8. Hukuk Dairesi 2021/7738 E. , 2024/3547 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/331 E., 2020/661 K. KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Niğde Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2016/5 E., 2020/16 K. Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge
**8. Hukuk Dairesi 2021/7738 E. , 2024/3547 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/331 E., 2020/661 K. KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Niğde Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2016/5 E., 2020/16 K. Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartları ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü; K A R A R 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 4 üncü madde hükümlerine göre yapılan kadastro çalışmaları sonucunda, Niğde ili Bor ilçesi ... Köyü çalışma alanında bulunan 103 ada 1 parsel sayılı 7.228.729,59 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz orman niteliği ile Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine vekili, dava konusu taşınmaz her ne kadar orman vasfı ile tespit edilmiş ise de, kadim niteliği itibarı ile orta malı mera olduğunun tespit edildiğini, 09.10.2015 tarihli ve 2015/36 mera komisyonunun aldığı kararla taşınmazın 4342 sayılı Mera Kanunu'nun (4342 sayılı Kanun) 5/B maddesi kapsamında mera olabilecek yerlerden olduğunun belirlendiğini, aynı konuda 02.02.2016 tarihli ve 2016/5 nolu komisyon karar çalışmasına göre Niğde İl Gıda Tarım Hayvancılık Müdürlüğüne bildirilen teknik raporda taşınmazın mera niteliğinde olduğunun belirlendiğini, öne sürerek dava dilekçesinin ekinde yer alan krokide maviye boyalı olarak gösterilen taşınmaz kısmının mera vasfı ile sınırlandırılmasına ve özel siciline tesciline karar verilmesini istemiştir. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, hükme esas alınan bilirkişi raporları uyarınca, eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarında taşınmazın orman sayılan alanlar içerisinde kaldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı Hazine vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılamaya, toplanan delillere, dosya içeriğine, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye göre delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesi ile davacı Hazine vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş, bu kez davacı Hazine vekili tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilmiştir. Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmişse de yapılan araştırma ve inceleme yeterli değildir. Şöyle ki; mahkemece hükme esas alınan ve üç orman mühendisi tarafından müşterek tanzim edilen bilirkişi kurulu raporunda 103 ada 1 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 2.593.894,20 m2 lik dava konusu kısmının 1959 tarihli hava fotoğrafında büyük kısmının ibreli ağaçlarla örtülü ormanlık alan, 1960 tarihli memleket haritasında, kısmi olarak yeşil renkle gösterilen ve üzerinde yapraklı orman ağacı rumuzu bulunan orman sayılan alan, 1982 tarihli memleket haritasında, kısmi olarak yeşil renkle gösterilen ve üzerinde yapraklı orman ağacı rumuzu bulunan orman sayılan alanlar içerisinde kaldığı, hali hazırda kuzeyinde bozuk ardıçlar ve köy, güneyinde ise ağaçlandırma sahasının mevcut olduğu, eğiminin % 0-20 olup eğimi itibarı ile toprak muhafaza karakteri taşıdığı, parsel içinde kalan ve fiili olarak orman ağaçlarının bulunduğu kısımda da humus muhtevası olduğu bildirilmiş ise de, rapor içeriğinde ve ekindeki krokilerde hava fotoğrafı, memleket haritaları ve eylemli olarak orman olan kısımların ayrıca gösterilmediği, raporun sonuç kısmında ise dava konusu taşınmaz kısmının tümü ile orman sayılan yerlerden olduğunun belirtildiği, yine keşfe iştirak eden üç ziraat mühendisi tarafından müşterek tanzim edilen bilirkişi raporunda ise taşınmazın eğiminin %1-8, toprak derinliğinin sığ (40-50 cm), orta yoğunlukta taşlı olup dava konusu olan ve olmayan bölümlerinin bölgede meralara has bitki örtüsü ile (baklagil, sıraca otu, papatyagil, ballıbabagiy vs.) kaplı olduğu, taşınmazın köy yerleşim yerine bakan batı yamacında ise seyrek biçimde çalı formunda ardıç,mazı cinsi 10 yaşlarında ağaç bulunduğu komşu mera parselleri ile ayırıcı doğal ya da yapay sınırının olmadığı bildirilmiş olmasına rağmen mahkemece raporlar arasındaki çelişki giderilmemiş, dava konusu taşınmaz kısmının eski tarihli belgeler ve hali hazırda orman sayılan yerlerden olup olmadığı duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmemiş ve bu suretle eksik karaştırma ve incelemeye dayalı olarak hatalı hüküm kurulmuştur. Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece öncelikle, yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarının tamamı ile varsa amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise mahkeme karar örnekleri ilgili yerlerden getirtilip, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ile bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi bilirkişi, üç ziraat mühendisi bilirkişi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi aracılığıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte getirtilen belgeler çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri ile uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak)denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmaz, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazın gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazın niteliği belirlenmeli, taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 17/2 nci maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalıdır. Bundan sonra, çekişme konusu taşınmaza ilişkin yöntemine uygun tahsisli ve kadim mera araştırması yapılmalı, keşif sırasında dava konusu taşınmazın öncesinin geleneksel biçimde kullanılan kadim mera olup olmadığı araştırılmalı, mahkemece yapılacak gözlem tutanağa geçirilmeli, ziraat mühendisi bilirkişilerden dava konusu taşınmazın öncesinin geleneksel biçimde kullanılan kadim mera olup olmadığını, taşınmazın toprak yapısı, eğimi, bitki deseni ve diğer yönlerden mera parselinden nasıl ayrıldığını, aralarında doğal ya da yapay ayırt edici bir sınır bulunup bulunmadığını, taşınmazın meradan açılan bir yer olup olmadığını, meranın devamı niteliğinde olup olmadığını, taşınmazın toprak yapısını, önceki ve halen mevcut niteliğini komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli, taşınmazın değişik yönlerden çekilmiş fotoğrafları ile desteklenmiş, fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki düzenlemesi istenilmeli; jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişiye yukarıda belirtilen tarihlerde çekilmiş stereoskopik çift hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle incelemesi yaptırılarak dava konusu taşınmazın önceki ve şimdiki niteliğinin ne olduğu hususunda ayrıntılı rapor aldırılmalıdır. Ayrıca keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazın öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, taşınmazın öncesinin mera olup olmadığı, zaman içinde sınırlarında genişleme olup olmadığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı; komşu parsellere ait tespit tutanağı ve dayanağı kayıtlar uygulanarak çekişmeli taşınmaz yönünü ne olarak gösterdikleri tespit edilmeli ve bu yolla yerel bilirkişi ve tanık sözleri denetlenmeli; yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli; ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır. İlk Derece Mahkemesince, belirtilen hususlar gözardı edilerek, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi isabetsiz olduğundan hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. S O N U Ç : Yukarıda belirtilen nedenlerle, davacı Hazine vekilinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 08.04.2021 tarihli ve 2020/331 Esas, 2020/661 Karar sayılı istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararının KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi hükmünün 6100 sayılı HMK'nin 371 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.