T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/1638 KARAR NO : 2026/414 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 22/06/2023 NUMARASI : 2015/1372 ESAS 2023/512 KARAR BİRLEŞEN İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2021/185 ESAS 2021/135 KARAR SAYILI DOSYASI YÖNÜNDEN; DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DA…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/1638 KARAR NO : 2026/414 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 22/06/2023 NUMARASI : 2015/1372 ESAS 2023/512 KARAR BİRLEŞEN İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2021/185 ESAS 2021/135 KARAR SAYILI DOSYASI YÖNÜNDEN; DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 04.12.2015 (Asıl Dava) 09.02.2021 (Birleşen Dava) KARAR TARİHİ : 06.03.2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 06.03.2026 İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 22.06.2023 tarih 2015/1372 Esas 2023/512 Karar sayılı kararının Dairemizce incelenmesi davacılar vekili, davalı ... ... vekili, davalı ... . A.Ş. vekili, davalı ... . A.Ş. vekili, davalı ... . Şirketi vekili ve ihbar olunan .... vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : ASIL DAVA YÖNÜNDEN; DAVA :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalılardan ... firmasında çalışan ... ...'ın sürücüsü olduğu ve .... A.Ş. den kiralanan .... plaka sayılı aracın 06/12/2014 tarihinde davacılardan ... 'un sevk ve idaresindeki .... plaka sayılı motorsiklete çarpması sonucu ...'un ağır şekilde yaralandığını, .... plaka sayılı aracın davalı .... A.Ş.nezdinde 31/07/2014 başlangıç ve 31/07/2015 bitiş tarihli 85351368 nolu ZMMS poliçesi ile sigortalı olduğunu, ... plaka sayılı aracın malik .... A.Ş tarafından davalılardan ... isimli firmaya ... logolu olarak kiraya verildiğini, işleten sıfatının ... firmasına geçtiğini, kazanın davalı araç sürücüsü ... ...'ın asli kusuru sonucu meydana geldiğini, kaza sonrası polis tarafından düzenlenen kaza tespit tutanağı ile ... ...'ın 2918 sayılı KTK nun 53/1-b ( sola dönüş kuralına riayet etmemek) kuralına aykırı davranışı sebebiyle asli kusurlu , ...'un herhangi bir kusurunun olmadığının belirlendiğini, Kemalpaşa 3. Asliye Ceza Mahkemesi ' nin 2015/15 Esas sayılı dosyası ile yapılan keşif sonucu alınan bilirkişi raporunda davalı ... ...'ın 2918 sayılı KTK nun 53/1-b ( sola dönüşlerde karşıdan gelen ve emniyetle duramayacak kadar kavşağa yaklaşmış olan taşıtların geçmesini beklememek) maddesini ihlal ettiğinden 8/8 oranında asli kusurlu olduğu , kazanın meydana gelmesinde ...'un herhangi bir kusurunun olmadığının tespit edildiğini, davacı ...'un kaza sonucu %100 iş gücü kaybına uğradığını, iş gücü kaybı sebebiyle uğranılan maddi zararlar ile tedavi giderlerinin davalılar tarafından müştereken ve müteselsilen karşılanmasının gerektiğini, kaza sonrası hastanede yapılan tedavilerin ... tarafından karşılandığını, ancak hastaneden çıktıktan sonra davacı ... için 24/07/2015 tarihinde 8.000,00 TL bedelle hasta karyolası, akülü tekerlekli sandalye, 13/01/2015 tarihinde 1.000,00 TL bedelle pulsoksimetre cihazı ve buna benzer bir çok tedavi giderlerinin yapıldığını, ayrıca faturalandırılmayan veya faturası alınmayan bir çok tedavi giderinin bulunduğunu,....'ın kaza sebebiyle manevi olarakta zarar gördüğünü, bu manevi çöküntünün giderilmesi için ... yönünden 100.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan ... ve ... firmasından alınmasının gerektiğini, davacılardan ... ve ...'un davacı ...'un anne ve babası davacılar .... ve ....'ında davacı ... ' ın kardeşleri olduğunu, bu davacılarında ...'ın yaralanması sebebiyle derin üzüntü yaşayıp manevi olarak zarar gördüklerini, bu manevi zararın giderilmesi için baba ... için 75.000,00 TL, anne ... için 75.000,00 TL kardeş ... için 25.000,00 TL, kardeş .... için 25.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ... ve ... firmasından alınmasının gerektiğini belirtmiş ,davacı ...'un çalışma gücünün yitirilmesi veya kaybedilmesinden tedavi giderlerinden doğan kayıpları için şimdilik 10.000,00 TL maddi tazminatın davalılar ... ... ve ... firmasından 06/12/2014 tarihinden diğer davalı sigorta şirketi için dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacı .... için 100.000,00 TL davacı... ve ... için 75.000,00 ' er TL davacılar ... ve ... için 25.000,00 ' er TL manevi tazminatın 06/12/2014 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ... ve ... firmasından müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı ... ... vekili cevap dilekçesinde özetle; kazanın ve zararın oluşumunda davalının herhangi bir kusuru bulunmadığını, kaza tarihinde 16 yaşında ehliyetsiz kask kullanmayan kaza tarihinde hava kararmış olmasına rağmen farları yanmayan bir motorsiklet ile üstelik hız kurallarını ihlal ederek trafiğe çıkan davacı ...'un kazanın oluşumunda tek başına sorumlu olduğunu, kazanın oluşumu ve kusur oranı konusunda dava dilekçesinde bahsi geçen Kemalpaşa 3. Asliye Ceza Mahkemesine sunulun bilirkişi raporuna itibar etmenin mümkün olmadığını, mahkemece kusur yönünden yeniden bilirkişi raporu aldırılmasının gerektiğini, ayrıca talep edilen tazminat miktarlarının fahiş ve bir kısım maddi tazminat istemlerinin dayanaksız olduğunu, maddi tazminat talebinin doğan zararla ilişkilendirilmesi ve gerçek olmasının gerektiğini, tekerlekli sandalye, karyola ve pulsoksimetre bedeli olarak talep edilen tazminat miktarının yüksek olduğunu, dava dilekçesinden davacı ... adına 2022 sayılı yasa kapsamında aylık talep edildiğini, bunun dışında evde bakım ücreti, vergi indirim ve muafiyeti gibi başkaca haklara dair başvuru yapıldığının anlaşıldığını bu hususların ilgili kurumlardan araştırılmasının gerektiğini, manevi tazminata ilişkin taleplerin yüksek olduğunu, manevi tazminatın zenginleşme sebebi olamayacağını, davacı ...' un dava dilekçesinde bitkisel hayatta olduğunun belirtildiğini, manevi tazminatın kişinin yaşadığı, üzüntü, acı, korku , panik gibi duygular karşılığında duygusal tatmin sağlamaya yönelik parasal bir karşılık olduğunu, davacı ....'ın manevi tazminat sebebiyle duygusal tatmin yaşamasının olanaklı görülmediğini belirtmiş , davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... . A.Ş. Vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu trafik kazasının 06/12/2014 günü saat 18:00 sıralarında karanlık, yağışlı ve sisli bir havada ışıklandırılması olmayan bir yolda davalı şirket çalışanlarından ... ...'ın şirket aracı ile ... fabrikasına girmek için sinyal verdiği bir sırada davacı ...'un kullandığı motorsikletin çarpışması sonucu gerçekleştiğini, davacı ...'un ehliyetinin olmadığını, kaza zamanında yaşının henüz 16 olduğunu, takması zorunlu olan motorsiklet kaskını yanında olmasına rağmen takmadığının Kemalpaşa 3. Asliye Ceza Mahkemesi 'nin 2015/15 Esas sayılı dosyası ile yürüyen ceza davasında subuta erdiğini, bunun yanında motorsikletin farının yanmadığını,... .'un kaza esnasında üzerinde karanlıkta seçilemeyecek koyu renk kıyafetlerinin olduğunu, yolda herhangi bir ışıklandırma olmadığını, havanın sisli ve yağışlı olduğunun 01/06/2015 tarihli EÜ İletişim Fakültesi üyelerinden fabrikanın güvenlik kamerasının incelenmesi sonucu haricen alınan mütaalada tespit edildiğini, kaza sırasında motorsikletin hızının davacı ....'ın motorsikletinin arkasında birlikte yol aldığı arkadaşı ....'un mahkemede verdiği ifade ile de sabit olduğu üzere 60 km den fazla olduğunu, kazada aslen ve fiilen kusurlu olanın davacı ... ile velisi konumundaki anne ve babası olduğunu, BK 66 maddesinde belirlenmiş adam çalıştıranın sorumluğuna gidilmesini sağlayan olay ile işveren arasındaki illiyet bağının mağdur ve ailesinin ağır kusuru ile kesildiğini, olayla ilgili Kemalpaşa 3. Asliye Ceza Mahkemesi ' nde ceza yargılamasının devam ettiğini , bu davanın bekletici mesele yapılması gerektiğini belirtmiş , davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı .... A.Ş. Vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava dilekçesinde bahsi geçen 06/12/2014 tarihli kazaya karıştığı belirtilen ... plaka sayılı aracın davalı şirkete 31/07/2014-31/07/2015 tarihleri arasında geçerli 85351368 nolu ZMMS poliçesi ile sigortalı olduğunu, sigorta şirketinin sorumluğunun sigorta poliçesinde belirtilen azami limitler ile ve işletenin ve işletenin işlemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru oranında maddi tazminat ile sınırlı olduğunu, öncelikle kusur tespiti yapılması gerektiğini, davacının kaza sebebiyle meydana gelmiş maluliyetinin olup olmadığının ve varsa oranının belirlenmesi gerektiğini, oluşan maluliyet zararının uzman bilirkişilerce hesap edilmesinin gerektiğini, tazminat hesabı sırasında davacının müterafik kusurunun dikkate alınması gerektiğini, zarar gören kişinin kask kullanıp kullanmağının tespitinin gerektiğini, sigorta şirketinin temmerrüde düşmediği, faiz başlangıç tarihinin dava tarihi olarak dikkate alınmasının gerektiğini belirtmiş ,davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İhbar olunan ... . Şirketi ihbara karşı cevap dilekçesinde özetle; İhbar olunan ... .Şirketi vekili Mahkememize verdiği 28/03/2017 tarihli ihbara karşı beyan dilekçesinde;.... plaka sayılı aracın ihbar olunan şirket tarafından 02/08/2014-0905/2015 vadeli 322509614 numaralı birleşik kasko sigorta poliçesi ile sigortalandığını, dava konusu kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsüne atfı kabil kusur olmadığını , kabul anlamına gelmemekle birlikte manevi tazminatın zenginleşme aracı olarak kullanılmamasının esas olduğunu, manevi tazminata hükmedilirken ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alım gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi, eylemin niteliği, zarar görenin veya zarar verenin kişilikleri gibi özelliklerin göz önünde tutulması gerektiğini, ihbar olunan şirketin poliçe ile işletenin sorumluluğunu teminat altına aldığını, davalının işveren sıfatıyla doğacak sorumluluğunun ihbar olunan şirkete yüklenemeyeceğini, 06/12/2014 tarihli kazaya ilişkin olarak açılan ceza soruşturma ve kovuşturma dosyasının celbinin talep edildiğini belirtmiş, zamanaşımı sebebiyle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. BİRLEŞEN İZMİR 7.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN 2021/85 ESAS SAYILI DAVA DOSYASI YÖNÜNDEN; DAVA: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Davalılardan .... AŞ. ile yapılan görüşmeler neticesinde sadece sürekli iş göremezlik tazminatı yönünden anlaşma yapıldığını ve .... Aş tarafından poliçe limitleri ile sınırlı olarak 268.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 100.000,00 TL işlemiş faiz, 1.000,00 TL yargılama gideri ve 27.210,00 TL dava vekalet ücreti ödemesi yapıldığını, bu ödeme ile ... AŞ. nin sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatından sorululuğunun sona erdiğini , poliçe limitleri ile sınırlı ödeme yapan .... AŞ. den sürekli iş göremezlik tazminatı yönünden alacak kalmadığı, bu ödemenin toplam sürekli iş göremezlik zararından mahsup edildikten sonra bakiye kalan geçici ve sürekli iş göremezlik tazminat alacağı taleplerinin diğer davalılar yönünden devam ettiğini, ... AŞ. nin ZMMS nin tedavi giderleri klozundan doğan .... nın sorumluluğunda olmayan belgeli ve belgesiz tedavi giderlerinden poliçe limitleri dahilinde sorumluluğunun devam ettiğini, bu zararların sulh sözleşmesinin konusunun yapılmadığını, tedavi giderlerinden ... . AŞ. den taleplerinin devam ettiğini belirtmiştir. CEVAP: Birleşen dosya davalısı ... . Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; .... plaka sayılı aracın davalı şirket tarafından tanzim edilen 02/08/2014- 09/05/2015 vadeli 322509614 poliçe nolu Genişletilmiş Birleşik Kasko Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğu ve davanın zamanaşımı sebebiyle reddinin gerektiğini, davalının sorumluluğunun doğması için öncelikle talebin ZMMS poliçesi kapsamında değerlendirilmesinin gerektiğini, sigortalı aracı işletenin sigorta ettiren olup olmadığının araştırılmasının gerektiğini, davalı şirket tarafından sürekli sakatlık ve iş göremezlik talebine yönelik sulhen ödeme yapıldığını, ödemeler nedeniyle konu taleplerden davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmesinin gerektiğini, yetkili Mahkemenin İstanbul Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, yetkisizlik kararı verilmesinin gerektiğini, kusur oranının tespitinin gerektiğini, kazanın oluşumunda davacının ağır kusurunun bulunduğunu, davacının kask ve kolluk gibi diğer koruyucu techizatları kullanmadan motosiklet ile seyahat ettiği ve bu tutumu neticesinde maluliyetin ortaya çıktığını, bu hususun zarar ile kaza arasındaki illiyet bağını kopardığını, bu nedenle davanın reddinin gerektiğini, zarar görenin ve yanında yolculuk ettiği sürücünün kaza sırasında alkollü olup olmadığının tespitinin gerektiğini, davacının zararının .... tarafından karşılanma durumunun bulunduğunu, davanın .... ya ihbar edilmesinin gerektiğini, dava konusu olayda hatır taşıması olup olmadığının araştırılmasının gerektiğini, dava konusu edilen kazadan dolayı açılan ceza, soruşturma ve kovuşturma dosyanın celbinin gerektiğini, davacının kazaya ilişkin maluliyet iddialarının değerlendirilebilmesi için Adli Tıp Kurumuna sevk edilerek maluliyet durumu ve maluliyetin kaza ile illiyeti hakkında rapor alınması gerektiğini, tazminat hesabının aktüer siciline kayıtlı aktüerya uzmanı tarafından yapılması gerektiğini, davalı şirket tarafından dava açılmadan önce ödeme yapıldığını, KTK 111 çerçevesinde ibranamenin iptali için gerekli olan açık şekilde eksik ödeme olgusunun vuku bulup bulmadığının tespiti açısından ödeme yapıldığı tarihteki asgari ücret ve şartları üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini, tedavi giderlerinden doğan sorumluluğun... ya ait olduğunu, kazazedelerin Devlet Hastanesi, Üniversitesi Hastanesi, Özel Hastane gibi hiçbir ayrım gözetmeksizin tüm resmi ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarında alacakları sağlık hizmetleri bedellerinin .... tarafından karşılaması gerektiğini, davacının sağlığına kavuşabilmesi için bakıcıya ihtiyacı olup olmadığı, iyileşme süresi bakıcıya ödemeleri gösterir makbuzların tarihleri de dikkate alınarak bu kalem zararının bulunup bulunmadığı, yapılan giderin kadri maruf olup olmadığı konularında uzman bilirkişi incelemesi yaptırılması gerektiğini, davacının ulaşım gideri istemlerinin dolaylı bir zarar olup sigorta şirketinin bu zarardan sorumlu tutulamayacağını, davacı tarafından dava açılmadan önce davalıya herhangi bir başvuru yapılmadığını, temerrüdün henüz gerçekleşmediğini belirtmiş , öncelikle yetkisizlik kararı verilerek dosyanın İstanbul ATM ye gönderilmesine, esasa girildiği takdirde davaya konu talebin öncelikle Trafik Poliçesine yöneltilmesi zorunluluğu nedeniyle, davaya konu talebin zamanaşımına uğraması, ödemede bulunarak sorumluluğunu yerine getirip davacı yan tarafından ibra olunan davalı şirketin sorumluluğu bulunmaması ve ibra olunması nedeniyle, sigortalı araç sürücüsüne atfı kabil kusur bulunmaması nedeniyle, meydana geldiği iddia edilen zararın kaza ile illiyetinin bulunmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen dosya davalısı ... . A.Ş. Cevap dilekçesinde özetle; Dava dilekçesinde bahsi geçen .... plaka sayılı aracın davalı şirkete 31/07/2014 - 31/07/2015 tarhleri arasında 85351368 numaralı ZMMS poliçesi ile sigortalı olduğunu, poliçeden doğan sorumluluğun sigortalının kusuru oranında olmak üzere ölüm, sakatlık halinde azami 268.000,00 TL ile sınırlı olduğunu, kusur konusunda alınan raporlar arasında çelişki olduğunu, çelişkinin giderilmesine yönelik olarak Karayolları Genel Müdürlüğü Trafik Kürsüsünden seçilerek 3 kişilik yeni uzman bilirkişi kurulundan kusur raporu alınması gerektiğini, davalı tarafça ödeme yapılarak davacının poliçe teminatı kapsamında tüm zararının karşılandığını, davalının başkaca sorumluluğu kalmadığını, tedavi giderlerinin poliçe kapsamında olmayıp davalı şirketin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, bakıcı gideri talebi yönünden tedavisi tamamen tamamlanan davacının bakıma muhtaç olup olmadığı hususunun maluliyet raporu dışında ayrıca alınacak bir bilirkişi raporu ile tespitinin gerektiğini, davacının bakıma muhtaç olup olmadığının hekim bilirkişilerce tespit edilmesinin gerektiğini, bakıcı gideri ihtiyacından söz edilebilmesi için tedavi sürecinin sona ermiş olması, kalıcı maluliyet söz konusu olması, davacının başka birinin yardımı olmadan hayatını sürdüremeyeceğinin hekim bilirkişilerce açık şekilde tespit edilmesinin gerektiğini, davacının bakıma muhtaç olduğunun tespit edilmesi halinde tazminat hesabının yapılmasının gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatının poliçe kapsamında olmadığını, geçici iş göremezlik tazminatının tedavi teminatı içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini, davacının emniyet kemeri takıp takmadığının tespitinin gerektiğini, davacının 04/12/2015 tarihinden itibaren işleyecek faiz talebinin haksız olduğunu, davacı lehine faize hükmedilmesi durumunda davacının ancak birleşen dava tarihinden itibaren yasal faiz talep edebileceğini, davacının ıslah ettiği kısım için ise ıslah tarihinden itibaren faizin başlayabileceğini belirtmiş , Karayolları Genel Müdürlüğü Trafik Genel Kürsüsünden seçilecek 3 kişilik yeni bir uzman bilirkişi kurulu tarafından kusur tespitinin yapılmasını, maluliyet oranının tespiti için davacının tam teşekküllü bir devlet hastanesinden son durum raporu alınarak ATK 3. İhtisas Dairesine sevk edilmesini, aktüer sıfatına sahip bir bilirkişi kanalı ile sakatlıktan kaynaklanan bakım gideri tazminatının hesaplanmasını, davacıya.... tarafından rücuya tabi ödeme yapılıp yapılmadığı veya gelir bağlanıp bağlanmadığının tespiti için .... ya yazı yazılması ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen dosya davalısı ....A.Ş. Vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının dava dilekçesinde " yapılan yargılama sırasında kazaya ilişkin kusur raporları alınmış ve kazanın davalılardan araç sürücüsü ... ...'ın asli kusuru neticesinde meydana geldiği tespit edilmiştir " şeklindeki beyanı ile dosyadaki bilirkişi raporundan yola çıkılarak karar verilmesinin talep edildiğini, bu talebin kabulünün mümkün olmadığını, dosyada görülmekte dava sırasında alınan eksik inceleme ürünü olan kusura ilişkin raporun kabulünün mümkün olmadığını, yeni talepler de göz önüne alınarak dosyada mübrez bulunan ancak bu zamana kadar değerlendirilmeyen hususların da değerlendirilerek yeniden kusur raporunun alınmasının gerektiğini, ...'un ehliyetinin bulunmadığını, seyir esnasında kask takmadığını, gece seyri esnasında görünürlüğü sağlayacak şekilde giysiler giymediği ve reflektif işaretler takmadığını, motosiklet farının yanmadığını, motorun hızının saatte 60 - 70 km olacak şekilde seyredildiği hususlarının yeniden alınacak kusur raporunda değerlendirilmesinin gerektiğini, dosyadaki bilirkişi raporlarının 22/09/2016 tarihli sağlık raporuna göre hazırlandığını, rapor tarihinden bu yana dosyaya herhangi bir sağlık raporu alınmadığını, Sağlık Raporlarına İlişkin Usul Ve Esaslar Hakkında Yönergesinin Ortak Hükümler başlıklı 42. Maddesinde " Sağlık Kurulu Raporlarında hekimlerce veya ilgili mevzuatında aksine bir tarih belirtilmediği durumlarda raporlar 2 yıl geçerlidir " şeklinde yer alan ifadelerden sağlık raporunun 2 yıl geçerli olduğu, dolayısıyla 2018 yılında geçerliliğini kaybettiğini, davacı ...'un ATK 'ya sevkinin sağlanarak güncel sağlık durumunun tespiti için sağlık raporu alınmasının gerektiğini, ana dosyada alınan aktüer bilirkişi raporunda hatalar yapıldığını, söz konusu raporun hükmü esas alınmasının imkan dahilinde bulunmadığını, tedavi giderleri talebi yönünden istenilen talebin de kabulünün mümkün olmadığını, bakıcı gideri talebine ilişkin davacının dava dilekçesindeki " 06/12/2014 tarihli kaza sebebiyle müvekkilinin %100 malul kalması neticesinde doğan bakıcı gideri " ifadesinden yanında sürekli olarak bir yardımcı çalıştığının anlaşılmakla birlikte çalışan yardımcının 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun ek madde 9 a göre sigortalı çalışan olması gerektiğini, davacının adres bilgilerinde iş yeri kaydının açılıp açılmadığı, açıldı ise kaydın açılış tarihinin kazadan önceye mi sonraya mı dayandırıldığı, TC numarası ile yanında bakıcı çalıştırıp çalıştırmadığının tespiti için ... ya müzekkere yazılması gerektiğini, davacı yanca istenilen bütün alacak kalemlerine karşı zamanaşımı itirazının bulunulduğunu, davanın ....ya ihbar edilmesinin gerektiğini belirtmiş ,öncelikle davanın... ya ihbarına, ...'un ATK 3. İhtisas Dairesine sevki ile güncel tarihli bir sağlık raporunun alınmasına, İzmir Karayolları Trafik Şubesine ...'un ehliyetinin bulunmamasına rağmen motosiklet kullanıyor olmasının seyir esnasında kask takmıyor olmasının, gece seyri esnasında görünürlüklerini sağlayacak şekilde giyinecekler veya giysilerine reflektif işaretler takmamasının, motosiklet farının yanmıyor olmasının, kaza anında motorun hızının 60 km saatten fazla olmasının herhangi bir ihlal oluşturup oluşturmadığı hususunun sorulmasına, ... ya davacının adres bilgilerinde iş yeri kaydının açılıp açılmadığının sorulmasına, yazı cevapları tamamlandıktan sonra yeni bir bilirkişi heyetinden kusur raporu alınması dosyanın bilirkişi heyetine tevdiine, mahkeme aksi kanaatte ise davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı .... Şirketi’nin birleşen dosya yönünden ileri sürdüğü yetki ilk itirazının davada birden fazla davalı bulunması ve bunlardan bir kısmı yönünden Mahkemenin yetkisinin sabit olması nedeniyle HMK m.20 gereğince reddedildiği, 06.12.2014 tarihli kazada %100 sürekli malul kalan davacı ...’un geçici iş göremezlik, sürekli iş göremezlik, bakıcı gideri, belgeli ve belgesiz tedavi giderlerine ilişkin zarar hesabı yönünden alınan 28.07.2021, 16.03.2022, 05.04.2022 ve 23.02.2023 tarihli bilirkişi raporlarında davacının geçici iş göremezlik zararının 820,35 TL, sürekli maluliyetten kaynaklı zararının 1.765.913,64-TL, davalı sigortaca ödenen 268.000 TL düşüldüğünde bakiye zararının 1.497.913,63 TL, aile içi dayanışma dikkate alınarak %50 indirime tabi tutulan bakıcı gideri zararının 1.168.898,95-TL, ... kapsamında olmayan belgeli tedavi giderlerinin 18.905,78-TL, belgesiz tedavi + ulaşım giderlerinin 613.253,43-TL olduğu; davalı ... ile imzalanan 17.08.2021 tarihli İbraname ve Sulh Sözleşmesi uyarınca bakıcı gideri yönünden 2.266.420 TL ödeme yapıldığı ve sigortacının bu kalemler yönünden poliçe limiti dahilinde tamamen ibraya kavuştuğu, davacı vekilinin 30.09.2021 tarihli talep artırımı ile sulh kapsamına alınmayan 06.12.2014–22.03.2017 arası işlemiş faiz yönünden ... A.Ş. ve ... ... aleyhine müşterek ve müteselsil talepte bulunduğu, ek bilirkişi raporlarında motosikletin farının yandığı, kazanın oluşumunda ... ...’ın %100 kusurlu olduğu, davacı motosiklet sürücüsünün kaskının takılı olmaması nedeniyle %20 oranında müterafik kusur indirimi uygulanması gerektiği, davalı sigorta şirketlerinin sürekli iş göremezlik ve bakıcı gideri kalemleri yönünden tamamen ibra edildiği, davacının 09.08.2022 tarihinde ölümü sonrası yalnızca ölüm tarihine kadarki işlemiş sürekli iş göremezlik tazminatı (182.753,53 TL) ile bakıcı gideri (234.700,00 TL) yönünden daha önce yapılan ödemelerle konusuzluk meydana geldiği, davacı adına talep edilebilecek tedavi ve ulaşım gideri toplamının 122.439,78-TL olduğu, %20 müterafik kusur indirimi uygulandığında talep edilebilir bakiye tedavi gideri tazminatının 114.259,78-TL olarak belirlendiği, bunun 8.180-TL’sinin ana dosyada, 89.771,82-TL’sinin birleşen dosyada hükme bağlanması gerektiği, manevi tazminat yönünden davalı sürücü ... ...’ın %100 kusuru, olayın ağırlığı, davacının tam maluliyet sonrası ölümü, tarafların sosyal–ekonomik durumları ve paranın satın alma gücü gözetilerek müteveffa ... lehine hükmedilecek manevi tazminatın mirasçıları ... ve ... adına belirlenmesi gerektiği, sonuç itibariyle asıl dosyada geçici ve sürekli iş göremezlik ile bakıcı gideri talepleri yönünden konusuzluk nedeniyle karar verilmesine yer olmadığı, tedavi gideri talebinin kabulü gerektiği, birleşen dosyada geçici–sürekli iş göremezlik ve bakıcı gideri yönünden konusuzluk oluştuğu, tedavi gideri talebinin kısmen kabulü gerektiği, manevi tazminatın ise davalı ... ... ve ... A.Ş. yönünden kısmen kabulüne karar verildiği görülmüştür. Karara karşı davacılar vekili, davalı ... ... vekili, davalı ... .A.Ş. vekili, davalı .... A.Ş. vekili, davalı .... Şirketi vekili ve ihbar olunan .... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Kaza nedeniyle ...'ın %100 malül olarak 8 yıl bitkisel hayatta yaşadığını, bu dönem içerisinde davalı araç sürücüsü ve işleteninin davacı çocukla ilgilenmediğini, bu dönemde davalıların davacılara hiç katkılarının olmadığını, kaza nedeniyle anne, baba ve kardeşlerin psikolojik çöküntüye uğradığını, davacı babanın epilepsi hastası olduğunu, vefat olayından sonra annenin müşterek konutta duramadığını, davacı anne ve babanın ortak konuttan uzaklaşarak çocukları ...'un ölümünü unutmaya çalıştıklarını, ailenin yaşadığı travmanın ağırlığına göre hükmedilen manevi tazminat miktarının düşük kaldığını, dava dilekçesinde manevi tazminatın davalılar ... A.Ş. Ve ... ...'dan müşterek ve müteselsil olarak talep edilmesine rağmen müşterek ve müteselsil tahsil hükmü kurulmadığını, bu nedenle manevi tazminat taleplerinin tümüyle kabulüne ve davalılar ... ... ile .... A.Ş.'den müştereken ve müteselsilen alınmasına karar verilmesi gerektiğini, mahkemece davacılar lehine hükmedilen tedavi giderlerinden dolayı ...'un kask takmaması nedeniyle müterafik kusur indirimi yapıldığını, geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı ile bakıcı gideri alacağı yönünden davanın konusuz kaldığına hükmedildiğini, mahkemece müterafik kusur indirimi yapılmış olmasına rağmen davacılar aleyhinde vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava dilekçesinde müşterek ve müteselsil sorumluluğa dayanıldığı halde yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin tahsilinde "davalılardan tahsiline" şeklinde karar verilmesinin hatalı olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. Davalı ... . A.Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Yerel mahkemece hükme esas alınan aktüerya raporlarının ancak kusur durumunun kesin ve çelişkisiz şekilde belirlenmesi hâlinde anlam ifade edeceği yönündeki bilirkişi beyanları ve duruşma taleplerine rağmen dosyada mevcut ATK raporu, uzman mütalaaları, bilimsel görüş raporu ve tanık anlatımlarında motosiklet sürücüsü ...’un farının yanmadığı, sürücü belgesinin bulunmadığı, kask takmadığı, gece seyri için gerekli reflektif görünürlük tedbirlerini taşımadığı, Karayolları Trafik Yönetmeliği uyarınca bu ihlallerin kusur dağılımına etkisinin araştırılmasının zorunlu olduğu hususları değerlendirilmeden kusurun %100 oranında davalı sürücüye yüklenmesine ilişkin çelişkilerin giderilmediğini, kusur araştırmasının genişletilmesi yönündeki müzekkere taleplerinin karşılanmadığını, kusur oranı netleşmeden maddi tazminat hesabına esas aktif–pasif dönem başlangıcı, sosyoekonomik durum, geçici iş göremezlik, maluliyet raporlarının süresi, tedavi giderlerinin gerçek ... karşılığı gibi hususlarda yapılan aktüerya itirazlarının karşılanmadığını, raporların varsayımsal kabul edilmesine rağmen kök rapora atfen hüküm kurulduğu, buna bağlı olarak “karar vermeye yer olmadığı”na dair kalemlerde dahi kusur belirlenmeden davacı yararına vekalet ücretine hükmedildiğini, tüm bu eksik inceleme ve kusur tespiti yapılmadan verilen kararın davalı şirket yönünden usul ve yasaya açık aykırılıklar içerdiği anlaşılmasına rağmen ilgili değerlendirmelerin yapılmadığını istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. Davalı ... . A.Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesi kararında davalı sigorta şirketinin poliçe teminatı kapsamındaki tüm maddi zararları ödediğine dair bilirkişi raporunda yapılan tespitlerin hükümde karşılık bulmadığını, kusur raporları arasında 20.06.2019 tarihli raporda sigortalı sürücünün %85 kusurlu iken 02.12.2019 tarihli raporda %100 kusurlu kabul edilmesiyle oluşan çelişkinin giderilmediğini, motosiklet sürücüsü ...’un farının yanmadığını ortaya koyan uzman mütalaası, bilimsel görüş raporu ve ceza dosyası ATK değerlendirmelerinin hükme esas alınmadığını, motosiklet farı yanmadığında motosiklet sürücüsünün asli kusurlu olduğunu belirten raporun dikkate alınmadığını, davacının kaza sırasında kask takmadığını ve görünürlüğünü sağlayacak reflektif ekipman bulundurmadığını gösteren tespitlerin kusur değerlendirmesine yansıtılmadığını, tedavi giderlerinin 6111 sayılı Kanun gereği.... tarafından karşılanması gerekirken poliçe kapsamında kabul edildiğine dair gerekçenin açıklanmadığını, bilirkişi raporundaki belgesiz tedavi giderlerinin hangi kriterlere göre hesaplandığının gösterilmediğini, sigorta hukukundaki gerçek zarar ilkesi çerçevesinde değerlendirme yapılmadığını, TBK m.52 uyarınca müterafik kusur indirimi yapılması gerekirken neden yapılmadığının belirtilmediğini, faiz başlangıcının asıl ve birleşen davada dava tarihi kabul edilmesine rağmen temerrüt–başvuru şartlarının sağlanıp sağlanmadığının ortaya konulmadığını ve ıslah edilen kısım için faiz başlangıcının ıslah tarihinden işlemesi gerektiğine ilişkin itirazların karşılanmadığını, birleşen dava yönünden faiz başlangıcı bakımından ayrı değerlendirme yapılması gerektiğine ilişkin talebin de açıklığa kavuşturulmadığını istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. Davalı ... ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesinin davalı ... ...’a %100 kusur atfederken ceza dosyasındaki tali kusur kabulü ile Adli Tıp Kurumu Genişletilmiş Uzmanlar Kurulunun 23.11.2021 tarihli far yanıklığına dair iki olasılıklı tespitleri arasındaki çelişkiyi gidermediğini, motosikletin farının yanmadığını gösteren kamera görüntülerinin izlenmesine rağmen bu hususta tutanak düzenlemediğini ve görüntü incelemesinin HMK uyarınca yapılması gereken şekilde yerine getirilmediğini, motosikletin siyah renkte olması, sürücünün ve yolcunun koyu renk kıyafet giymesi, reflektif işaret taşımaması, sürücünün 16 yaşında ve ehliyetsiz olması, hız ihlali yapması, kask takmaması ve bu davranışların kazanın oluşumunu ve zararın artmasını etkilediğine dair teknik bilirkişi raporları, uzman mütalaaları, tanık beyanları ve sosyal medya kayıtlarının değerlendirilmediğini, Karayolları Fen Heyeti’nin 20.06.2019 tarihli raporunda motosiklet sürücüsüne %15 kusur yüklenmesine rağmen bu raporun hükme esas alınmadığını, CD görüntülerinin incelenmesi sırasında motosiklet farının yanmadığını gösteren ışık yansıması eksikliklerinin mahkemece değerlendirilmeyip farın yandığı kabul edilerek kusur tespitinin hatalı belirlendiğini, manevi tazminat bakımından davacıların ekonomik ve sosyal durum araştırmasının yapılmadığını, paranın satın alma gücüne ilişkin hangi tarihin esas alındığının gerekçede gösterilmediğini ve bu nedenle manevi tazminatın zenginleşme yasağına aykırı belirlendiğini, maddi tazminat kalemlerinde tedavi giderlerinin 6111 sayılı Kanun gereği .... sorumluluğunda olduğu yönündeki itirazların karşılanmadığını, belgeli giderlerin belgesiz giderler içine tekrar alınarak mükerrer hesaplama yapıldığını.... tarafından karşılanan ambulans ve tıbbi malzeme giderlerinin bilirkişi tarafından yeniden tazminata dahil edildiğini, mütevefanın bakıcı gideri ve sürekli iş göremezlik hesabında 16 yaşında olup fiilen gelir elde etmediği dönemin hesaba katılmaması gerektiğine ilişkin savunmaların karşılanmadığını, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinde Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre yapılması gereken haklılık oranı değerlendirmesinin yapılmadığını, kusur tespiti yapılmadan maddi-manevi tazminat hesabı ile vekalet ücreti belirlenmesinin hatalı olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. Birleşen dosya davalısı ... .. Şirketi vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesi kararında Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası limitlerini aşmayan zararlar yönünden İhtiyari Mali Mesuliyet Sigortası teminatının devreye giremeyeceği ve poliçe genel şartlarında öngörülen kademeli sorumluluk yapısının değerlendirilmediğini, poliçe limitlerinin kararda gösterilmediği ve bu nedenle hükmün icra kabiliyetinin sağlanmadığını, sigorta sorumluluğunun belirlenmesi için sigorta uzmanı bilirkişiden rapor alınması taleplerinin karşılanmadığını, Yargıtay içtihatlarıyla açıkça düzenlenen ZMM–İMM ayrımındaki sıranın gözetilmediğini, davacı tarafın yeme–içme–ulaşım–taksi gibi masraflarının ZMM Genel Şartları A-3 m bendi gereği dolaylı zarar niteliğinde olup teminat dışında olduğu yönündeki itirazların karşılanmadığını, tedavi giderlerinin 6111 sayılı Kanun ve değişen KTK m.98 uyarınca tümüyle .... sorumluluğunda bulunduğuna dair Yargıtay 10. HD ve 17. HD kararları ile .... genelgeleri uyarınca yapılan kapsamlı itirazların karşılanmadığını, ...tarafından karşılanan protez, tıbbi malzeme, refakatçi, yol ve benzeri giderlerin sigorta şirketine yüklenemeyeceği yönündeki delillerin ve aktarılmış prim tutarlarının değerlendirilmediğini, 07.03.2018 tarihli bilirkişi raporunda protez giderinden ...’nın sorumlu olduğunun açıkça belirtilmiş olmasına rağmen bu raporun gerekçede tartışılmadığını, teminat dışı talepler yönünden “doğmamış alacaklar” niteliğindeki kalemlere yönelik afaki ve mükerrer hesaplamalara ilişkin itirazların karşılanmadığını, zarar hesabında belgeli giderler ile belgesiz giderlerin ayrıştırılmadığını, ZMM poliçesi kapsamındaki bedensel zarar dışı tüm taleplerin (dolaylı zarar, tedavi gideri, munzam giderler) poliçe ve yasa gereği karşılanamayacağına ilişkin savunmaların dikkate alınmadığını, müvekkil şirketin tedavi teminatı primlerini ...’ya aktarması sebebiyle tedavi giderlerinden sorumlu olmayacağına ilişkin mevzuat ve içtihatların değerlendirilmediğini, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin müvekkilin sorumluluğu bulunmayan kalemler ve haddinden fazla belirlenen dava kabul tutarları üzerinden hesaplanmasına dair itirazların karşılanmadığını istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. İhbar olunan ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İstinafa konu mahkeme kararında davalı kurumun rücu hakkını etkileyen tüm hesaplamalara dair itirazların karşılanmadığını, kusur oranına ilişkin Adli Tıp İhtisas Dairesi raporlarının Yargıtay uygulaması uyarınca son denetim mercii olan Adli Tıp Genel Kurulu incelemesine ihtiyaç duyduğu yönündeki itirazların değerlendirilmediğini, rapor esas alınarak belirlenen 18.905,78 TL belgeli gider ile 103.534,00 TL belgesiz gider ayrımında belgeli tedavi giderlerinin.... sorumluluğuna, belgeli olmayan giderlerin ise Yargıtay 17. HD 2016/12559 E.–2019/5487 K. içtihadı doğrultusunda sigorta şirketi ve işleten–sürücü sorumluluğuna ilişkin beyanların karşılanmadığını, .....’nın ödemesi gerekmeyen giderlerin diğer davalıların sorumluluğunda olduğuna dair açık itirazların değerlendirilmediğini, ihbar olunan sıfatıyla davalı kurum yönünden kurulan her türlü tespit ve borç sonuçlarının kabul edilmediğine ilişkin beyanların tartışılmadığını, karara dayanak bilirkişi raporunun yterli nitelikte olmadığı yönündeki itirazların giderilmediğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE : Dava ve birleşen dava trafik kazası sonucu oluşan sürekli maluliyet, geçici iş göremezlik, bakım gideri, tedavi giderleri ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. İlk derece mahkemesince, ihbar olunan ..... aleyhine herhangi bir hüküm oluşturulmadığı ve ihbar olunanın davada taraf sıfatı bulunmadığı gibi ihbar olunanın davanın taraflarından biri yanında feri müdahale talebi de bulunmadığı dikkate alındığından istinaf yasa yoluna başvurma yetkisinin bulunmaması nedeniyle ihbar olunan vekilinin istinaf dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık davacı(yargılama sırasında vefat eden) ...'un sevk ve idaresindeki .... plaka sayılı araç ile davalı ... ...'ın sürücüsü, davalı ... A.Ş.'nin işleteni, davalı .... A.Ş.'nin ZMMS sigortacısı ve birleşen dosya davalısı ... . Şirketi'nin İMMS sigortacısı oldukları... plaka sayılı araçlar arasında meydana gelen 06.12.2014 tarihli trafik kazası nedeniyle geçici ve kalıcı iş göremezlik tazminatı, tedavi gideri zararı ve manevi tazminat istemlerine ilişkin olduğu, yargılama sırasında davalı sigorta şirketlerinin tazminat ödemeleriyle geçici iş göremezlik, sürekli iş göremezlik ve bakım gideri zararlarına ilişkin talepler yönünden davanın konusuz kaldığı anlşılmıştır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91/1. 85/1. ve 85/son maddeleri ile Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına göre trafik kazası nedeni ile davacının aracında oluşan maddi zarardan davalı sigorta şirketi, işleten sıfatına haiz sigortalı araç maliki ile araç sürücüsünün, sürücünün kusuru oranında sorumlu oldukları amirdir.(Yargıtay HGK'nun 15.6.2011 tarih ve 2011/17-142 E. - 2011/411 K., 17. HD'sinin 20/05/2013 tarih ve 2012/8984 E. - 2013/7276 K. ) Motorlu Kara Taşıt Araçları İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının 1. maddesine göre ise, sigortacı, zorunlu mali sorumluluk sigortası poliçe limitinin dışında (üstünde) kalan miktardan başlayıp, ihtiyari mali sorumluluk sigortası teminat limitine kadar sorumludur. Bahse konu düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere, yasa koyucu trafik sigortacısı ve ihtiyari mali sorumluluk sigortacısı bakımından müştereken ve müteselsilen bir sorumluluk öngörmemiş, sıralı bir sorumluluk düzenlemiştir. (Yargıtay 17.Hukuk Dairesi'nin 2019/1797 Esas-2020/8207 Karar sayılı kararı) Anayasa Mahkemesinin 17.7.2020 tarihinde 2019/40 E-2020/40 K. sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresinin ve 92. maddesinin (i) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiş olması nedeniyle davacının zararının ve zararın kapsamının 2918 sayılı KTK.nın ve 6098 sayılı TBK.nın haksız fiile ilişkin hükümlerine ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesi gerekir. 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren ZMSS Genel Şartları'nın A.5-b maddesi gereği, zarar görenin tedavisinin devam ettiği döneme ilişkin geçici bakıcı gideri zararının, geçici işgöremezlik zararının ve tedavi giderlerinin sağlık giderleri içinde yer aldığı ve ZMSS teminatı kapsamında olmadığı kabul edilmişse de, 6111 sayılı Kanun'un 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanunu'nun 98. maddesinde ....'nca karşılanacak sağlık hizmeti bedellerinin neler olduğu açıklanıp sınırlandırılmıştır. KTK'nın 98.maddesi gereği ... Başkanlığı'nın sorumlu olduğu sağlık giderleri, trafik kazaları nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarında yapılan tıbbi tedaviye ilişkin sağlık hizmet bedellerinden ibarettir.....'nın hangi sağlık giderlerinden sorumlu olduğu kanunla belirlenmiş olup, normlar hiyerarşisinde daha altta olan genel şartlar ile kanun kapsamının değiştirilip genişletilemeyeceği aşikardır. Dolayısıyla, trafik kazasından kaynaklı geçici işgöremezlik tazminatı ile belgesiz tedavi ve tedavi amaçlı yol giderleri bakımından ZMMS poliçesi kapsamında sigorta şirketlerinin sorumluluğu devam etmektedir. ( Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin 10.03.2022 tarih ve 2021/12001 Esas - 2022/4532 Karar ve 24.03.2022 tarih ve 2021/22793 Esas - 2022/5790 Karar sayılı ilamları ) Kusur dağılımına yönelik istinaf itirazlarının incelenmesinde; Yargısal uygulamada; ceza davası açılan hâllerde, ceza davasında alınan kusur raporu ile karar verilip, karar kesinleşse dahi, bu raporun hukuk hâkimini kusur yönünden bağlamayacağı istikrarla kabul edilmektedir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 25.02.2004 tarihli ve 2004/11-115 Esas,2004/108 Karar; 12.5.2004 tarihli ve 2004/4-290 Esas, 289 Karar; 14.12.2005 tarihli ve 2005/10-680 Esas, 733 Karar sayılı ilamları) Hemen belirtilmelidir ki hukuk hâkiminin yukarıda açıklanan bu bağımsızlığı sınırsız değildir. Gerek öğretide ve gerekse Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatlarında, ceza hâkiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle “fiilin hukuka aykırılığı” konusu ile hukuk hâkiminin tamamen bağlı olacağı kabul edilmektedir. Diğer bir anlatımla, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır (HGK’nın10.1.975 tarihli ve 1971/406 E., 1975/1 K. sayılı ilamı; HGK’nın 23.1.1985 tarihli ve 1983/10-372 E., 1985/21 K. sayılı ilamları). Bilindiği gibi kesin hüküm, ilişkin olduğu konuda uyuşmazlığı ortadan kaldırır. Bu yüzdendir ki, açılan bir dava hakkında kesin hüküm bulunmaması bir yargılama koşuludur. Özellikle bir ceza mahkemesinin, uyuşmazlık konusu olayın tespitine; diğer bir söyleyişle, olayın varlığına ve sanık tarafından işlendiğine ilişkin maddi olgulara ilişkin kesinleşmiş saptaması, aynı konudaki hukuk mahkemesinde de kesin hüküm oluşturur. Bunun nedeni, ceza yargılamasındaki ispat araçları bakımından ceza hâkiminin hukuk hâkiminden çok daha elverişli bir konumda olmasıdır. Vurgulamakta yarar vardır ki, hukuk usulü bir şekil hukukudur. Davanın açılması, itirazların ileri sürülmesi, tanıkların ve diğer delillerin bildirilmesi belirli süre koşullarına bağlı kılındığı gibi ikinci tanık listesi verilememesi, iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı gibi yargılamanın süratle sonuçlandırılması gayesi ile belirli kısıtlamalar getirilmiştir. Bunun sonucunda, hukuk hâkimi şekli gerçeği arayacak, maddi gerçek öncelikli hedef olmayacaktır. Ancak ceza hâkimi bunun tersine öncelikli hedef olarak maddi gerçeğe ulaşmaya çalışacaktır. O hâlde ceza mahkemesinin maddi nedensellik bağını (illiyet ilişkisi) tespit eden kesinleşmiş hükmünün hukuk hâkimini bağlamasına, Borçlar Kanunu’nun 53. maddesi bir engel oluşturmaz (HGK’nın16.9.1981 tarihli 1979/1-131 E.,1981/587 K. sayılı ilamı, Çemberci, M.: Hukuk Davalarında Kesin Hüküm,1965, s.22 vd.). Yargıtayın yerleşik uygulamasına ve öğretideki genel kabule göre, maddi olgunun tespitine ilişkin ceza mahkemesi kararı hukuk hâkimini bağlar. Ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen, aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir (HGK’nın11.10.1989 tarihli ve 1989/11-373 E., 1989/472 K. sayılı ilamı). Ceza mahkemesinde bir tarafın kusurlu olduğu maddi vakıa olarak kabul edilmişse, artık hukuk mahkemesinde o kişinin kusursuz olduğuna hükmedilemez. Ne var ki, hukuk hâkiminin yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırarak kusur oranını incelemesi olanaklıdır. Bu iki durumun birbirinden iyi ayırt edilmesi gerekir. Görüldüğü üzere, hukuk mahkemesi az yukarıda bağlayıcılık yönü belirtilen ayrık durumlar dışında ceza mahkemesi kararları karşısında ilke olarak bağımsız kılınmıştır. Bu noktada, ceza mahkemesi kararının hukuk mahkemesini bağladığı hâllerde, kesin delilin etkisi nedeniyle, ceza mahkemesi kararında dayanılmış olan bilirkişi raporunun hukuk mahkemesini bağlayacağı; buna karşılık, ceza mahkemesi kararının hukuk mahkemesini bağlamadığı hâllerde, ceza mahkemesinde alınmış olan bilirkişi raporunun, hukuk mahkemesini bağlamayacağı, bir başka ifade ile hukuk mahkemesinin yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırabileceği, kuşku ve duraksamaya yer olmaksızın kabul edilmektedir (Kuru:cilt:V, s:5154-5155). Özellikle tarafların, iddia ve savunmalarını ispat için, mahkemeden bilirkişi incelemesi yapılmasını istemeleri hâlinde hukuk hâkiminin, uyuşmazlığı kendi tespit ve takdirine, “Medeni Hukuk” alanı kurallarına göre çözümlemesi gerekir.(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/17-3188 Esas 2019/755 Karar sayılı 25.06.2019 tarihli ilamı) Somut uyuşmazlıkta kusur dağılımının belirlenmesine yönelik olarak ceza yargılamasının yürütüldüğü Kemalpaşa 3.Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2015/15 Esas sayılı dava dosyasında ve ilk derece mahkemesi dosyasında kusur değerlendirmesine esas olmak üzere bilirkişi raporu, ATK Trafik İhtisas Dairesi raporu ve Karayolları Fen Heyeti'nce düzenlenen raporlar alındığı; raporlar arasındaki kusur dağılımına ilişkin ihtilafın davacı ...'un sevk ve idaresindeki ... . plaka sayılı motosikletin farlarının yanıp yanmadığına ilişkin belirsizlikten kaynaklandığı, ceza yargılaması sonucu kurulan hükümde farkların yanıp yanmadığının net olarak tespit edilemediğinin belirtildiği ve şüpheden sanık yararlanır ilkesi uyarınca bu durumun davalı sanık lehine yorumlandığı, yargılama sonucu davalı sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın kesinleştiği, ceza mahkemesince kesin bir maddi vakıa tespiti yapılmadığı gibi hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesin hüküm teşkil etmemesi nedeniyle hukuk mahkemesini bağlayıcı bir ceza yargılaması maddi vakıa tespiti bulunmadığı, ilk derece mahkemesince ATK Trafik İhtisas Dairesi'nin 25.12.2017 ve 17.01.2019 tarihli raporları ie 02.12.2019 tarihli bilirkişi raporlarındaki tespit ve değerlendirmelerden 17.01.2019 tarihli ATK Trafik İhtisas Dairesi raporunda yer alan "CD de kayıtlı kaza anına ait video görüntüleri yeniden incelendiğinde; videoyu kaydeden kameranın motosikletin seyir istikametine dik bir konumda ve ışık kaynağı farın tek oluşu birlikte düşünüldüğünde motosikletin far ışığı olay anında seyreden diğer araçlardaki fa ışıkları gibi görülemeyeceği, ancak çarpışmadan hemen önce motosikletin seyir doğrultusunda ve seyir şeridinde şiddeti düşük bir ışığın kamera tarafından algılandığı gibi çarpışma anında otomobile çarpan motosikletin bu aracın üzerinden fırlaması sırasında şiddeti düşük bir ışık hüzmesinin de görüldüğü, bu hüzmeninde motosikletinin yere düştüğü anda yok olduğu, ayrıca meskun mahal sınırları dışındaki devlet karayolunda ışık sistemi çalışmayan bir motosikletin seyretmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu da dikkate alındığında, kaza anında motosikletin ışığının yandığı kanaatine varılmıştır. " şeklindeki heyet görüşüne mahkemece iştirak edildiği gibi İTÜ Karayolları Kürsüsü öğretim üyelerinden oluşan heyetçe düzenlenen 02.12.2019 tarihli bilirkişi heyet raporunda da aynı yönde görüş bildirilmiş olduğu, gerek ATK Trafik İhtisas Dairesi raporunun gerekse 02.12.2019 tarihli heyet raporunun dosya kapsamı ve kaza oluş şekline uygun olarak düzenlendiği anlaşılmış olmakla ilk derece mahkemesinin davalı araç sürücüsünün asli ve %100 kusurlu olarak kazaya sebebiyet verdiğine yönelik kabulünde bir hukuka aykırılık görülmemiştir. Davalı taraf vekillerinin bu yöndeki istinaf itirazları yerinde değildir. Davacılar vekili, müterafik kusur indirimi nedeniyle davalılar lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu istinaf sebebi olarak ileri sürmüştür. TBK'nın 51. ve 52. maddelerinden kaynaklanan hakkaniyet ve takdiri indirimler nedeniyle, davanın kısmen reddedilmesi halinde, indirimden dolayı reddedilen kısım için vekalet ücreti takdir edilemez. Bir başka ifade ile, davacı lehine hesaplanan maddi tazminatlardan, müterafik kusur nedeniyle yapılan indirimler sonucu belirlenen tazminat tutarları hüküm altına alınırken, reddedilen kısmım yönünden davalı lehine vekalet ücretine ve yargılama giderine hükmedilmemesi gerekir. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 13/11/2019 tarih ve 2017/2928 Esas - 2019/10602 Karar sayılı ilamı) Somut uyuşmazlıkta davacılar vekili tarafından müterafik kusur indirimi sebebiyle reddedilen kısım yönünden davalılar yararına karşı vekalet ücretine hükmedildiği belirtilmiş ise de dosya kapsamının incelenmesinde tedavi gideri zararıyla ilgili olarak asıl davada 8.180,00-TL birleşen dava dosyasında ise 623.978,00-TL talep edildiği, ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi ek raporuyla tedavi gideri tazminatının 122.439,78-TL olduğunun tespit edildiği, %20 müterafik kusur indirimi uygulanmak suretiyle 97.951,82-TL davacının talep edebileceği miktar olarak belirlendiği, bunun 8.180,00-TL'sinin asıl dosyada, 89.771,82-TL'sinin birleşen dosyada hüküm altına alındığı, birleşen dosyada davacılar lehine 14.363,49-TL vekalet ücretine ve davalılar lehine de yine 14.363,49-TL vekalet ücretine hükmedildiğine göre davalılar lehine hükmedilen vekalet ücreti miktarının davanın 122.439,78-TL üzerinde kalan 501.538,22-TL kısmına yönelik ret kararı üzerinden verildiği anlaşılmıştır. Zira müterafik kusur indirimiyle 24.487,96-TL'nin reddedilmiş olduğu, ilk derece mahkemesi karar tarihi itibariyle geçerli A.A.Ü.T. Uyarınca bu miktar üzerinden vekalet ücreti takdir edilmesi halinde 9.200,00-TL maktu ücrete hükmedilmesi gerektiği ancak ilk derece mahkemesince A.A.Ü.T. 13/3. Maddesi hükmü uyarınca davacı lehine hükmedilen 14.363,49-TL vekalet ücretini aşmamak üzere vekalet ücreti belirlendiği sabit görülmüştür. Bu durumda her ne kadar birleşen davanın açılış tarihi itibariyle davacıların, davacı müteveffa ...'un vefat edeceğini bilebilecek durumda olmadıkları ve bakiye yaşam süresince sarf edilecek tedavi giderlerine göre birleşen davayı açmalarında kusurlu olmadıkları değerlendirilebilecek ise de bu hususta bir istinaf sebebi gösterilmediğinden ve mahkememizce resen dikkate alınabilecek nitelikte bir hata da olmadığından, istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan incelemede mahkemece müterafik kusur indirimi nedeniyle karşı vekalet ücretine hükmedilmediği anlaşıldığından davacı vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir. Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, kusurun anılan ilke ve esaslar ile örtüşecek şekilde olayın oluş şekli ve dosya kapsamına uygun olarak tespit edilmesine, konusuz kalan tazminat kalemleriyle ilgili kurulan hükümlerin yerinde olmasına, ...'nın sorumluluğu dışında kalan tedavi giderlerinden dolayı davalıların sorumluluklarının devam etmesine, tedavi gideri zararlarının uzman bilirkişi vasıtasıyla dosya kapsamına uygun olarak belirlenmesine, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, aşağıda yazılı bentler dışındaki taraf istinaf itirazlarının ayrı ayrı reddine karar vermek gerekmiştir. Taraf vekillerinin manevi tazminat miktarlarına ilişkin istinaf itirazlarının değerlendirilmesinde; manevi tazminat, ne bir ceza ne de gerçek anlamda bir tazminattır. Zarara uğrayan kişinin çektiği acıyı, duyduğu elem ve üzüntüyü bir nebze olsa da dindiren, zarara uğratan olay nedeniyle oluşan ruhsal tahribatı onarmaya yarayan bir araçtır. Manevi tazminatın kapsam ve miktarını takdir hakkı kural olarak hakime aittir. Hakim, manevi tazminatı hak ve nesafete uygun olarak belirlemeli, bu belirlemede hukuk kurallarının yanında tarafların sosyal, ekonomik ve sosyal yapısı ile özellikle de somut olayın koşullarını gözetmelidir. Manevi tazminat olarak takdir edilecek tutar manevi acıları kısmen de olsa gidermesinin yanında kamuoyu ve sosyal vicdanda da kabul görmeli ve zarar gören açısından da bir zenginleşme aracı olmamalıdır. (Yargıtay İBK 22/06/1966 tarih ve 1966/7 E. - 1966/7 K. sayılı ilamı) Somut olayda davacı müteveffa ... kaza sonucu 8 yıl boyunca %100 iş gücü kaybıyla yatalak halde yaşamını sürdürdüğü ve yargılama sırasında vefat etmiş olduğu, bu durumun gerek kendisi gerekse aile bireylerinde yarattığı derin üzüntü ve güçlükler, kazanın oluş şekli, kusur durumu, olay tarihi, sosyal ve ekonomik koşullar, zararın ağırlığı ve hakkaniyet ilkesi dikkate alındığında manevi tazminat taleplerinin makul düzeyde olduğu anlaşıldığından tam olarak kabulü gerekirken kısmen kabulüne karar verilen miktarlar düşük kalmıştır. Davacılar vekilinin bu yöndeki istinaf istemleri yerindedir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 61. ve 62. maddeleride (818 sayılı BK'nın 50-51) maddelerinde düzenlenmiş bulunan teselsül kuralları, birden çok kişinin birlikte bir zarara yol açmaları ve aynı zarardan dolayı sorumlu olmaları durumuna ilişkin olup, zarara yol açanlar ile zarar gören arasındaki ilişkinin düzenlenmesine yöneliktir. Anılan madde hükmüne göre birden çok kişinin birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümlerin uygulanacağı, tazminatın aynı zarardan sorumlu müteselsil borçlular arasında paylaştırılmasında, bütün durum ve koşullar, özellikle onlardan her birine yüklenebilecek kusurun ağırlığı ve yarattıkları tehlikenin yoğunluğunun göz önünde tutulması gerektiği düzenlenmiştir. Somut olayda; uyuşmazlık konusu trafik kazası nedeniyle haksız fiil hükümleri ve KTK'nın yukarıda yazılı hükümleri gereğince davalılar arasında birlikte sorumluluk söz konusu olup davacıların manevi tazminat istemlerini davalı araç sürücüsü ve araç işleteninden müşterek ve müteselsilen tahsilini talep ettiği halde ilk derece mahkemesince sorumluluğu daraltacak şekilde müşterek ve müteselsil sorumluluk belirtilmeksizin hüküm kurulması yerinde görülmemiştir. Davacılar vekilinin bu yöndeki istinaf itirazları yerindedir. Motorlu Kara Taşıt Araçları İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının 1. maddesine göre ise, sigortacı, zorunlu mali sorumluluk sigortası poliçe limitinin dışında (üstünde) kalan miktardan başlayıp, ihtiyari mali sorumluluk sigortası teminat limitine kadar sorumludur. Bahse konu düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere, yasa koyucu trafik sigortacısı ve ihtiyari mali sorumluluk sigortacısı bakımından müştereken ve müteselsilen bir sorumluluk öngörmemiş, sıralı bir sorumluluk düzenlemiştir. (Yargıtay 17.HD'sinin 2019/1797 E-2020/8207 K sayılı kararı) Somut uyuşmazlıkta davalı ... . Şirketi'nin kazadan dolayı sorumluluğu ancak ZMMS poliçe limitlerinin tüketilmesinden sonra başladığı halde birleşen dosyada 89.771,82-TL tedavi gideri zararından ZMMS sigortacısı .... A.Ş. İle birlikte sorumlu tutulmuş olup, dosya kapsamının incelenmesinde davalı ... A.Ş.'nin tedavi giderleri poliçe limitine istinaden bir ödeme yapılmadığı, 29.12.2020 tarihli ödemenin sürekli iş göremezlik zararına istinaden gerçekleştirildiği, bu itibarla zorunlu ZMMS sigorta poliçesinden kaynaklanan tedavi giderleri teminatında eksilme meydana gelmediği ve bu teminata istinaden hüküm altına alınan 89.771,82-TL yönünden İMMS sigortacısı birleşen dosya davalısı ... . Şirketi aleyhinde hüküm kurulamayacağının dikkate alınmaması ve diğer davalılarla birlikte sorumlu tutulması yerinde görülmemiştir. Bununla birlikte birleşen davada yer alan taleplerin sürekli iş gücü ve bakıcı giderleri talepleri yönünden davalı ödemeleriyle konusuz kaldığı, dava açılış tarihinde davacı tarafça talep edilen 623.978,00-TL tedavi gideri zararının asıl dava dosyasında bilirkişi raporuyla bakiye ömür süresine göre hesaplandığı ancak yargılama sırasında davacı ...'un 09.08.2022 tarihinde vefat etmesi nedeniyle tedavi giderlerinin vefat tarihine kadar olan süresine isabet eden kısmıyla sınırlı olarak kabul kararı verildiği dikkate alındığında reddedilen kısım yönünden davacıların kusuru bulunmaksızın dava ikame edildiği, zararın ZMMS poliçe limiti dahilinde kalacağının birleşen dava açılış tarihi itibariyle bilinemeyeceği, dolayısıyla davalı İMMS sigortacısı yönünden davanın reddine karar verilmesinin yargılama sırasında gerçekleşen vefattan kaynaklanması nedeniyle davacılara yükletilebilecek bir kusur bulunmadığı anlaşıldığından ret sebebiyle davalı lehine vekalet ücreti takdir edilmemiştir. Bu durumda, davalı .... A.Ş. vekilinin, davalı ... . A.Ş. vekilinin ve davalı ... ... vekilinin vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine, davacılar vekilinin ve birleşen dosya davalısı ... . . Şirketi vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca kabulü ile dosyada toplanan delillerin hüküm kurmaya elverişli ve yeterli olması nedeniyle yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığından ilk derece mahkemesince verilen karar kaldırılarak, yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İhbar olunan ... vekilinin istinaf dilekçesinin REDDİNE, 2-Davalı .... A.Ş. vekilinin, davalı .... A.Ş. vekilinin ve davalı ... ... vekilinin vekilinin istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 3-Davacılar vekilinin ve birleşen dosya davalısı ... .Şirketi vekilinin istinaf başvurularının KABULÜ ile İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22.06.2023 tarih 2015/1372 Esas 2023/512 Karar sayılı kararının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 4-İstinaf nedenleri ve kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak kaldırılan kararın yerine geçmek üzere yeniden hüküm tesisi ile; A-2015/1372 ESAS SAYILI ASIL DAVA DOSYASI YÖNÜNDEN; 1-Davacıların maddi tazminat talebi içerisinde yer alan geçici iş göremezlik ve sürekli iş göremezlik talebi ile davanın konusunun kalmadığı anlaşıldığından bu talepler yönünden KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 2-Davacıların maddi tazminat talebi içerisinde yer alan tedavi gideri talebinin KABULÜ ile 8.180,00 TL tedavi giderinin davalılar ... ... ve .... AŞ. yönünden kaza tarihi olan 06/12/2014 tarihinden davalı ... . AŞ. yönünden dava tarihi olan 04/12/2015 itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, Davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun tedavi giderleri poliçe teminat limiti 268.000,00-TL ile SINIRLANDIRILMASINA, 3-Davacıların manevi tazminat taleplerinin KABULÜNE, a-Davacı müteveffa ... yönünden 100.000,00-TL manevi tazminatın davalılar ... ... ve ... A.Ş.'den kaza tarihi 06.12.2014'ten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacı müteveffa ... mirasçıları davacı ... ve ...'a miras payları oranında verilmesine, b-Davacı ... yönünden 75.000,00-TL manevi tazminatın davalılar ... ... ve ... . A.Ş.'den kaza tarihi 06.12.2014'ten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine, c-Davacı ... yönünden 75.000,00-TL manevi tazminatın davalılar ... ... ve .... A.Ş.'den kaza tarihi 06.12.2014'ten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine, d-Davacı ... yönünden 25.000,00-TL manevi tazminatın davalılar ... ... ve .... A.Ş.'den kaza tarihi 06.12.2014'ten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine, e-Davacı ... yönünden 25.000,00-TL manevi tazminatın davalılar ... ... ve ... . A.Ş.'den kaza tarihi 06.12.2014'ten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine, 4-Alınması gerekli 21.051,77-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 1.058,81 TL ile ıslah sırasında alınan 574,00 TL ' nin mahsubu ile bakiye 19.418,96-TL harcın asıl dosya davalılarından müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına, davalı .... A.Ş.'nin bakiye harcın yalnızca 14,83-TL'lik kısmıyla sınırlı olarak sorumlu tutulmasına, 5-Davacı taraf vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm altına alınan maddi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 8.180,00-TL vekalet ücretinin asıl dosya davalılarından müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 6-Hüküm altına alınan manevi tazminat miktarı üzerinden a-Davacı ... kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. Uyarınca 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalılar ... ... ve ... . A.Ş.'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine, b-Davacı ... kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. Uyarınca 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalılar ... ... ve ... . A.Ş.'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine, c-Davacı ... kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. Uyarınca 25.000,00-TL vekalet ücretinin davalılar ... ... ve .... A.Ş.'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine, d-Davacı ... kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. Uyarınca 25.000,00-TL vekalet ücretinin davalılar ... ... ve ... A.Ş.'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine, 7-Davacı tarafından yapılan 109 davetiye gideri 800,00-TL, bilirkişi inceleme ücretleri 6.550.00-TL, adli tıp inceleme ücretleri 652,70-TL, posta masrafı 223,00-TL olmak üzere toplam 8.225,70-TL den dava sırasında tahsil edilen 6.200,00 TL nin mahsubu sonucu kalan 2.025,70 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, 8-Davalı ... ... ve ... . AŞ. tarafından yapılan yargılama giderinin davalı üzerinde bırakılmasına, 9-Davacı tarafça peşin olarak yatırılan 1.094,71-TL harç giderinin asıl dosya davalılarından müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, davalı ... . A.Ş.'nin harcın yalnızca 543,93-TL'lik kısmıyla sınırlı olarak sorumlu tutulmasınai B-BİRLEŞEN İZMİR 7.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2021/185 ESAS 2021/135 KARAR SAYILI DAVA DOSYASI YÖNÜNDEN; 1-Davacıların maddi tazminat talebi içerisinde yer alan geçici iş göremezlik, sürekli iş göremezlik ve bakım gideri talebi ile davanın konusunun kalmadığı anlaşıldığından bu talepler yönünden KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 2-Davacıların maddi tazminat talebi içerisinde yer alan tedavi gideri talebinin KISMEN KABULÜ ile, 89.771,82 TL tedavi giderinin davalılar ... ... ve .... A.Ş. yönünden kaza tarihi olan 06.12.2014 tarihinden davalı ....A.Ş. yönünden asıl dava tarihi olan 04.12.2015 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ..., .... A.Ş. ve .... A.Ş.'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, Davalı .... A.Ş.'nin sorumluluğunun tedavi giderleri poliçe teminat limiti 268.000,00-TL ile sınırlı tutulmasına, Davacıların tedavi gideri yönünden fazlaya ilişkin isteklerinin REDDİNE, Birleşen dosya davalısı .... Şirketi yönünden açılan davanın REDDİNE, 3-Alınması gerekli 6.132,31-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 5.726,53-TL'nin mahsubu ile bakiye 405,78 TL karar ve ilam harcının davalılar ... ..., ... .A.Ş. ve ... . A.Ş.'den müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm altına alınan maddi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 14.363,49-TL vekalet ücretinin davalılar ... ..., .... A.Ş. ve ... .A.Ş.'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, 5-Davalılar ... ..., ... .A.Ş. ve ... . A.Ş. Kendilerini birer vekil ile temsil ettirdiklerinden 14.363,49-TL vekalet ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak işbu davalılara verilmesine, 6-Davalı .... Şirketi kendisini bir vekil ile temsil ettirmiş ise de ret sebebine göre davalı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Devlet hazinesinden karşılanan 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin 259,00 TL'lik bölümünün davalılar ... ..., .... A.Ş. ve ...A.Ş.'den müştereken ve müteselsilen, 1.061,00-TL'lik bölümünün davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazineye gelir kaydına , 8-Davacı tarafça yatırılan 1.094,71-TL peşin harcın ... ..., ... . A.Ş. ve ... . A.Ş.'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, C-İSTİNAF YARGILAMA GİDERLERİ YÖNÜNDEN; 1-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı ... . A.Ş, davalı ... .A.Ş ve davalı ... ...'ın yaptığı giderlerin kendi üzerlerinde bırakılmasına, 2-Davalı ... . A.Ş yönünden istinaf karar harcı olan 16.953,18 TL + 6.132,31 TL'den peşin alınan 1.672,78 TL + 4.238,29 TL'nin mahsubu ile bakiye 17.174,42 TL'nin davalı ... . A.Ş.'den alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davalı ... . A.Ş. yönünden istinaf karar harcı olan 16.953,18 TL + 6.132,31 TL'den peşin alınan 5.773,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 17.312,49 TL'nin davalı ... . A.Ş.'den alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Davalı ... ... yönünden istinaf karar harcı olan 16.953,18 TL + 6.132,31 TL'den peşin alınan 5.773,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 17.312,49 TL'nin davalı ... ...'dan alınarak hazineye gelir kaydına, 5-Davacılar ve birleşen dosya davalısı ... . Şirketi tarafından ödenen istinaf karar harcının istek halinde davacılara ve birleşen dosya davalısı .... Şirketi'ne iadesine, 6-İstinaf başvurusu nedeniyle davacılar tarafından yapılan 738,00 TL + 738,00 TL istinaf kanun yoluna başvuru harcı, 108,62 TL tebligat masrafı olmak üzere toplam 1.584,62 TL istinaf yargılama giderinin davalılar ... ..., ... . A.Ş. ve ... . A.Ş.'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, 7-İstinaf başvurusu nedeniyle birleşen dosya davalısı ... . Şirketi tarafından yapılan 738,00 TL+ 738,00 TL istinaf kanun yoluna başvuru harcı, 91,38 TL tebligat masrafı olmak üzere toplam 1.567,38 TL istinaf yargılama giderinin davacılardan alınarak birleşen dosya davalısı ... . Şirketine verilmesine, 8-İhbar olunan ... tarafından yatırılan istinaf harçlarının talep halinde ihbar olunana iadesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 06.03.2026