1. Hukuk Dairesi 2010/5487 E. , 2010/7487 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : EDREMİT 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 31/07/2009 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, kayden vakfa ait 102, 124,128,129 ve 169 parsel sayılı taşınmazların bir bölümünün kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığını, özel mülkiyete konu olamayacağını ayrıca 128 parselin öndeki devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan alana elatıldığını ileri sürerek tapu iptali, terkin, elatmanın önlenmesi ve yıkım isteklerinde bulunm
**1. Hukuk Dairesi 2010/5487 E. , 2010/7487 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : EDREMİT 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 31/07/2009 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, kayden vakfa ait 102, 124,128,129 ve 169 parsel sayılı taşınmazların bir bölümünün kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığını, özel mülkiyete konu olamayacağını ayrıca 128 parselin öndeki devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan alana elatıldığını ileri sürerek tapu iptali, terkin, elatmanın önlenmesi ve yıkım isteklerinde bulunmuştur. Davalı, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, tapu kapsamı içinde kalan ve kıyıda olduğu belirlenen bölümler yönünden tapu iptali ve yıkım isteğinin hak düşürücü süre nedeniyle reddine, 128 parselin önünde bulunan 327 m2 lik tescil harici bölüme muhtesat yapmak suretiyle müdahale edildiği gerekçesiyle, elatmanın önlenmesi ve yıkım isteğinin kabulüne karar verilmiştir. Karar, taraf vekillerince süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü. Dava, çekişmeli taşınmazların kıyı-kenar çizgisine göre kıyıda kaldığı iddiasına dayalı tapu iptali, sicilin kütükten terkini ile tescil harici taşınmaza elatmanın önlenmesi ve yıkım isteklerine ilişkindir. Mahkemece, tapu iptali ve terkin isteği yönünden hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine, elatmanın önlenmesi ve yıkım isteği yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir. Dosya içeriğine ve toplanan delillere göre; iptal isteğine konu çekişmeli taşınmazların kadastro tespitinin 28.01.1986 tarihinde kesinleştiği ve davanın 12.12.2007 tarihinde açıldığı, bu durumda dava tarihine kadar 10 yıllık sürenin geçtiği açıktır. Bilindiği üzere; 3402 Sayılı Yasanın 14.03.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5841 Sayılı Yasa ile değişik 12/3. maddesinde öngörülen süre hak düşürücü süre olup kamu düzeni ile ilgilidir ve mahkemece davanın her aşamasında re’sen gözetilmesi gerekli olumsuz dava şartlarındandır. Özellikle, bu hususlar gözetilerek tapu iptali ve terkin isteği yönünden davanın reddedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığına göre davacı hazine vekilinin diğer temyiz itirazı yerinde değildir. Reddine, Diğer taraftan, kadastroca tescil harici bırakılan taşınmaza çay bahçesi yapılmak suretiyle elatıldığı keşfen saptanarak yazılı olduğu üzere karar verilmesi doğru olduğuna göre davalı vekilinin de tüm temyiz itirazları yerinde değildir. Reddine, Ancak hemen belirtilmelidir ki, bir taraf, dava açıldığı andaki mevzuata ve içtihat durumuna göre davasında haklı olup da, dava açıldıktan sonra yürürlüğe giren (geçmişe etkili) yeni bir yasa hükmü ya da yeni bir İnançları Birleştirme Kararı gereğince davayı kaybederse, davada haksız çıkmış olmasına rağmen, yargılama giderlerinden sorumlu tutulamaz.Anılan bu kural yasal ve yargısal uygulamada kararlılık kazanmıştır.(Baki Kuru, Hukuk Usulü Muhakemeleri 5. cilt, sayfa 5338, dipnot 159; 10. H.D. 21/12/1976, 8770/8739 ve dipnot 160: 5. HD 12/09/1977, 5445/5655 dipnot 161: 10.HD 24/02/1976, 6296/1297) Ayrıca, her dava açıldığı tarihteki koşullara bağlıdır. Öte yandan avukatlık ücreti 29.05.1957 tarih ve 4/16 sayılı İnançları Birleştirme Kararı uyarınca yargılama giderlerinden sayılır. Davacı hazine temyiz dilekçesinde bu hususa da değinmiştir. Ne var ki, somut olayda mahkemece keşif yapılmış çekişmeli bölümlerin kıyı içinde bulunduğu belirlenmiş, ancak dava tarihinde davacı hazinenin haklılığının tespiti yönünden kadastro tutanağı getirtilerek çekişmeli taşınmazların tapuya dayalı tespit görüp görmedikleri araştırılmamıştır. O halde, öncelikle çekişmeli taşınmazın dayanak tapu kaydının bulunup bulunmadığı, var ise hazinenin de tarafı olduğu ilamla oluşup, oluşmadığının, hazineyi bağlayıp bağlamayacağının belirlenmesi, yok eğer hazinenin tarafı olduğu ilam gereğince tapu oluşmamış ise, keşfen uzman bilirkişilerce belirlenen kıyı kenar çizgisine göre çekişmeli bölümlerin kıyı içinde bulunduğu ve dava tarihinde davacı hazinenin haklı olduğu anlaşıldığına ve yargılama sırasında yürürlüğe giren 5841 Sayılı Yasa gereğince dava reddedildiğine göre, davalının maktu harçla birlikte tüm yargılama giderlerinden ve avukatlık ücretinden sorumlu tutulması gerekirken aksine yazılı düşüncelerle yazılı olduğu üzere hüküm kurulması isabetsizdir. Davacı hazinenin yukarıda değinilen yargılama giderleri ve avukatlık ücreti açısından temyiz itirazı yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlere hasren HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 24.06.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.