1. Ceza Dairesi 2022/14421 E. , 2024/808 K. MAHKEMESİ :Ceza Dairesi İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun'un) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 ... maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemin…
**1. Ceza Dairesi 2022/14421 E. , 2024/808 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ceza Dairesi İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun'un) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 ... maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 ... maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.06.2022 tarihli ve 2022/64 Esas, 2022/237 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 5237 sayılı Kanunun 82 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (d) bendleri, 53 üncü Esas No: 14421 maddesinin birinci fıkrası ve 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına ayrıca 5237 sayılı Kanunun 58 ... maddesi gereği ikinci kez mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 12.10.2022 tarihli ve 2022/2772 Esas, 2022/2756 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık ve müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 ... maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. 3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 29.11.2022 tarihinde tanzim olunan ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz sebepleri 1.Eylemin tasarlanarak işlenmediğine, 2.Haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiğine, 3.Takdiri indirim hükümlerinin uygulanması gerektiğine, İlişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü 1.Sanık ile maktulün kardeş oldukları, sanığın ... ilinde maktulün ise babası ile ... ilinde yaşadıkları, sanığın olaydan bir süre önce çalışmak için ... ilinden ... iline geldiği, sanığın yanına ruhsatsız tabancasını alarak olaydan bir saat önce maktulün evinin kapısını yokladığı ve maktulün evde olmadığını anlayınca bahçeye girerek maktulü beklemeye başladığı, evin bahçe kapısını açan ... defalarca ateş ettiği ve ardından 112'yi arayarak içinin soğuduğunu söylediği, tarafların babalarının sanığın maktulü sebepsiz yere vurduğunu ifade ettiği anlaşılmakla sanığın kardeşi maktulü tabanca ile tasarlayarak kasten öldürdüğünün kabulü ile sanık hakkında nitelikli kasten öldürme suçundan mahkumiyet hükmü kurulduğu anlaşılmıştır. 2. Tanık beyanları dava dosyasında bulunmaktadır. 3.Adli Tıp Kurumu Morg İhtisas Dairesinin 20.01.2022 tarihli Otopsi Raporu dosyada mevcuttur. 4.12.12.2021 tarihli görüntü inceleme tutanağı dosyada mevcuttur. 5.03.01.2022 tarihli 112 ile görüşmelere ilişkin ses kayıt inceleme tutanağı dosyada mevcuttur. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. V. GEREKÇE A.Tasarlama yönünden 1. Kasten öldürme suçu 5237 sayılı Kanun'un 81 ... maddesinin birinci fıkrasında; “Bir insanı kasten öldüren kişi, müebbet hapis cezası ile cezalandırılır." şeklinde düzenlenmiş, İşlenmesi hâlinde, kişi ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılır." Şeklindeki düzenleme ile tasarlayarak öldürme, kasten öldürme suçunun nitelikli hâlleri arasında sayılmıştır. 2. Gerek madde metninde, gerekse gerekçesinde tasarlama kavramının tanımına yer verilmemiş, bu konunun açıklığa kavuşturulması, öğreti ve yargısal kararlara bırakılmıştır. Öğretide tasarlamayı açıklama bakımından "soğukkanlılık" ve "planlama teorisi" olarak iki görüş ileri sürülmüştür. Soğukkanlılık teorisine göre, tasarlayarak öldüren şahısta bir soğukkanlılık gözlenmektedir. Bu kişinin başkasını öldürürken hiç heyecan duymamış olması, ondaki ruhsal kötülüğü göstermektedir. Ayrıca fail, öldürme kararını önceden almış olmasına, araya zaman girmiş olmasına karşın, soğukkanlılığını korumuş ve bu karardan vazgeçmemiştir. Planlama teorisine göre ise tasarlama ile işlenen öldürme suçlarında, suç, önceden kararlaştırılmış, hazırlanmış ve planlanmıştır. Bu hazırlık, pusu kurmak, mağduru ya da maktulü bulmak, hile ile öldüreceği yere getirmek şeklinde olabilecektir. Burada fail, önceden aldığı suç işleme kararını gerçekleştirmek için suçta kullanacağı araçları seçip, temin etmekte ve bu suçu nasıl işleyeceği konusunda plan yapmaktadır. 3. Tasarlama hâlinde fail, anında karar verip fiili işlememekte, suç işleme kararı ile fiilin icrası arasında sükûnetle düşünebilmeye yetecek kadar bir süre geçmektedir. Fail bu süre içinde suçu işleyip işlememe konusunda düşünmekte ve suçu işlemekten vazgeçmemektedir. Failin suçu işlemekten vazgeçmesi ve fakat bir başka nedenle ve bir başka ani kararla fiili işlemesinde tasarlamadan söz edilemez. Suç işleme kararının hangi düzeydeki eylem için ve ne zaman alındığı ile eylemin şarta bağlı olmayan bu kararlılıktan ne kadar zaman geçtikten sonra işlendiği mevcut delillerle belirlenmeli, suç kararıyla eylem arasında geçen zaman dilimi içerisinde ruhi sükûnete ulaşılıp ulaşılamayacağı değerlendirme konusu yapılmalıdır. 4. Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; sanık ile maktulün kardeş oldukları, sanığın ... ilinde maktulün ise babası ile ... ilinde yaşadıkları, sanığın olaydan bir süre önce çalışmak için ... ilinden ... iline geldiği, sanığın yanına ruhsatsız tabancasını alarak olaydan bir saat önce maktulün evinin kapısını yokladığı ve maktulün evde olmadığını anlayınca bahçeye girerek maktulü beklemeye başladığı, evin bahçe kapısını açan ... defalarca ateş ettiği ve ardından 112'yi arayarak içinin soğuduğunu söylediği, tarafların babalarının sanığın maktulü sebepsiz yere vurduğunu ifade ettiği, sanığın maktulü öldürme kararını önceden verdiği, bu kararı verdikten sonra aradan soğukkanlılığa kavuşacak kadar makul bir süre geçtikten sonra kardeşi maktulü kasten öldürdüğü sonucuna varılmakla, Mahkemece sanığın eylemlerinin 5237 sayılı Kanun'un 82 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında kabul edilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır. B.Haksız Tahrik yönünden Sanığın beyanı ile uyumlu tanık ...'in 01.02.2022 tarihli ifadesine göre; maktulün ...'e, sanığı kastederek "onlara öyle iftira at ki senin yanına yaklaşamasınlar bak ben 22 yıldır nasıl uzaklaştırdım kendimden" dediği, tanık ...'in de sanığın ...'a "... bana yıllarca tehdit ve baskı ile tecavüz etti diye iftira atarım" şeklinde mesaj attığı anlaşıldığından sanık hakkında asgari seviyede haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiği gözetilmeyerek fazla ceza tayini hukuka aykırı bulunmuştur. C.Takdiri indirim hükümleri yönünden Mahkemenin takdir yetkisinin cezanın bireysel caydırıcılığı fonksiyonu dikkate alınarak yerinde, yeterli ve kanunî bir gerekçeye dayandığı ve sanık lehine uygulanmamasına karar verildiği anlaşılmakla, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır. V. KARAR Gerekçe bölümünde yer alan (B) bendinde haksız tahrike yönelik açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 12.10.2022 tarihli ve 2022/2772 Esas, 2022/2756 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, Üye Sayın ...'in haksız tahrike ilişkin uygulama oranının asgari had ile makul oran arasında belirlenmesi gerektiğine yönelik karşı oyu ve oy çokluğu ile BOZULMASINA, Hükmolunan ceza miktarı ve tutuklulukta geçirilen süre dikkate alınarak sanık müdafinin tahliye talebinin REDDİNE, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesi uyarınca ... 1. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, KARŞI OY : Sanık ...'in ablası ...'i kasten öldürdüğü sabit olan dosyada sanık hakkında yerel mahkemece verilen mahkûmiyet kararı Bölge Adliye Mahkemesi tarafından onanmış kararın temyizi üzerine Dairemiz tarafından sanığın asgari seviyede haksız tahrik altında bu suçu işlediğinden bahisle kararın bozulmasına oy çokluğu ile karar verilmiştir. Dosya kapsamı ve delil durumuna göre sanığın müsnet suçu işlerken maruz kaldığı, Dairemizce kabul edilen ve haksız tahrik olarak değerlendirilen iftiranın niteliği ve sanıkta oluşturduğu korku, kaygı düzeyi dikkate alındığında sanığın cezasından asgari seviye ile makul seviye arasında bir oranda indirim yapılması gerekirken asgari seviyede haksız tahrik indirimi yapılarak, sanığa fazladan ceza verildiği kanaatinde olduğumdan, Dairemizin kararına bu yönüyle muhalifim. Şöyle ki; Maktul ... babasıyla beraber ... ilinde yaşamakta, kardeşleri ..., ..., ... ise farklı illerde yaşamakta olup ailenin kendi arasında geçmişten beri anlaşmazlıklar olduğu dosya kapsamına göre sabittir. Sanık ... kolluk aşamasında verdiği ve daha sonra da tekrar ettiği savunmasında: ... ablası ve babası ile birlikte ...'da bir süre yaşadığı halde ablasının 1,5 yaşındaki öz çocuğu olan ...’a kendisinin tecavüz ettiğini söyleyerek, kendisine iftira atması nedeniyle yaklaşık 20 yıl kadar önce ablasının yanından ayrılarak memleketi olan ... ilinde abisi olan ... ile beraber yaşamaya başladıklarını, ablasının bu iftira ile ilgili resmi bir merciye müracaatının olmadığını, ancak tüm akrabalarına bu iftirayı duyurduğu için bu olayın etkisi altında kaldığını, birlikte yaşadığı ... ile yengesi ...'in evliliklerinin anlaşmazlık nedeniyle sıkıntıya girdiğini, kendisi de abisi ve yengesinin evinde kaldığı için bu olaylardan etkilendiğini, yengesi ...'in ablası olan ... ile arasının iyi olması nedeniyle görüştüklerini bildiğini, bir gün ... ile yengesi ... tartışırken ...’in abisine kendisini kastederek ... hakkında öyle bir iftira atarım ki ...’ın yıllarca bana zorla tecavüz ettiğini söylerim ve bir türlü başını beladan kurtulamaz şeklinde bir söz söylediğini, hatta bu içerikte bir mesajı da kendi abisi olan ...’a yengesi ...'in gönderdiğini bunun üzerine abisinin bu mesajı kendisine de gösterdiğini, iftira atma fikrini ... olan ablası ...'in ...’e söylediğini öğrenmesi üzerine kendisine iftira atılacağı düşüncesiyle korkarak ... Cumhuriyet Başsavcılığına gidip kendisine böyle bir iftira atılacağını söylediğini, bu konuda kendisinin ve yengesi ...’in ifadelerinin alındığını ve bu olaydan sonra ve yine bu olayı konuşmak için yine ablası ...'in ...'daki evine geldiğini ve ablasını bu olayın etkisi altında öldürdüğünü söylemiştir. Tanık ... kolluktaki ifadesinde ...’ın yengesi olduğunu, öldürülen ...'in ise eltisi olduğunu ...'in eşinden boşanmış olup, babasıyla yaşadığını daha önce ...'in ...’ın kendi oğluna tecavüz ettiğini söyleyerek ona iftira attığını ancak bu konuyu resmi mercilere şikayet etmediğini, bu nedenle ...’ın ...'da yaşadığı halde ... iline taşındığını ve kendileri ile yaşadığını, bu arada kendisinin eşiyle anlaşmazlık yaşadığını boşanma aşamasında olduğunu araları iyi olan ... ile sık sık telefonla konuştuğunu konuşmalarından birinde kendisinin ...’dan şikayetçi olması nedeniyle ...'in kendisine hitaben “Onlara öyle bir iftira at ki senin yanına yaklaşamasınlar” dediğini, kendisinin de bunu bir tartışma sırasında eşine söylediğini ve bu hususta eşine bir mesaj attığını ve yine böyle bir iftira atarsam ...'in de şahitlik yapacağını yine kendisinin söylediğini, ...’ın bu mesajı gördüğünü ...’ın kendisine herhangi bir tecavüzde bulunmadığını ancak bu durumu duyunca savcılığa giderek kendisine iftira atılacağına dair şikayetçi olduğunu kendisinin de ifade verdiğini söylemiştir. Olay ... ilinde meydana gelmiş olup sanıp ... ... ilinden gelerek ablasının oturduğu evin avlusunda, taşıdığı tabancayla onu vurarak öldürmüş ve bu eylemi nedeniyle tasarlayarak öz kardeşini öldürmekten mahkumiyet cezası almıştır. Sanık savunmasında hem 20 yıl önce kendisini ablasının iftirasına maruz kaldığını, öz yeğeni ...'a tecavüz ettiği yönünde ablası ...'in iftirası üzerine ...’da yaşamayı bırakıp ... iline ...'ın yanında yaşamaya geldiğini, bu iftiradan tüm akrabaların haberdar olduğunu, ablasının da bu iftira ile ilgili resmi mercilere şikayet etmediğini, olay tarihi öncesinde de ... ve yengesinin anlaşmazlık nedeniyle boşanma aşamasında olup, kendisi de onlarla aynı evi paylaştığı için yengesiyle arasında sıkıntılar olduğunu, bir gün abisinin kendisine yengesi ...’in attığı bir mesajı gösterdiğini bu mesajda yengesi ...’a öyle bir iftira atarım ki bana ... zamandır zorla tecavüz ediyor derim. ... de şahitlik yapacağını söylüyor ve sizden kurtulurum gibi bir mesaj okuduğunu, bundan çok etkilendiğini ve yine korkarak kendisine iftira atılacağını belirtip ... Cumhuriyet Başsavcılığına şikayetçi olduğunu, hem kendisinin hem de yengesi ...'in beyanlarının alındığını yine bu olayın etkisiyle bu olayı konuşmak için ... iline gittiğini ve ablasını bu olayın etkisi altında öldürdüğünü kabul etmiştir. Sanığa atılacağı söylenen iftira eylemi Türk Ceza kanununda 102/2. maddede düzenlenen nitelikli cinsel istismar suçu olup, kanun da öngörülen cezası ve sanık ...’ın atılacak iftira sonucu belki de ... yıllar cezaevinde kalabilecek ihtimali ve tehdidi altında olduğunu düşünmesi ve yine bu iftira düşüncesinin yengesi ...'e ablası ... tarafından akıl verilerek gerçekleştirileceği ihtimali dikkate alındığında, sanığın 20 yıl önce de böyle bir iftiraya yine ablası ... tarafından maruz bırakılması nedeniyle ikinci olay üzerine yaşadığı korku, elem ve hiddetin boyutu asgari seviyede haksız tahrik indirimi yapılarak, karşılanamayacak ölçüde büyük olduğu kanaatinde olduğumdan sanığın cezasından asgari seviye de indirim yapmak yerine asgari ile makul seviye arasında bir indirim yapılmasının dosya kapsamı ve hakkaniyete uygun olduğunu düşündüğümden Dairemizin haksız tahrikten asgari seviyede indirim yapılması gerektiğine dair çoğunluk görüşüne katılmıyorum.22.02.2024