(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2010/7794 E. , 2011/12742 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Davacı, meslek hastalığı sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin g
**(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2010/7794 E. , 2011/12742 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Davacı, meslek hastalığı sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. K A R A R 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici nedenlere göre davalı ... Kurumunun tüm temyiz itirazlarının reddine, 2-Dava, meslek hastalığı sonucu sürekli işgöremezliğe uğrayan davacı işçinin maddi zararının giderilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 8.517,92 TL maddi tazminatın 20.09.2005 rapor tarihinden yürütülecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazla istemin reddine karar verilmiştir. Uyuşmazlık, tazminatın belirlenmesi noktasında toplanmaktadır. Tazminatın saptanmasında ise; zarar ve tazminata doğrudan etkili olan işçinin net geliri, bakiye ömrü, işgörebilirlik çağı, işgörmezlik ve karşılık kusur oranları, destek görenlerin gelirden alacakları pay oranları, eşin evlenme olasılığı, Sosyal Sigortalar tarafından bağlanan peşin sermaye değeri gibi tüm verilerin hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde öncelikle belirlenmesi gerektiği tartışmasızdır. Öte yandan tazminat miktarı; işçinin olay tarihindeki bakiye ömrü esas alınarak aktif ve pasif dönemde elde edeceği kazançlar toplamından oluştuğu yönü ise söz götürmez. Başka bir anlatımla, işçinin günlük net geliri tesbit edilerek bilinen dönemdeki kazancı mevcut veriler nazara alınarak iskontolama ve artırma işlemi yapılmadan hesaplanacağı, bilinmeyen dönemdeki kazancının ise; yıllık olarak %10 arttırılıp %10 iskontoya tabi tutulacağı, 60 yaşına kadar (aktif) dönemde, 60 yaşından sonrada bakiye ömrüne kadar (pasif) dönemde elde edeceği kazançların ortalama yöntemine başvurulmadan her yıl için ayrı ayrı hesaplanacağı Yargıtay'ın oturmuş ve yerleşmiş görüşlerindendir. Dosyadaki kayıt ve belgelerden, ... Kurumuna ait Armutçuk İşletmesinde 1950 yılında çalışmaya başlayan davacının 1.5.1969 tarihinde kendi isteği ile işi terk ettiği, yeraltı madeninde çalışmaktan kaynaklanan Pnömokonyoz meslek hastalığına yakalanarak % 26,2 oranında sürekli işgöremezliğe uğradığı, Kurumun davacıya sürekli işgöremezlik geliri bağladığı, davacı vekilinin olayın kaçınılmazlık sonucu oluştuğunu kabul etmesi üzerine bilirkişi tarafından hesaplanan maddi zarardan % 40 oranında indirim yapıldığı ve Kurumun bağladığı gelirin peşin sermaye değerinin düşülmesi sonucu bulunan maddi zararın hüküm altına alındığı anlaşılmaktadır. Maddi tazminat hesabında bilinen dönem; meslek hastalığının tespit edildiği tarih ile hüküm tarihi arasındaki dönemdir. Bilinen döneme ilişkin maddi tazminat hesabı yapılırken, o yıla ait asgari ücret miktarları bilindiğinden yıl sonuna kadar bilinen bu asgari ücretlerin hesaba esas alınması gerekir. Somut olayda, bilirkişi raporu 29.01.2010, ek bilirkişi raporu 29.03.2010 tarihlidir. 2010 yılında uygulanacak asgari ücret miktarları rapor ve ek rapor tarihi itibariyle bilindiğinden bilirkişinin bilinen dönem zarar hesabını net asgari ücret miktarları üzerinden 31.12.2010 tarihine kadar hesaplaması gerekir. Oysa ki 29.03.2010 tarihli ek bilirkişi raporunda bilinen dönem sonunun 30.04.2010 kabul edilerek maddi tazminat hesabı yapılması doğru olmadığı gibi 01.05.2010-31.12.2010 tarihleri arasındaki dönem bilinen dönem içerisinde kaldığı halde 1.5.2010- 31.12.2010 tarihleri arasındaki dönemin bilinmeyen dönem olduğu kabul edilmek suretiyle, bu döneme ait gelirin iskontoya tabi tutulması da yerinde değildir. Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın denetime elverişli olmayan hatalı bilirkişi raporu doğrultusunda hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ : Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacı iadesine 08.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.