Aşağıda sayılan hâller haksız rekabet hâllerinin başlıcalarıdır: Dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar ve özellikle; 1. Başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek, 2. Kendisi, ticari işletmesi, işletme işaretleri, malları, iş ürünleri, faaliyetleri, fiyatları, stokları, satış kampanyalarının biçimi ve iş ilişkileri h
davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 2002 yılında kurulmuş olup, tescilli “...” markası ile ticari faaliyet gösterdiğini, kapı kolu, menteşe piyasasında yıllardır tanınan tercih edilen müvekkili şirketin, ürünlerin satışını ve pazarlamasını Türkiye ve yurt dışında gerçekleştirdiğini, müvekkili şirketin kapı kolu ve diğer ürünlerde kutu olarak ambalaj kullandığını, ürünlerin satışını da ambalaj ve kutu içinde gerçekleştirdiğini, bu kutular ve ambalajların tüm piyasada tanındığını, davalı şirketin iç piyasaya ve dış piyasaya yaptığı satışlarda müvekkili ürünü ile aynı renk, ebat ve yazım karekterlerine sahip ambalaj kutu içinde kapı kolu ürünü satışı gerçekleştirdiğini, ambalajın müvekkili tarafından, davalıya ait iş yerlerinde ve satış yaptığı mağazalarda tespit edildiğini, davalı şirkete ihtarname gönderildiğini, davalı şirketin ihtarnameyi aldıktan sonra bir daha iş bu kutuları kullanmayacağını beyan etmesine rağmen davalının iş bu kutuları kullanmaya devam ettiğinin Mayıs 2014 tarihinde tespit edildiğini, kutuların büyüklüklerinin birebir aynı olduğunu, renklerinin aynı olduğunu, kutunun üstündeki tüm bilgilerin aynı olduğunu, ön ve yan yüzeylerinin aynı olduğunu, bu benzerliklerin, markalar farklı olsa dahi marka mevzuatı yönünden ayırt ediciliği ortadan kaldıracak şekilde benzer kabul edildiğini, markanın ihlaline yol açtığını ve müvekkilinin zarar görmesine neden olduğunu, TTK'nın 54,TTK 55(1) a-4-5-8, TTK 55(1)c-3 maddelerinde açıkça bu durumların belirlendiğini, davalının bu eylemlerinin ve fiillerinin tespit dosyasında düzenlenen rapordan da anlaşılacağı üzere haksız rekabete neden olduğunu, tespitten anlaşılacağı üzere iş bu ürünlerin davalı tarafından dava dışı ... (...)'ya fason olarak yaptırıldığını, davalının ihracat yaptığını, ihracat yaptığı şirketlerde de iş bu kutuları kullandığını, davalının bu eylemleri nedeniyle özellikle müvekkili şirketin yurt dışındaki satışlarının olumsuz etkilendiğini, yurt dışı satışlarının düştüğünü iddia ederek, davalının haksız rekabette bulunduğunun tespit edilmiş olması nedeniyle 30.000,00 TL maddi tazminatın, 10.000,00 TL manevi tazminatın, tespit tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davalının haksız rekabetinin menine, haksız rekabete yol açan ürünlerin imhasına, müvekkili lehine olan mahkeme hükmünün yurt genelinde yayınlanan gazetede ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu, müvekkili şirketin menteşe ve kapı elemanları sektöründe en eski geçmişe sahip kendi tasarımları ve ürünleri olan, buna bağlı portföyü bulunan ve piyasada kalitesini ispat etmiş köklü bir firma olduğunu, 1972 yılından beri menteşe, kapı kolu ve kapı aksesuarları üretiminde bulunduğunu, sektörün lider firması olduğunu, davacının kendisinin iddia etmiş olduğu gibi kendisinden sonra kurulmuş ve daha az bilinirliği olan bir firmanın tasarım ve ürünleriyle iltibas yaratma ihtiyacı duymadığını, zaten davanın üretilen ürünlerin tasarımından değil, üçüncü bir firma tarafından her iki firmaya üretilen kutuların karışıklık yarattığı iddiasından kaynaklandığını, bu durumun müsebbihinin üretici firmanın kullandığı kalıp tasarım olabileceği gibi davacı firmanın kendisin de olabileceğini, davacının kullanmakta olduğu kutuların tescilli olmadığını, kutuların tamamının her iki şirket adına tescil edilmiş olmadığını, kimin lehine korunacağının tasarımın ilk kimin tarafından kullanıldığı, üretici firmanın kimin kullanması gibi hazırladığı gibi değişkenliklerle belirleneceğini, davanın ilk olarak davacı tarafından açılmış olmasının bu ürünün davacının tasarımı olduğunu ve onun lehine korunacağı anlamına gelmeyeceğini, her iki firmanın kullandığı kutuların "... - ..." tarafından tasarlandığını ve üretildiğini, müvekkili şirket tarafından kasten hazırlatılmış iddiasının gerçek olmadığını, ne müvekkili ne de davacı şirketin ...’ya tasarım hususunda bir ön tasarım veya talimat göndermediğini, müvekkili şirketin ...’nın kapı kolları için hazırlamış olduğu kutunun beğenilip belirli bir süre kullanıldığını, davacı şirketin yurt dışına gönderdiği kutuların müvekkili tarafından tespiti veya takip edilmesinin mümkün olmadığını, tespit sonucu elde edilen ve dava konusu olmayan diğer firmalara ait tüm kutuların ebatlarının aynı olduğunu, sektörde yaygın hale gelen kutu ebatının davacı tarafından tescilli, özgün ve kendilerine ait bir tasarım gibi gösterilmesinin davanın kötü amaçla ikame edildiğini gösterdiğini, müvekkili şirketin adının ve tescilli logosunun başka bir firma ile karışıklığa neden olmayacak derecede açık yazıldığını, şirket adı ve logo aktında yazılı “kapı kolu / DoorHandles” ibaresinin kutu içerisinde arz edilen ürünün cinsini gösterdiğini, buna rağmen müvekkili şirketin davacı ile sorun yaşamamak adına aynı kutuların üretimini durdurduğunu, davacının tespit etmiş olduğu kutuların üreticinin ve müvekkilinin elinde bulundurduğu eskiden kalma numuneler olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/654 ESAS, 2015/464 karar ve 29.06.2015 tarihli kararı ile taraflar arasındaki uyuşmazlığın 556 sayılı KHK hükümlerine göre çözülmesi gerektiği, 556 sayılı KHK’dan kaynaklanan uyuşmazlıklara bakmakla görevli olan mahkemenin Fikri ve Sınai Haklar Hukuk mahkemesi olduğu gerekçesiyle mahkemenin görevsizliğine karar verilmiştir. Karar, temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2016/24 Esas, 2016/105 Karar ve 26.05.2016 tarihli kararı ile uyuşmazlığın tescilsiz tasarıma dayalı haksız rekabet fiilini oluşturduğu, taleplerin 6102 sayılı TTK kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle mahkemenin görevsizliğine, olumsuz görev uyuşmazlığının giderilmesi için dosyanın Yargıtay 20. Hukuk Dairesine gönderilmesine karar verilmiştir.Yargıtay 20. HD'nin 2017/5552 Esas, 2017/3028 Karar sayılı ve 10.04.2017 tarihli kararı ile 6102 sayılı TTK'nın 54 vd maddelerinde düzenlenen haksız rekabet hükümlerine İlişkin uyuşmazlığın genel hükümlere göre ticaret mahkemelerinde görülerek sonuçlandırılması gerektiği belirtilerek, HMK'nın 21 ve 22.maddeleri gereğince İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin yargı yeri olarak belirlenmesine karar verilmiştir. İstinafa konu karar, görevli mahkemece verilmiştir.