Başvuru, ceza soruşturması sırasında terör örgütlerinin finansmanında kullanıldığı şüphesiyle paraya el konması, bu paranın ipotek karşılığı iade edilmekle beraber aradan geçen süreye ve mali raporlardaki lehe olan bulgulara rağmen ipoteklerin kaldırılmaması ve yargılama neticesinde bu paranın müsaderesine karar verilmesi nedenleriyle mülkiyet hakkı ile çalışma ve sözleşme özgürlüğünün ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; ceza soruşturması sırasında terör örgütlerinin finansmanında kullanıldığı şüphesiyle paraya el konması, bu paranın ipotek karşılığı iade edilmekle beraber aradan geçen süreye ve mali raporlardaki lehe olan bulgulara rağmen ipoteklerin kaldırılmaması ve yargılama neticesinde bu paranın müsaderesine karar verilmesi nedenleriyle mülkiyet hakkı ile çalışma ve sözleşme özgürlüğünün ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 22/1/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 30/6/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 27/10/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 26/12/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş 9/1/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanlarını 20/1/2015 tarihinde sunmuştur. A. Olaylar Başvuru Tarihine Kadar Yaşanan Gelişmeler Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu özellikle taşınmaz mal alım, satım, kira ve inşası ile ilgili olmak üzere otuz yılı aşkın bir süredir ticari faaliyetlerde bulunmuş olup 1997 ile 2011 tarihleri arasında da Ankara Ticaret Odası başkanı olarak görev yapmıştır. Başvurucu hakkında kamuoyunda "Ergenekon Soruşturması" olarak da bilinen İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 15/4/2008 tarihli ve 2007/2023 Soruşturma sayılı dosyasında yapılan talep üzerine İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK madde ile görevli) 15/4/2008 tarihli ve 2008/601 Teknik Takip numaralı kararı ile terör örgütü üyesi olma suçundan iletişiminin tespitine, dinlenmesine, izlenmesine, kayda alınmasına ve sinyal bilgileri değerlendirilerek teknik cihazlar ile takibine karar verilmiştir. İletişimin dinlenmesi kararları İstanbul Ağır Ceza Mahkemesince (CMK madde ile görevli) 14/8/2008 tarihinde "terör örgütü üyesi olma şüphesi", 12/11/2008 tarihinde de "terör örgütü faaliyetlerinde bulunma, suç örgütü kurma ve buna bağlı olarak örgütün faaliyetlerinde bulunma" suçları gerekçe gösterilerek üçer aylık sürelerle uzatılmıştır. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin 29/6/2008 tarihli ve 2008/1005 teknik takip numaralı kararı ile "terör örgütü üyesi olma" suçuna ilişkin kuvvetli şüphenin bulunduğu gerekçesiyle başvurucunun evinde ve iş yerinde yetmiş iki saat süreyle geçerli olmak üzere gece veya gündüz arama yapılmasına, bulunacak suç eşyaları ile delillere el konmasına ve bu eşya ile deliller hakkında inceleme yapılmasına karar verilmiştir. Kolluk görevlilerince düzenlenen 1/7/2008 tarihli yakalama, arama ve el koyma tutanağında saat 20 itibarıyla başvurucunun evinde yakalandığı, evinde yapılan aramada çeşitli CD ve dokümanlar ile video kasedi ve cep telefonunun geçici olarak muhafaza altına alındığı, ayrıca başvurucunun evinde bulunan kasanın açıldığı, bu kasada mücevher, saat ve kalem ile 000 avro civarında başvurucunun kendisine ait olduğunu söylediği paranın tespit edilerek aramaya saat 00 itibarıyla son verildiği belirtilmiştir. Bu arama neticesinde söz konusu paraya el konmadığı anlaşılmaktadır. Bu arama işleminden sonra 3/7/2008 tarihli çeşitli ulusal gazetelerde başvurucunun evindeki kasada 000 avro para bulunduğu yönünde haberler yapılmıştır. Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) tarafından gönderilen 25/7/2008 tarihli yazıda, başvurucu ve yakınlarının Türk lirası ve döviz cinsinden banka hesaplarındaki mevduatla evinde tespit edilen paranın değeri karşılaştırıldığında, bankalarda işlem gören veya yatırım hesaplarında değerlendirilen unsurların bu değerin oldukça altında olduğu, bu meblağı bankacılık sisteminde veya diğer finansal yatırım araçlarında değerlendirmeyerek evindeki kasasında muhafaza etmesi durumunun, mükellefin mutad finansal davranışlarına, iktisadi teknik icaplara aykırılık teşkil ettiği ve bu şekilde muhafazasının "şüpheli" olduğu, buna bağlı olarak söz konusu meblağın "suç konusu gelir olma ihtimali veya benzeri şekilde kullanılma ihtimali" olduğu kanaatine varıldığı belirtilmiştir. Bu defa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 28/7/2008 tarihinde, başvurucu hakkında "silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan başvurucunun evinde ve banka kasasında yeniden arama ve el koyma kararı verilmesi talebinde bulunulmuş, İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin(CMK madde ile görevli) 28/7/2008 tarihli ve 2008/1026 teknik takip numaralı kararı ile "delillerin karartılma ihtimali" olduğu da belirtilerek gündüz vakti ve yirmi dört saat süreyle geçerli olmak üzere talebin kabulüne karar verilmiştir. Başvurucunun evinde 29/7/2008 tarihinde kolluk görevlileri tarafından arama yapılmış, tutanakta yapılan arama neticesinde herhangi bir suç unsuruna rastlanmadığı belirtilerek başvurucunun, arama ve el koyma kararında bahsi geçen 000 Avro tutarındaki paranın eşi tarafından Bank Şaşmaz Şubesine hatırlayamadığı bir tarihte yatırıldığını beyan ettiği yazılmıştır. Banka kayıtlarına göre başvurucunun eşi tarafından 10/7/2008 tarihinde Bank Şaşmaz Şubesinde açılan döviz tevdiat hesabına yine bu tarihte 000 avro tutarında para yatırılmıştır. Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin 30/7/2008 tarihli ve 2008/1071 teknik takip numaralı kararı ile "silahlı terör örgütüne üye olma" suçuna ilişkin olarak "yatırılan paranın terör örgütlerinin finansmanında kullanılma şüphesi bulunduğu" gerekçesiyle başvurucu ve eşinin Bank Şaşmaz Şubesindeki bütün banka hesaplarına el konmasına karar verilmiştir. Başvurucu adına müdafii 24/9/2008 tarihinde, başvurucunun el konulan parasının taşınmaz rehni veya banka teminatı karşılığında iadesine karar verilmesini talep etmiştir. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin 7/10/2008 tarihli ve 2008/876 Değişik İş sayılı kararı ile yürütülen ceza soruşturması sırasında el konulan başvurucuya ait 000 avro tutarındaki paranın bu değerde gösterilecek taşınmaz rehni karşılığında başvurucuya iade edilmesine karar verilmiştir. Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine Ankara Defterdarlığınca 3/11/2008 tarihinde başvurucunun taşınmazlarına ipotek konulması için tapu müdürlüklerine yazılar yazılmıştır. Başvurucunun Ankara ili Çankaya ilçesi Çayyolu Mahallesi'nde bulunan 13071 ada 1 parsel sayılı dubleks betonarme niteliğindeki taşınmazı üzerine 280 TL bedelle; Ankara ili Altındağ ilçesi İnkılap Mahallesi'nde bulunan mağaza niteliğindeki 6101 ada 5 parsel zemin kat 4 numaralı bağımsız bölüm üzerine 000 TL bedelle ve Ankara ili Etimesgut ilçesi Erler Mahallesi 44050 ada 1 parsel sayılı arsa niteliğindeki taşınmazın 3439/28758 payı üzerine 220 TL bedelle, dereceden ve fekki bildirilinceye kadar olmak üzere Maliye Hazinesi lehine 5/11/2008 tarihinde ipotekler tesis edilmiş ve bu ipotekler aynı tarihte anılan taşınmazların tapu kayıtlarına tescil edilmiştir. Valilik, talep edilen ipoteklerin tesis edilerek tapu kayıtlarına tescil edildiğini 6/11/2008 tarihinde Cumhuriyet Başsavcılığına bildirmiş; başvuru formu ve eklerinden anlaşılamayan bir tarihte el konan 000 avro tutarındaki para başvurucuya iade edilmiştir. Cumhuriyet Başsavcılığının kamuoyunda "İkinci Ergenekon İddianamesi" olarak bilinen 8/3/2009 tarihli ve 2009/188 sayılı iddianamesi ile başvurucunun iddia olunan Ergenekon silahlı terör örgütü içinde üst düzey görevlerde faaliyet gösteren örgüt üyesi olduğu, yürütme organını devirmeye teşebbüs eylemlerine iştirak ettiği, halkı Hükûmete karşı isyana tahrik ettiği, terör suçlarının işlenmesinde kullanılmak üzere 000 avro fon sağladığı ve evinde bu amaçla sakladığı, fon kullanılmamış olsa bile cezalandırılması ve müsaderesinin (zor alım) gerektiği ileri sürülerek başvurucunun "cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya Türkiye Büyük Millet Meclisinin görevlerini kısmen veya tamamen yapmasını engellemeye teşebbüs" etme suçundan 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun maddesinin (1) numaralı fıkrası, "cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etme" suçundan maddesinin (1) numaralı fıkrası, "halkı Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetine karşı silahlı bir isyana tahrik etme suçundan" maddesinin (1) numaralı fıkrası, bu amaçlarla "silahlı örgüt kurma ve yönetme" suçundan maddesinin (2) numaralı fıkrası ve "terör suçlarının işlenmesinde kullanılacağını bilerek ve isteyerek fon sağlama" suçundan 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi uyarınca ayrı ayrı cezalandırılmasına ve el konulan paranın ise müsaderesine karar verilmesi talep olunmuştur. Öte yandan Cumhuriyet Başsavcılığının Maliye Bakanlığı Gelirler Kontrolörleri Dairesine yazdığı 9/10/2009 tarihli yazı üzerine gelirler kontrolörleri tarafından düzenlenen 10/12/2010 tarihli raporda;i. Başvurucunun otuz yılı aşkın bir süredir ticari faaliyetlerle meşgul olduğu ve sivil toplum kuruluşlarında önemli görevler üstlendiği, servet unsurları ve inceleme dönemi itibarıyla önemli miktarlarda gelir getirici işlemler gerçekleştirdiği ifade edilerek başvurucunun000 avro ve üzerinde bir servete sahip olmasının mümkün olduğu,ii. Belirtilen nakit dövizin hangi işlemler sonucunda elde edildiğinin ortaya konamadığı dolayısıyla söz konusu paranın nakit akışı yönünden takibinin yapılamadığı,iii. Bu miktardaki nakit paranın kasada muhafaza edilmesinin ticari teamüller karşısında "mutad bir işlem olmadığı" ve "gayrimeşru bir işlemin varlığı" konusunda kuvvetli bir şüphe oluşturduğu,iv. Başvurucuya ait gelir ve servet unsurları ile öncül suçun (suçtan elde edilen mal varlığı değerlerini aklama suçunun) illiyet bağının kurulamadığı, diğer bir deyişle başvurucuya ait varlıkların öncül suç sayesinde elde edildiğine yönelik emarelerin tespit edilemediği ve dolayısıyla başvurucu tarafından suç gelirlerinin aklanması suçunun işlendiği veya işlenmediği yönünde kesin bir yargıya varılmadığı,v. Başvurucuya ait banka hesaplarında yapılan inceleme ve araştırma sonuçlarına göre iddianamede başvurucu ile aynı terör örgütüne üye olmakla suçlanan kişilerle başvurucu arasında yapılmış herhangi bir para alışverişine rastlanmadığı belirtilmiştir. Yapılan yargılama neticesinde İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin (TMK madde ile görevli) 5/8/2013 tarihli ve E.2009/191, K.2013/95 sayılı kararı ile başvurucu hakkında 5237 sayılı Kanun'un maddesinin (2) numaralı fıkrası, maddesinin (1) numaralı fıkrası, maddesinin (1) numaralı fıkrası ve maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca ayrı ayrı cezalandırılması için kamu davası açılmış ise de eylemlerin bir bütün hâlinde 5237 sayılı Kanun'un maddesinin (1) numaralı fıkrası ve 1/3/1926 tarihli ve 765 sayılı mülga Türk Ceza Kanunu'nun maddelerindeki suçu oluşturduğu, suç için elverişli eylemlerin gerçekleştirildiği tarihin 1/6/2005'den önce olduğu ve başvurucunun suç tarihinde yürürlükte olup lehine olduğu belirtilen 765 sayılı mülga Kanun'un maddesinde düzenlenen "Türkiye Cumhuriyeti icra vekilleri heyetini cebren ıskat veya vazife görmekten cebren men etmek" suçunu işlediğinin sabit olduğu gerekçesiyle anılan madde uyarınca başvurucunun ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına; ancak, eylemin eksik teşebbüs aşamasında kaldığı belirtilerek suçun işleniş biçimi, suçun konusunun önem ve değeri, meydana gelecek zarar veya tehlikenin ağırlığı, sanığın kastının yoğunluğu, güttüğü amaç ve saikine göre 765 sayılı mülga Kanun'un maddesinin birinci fıkrası ile başvurucunun yargılama sürecindeki tutum ve davranışlarına göre 765 sayılı mülgaKanun'un maddesinin ikinci fıkrası hükümlerine göre cezada indirim yapılarak başvurucunun neticeten 12 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Karar ile ayrıca başvurucudan el konulan 000 avro tutarındaki paranın Ergenekon silahlı terör örgütünün bir kısım eylem ve faaliyetinin finansmanı için bulundurulduğu belirtilerek 765 sayılı mülga Kanun'un maddesinin birinci fıkrası uyarınca müsaderesine karar verilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısımları şöyledir:"Sanık Sinan Aydın Aygün, 2002 yılında merhum Başbakan Bülent Ecevit’in işgöremez ve görevinin gereğini yerine getiremez durumda olduğunu ileri sürerek vesayet altına alınmasını istediği, Ankara Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2002/1022 Esas ve 2002/848 sayılı kararı ile bu girişiminin hakkın köteye kullanılması olduğunun tespit edildiği, bu gişiminin bir yasal hakkın kullanımı olmayıp bir başka Ergenekon Terör örgütü üyesi Mahir Akkar’ın da aynı şekilde girişimde bulunduğu ve örgütün Ecevit Hükümetine yaptığı eylemlerin anlatıldığı bölümde ayrıntılı olarak açıklandığı üzere örgütsel bir eylem olduğu, dolayısıyla başbakan Bülent Ecevit hakkında yargı kararı çıkartarak ülkeyi yönetemeyecek halde olduğu vesayet altına alınması çalışmalarına katıldığı, Ak Parti hükümetinin kurulmasına müteakip sık sık komutanlarla görüşmeler yaparak mevcut hükümete yönelik biran önce harekete geçilmesi için onların kararlarını güçlendirdiği, Cumhuriyet Çalışma Gurubunun darbe çalışması kapsamında ATO tesislerinde yapılan ve örgüt için milat addedilecek toplantıya ev sahipliği yaptığı ve CÇG üyeleri ile birlikte organizesinde yer aldığı, bu toplantıya tesadüfen geçerken uğradığı şeklindeki savunmasının doğru olmadığı, 9 Eylül üniversitesi rektörünün beyanına göre o toplantıya kendisini ATO’nun davet ettiği, örgütün sivil toplum örgütlerine yönelik başlattığı 2001 yılında Ulusal Güç birliği yeniden Kuvayı Milliye örgütlenmelerinde görev aldığı, örgüt faaliyetlerini gerçekleştirmek için kurulan merkezi Ankara’da bulunan Kuvvai Milliye Derneği kuruluşuna ve genel başkanı Bekir Öztürk’e destek olduğu ve örgütün tertip ettiği etkinliklere malzeme tedarik ettiği ve finansman sağladığı sabit görülmüştür.Yukarıda ve CÇG’in anlatıldığı bölümde ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, CÇG kapsamında planlanan darbe çalışmaları kapsamındaki Sanığın elverişli eylemin yapıldığı tarih 1 Haziran 2005 tarihinden önce olduğundan suç tarihinde yürürlükte olan 765 sayılı Kanun ile sonradan yürürlüğe giren 5237 sayılı Kanun maddelerinin bir bütün olarak karşılaştırılması sonucu, eylemin eksik teşebbüs aşamasında kaldığı da gözetilerek, Yargıtay içtihadında belirtildiği üzere, 765 sayılı TCK maddesinin sanığın lehine olduğu anlaşılmıştır. Zira 765 sayılı TCK 147‘de eksik teşebbüs halinde cezanın indirilmesi söz konusu iken, 5237 sayılı TCK 312’de ise eylem eksik teşebbüs halinde kalsa bile tamamlanmış suç gibi cezalandırılmaktadır. Bu nedenle sanığın lehine olan 765 sayılı TCK maddesi uygulanmıştır. Her ne kadar sanık hakkında yasama organına karşı suç nedeniyle TCK’nın 311/ maddesi gereğince ayrıca cezalandırılması istenmiş ise de; Ergenekon Terör Örgütü’nün amaç ve stratejileri dikkate alındığında, hedefinin TBMM’yi ortadan kaldırmaktan ziyade etkisi altına alamadıkları hükümetler olduğu, bu nedenle kastının hükümeti devirmek veya görevlerini yapmasına engel olmak şeklinde ortaya çıktığı anlaşıldığından TCK 311/ maddesinde yazılı olan suçtan ayrıca ceza verilmemiştir.Keza sanığın TCK 313/ ve TCK 314/ maddesinde yazılı olan suçlardan da ayrıca cezalandırılması talep edilmiş ise de; TCK 313/ ve TCK 314/ maddesinde yazılı olan suçlar TCK 312/ maddede yazılı olan suç için geçitli suç niteliğinde olduğundan sadece hedef suç olan TCK 312/ maddesi gereğince cezalandırılmıştır. Ancak, suç tarihi (elverişli eylemin yapıldığı tarih) 1 Haziran 2005 tarihinden önce olduğundan lehine olan 765 sayılı TCK maddesi uygulanmıştır.Bir başka anlatımla, sanığın eylemleri bir bütün halinde 765 sayılı TCK maddesinde yazılı suçu oluşturduğundan, bu madde gereğince ceza verilmiş; TCK 311/, 313/ ve TCK 314/ maddesinde yazılı olan suçlardan ayrıca ceza verilmemiştir.765 sayılı TCK maddesi gereğince temel ceza ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası olarak belirlenmiş; sanığın eylemi eksik teşebbüs aşamasında kaldığından, sanığın darbe ekibi (Cumhuriyet Çalışma Gurubu) içerisindeki etkinliği, oluşturduğu tehlikenin ağırlığı ve kastının yoğunluğu dikkate alınarak, 765 sayılı TCK 61/ maddesi gereğince cezası takdiren alt sınırdan verilmiş ve yargılama sürecindeki olumlu tutum ve davranışları nedeni ile hakkında takdiri indirim uygulanmıştır.Sanığın, Ergenekon Terör örgütünün/örgütle iltisaklı kuruluşların tertip ettiği etkinliklere malzeme tedarik ettiği ve finansman sağladığı Mahkememizce sabit kabul edildiğinden, sanıktan ele geçirilen ve Ergenekon Silahlı Terör Örgütünün bir kısım eylem ve faaliyetlerinin finansmanı için bulundurduğu anlaşılan 000 Euro paranın da TCK 55/ maddesi gereğince müsaderesine karar vermek gerekmiştir." Mahkeme, anılan karar ile ayrıca başvurucunun zincirleme biçimde kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirme suçundan 5237 sayılı Kanun'un maddesinin (1) numaralı fıkrası, maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları ve maddesi uyarınca 1 yıl 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir. Başvurucu 22/1/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvuru Tarihinden Sonra Yaşanan Gelişmeler Başvurucu kararı temyiz etmiş; Yargıtay Ceza Dairesinin 21/4/2016 tarihli ve E.2015/4072, K.2016/2330 sayılı ilamıyla başvurucu hakkında verilen mahkumiyet hükümlerinin ve müsadere kararının bozulmasına karar verilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısımları şöyledir:"...VI- SORUŞTURMA İŞLEMLERİ...B-ARAMA/EL KOYMA/DOKÜMANLARIN İNCELENMESİ...3- ARAMANIN HUKUKA AYKIRILIĞI VE BU AYKIRILIĞIN SONUÇLARI:...c- CMK’nın maddesi uyarınca belirlenen yargı çevresi dışındaki bir mahal için, haklı gerekçeleri (gecikmesinde sakınca bulunan ve zorunluluk gerektiren durum) ve dayanakları gösterilmeden verilen hakim kararına istinaden sanıklar ... Sinan Aydın Aygün, ... ve bir kısım sanıklarda olduğu gibi ev veya iş yerlerinde arama yapılması suretiyle CMK’nın 161 ve 162 maddelerine muhalefet edilmesi;e- Sanıkların ev veya iş yerlerinde ve dernek gibi tüzel kişilerin hizmet binalarında yapılan aramalarda elde edilen dijital medyalara, arama mahallinde imaj alınmadan, sanığa veya müdafiine bir kopyası verilmeden ve yasaya uygun gerekçesi de tutanağa yazılmadan el konulması ve bu şekilde elde edilen delillerin sanıklar ... Sinan Aydın Aygün, ... gibi sanıklar bakımından hükme esas alınması suretiyle CMK’nın 134 ve maddelerine muhalefet edilmesi;h- Arama sırasında elde edilen belgelerin ve kağıtların incelenmesiyle ilgili uygulamaların değerlendirilmesinde, sanıklar ... Sinan Aydın Aygün, ...’da olduğu gibi aramalarda ele geçen evrak ve kağıtları inceleme yetkisinin CMK’nın 122/1 maddesi uyarınca Cumhuriyet savcısı ve hakime ait olduğu nazara alınmadan, doğrudan kolluk personelince incelenmesi suretiyle oluşturulan doküman inceleme tutanaklarının bu haliyle hükme esas alınması suretiyle CMK’nın 122 ve maddelerine muhalefet edilmesi;...E-DAVA AÇILMAYAN SUÇLARDAN