Başvuru, kuvvetli suç şüphesi ve tutuklama nedeni bulunmaksızın doğal hâkim ilkesine aykırı olarak kurulmuş, tarafsız ve bağımsız olmayan mahkeme tarafından tutuklama yasağı olan bir suçtan yeterli gerekçe içermeyen kararla tutuklanılması, tutuklamaya itiraz üzerine verilen kararların gerekçelerinin ilgili ve yeterli olmaması, soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması, savunmanın hazırlanması için makul süre verilmemesi, tutuklama kararına karşı etkili başvuru yolu bulunmaması nedenleriyle kişi
Başvuru; kuvvetli suç şüphesi ve tutuklama nedeni bulunmaksızın doğal hâkim ilkesine aykırı olarak kurulmuş, tarafsız ve bağımsız olmayan mahkeme tarafından tutuklama yasağı olan bir suçtan yeterli gerekçe içermeyen kararla tutuklanılması, tutuklamaya itiraz üzerine verilen kararların gerekçelerinin ilgili ve yeterli olmaması, soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması, savunmanın hazırlanması için makul süre verilmemesi, tutuklama kararına karşı etkili başvuru yolu bulunmaması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; kanuna aykırı olarak elde edilen bulguların delil olarak kullanılması, mahkeme kararlarının idari denetime tabi tutulması nedenleriyle adil yargılanma hakkının, önleme dinlemesi ile ilgili bilgi ve belgelerin delil olarak kullanılması, ifşa suçu işlenerek elde edilen belgelerin delil olarak kabul edilmesi nedenleriyle masumiyet karinesinin ihlal edildiği iddiları ve Anayasa'ya aykırılığı ileri sürülen kanun maddelerinin iptali istemine ilişkindir. Başvurular 25/9/2014 ve 2/10/2014 tarihlerinde yapılmıştır. Başvurular, başvuru formları ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemelerinden sonra Komisyona sunulmuştur. Yapılan incelemede 2014/15573, 2014/15753, 2014/15474, 2014/15473, 2014/15472, 2014/15471 ve 2014/15470 numaralı başvuruların konu bakımından aynı nitelikte olmaları nedeniyle 2014/15469 sayılı başvuru ile birleştirilmelerine ve incelemenin bu dosya üzerinden yapılmasına karar verilmiştir. Komisyonca başvuruların kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucular, Bakanlığın görüşüne karşı beyanlarını Anayasa Mahkemesine sunmuşlardır. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: Kamuoyunda 17-25 Aralık soruşturmaları olarak bilinen soruşturmalar esnasında İstanbul Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürlüğü bünyesinde yapılan -önleme amaçlı- iletişime müdahale işlemlerinin usulsüz olduğu iddiasına ilişkin olarak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) tarafından başvurucular ve diğer ilgililer hakkında başlatılan 2014/69722 Soruşturma nolu dosya kapsamında başvuruculardan Serkan Durmaz 5/8/2014 tarihinde, diğer başvurucular ise 6/8/2014 tarihinde gözaltına alınmışlardır. Anılan soruşturma kapsamında başvuruculardan Metin Güneş, Ubeydullah Çelik, Abdulkerim Anaçoğlu ve Serkan Durmaz İstanbul Sulh Ceza Hâkimliğinin (Hâkimlik) 8/8/2014 tarihli ve 2014/54 Sorgu sayılı kararı ile kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçundan tutuklanmışlardır. Kararın ilgili kısmı şöyledir:"...soruşturma dosyası içerisinde mevcut deliller ile T. İçişleri Bakanlığı Mülkiye Müfettişliğinin 4/8 sayılı tevdi raporu ve ek tevdi raporlarından da anlaşılacağı üzere süphelilerin İstanbul Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şubesinde görev yaptıkları dönemde görevin sağladığı nüfus ve güç ile 5397 sayılı Yasa ve PVSK'nın EK - 7 maddesinin verdiği görevlerinin gereklerine aykırı bir sekilde kullanarak yasa dışı olarak oluşturulan örgütün amaçlarına ulaşmak için toplumda tanınan ve kamu oyuna malolmuş birçok kişinin suç örgütleri ile ilişkilendirilerek bir kısmının gerçek kimlik bilgilerini gizlemek veya eksik yazmak, yanlış bilgi vermek suretiyle yargı mensuplarını da aldatacak şekilde iletişimin tespiti kararlarının aldırılarak kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaları amaç dışı kaydettikleri, bu kararları alabilmek için iletişime müdahale talep formlarını yaygın, sistemli ve organize bir şekilde sahte olarak düzenlenip kullanmak suretiyle kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaları kaydetmek suçunu işledikleri yönünde kuvvetli suç süphesinin varlığını gösteren somut deliller bulunduğu, bu suçun yasada öngörülen cezasının alt ve üst sınırı, bu suçun önemli ve ciddi sayılan suçlardan olması hasebiyle tutuklama nedeninin varsayıldığı, CMK' nun ve devamı maddelerinde belirtilen tutuklama yasağı veya yargılama engeli gibi halin bulunmadığı, atılı suç yönünden süphelilerin alabileceği ceza miktarı gözönünde bulundurulduğunda kaçabilecekleri yönünde şüphe bulunduğu, soruşturmanın henüz tamamlanmadığı, çok kapsamlı bir sekilde ve çok yönlü olarak soruşturmanın devam ettiği, bu anlamda şüphelilerin delilleri yok etme, gizleme, tanık ve mağdurlar üzerinde baskı oluşturma şüphesinin bulunduğu, atılı suç yönünden beklenen ceza veya güvenlik önlemi değerlendirildiğinde 'ölçülülük' ilkesi uyarınca daha hafif koruma önlemi olan adli kontrol tedbiri uygulanmasının bu aşamada ve bu suç ile şüpheliler yönünden yetersiz kalacağı kanaatine vanlmakla..." Hâkimliğin aynı tarihli ve 2014/48 Sorgu sayılı kararında da aynı gerekçelerle başvurucular Serdal Kurtoğlu, Fürkan Donkar, Hacı Şerif Erikmen ve Ebubekir Gül'ün kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçunun yanısıra ayrıca kamu görevlisinin resmî belge sahteciliği suçundan da tutuklanmalarına karar verilmiştir. Başvurucuların tutuklama kararına itirazları İstanbul Sulh Ceza Hâkimliğince 25/8/2014 tarihinde "soruşturma evrakının incelenmesi sonunda tutuklama kararlarında usül ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı" gerekçesiyle reddedilmiştir. Soruşturma süreci içinde, başvuruculardan Serkan Durmaz, Metin Güneş, Abdulkerim Anaçoğlu, Ebubekir Gül ve Hacı Şerif Erikmen İstanbul Sulh Ceza Hâkimliğinin 7/11/2014 tarihli, Serdal Kurtoğlu, Ubeydullah Çelik ve Fürkan Donkar İstanbul Sulh Ceza Hâkimliğinin 6/1/2015 tarihli kararlarıyla "suç tarihi, öngörülen cezanın alt ve üst sınırı, tutuklu kalınan süre dikkate alındığında şüphelilerin tutuklu kalmalarının makul ve orantılı olmadığı" gerekçeleriyle tahliye edilmişlerdir. Başvurucular hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 26/10/2015 tarihli iddianamesiyle haberleşmenin gizliliğini ihlal, kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması, özel hayatın gizliliğini ihlal, kişisel verilerin hukuka aykırı olarak kaydedilmesi, resmî belgede sahtecilik, görevi kötüye kullanma ve iftira suçlarından cezalandırılmaları talebiyle kamu davası açılmıştır. İddianamede eylemlerin Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) faaliyeti çerçevesinde işlendiği ifade edilmiştir. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/371 Esas sayılı dosyasına kayden görülen dava bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla ilk derece mahkemesinde derdesttir. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:"Kişiler arasındaki alenî olmayan konuşmaları, taraflardan herhangi birinin rızası olmaksızın bir aletle dinleyen veya bunları bir ses alma cihazı ile kaydeden kişi, (Değişik ibare: 02/07/2012-6352 S.K./md.) iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır." 2/7/2012 tarihli ve 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesine İlişkin Kanun’un maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"5237 sayılı Kanunun 133 üncü maddesinin;a) Birinci fıkrasında yer alan "iki aydan altı aya kadar hapis" ibaresi "iki yıldan beş yıla kadar hapis" şeklinde değiştirilmiştir." 5237 sayılı Kanun’un maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:"Görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu resmî bir belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren, gerçeğe aykırı olarak belge düzenleyen veya sahte resmî belgeyi kullanan kamu görevlisi üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır" 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez. (2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir: a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa. b) Şüpheli veya sanığın davranışları; Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma, Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.… (4) (Değişik fıkra: 02/07/2012-6352 S.K./md.) Sadece adlî para cezasını gerektiren veya hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez" 5271 sayılı Kanun’un maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:"1) Soruşturma evresinde şüphelinin tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir. Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir.(2) (Değişik fıkra: 02/07/2012-6352 S.K./md.) Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda;a) Kuvvetli suç şüphesini, b) Tutuklama nedenlerinin varlığını, c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu, gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir. Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneği yazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir."