Başvuru, verilen hücre cezasının ve buna yapılan itirazdaki taleplerin İnfaz Hâkimliği tarafından değerlendirilmemesi nedenleriyle kötü muamele yasağının, kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının, suç ve cezada kanunilik ilkesi ile adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, verilen hücre cezasının ve buna yapılan itirazdaki taleplerin İnfaz Hâkimliği tarafından değerlendirilmemesi nedenleriyle kötü muamele yasağının, kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının, suç ve cezada kanunilik ilkesi ile adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 8/4/2014 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü sunmuştur. Başvurucu,Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, başvuru tarihinde Gaziantep E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu olarak bulunmaktadır. Cezaevinde bir hükümlü ile kavga ettiğinden bahisle Ceza İnfaz Kurumu idaresi tarafından 12/7/2013 ile 15/7/2013 tarihleri arasında başvurucu ve diğer hükümlü, müşahade odasına konulmuş ve her ikisi hakkında da disiplin soruşturması açılmıştır. Disiplin soruşturması sonucunda Gaziantep E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu Başkanlığının 22/7/2013 tarihli kararı ile 5 gün hücreye koyma cezası ile başvurucunun tecziyesine karar verilmiştir. Başvurucu, anılan disiplin cezasına karşı 26/7/2013 tarihinde Gaziantep İnfaz Hâkimliğine itirazda bulunmuştur. Ceza İnfaz Kurumu İdaresi de 6/8/2013 tarihinde anılan hücre hapis cezasının onaylanması için İnfaz Hâkimliğine başvurmuştur. İnfaz Hâkimliği 4/9/2013 tarihinde başvurucu ve vekilinin hazır bulunduğu ilk duruşmayı gerçekleştirmiştir. 11 celse devam eden duruşmada başvurucu ve vekili hücre hapsinin infaz edildiğine, tutuklulara hücre hapis cezası verilemeyeceğine, tanık ve bilirkişilerin dinlenilmesine, hücrelerin niteliklerinin insan haysiyeti ile bağdaşmadığına, 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlikler Tedbirleri İnfazı Hakkında Kanun'un bazı maddelerinin iptali için Anayasa Mahkemesine götürülmesi gerektiğine, Cumhuriyet Savcısı'nın mütalaasının usule uygun olmadığına, hâkimin reddine yönelik talep ve itirazlarda bulunmuştur. Öte yandan başvurucu vekili, Ceza İnfaz Kurumu idaresinin usule uygun infaz hâkimliği onayı olmadan hücre hapis cezasını uyguladığını belirterek Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunmuştur. İnfaz Hâkimliği 16/1/2014 tarihli kararında başvurucunun disiplin cezasına yönelik itirazlarını reddetmiş ve hücre hapsinin onanmasına karar vermiştir. Mahkeme, gerekçesinde özetle başvurucunun bir hükümlü ile kavga ettiğinde -doktor raporları gözetilerek- herhangi bir tereddüt olmadığını belirtmiştir. Öte yandan Hâkimlik, başvurucunun kavga sonrası 5275 sayılı Kanun'un maddesi dalaletiyle maddesi gereğince Kurum içinde güvenliklerinin sağlanması amacıyla müşahade odasına alındığını belirtmiştir. Başvurucunun İnfaz Hâkimliğinin kararına karşı yaptığı itiraz, Gaziantep Ağır Ceza Mahkemesinin 18/2/2014 tarihli ve 2014/191 Değişik İş sayılı kararı ile reddedilmiştir. Karar, başvurucuya 10/3/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 8/4/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. Ulusal Hukuk 5275 sayılı Kanun'un maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:“(1) Hücreye koyma cezası, hükümlünün eylemlerinin nitelik ve ağırlığına göre bir günden yirmi güne kadar, açık havaya çıkma hakkı saklı kalmak üzere, geceli ve gündüzlü bir hücrede tek başına tutulması ve her türlü temastan yoksun bırakılmasıdır. (2) Bir günden on güne kadar hücreye koyma cezasını gerektiren eylemler şunlardır:...e) Hükümlü ve tutukluları daha az cezayı gerektiren şekilde kasten yaralamak....” 5275 sayılı Kanun'un maddesi şöyledir:"(1) Yönetim, disiplin soruşturması yapılan hükümlünün odasını, iş ve çalışma yerini değiştirebilir, hükümlüyü kurumun başka kesimine nakledebilir veya diğer hükümlülerden ayırabilir. (2) Kurumun düzeninin ve kişilerin güvenliklerinin ciddî tehlikeyle karşı karşıya kalması hâlinde, asayiş ve düzeni sağlamak için Kanunda açıkça belirtilmeyen diğer tedbirler de alınır. Tedbirlerin uygulanması, disiplin cezasının verilmesine engel olmaz." 5275 sayılı Kanun'un maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:""(1) Bu Kanunun;.., hücreye koyma, ... kütüphane ve kurslardan yararlanma konularında 9, 16, 21, 22, 26 ilâ 28, 34 ilâ 53, 55 ilâ 62, 66 ilâ 76, ve 78 ila 88 inci maddelerinde düzenlenmiş hükümlerin tutukluluk hâliyle uzlaşır nitelikte olanları tutuklular hakkında da uygulanabilir."B. Uluslararası Hukuk Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) maddesi şöyledir:“Hiç kimse işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya işlemlere tabi tutulamaz.” Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tutuklu ve hükümlülerle ilgili olarak onların korunmasız ve zayıf durumda olduklarını, en zor şartlarda dahiyetkililerin bu kişilerin fiziksel esenliklerini korumakla sorumlu olduklarını belirtmiştir (Keenan/Birleşik Krallık, B. No: 27229/95, § 91; Tarariyeva/Rusya, B. No: 4353/03, 14/12/2006, § 73; Vlademir/Romanov/Rusya, B. No: 41461/02, 24/7/2008, § 57). Bununla birlikte AİHM, cezaevlerinde bir şiddet potansiyeli bulunduğunun ve tutulan kişilerin direnişinin çok çabuk ayaklanmaya dönüşebileceğini kabul etmektedir (Satık ve diğerleri/Türkiye, B. No: 31866/96, 10/10/2000, § 58; Dedovsky ve diğerleri/Rusya, B. No: 7178/03, 15/5/2008, § 81). AİHM, tamamen duyusal yalıtma ile birlikte bütünüyle sosyal yalıtmanın kişiliği tahrip edeceğini ve güvenlik veya başka gerekçelerle haklı gösterilmeyecek bir insanlık dışı muamele biçimi oluşturacağını belirtmiştir. Diğer taraftan mahkûmların diğer mahkûmlarla görüşmesinin yasaklanmasının güvenlik, disiplin veya önleyici tedbirlerin gerektirdiği koşullarda Sözleşme'nin maddesinin ihlali olarak değerlendirilemeyeceği ifade edilmiştir (Öcalan/Türkiye, B. No: 46221/99, 12/5/2005, § 191). Ayrıca güvenliği sağlama, tutulan kişiyi diğer tutulanlardan koruma, devam eden yargılamada sanıkların hileli iş birliği yapmalarını veya tutulan kişinin dışarıdakilerle suç için iş birliği yapmalarını önleme gibi amaçlarla tek başına tutma tedbirinin uygulanması da mümkündür. Başka bir ifade ile sıkı güvenlik rejimine ilişkin bir tedbir olan tek başına tutma kendiliğinden Sözleşme’nin maddesine aykırı bir müdahale sayılmaz (Van der Ven/Hollanda, B. No: 50901/99, 4/02/2003, § 50). Uzun süre başkalarından ayrı tutmanın Sözleşme’nin maddesi kapsamında bir ihlal oluşturup oluşturmayacağı değerlendirirken olayın yaşandığı özel koşullara, tedbirin zorunluluğuna, süresine, izlenen amaca ve ilgili kişi üzerindeki etkilerine bakılması gerekir (Rohde/Danimarka, B. No: 69332/01, 21/7/2005, § 93). Avrupa İşkencenin ve İnsanlık Dışı veya Onur Kırıcı Ceza veya Muamelenin Önlenmesi Komitesinin (CPT) 2013 düzenli ziyaretleri kapsamında 9/6/2013 ile 21/6/2013 tarihleri arasında Gaziantep E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna gerçekleştirdikleri ziyaret sonrası hazırladığı rapor, 15/1/2015 tarihinde yayımlanmıştır (CPT/İnf (2015) 6). Raporda, Ceza İnfaz Kurumunun müşahade odaları da incelenmiştir. Müşahade odalarının bir kişinin kalacak nitelikte ve 7 m2 büyüklüğünde olduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte her odada soğuk su akan lavabo ve alaturka tuvalet olduğu gözlemlenmiş, yeterli aydınlatmanın olduğu belirtilmiştir. Öte yandan doğal ışığın sınırlı olduğu ve pencerelerin delik metal levha ile kaplandığı ifade edilmiştir. Tuvaletlerin ve mahkûmlara verilen battaniye ve yatağın ise temiz olmadığı vurgulanmıştır. Bu nedenle CPT, maddi koşulların tekrar gözden geçirilmesi tavsiyesinde bulunmuştur (Raporun paragrafı). Hükümlü veya tutuklulara uygulanacak disiplin yaptırımlarına ilişkin olarak infaz hâkimliğine yapılacak bir şikâyet ile yargı yolu sağlandığı AİHM tarafından kabul edilmiştir (Gülmez/Türkiye, B. No: 16330/02, 20/5/2008, § 29). Sözleşme'nin adil yargılanma hakkını düzenleyen maddesinde adil yargılanmaya ilişkin hak ve ilkelerin "medeni hak ve yükümlülükler ile ilgili uyuşmazlıkların" ve bir "suç isnadı"nın esasının karara bağlanması esnasında geçerli olduğu belirtilerek hakkın kapsamı bu konularla sınırlandırılmıştır. Bu bağlamda, AİHM kural olarak disiplin soruşturmalarının Sözleşme'nin maddesi kapsamında değerlendirilemeyeceğini kabul etmektedir. Ancak bu kuralın istisnası olarak "suç isnadı"nın özerk yorumu bağlamında disiplin suçlamasının "suç" alanında kalması da mümkündür. AİHM, adil yargılanma hakkının kapsamını belirlerken keyfî işlemlere karşı etkin bir koruma sağlanabilmesi için görünüme ilişkin değil esasa yönelik bir değerlendirme yapmaktadır (Stitic/Hırvatistan, B. No: 29660/03, 8/11/2007, § 51; Engel ve diğerleri/Hollanda, B. No: 5100/71 vd., 8/6/1976, §§ 80-82; Campbell ve Fell/Birleşik Krallık, B. No: 7819/77, 7878/77, 28/6/1984, §§ 66- 73; Ezeh ve Connors/Birleşik Krallık, B. No: 39665/98, 40086/98, 9/10/2003, § 82).AİHM, bir disiplin soruşturmasının Sözleşme'nin maddesinin birinci fıkrası uyarınca "suç isnadı" başlığı kapsamında kalıp kalmadığını belirlemek amacıyla bazı kriterler belirlemiştir. Bu kapsamda öncelikle eylemin iç hukuktaki nitelenmesi dikkate alınmaktadır. Bununla birlikte disiplin suçunun ve bu suç için öngörülen cezanın niteliği ve ağırlığı da gözetilmektedir (Engel ve diğerleri/Hollanda, § 81; Campbell ve Fell/Birleşik Krallık, § 67).