6. Hukuk Dairesi 2025/480 E. , 2026/182 K. "" MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2024/31 E., 2024/408 K. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü. I. DAVA Davacı veki…
6. Hukuk Dairesi 2025/480 E. , 2026/182 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2024/31 E., 2024/408 K. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü. I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı ile bir kısım estetik operasyonların gerçekleştirilmesi için 4.000,00 TL bedel karşılığında anlaştığını, müvekkilinin yüzüne 17.04.2018 tarihinde dolgu işlemi uygulandığını, operasyonu takip eden 8. günde müvekkilinin yüzünün şiştiğini, iki kez anjiyo ödem atağı geçirdiğini, yüzünde kistler oluştuğunu, davalının kistleri alıp düzeltme yapmadığını, müvekkilinin kendi imkanları ile tedavi olduğunu, yüzünde sabit iz kaldığını, davalının uyguladığı işlem sonrasında istenen sonucun elde edilemediğini, göçükler, apseler oluştuğunu, maddi ve manevi zarar gördüğünü ileri sürerek, 4.000,00 TL maddi, 20.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; tarafların dolgu işlemi için anlaştığını, davacının Hasta Hakları Bildirimi ve Aydınlatılmış Hasta Onam Formu’nu okuyup imzaladığını, kullanılan ilaçlar sonucu ortaya çıkabilecek yan etkileri konusunda bilgilendirildiğini, riskleri göze alarak rıza gösterdiğini, Sağlık Bakanlığı onaylı ürün kullanılarak operasyonun sorunsuz bir şekilde tamamlandığını, operasyonun ardından 8 gün boyunca davacıdan haber alınamadığını, 25.04.2018 tarihinde davacının kliniğe ulaştığını, müvekkilinin şahsi numarasının verildiğini, alınması gereken tedbirler, kullanılması gereken ilaçların anlatıldığını, davacının yüzündeki şişlik inmeyince ödem sökücü enjeksiyon tedavisi gördüğünü, hastane raporlarından görüleceği üzere doktor kusurundan kaynaklan bir enfeksiyon bulunmadığını, kullanılan ilaçların davacı üzerinde alerjik reaksiyon gösterdiğini, davacıya yardımcı olma çabalarının kendisi tarafından engellendiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 14.04.2021 tarihli kararı ile; dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarının birbirini teyit ettiği, davacıya yapılan dolgu işleminin tıbbın gereklerine uygun olarak yapıldığı, işlemde hekim kusuru olduğuna dair bir izlenim alınamadığı, davacıda meydana gelen şişlik, çene altındaki çöküklük, kist ve ödemlerin yapılan dolgu işlemi sonrasında oluştuğu, bu durumun ancak komplikasyon tanımlaması ile açıklanabileceği, davacıda çehrede sabit eser niteliğine sahip bir iz olmadığı, bu nedenle onarım veya düzeltme gerektirecek bir işlem ve maliyet hesaplamasının da mümkün olmadığı, davacının İnsan Hakları ve Biyotıp Sözleşmesinin 5. maddesine ve Hekimlik Meslek Etiği Kurallarının 26. maddesine uygun bir biçimde davalı doktor tarafından bilgilendirildiği, yazılı kabul ve onayının alındığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 14.04.2021 kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 24 Hukuk Dairesinin 03.02.2022 tarih ve 2021/1117 Esas, 2022/103 Karar sayılı ilamı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 03.02.2022 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 05.10.2023 tarih ve 2022/1495 Esas, 2023/3155 Karar sayılı kararı ile taraflar arasındaki sözleşmenin eser sözleşmesi niteliğinde olduğu, davacının dolgu işlemi ile ilgili isteminin, yüklenici tarafından daha güzel bir görünüme kavuşturulacağı yönünde bir garanti verilmesi ve müdahale sonrası sürecin sağlıklı bir şekilde neticelendirilmesi niteliğinde olduğu, ancak yapılan dolgu işlemi sonrasında taahhüt edilen sonuç gerçekleşmediğinden davacıya yapılan estetik müdahalenin sonucu itibariyle davacı iş sahibi yararına sonuç vermediği, dava konusu tıbbi müdahalenin eser sözleşmesi niteliğinde olduğunu gözetmeyen ve bu hususta değerlendirme içermeyen bilirkişi raporlarına dayanılmasının hatalı olduğu, mahkemece aralarında üniversitelerden seçilecek akademik kariyere sahip Estetik Plastik ve Rekonstrüktif cerrahisi konusunda uzman 3 kişilik bilirkişi kurulu oluşturulmak suretiyle gerektiğinde davacı da muayene edilerek, dosyadaki belge ve bilgiler incelenerek alınacak rapora yapılacak itirazlar da dikkate alınıp eser sözleşmesi hükümleri çerçevesinde maddi tazminat miktarının tespit edilmesi, davacının manevi tazminat talebi yönünden ise, somut olayın özelliklerine, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre takdir edilecek uygun miktarda manevi tazminat miktarının da değerlendirilerek hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerektiği belirtilerek, karar bozulmuştur. Mahkeme ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; maddi tazminat hesabının yapılması için bilirkişi incelemesi yapılması ve masrafın davacı tarafından iki haftalık kesin süre içerisinde mahkeme veznesine yatırılması yönünde ara karar kurulduğu, verilen kesin süre içerisinde davacı tarafından bilirkişi incelemesi için gerekli delil avansının yatırılmadığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 324/2. maddesi hükmü uyarınca, davacının maddi tazminat hesabı yönünden bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçtiği sonucuna ulaşıldığı, dosyada mevcut bilgi ve delillere göre inceleme yapılarak Yargıtay bozma kararında belirtildiği üzere, taraflar arasındaki eser sözleşmesinde, yüklenici konumundaki davalının, davacının dolgu işlemini taahhüt ettiği şekilde gerçekleştirmediği, estetik müdahalenin vaat edilen sonucu gerçekleştirmediği, bu nedenle davalının, davacının maddi tazminat talebinden sorumlu olduğu, davacının estetik operasyon için davalıya 4.000,00 TL ödeme yaptığı, manevi tazminat talebi bakımından ise davalının üstlendiği işi kararlaştırılan ve vaat edilen şekilde gerçekleştiremediği, işin ayıplı şekilde ifa edilmesinden dolayı davacının yüzünde ödem oluştuğu, bunun giderilmesi için davacının hastaneye başvurarak tıbbi tedavi gördüğü, şişilik ve ödem yüzünden iş ve sosyal yaşamından geri kaldığı; bu durumun davacıyı üzüntü ve eleme sevkettiği, cismani yönden gördüğü bu hasar nedeniyle davacının manevi tazminat talep etme koşullarını oluşturduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 4.000,00 TL maddi tazminat ile 20.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 24.000,00 TL tazminatın olay tarihi olan 17.04.2018 tarihinden itibaren yasal faiz ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davacının gerçekleştirilmesini istediği dolgu işlemi hakkında bilgi aldıktan sonra söz konusu işlemlerin uygulanması için müvekkili ile anlaştığını, davacının dosyada yer alan Hasta Hakları Bildirimi ve Aydınlatılmış Hasta Onam Formu'nu okuyup imzaladığını, ilgili işlem sonucunda tarafların herhangi bir kusuru olmasa dahi, kullanılan ilaçlar sonucu ortaya çıkabilecek yan etkiler konusunda bilgilendirilmiş ve bu riski de göze alarak formları imzalayarak işlemin yapılmasına açık bir şekilde rıza gösterdiğini, müvekkili doktorun devamlı olarak başka hastalarda kullandığı ilaçların kullanıldığını, uygulamanın sorunsuz bir şekilde tamamlandığını, işlemden 8 gün sonrasında davacının yüzünde oluşan şişliklerle ilgili olarak hastane raporlarından görüleceği üzere doktor kusuru ile ortaya çıkabilecek herhangi bir enfeksiyon izine rastlanmadığını, yalnızca kullanılan ilaçların davacı hasta üzerinde alerjik reaksiyon gösterdiği ve buna bağlı olarak şişlikler ve ödem oluştuğunun tespit edildiğini, Yargıtay'ın bozma gerekçesinde yeni bir heyet oluşturularak rapor alınması ve buna bağlı olarak hüküm kurulması gerektiği belirtilmesine rağmen davacının belirlenen masrafı yatırmadığı gibi duruşmaya da mazeret bildirerek katılmadığını, dosyada davacının iddialarını destekleyen tek bir rapor dahi olmamasına rağmen mahkemece dosya bilirkişi heyetine gönderilmeden davanın kabulüne karar verildiğini, verilen kararın hukuk ve hakkaniyetle bağdaşmadığını, kararın bozulması gerektiğini beyan etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, eser sözleşmesi niteliğindeki estetik müdahaleden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkan bulunmadığı anlaşılmakla; davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.01.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.