Başvuru, üniversite güvenlik görevlilerinin ihmali nedeniyle görme duyusu işlevinin sona ermesine neden olacak şekilde yaralanma meydana gelmesi, bu olayın failleri hakkındaki ceza yargılamasının makul sürat ve özenle yürütülmemesi, suçun hukuki nitelendirilmesinde hata yapılarak dava zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle düşme kararı verilmesi nedeniyle kötü muamele yasağının, söz konusu düşme kararına bağlı olarak tazminat davası açılamaması nedeniyle de etkili başvuru hakkının ihlal edild
Başvuru; üniversite güvenlik görevlilerinin ihmali nedeniyle görme duyusu işlevinin sona ermesine neden olacak şekilde yaralanma meydana gelmesi, bu olayın failleri hakkındaki ceza yargılamasının makul sürat ve özenle yürütülmemesi, suçun hukuki nitelendirilmesinde hata yapılarak dava zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle düşme kararı verilmesi nedeniyle kötü muamele yasağının, söz konusu düşme kararına bağlı olarak tazminat davası açılamaması nedeniyle de etkili başvuru hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 27/3/2020 tarihinde yapılmıştır. Komisyon, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla temin edilen belgelere göre ilgili olaylar özetle şöyledir: Gaziantep Üniversitesinin 9/10/2009 tarihinde akademik yıl açılış töreninde iki öğrenci grubu arasında yaşanan tartışmanın kavgaya dönüşmesi üzerine başvurucu ve diğer müşteki şüpheliler hakkında kasten yaralama, tehdit ve hakaret suçlarından Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığınca (Başsavcılık) soruşturma başlatılmıştır. Başsavcılık 10/12/2009 tarihli yazısı ile Gaziantep İl Emniyet Müdürlüğünden başvurucu ve diğer müşteki şüpheliler G., Ç., H.T. ve F.K.nın yaralanmalarına ilişkin olarak kesin sağlık raporlarının aldırılarak gönderilmesini istemiştir. Başsavcılık ilgililerin kesin sağlık raporlarına ulaşmak için Emniyet Müdürlüğü ve sevk edildikleri hastane ile 3/8/2010 tarihine kadar birkaç kez daha yazışma yapmıştır. Bu arada Başsavcılığın 27/5/2010 tarihli yazısı ile başvurucu ifadeye çağrılmıştır. 20/9/2010 tarihinde başvurucunun beyanları tespit edilmiştir. Başvurucu Başsavcılıkta müdafii huzurundaki ifadesinde özetle sol gözünde doğuştan kolobom (gözdeki ya da göz çevresindeki normal göz dokusunda doğuştan bir eksiklik olması) rahatsızlığı nedeniyle görme zayıflığı olup soruşturmaya konu olay kapsamında gözüne darbe alması sebebiyle retinada yırtılma ve çok ileri derecede görme kaybı meydana geldiğini, bu nedenle iki kez tıbbi operasyon geçirip tedavi sürecinin devam ettiğini beyan etmiştir. Başsavcılık 22/2/2011 tarihinde sekiz müşteki şüpheli hakkında birbirlerine karşı kasten yaralama, tehdit ve hakaret suçlarını işlediklerinden bahisle iddianame düzenlemiştir. Bu kapsamda müşteki şüpheliler A.E.T., İ.S. ve A.K.nın başvurucuyu basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek ve sol gözünün sürekli olarak görme işlevini yitirmesine neden olacak biçimde yaraladıkları iddia edilmiştir. Gaziantep Asliye Ceza Mahkemesince (Asliye Ceza Mahkemesi) görülen davanın ilk celsesi 10/5/2011, otuzuncu ve son celsesi ise 25/5/2017 tarihinde gerçekleşmiştir. Başvurucu 10/5/2011 tarihli ilk celsede ifadesini vermiş ve yaralanması nedeniyle şikâyetçi olduğunu beyan etmiştir. Başvurucuyu yaraladığı iddia edilen müşteki sanık A.E.T. de aynı celsede dinlenmiş, üzerine atılı suçlamayı kabul etmemiştir. 19/9/2011 tarihli üçüncü celsede diğer müşteki sanık İ.S. savunmasını yaparak başvurucuya vurmadığını ifade etmiştir. Diğer müşteki sanık A.K. ise 7/10/2011 tarihinde Ankara Asliye Ceza Mahkemesince dinlenip kimseye vurmadığını beyan etmiştir. A.K. ayrıca davanın 15/11/2011 tarihli dördüncü celsesinde de savunma yaparak başvurucuya vurmadığını söylemiştir. 22/10/2012 havale tarihi ile yargılama dosyasına giren Görüntü İnceleme Tutanağı'nda, A.K. ile İ.S.nin Gaziantep Üniversitesindeki kavgaya katıldıkları, A.E.T.nin de olay yerinde olduğu tespit edilmiştir. Bu raporda başvurucuya karşı gerçekleştirilen herhangi bir eylem tarif edilmemiştir. Asliye Ceza Mahkemesi davanın 13/12/2012 tarihli on birinci celsesinde, yaralanma ve görme kaybı ile suça konu olay arasında illiyet bağı olup olmadığının tespiti için başvurucuya ait tüm tedavi evrakının ve raporların Gaizantep Adli Tıp Kurumu Şube Müdürlüğüne (Adli Tıp Kurumu Şube Müdürlüğü) gönderilmesine karar vermiştir. Adli Tıp Kurumu Şube Müdürlüğü 11/3/2013 tarihli raporunda, yaralanmadan önce başvurucunun sol gözünde kolobom denilen genetik bir hastalık bulunduğunu, görme kaybının hastalık sebebiyle mi yoksa yaralanmaya bağlı olarak mı ortaya çıktığının göz hastalıkları uzmanından sorulması gerektiğini bildirmiştir. Asliye Ceza Mahkemesi yargılamanın 18/6/2013 tarihli on üçüncü celsesinde, Adli Tıp Kurumu Şube Müdürlüğünün raporu doğrultusunda başvurucu hakkında İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı İhtisas Kurulundan (Adli Tıp Kurumu İhtisas Kurulu) rapor alınmasına karar vermiştir. Adli Tıp Kurumu İhtisas Kurulu 10/3/2014 tarihinde başvurucunun muayene edilmek üzere hazır edilmesi gerektiğini bildirmiştir. Kurul bizzat başvurucunun muayenesini yaptıktan sonra 15/10/2014 tarihinde bazı belgelerin gönderilmesini istemiştir. Asliye Ceza Mahkemesi talep edilen evrakın temini için kamu kurumları ile yazışmalar yapmış, temin edilen evrakla birlikte yargılamanın 17/4/2015 tarihli on dokuzuncu celsesinde dosyanın Adli Tıp Kurumu İhtisas Kuruluna gönderilmesine karar vermiştir. Adli Tıp Kurumu İhtisas Kurulu 5/8/2015 tarihli raporunda, başvurucunun yaşadığı görme kaybının derecesinin var olan hastalığına mı yoksa yaralanmayı mı bağlı olduğuna dair kesin bir tespitte bulunamamıştır. Raporun sonuç kısmı şöyledir: "Kişi hakkında düzenlenmiş tıbbi belgelerde tanımlanan sol gözdeki retina dekolmanının 2009 tarihli olayla illiyetinin bulunduğu, ancak kişide bünyesel nitelikli koroid kolobomu bulunduğu, bu tür hastalıklarda görme derecesinin düşük olabileceğinin tıbben bilindiği,Kurulumuzun ilgili yazısı ile istenilmiş olan olay öncesine ait görme derecelerini gösteren bir tıbbi belgenin temin edilemediği anlaşılmaklasol gözdeki görme kaybı derecesininolaya mı bağlı olduğu, kendisinde mevcut hastalığa mı bağlı olduğununayırt edilemediği cihetle; kişide olaya bağlı organlardan birinin işlevinin sürekli zayıflaması ya da yitirilmesi niteliğinde olup olmadığı hususunda mevcut verilerle görüş bildirilemediği..." Asliye Ceza Mahkemesi, Adli Tıp Kurumu İhtisas Kurulu raporunun temin edilmesinden sonra 24/12/2015 tarihli yirmi üçüncü celsede, vekilinin talebi üzerine başvurucunun olay tarihi ve öncesine ait tedavi gördüğü ileri sürülen hastanelere müzekkere yazılmasına ve başvurucunun bu hastanelerde tedavi görüp görmediğinin, görmüş ise bu tedaviye dair tüm hasta tabelalarının gönderilmesinin istenmesine karar vermiştir. Asliye Ceza Mahkemesi yargılamanın 8/3/2016 tarihli yirmi beşinci celsesinde, Trabzon Kamu Hastaneleri Birliğinden ve Karadeniz Teknik Üniversitesi Farabi Hastanesinden gelen bilgiler ile birlikte değerlendirilip görme kaybı ile yaralama arasında illiyet bağının bulunup bulunmadığının tespit edilmesi için dosyanın yeniden Adli Tıp Kurumu İhtisas Kuruluna gönderilmesine karar vermiştir. Adli Tıp Kurumu İhtisas Kurulunun 30/11/2016 tarihli raporunda, yeni tıbbi belgeler içinde başvurucunun olay öncesine ait göz muayene bulgularını ve görme derecesini içeren tıbbi bir kaydın bulunmaması nedeniyle 5/8/2015 tarihli mütalaaya eklenebilecek bir husus olmadığı bildirilmiştir. Asliye Ceza Mahkemesi yargılamanın 25/5/2017 tarihli otuzuncu celsesinde, başvurucuya karşı işlendiği iddia edilen kasten yaralama suçundan müşteki sanıklar A.E.T., İ.S. ve A.K.nın beraatine karar vermiştir. Karar verilirken tarafların yaralanmaları dikkate alınarak müşteki sanıkların eylemlerinin meşru müdafaa kapsamında kalıp kalmadığı hususunda şüphe bulunduğuna vurgu yapmış ve suçu işlediklerine dair her türlü şüpheden uzak, kesin, mahkûmiyetlerine yeterli ve inandırıcı bir delil elde edilemediğini açıklamıştır. Asliye Ceza Mahkemesinin beraat kararı gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir: "Her ne kadar sanıklar [A.E.T., A.K., İ.S.] hakkında Özcan Doğan, [H.T., G., F.K.ya] yönelik yaralama suçunu işledikleri iddiasıyla kamu davası açılmış ise de,sanıkların aşamalarda alınan savunmalarında kendilerine yönelen saldırıya karşı korunmak amacıyla eylemde bulunduklarına, atılı suçu kabul etmediklerine yönelik savunmalarının aksini gösterir, tarafların yaralanmaları dikkate alındığında sanıkların eylemlerinin meşru savunma kapsamında kalıp kalmadığı hususunda mahkemede oluşan şüpheyi giderebilecek, tarafların birbirlerini suçlayıcı beyanları dışında olayın başlangıç aşamasının aydınlatılmasına yeterli, sanıkların üzerine atılı suçu işlediklerine dair her türlü şüpheden uzak, kesin, mahkumiyetlerine yeterli ve inandırıcı bir delil elde edilemediği, yüklenen suçun sanıklar tarafından işlendiğinin sabit olmadığı anlaşıldığından sanıkların ayrı ayrı beraatine karar vermek gerekmiştir." Başvurucu vekili 29/5/2017 tarihli istinaf dilekçesiyle beraat kararının bozulmasını talep etmiştir. İstinaf dilekçesinde özetle A.E.T., İ.S. ve A.K.nın başvurucuyu görme yetisini kaybedecek şekilde yaraladığını, 5/8/2015 tarihli rapordaki belirlemelere göre bu durumun sabit olduğunu, ayrıca tanık beyanları ve Görüntü Tutanaklarının da başvurucunun anlatımını doğruladığını iddia etmiştir. İstinaf incelemesi kapsamında Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi (Bölge Adliye Mahkemesi) 18/10/2018 tarihli tensip zaptı ile duruşma açılmasına karar vermiştir. Bölge Adliye Mahkemesi altı celse boyunca tarafların beyanlarını almak için işlemler yapmış ve 5/3/2020 tarihli altıncı celsede, başvurucuyu kasten yaralama suçu bakımından A.E.T., İ.S. ve A.K. hakkında verilen beraat kararının kaldırılmasına ve anılan suç bakımından kabul edilen sekiz yıllık dava zamanaşımı süresinin dolduğunu açıklayarak kamu davalarının düşürülmesine kesin olarak karar vermiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararının ilgili kısmı şöyledir: "...Her ne kadar katılan Özcan'a yönelik olarak sanıklar [A., A. ve İ.] hakkında TCK'nun 86/1, 87/2b-son maddesi gereğince cezalandırılmaları talep edilmiş ise de;katılan Özcan hakkında İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı İhtisas Kurulunun 05/08/2015 tarihli rapor ile diğer raporlara göre sol gözdeki görme kaybı derecesininolaya mı bağlı olduğu, kendisinde mevcut hastalığa mı bağlı olduğunun ayırt edilemediği cihetle; kişide olaya bağlı organlardan birinin işlevinin sürekli zayıflaması ya da yitirilmesi niteliğinde olup olmadığı hususunda mevcut verilerle görüş bildirilemediğinin belirtilmesi nedeniyle şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince bu durumun sanıklar lehine değerlendirilerek sanıklar [A.; A. ve İ.nin] bu sonuçtan sorumlu tutulamayacakları, yalnızca katılan sanık Özcan'ın BTM ile iyileşmeyecek şekilde yaralanmasından dolayı sanıklar [A., A. ve İ.nin] üzerlerine5237 sayılı TCK'nun 86/1 maddesinin atılı olduğu,Sanıklar [İ., A. ve A.nın] üzerlerine atılı 5237 sayılı TCK'nun 86/1 maddelerinde hükme bağlanan kasten yaralama suçunda zamanaşımı süresinin 5237 sayılı TCK nun 66/1-e maddesi gereğince 8 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, TCK'nun 67/4 maddesi gereğince uzayan zamanaşımı ile birlikte toplamda 12 yıl olduğu,Dava konusu olayımızda suç tarihinin 2009 olduğu, iddianame tarihinin 2011 olduğu, sanıkların ilk derece mahkemesince mahkeme huzurlarında sorgularının yapılmasının zamanaşımını kesen son işlem olduğu, zamanaşımını kesen son işlem olan sanık [İ.nin] mahkeme huzurunda savunmasının 2011 tarihinde alındığı, sanık [A.nın] savunmasının mahkeme huzurunda 2011 tarihinde alındığı, sanık [A.nın] savunmasının mahkeme huzurunda 2011 tarihinde alındığı, sanık [İ.nin] üzerine atılı TCK'nun 86/1 maddesinde hükme bağlanan kasten yaralama suçunda zamanaşımı süresinin 2019 tarihinde dolduğu, sanık [A.nın] üzerine atılı TCK'nun 86/1maddesinde hükme bağlanan kasten yaralamasuçunda zamanaşımı süresinin 2019 tarihinde dolduğu, sanık [A.nın] üzerine atılı TCK nun 86/1maddesinde hükme bağlanan kasten yaralama suçunda zamanaşımı süresinin 2019 tarihinde dolduğu, anlaşıldığından sanıklar [A., İ., ve A.] hakkında katılan sanık Özcan'a yönelik kasten yaralamasuçundan açılan kamu davalarının TCknun 66/1-e, 67/4, 66/2 maddeleri ve CMK'nun 223/8 maddeleri dava zamanaşımı süresinin dolmuş olması nedeniyle ayrı ayrı düşmesine karar verilmiş..." Başvurucu 27/3/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. Kötü Muamele Yasağı Yönünden İlgili hukuk için bkz. Hüseyin Caruş, B. No: 2013/7812, 6/102015, §§ 28-30; Özlem Kır, B. No: 2014/5097, 28/9/2016, §§ 25, B. Kötü Muamele Yasağıyla Bağlantılı Olarak Etkili Başvuru Hakkı Yönünden Haksız fiillerden doğan borç ilişkilerini düzenleyen 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "Sorumluluk" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür." 6098 sayılı Kanun'un haksız fiillerden doğan borç ilişkilerinin ceza hukuku ile ilişkisini düzenleyen maddesi ise şöyledir:"Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz."