilgili hak tesisini önlemek veya tasarruf yetkisini kısıtlamak için şüphelilere ait taşınmazlara, kara deniz veya hava ulaşım araçlarına, banka veya diğer mali kurumlardaki her türlü hesaba, gerçek veya tüzel kişiler nezdindeki her türlü hak ve alacaklara, kıymetli evraka, ortağı bulunduğu şirketteki ortaklık paylarına, kiralık kasa mevcutlarına ve diğer mal varlığı değerlerine el konulmasına karar verilmesi talep edilmiştir. Aynı yazı ile başvurucunun hissedarı olduğu altı şirketin kayıtlarına üçüncü kişilere devredilmesinin önlenmesi amacıyla şerh düşülmesine karar verilmesi de istenmiştir. Erzurum Sulh Ceza Hâkimliğince 17/8/2016 tarihinde, başvurucu ile diğer şüphelinin taşınmazları, hak ve alacakları ile vadeli ve vadesiz mevduat hesapları üzerine elkoyma tedbiri uygulanmasına ve bahsi geçen şirket kayıtlarına şerh konulmasına karar verilmiştir. Kararda, 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun maddesi ile 11/10/2006 tarihli ve 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun'un maddesi dayanak olarak gösterilmiştir. Başvurucu tarafından Erzurum Sulh Ceza Hâkimliğinin 17/8/2016 tarihli ve 2016/1973 Değişik İş sayılı kararı ile konulan tedbirin kaldırılmasına karar verilmesi talep edilmiş, talep Erzurum Sulh Ceza Hâkimliğinin 26/8/2016 tarihli kararıyla kesin olarak reddedilmiştir. Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı 31/10/2016 tarihli yazısı ile Erzurum Sulh Ceza Hâkimliğinin 17/8/2016 tarihli ve 2016/1973 Değişik İş sayılı kararının, Erzurum Sulh Ceza Hâkimliğinin 22/9/2016 tarihli ve 2016/2294 Değişik İş sayılı kararının, Erzurum Sulh Ceza Hâkimliğinin 23/9/2016 tarihli ve 2016/2477 Değişik İş sayılı kararının, Erzurum Sulh Ceza Hâkimliğinin 30/9/2016 tarihli ve 2016/2375 Değişik İş sayılı kararının, Erzurum Sulh Ceza Hâkimliğinin 26/10/2016 tarihli ve 2016/2677 Değişik İş sayılı kararının uygulama nedeniyle karışıklığa neden olduğunu belirterek anılan kararların kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Diğer taraftan Başsavcılık 17/8/2016 tarihli yazısındaki taleplerine ek olarak başvurucunun hissedarı olduğu MİM Unlu Mamüller Dondurma Sanayii ve Ticaret Limited Şirketinin kayıtlarına da şerh konulmasını ve tüm bu şirketlere Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun (TMSF) kayyum olarak atanmasına karar verilmesini istemiştir. Talebi kabul eden Erzurum Sulh Ceza Hâkimliğince 3/11/2016 tarihinde, başvurucu ile diğer şüphelinin taşınmazları, hak ve alacakları ile vadeli ve vadesiz mevduat hesapları üzerine elkoyma tedbiri uygulanmasına, bahsi geçen şirket kayıtlarına şerh konulmasına ve TMSF'nin şirketlere kayyum olarak atanmasına karar verilmiştir. Kararda, 5271 sayılı Kanun'un 128 ve maddeleri, 1/9/2016 tarihli ve 29818 mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 674 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin maddesinin ikinci bendi ile 5548 sayılı Kanun'un maddesi dayanak olarak gösterilmiştir. Anayasa Mahkemesince başvurucunun mal varlığına konulan tedbirin devam edip etmediği hususunda Mahkemeden bilgi talep edilmiş, Mahkeme 27/12/2018 tarihli yazısı ile mal varlığı üzerindeki tedbirin kaldırılması yönünde herhangi bir karara rastlanılmadığını bildirmiştir. Erzurum Ağır Ceza Mahkemesinde görülen dava neticesinde Mahkeme elkoyma ve kayyum atama kararları ile şirketler üzerine koyulan şerhlerin kaldırılmasına, şirketlerin 8/1/2019 tarihinden itibaren başvurucuya teslimine karar vererek müsadere talebini reddetmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısımları şöyledir:"...Sanıkların hissedarı olduğu ve Erzurum Sulh Ceza Mahkemesinin 3/11/2016 tarih ve 2016/3108 değiş iş numarası üzerinden el konulan şirketlere ilişkin el koyma kararını ayrı ayrı kaldırılmasına, bu değişik iş kararı ile sanıklara ait şirketlerin yönetimi için atanmasına karar verilen kayyumluk kararınında kaldırılmasına, bu şirketlerin ceza dosyamız kapsamında devrini engelleyen tüm takkiyatların/şerhlerin ayrı ayrı kaldırılmasına, şirketlerin sanıklara karar tarihinden (08/01/2019) itibaren teslimine 8/1/2019 tarihli celsede karar verildiği anlaşılmakla; söz konusu şirketlerin tck 55 maddesi gereğince müsaderesine ilişkin talebin suçtan hasıl olan kıymetler olduğunun ispatlanamamış olması nedeniyle reddine [karar verildi]" İlgili ulusal ve uluslararası hukuk için bkz. Ali Şeker, B. No: 2016/68962, 20/9/2018, §§ 27-