8. Hukuk Dairesi 2012/8292 E. , 2012/7949 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil Hazine ile ... ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair Akçaabat 1. Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 01.06.2011 gün ve 28/279 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü: K A R A R Davacı Hazine vekili, mülkiyeti davalılara ait olan 1123 par…
**8. Hukuk Dairesi 2012/8292 E. , 2012/7949 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil Hazine ile ... ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair Akçaabat 1. Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 01.06.2011 gün ve 28/279 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü: K A R A R Davacı Hazine vekili, mülkiyeti davalılara ait olan 1123 parsel sayılı taşınmazın, 3621 sayılı Kıyı Kanununa göre, kıyı kenar çizgisi kapsamında kalan yerlerden olduğundan tapu kaydının iptalini ve tescil dışı bırakılmasına karar verilmesini istemiştir. Davalılara usulüne uygun tebligat yapılmış, davalılar yargılama oturumlarına gelmemiş, bir cevap da göndermemişlerdir. Mahkemece, hak düşürücü süreden davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davanın, hak düşürücü süreden reddine dair önceki karar Hazinenin temyizi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 08.02.2010 tarih, 2009/13581 Esas ve 2010/1187 Karar sayılı kararında özetle; “...3402 sayılı Yasanın 12/3 maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü süreden davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından, Hazinenin bu yöne ilişen temyiz itirazlarının reddine, ancak taşınmazın kıyı kenar çizgisi kapsamında kalması halinde davacı hazinenin dava tarihinde dava açmakta haklı olacağı dikkate alındığında ve yargılama sırasında yürürlüğe giren 5841 sayılı yasa gereğince dava reddedildiğine göre davalının tüm yargılama giderlerinden ve maktu avukatlık ücretinden sorumlu tutulması gerekeceğinde kuşku olmadığı, yerinde uzman bilirkişi kurulu aracılığı ile keşif yapılarak taşınmazın kıyı kenar çizgisi içinde kalıp kalmadığının saptanması ve oluşacak duruma göre yargılama giderlerinin hüküm altına alınması gerekirken, değinilen husus göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmadığından bu yönden kararın bozulması gerektiği...” açıklanarak mahkeme kararı bozulmuş olup, mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davanın yeniden hak düşürücü süreden reddine karar verilmiştir. Hemen belirtmelidir ki, mahkemenin esasa ilişkin ilk kararı ve Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin yukarıda açıklanan bozma kararı ile temyize konu son mahkeme kararları tümüyle, 5841 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 14.03.2009 tarihinden sonra verilmiş olup; bu Kanunun 2. ve 3. maddeleri ile getirilen yeni düzenlemelere dayanılarak oluşturulmuştur.