Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2021/7815 E. , 2024/842 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2021/7815 Karar No : 2024/842 TEMYİZ EDEN (DAVACILAR): 1- ... Eğitim Hizm. Sağ. Gd. Tur. Yaz. San. Tic. Ltd. Şti. 2- ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. .. İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... gün ve E:.., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu i
Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2021/7815 E. , 2024/842 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2021/7815 Karar No : 2024/842 TEMYİZ EDEN (DAVACILAR): 1- ... Eğitim Hizm. Sağ. Gd. Tur. Yaz. San. Tic. Ltd. Şti. 2- ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. .. İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... gün ve E:.., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Ankara İli, Çankaya İlçesi, ... Caddesi, No:... adresinde faaliyette bulunan davacı şirkete ait Özel ... Özel Eğitim Okulu'nun kapatılmasına ilişkin işlemlerin yargı kararıyla ortadan kaldırıldığı gerekçesiyle bu işlemlerden dolayı uğranıldığı ileri sürülen, şirket için şimdilik 10.000,00-TL maddi ve 100.000,00- TL manevi, şirketin ortağı olan diğer davacı için şimdilik 10.000,00-TL maddi ve 50.000,00- TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:.., K:... sayılı kararıyla; 28/03/2008 tarihinden başlayıp okulun mühürlenmesine amacıyla tutulan 05/09/2008 tarihine kadar davacı tarafından okuldaki eksikliklerin giderilmediği, söz konusu tutanaklarda bu durumun davacı tarafından ikrar edildiği, nitekim 05/09/2008 tarihinde söz konusu eksikler giderilmediği için okulun mühürlenmesi için okula gelindiği, davacı tarafından eksikliklerin giderilmesi için süre istenildiği, 08/09/2008 tarihinde eksikliklerin giderilip giderilmediğinin kontrolü amacıyla okula gelindiğinde ise davacının okulu boşaltarak tasfiye ettiğinin görüldüğü, akabinde dava konusu okulun mühürlenmesi amacıyla tutulan 05/09/2008 tarihli ve 09/09/2008 tarihli tutanakların iptali istemiyle açılan davada, işlemlerin yetkide ve usulde paralellik ilkesi gereği yanlış makam tarafından tesis edildiği gerekçesiyle Mahkeme tarafından iptal edildiği, 5580 sayılı Kanunun 7. maddesi uyarınca okulun kapatılmasına ilişkin ... tarih ve ... sayılı işleme karşı açılan davada ise, işlemin hatalı madde tatbik edildiği gerekçesiyle Mahkemece iptaline karar verildiği, dolayısıyla yargı yerlerince verilen iptal kararlarının işin esasına girilerek verilen kararlar olmadığı, bir diğer ifadeyle söz konusu kararların, okulun standartlara uygun olarak faaliyette bulunup bulunmadığı değerlendirmesine yer verilmeden yalnızca okulun kapatılmasına yönelik işlemlerin usulüne uygun olarak alınmadığı tespitine ilişkin olduğu, öte yandan dava konusu okulda yapılan denetimlerde tutulan raporlara göre okulun mevzuatta belirtilen standartlara uygun faaliyette bulunmadığının sabit olduğu, bu durumun davacı tarafından da kabul edildiği dikkate alındığında, salt okulun kapatılmasına yönelik işlemlerin yargı yerlerince iptaline karar verilmiş olmasının davacının bu işlemlerden dolayı maddi ve manevi zarara uğradığından söz edilmesine imkan bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Hukuka aykırı olan temyiz istemine konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Uyuşmazlıkta istenilen tazminat miktarının toplam 170.000,00 TL olduğu ve bu miktarın davanın açıldığı 2018 yılındaki temyiz parasal sınırının üzerinde olduğu görüldüğünden; bakılan dava 2577 sayılı Kanun'un 46. maddesinde sayılan davalar arasında yer aldığından, temyizen incelenerek bozulması istenen Bölge İdare Mahkemesi kararına karşı temyiz yolunun açık olduğu ve davacıların temyiz isteminin incelenmesi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü: İLGİLİ MEVZUAT : 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İstinaf" başlıklı 45. maddesinde, "1) İdare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi, mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde istinaf yoluna başvurulabilir...3) Bölge idare mahkemesi, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar verir. Karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı verir...6) Bölge idare mahkemelerinin 46. maddeye göre temyize açık olmayan kararları kesindir." hükmüne yer verilmiştir. Anılan Kanun'un "Temyiz" başlıklı 46. maddesinde "Danıştay dava dairelerinin nihai kararları ile bölge idare mahkemesinin aşağıda sayılan davalar hakkında verdikleri kararlar, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi Danıştayda, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde temyiz edilebilir" hükmü; "Temyiz dilekçesi" başlıklı 48. maddesinin 6. fıkrasında, temyizin kesin bir karar hakkında olması hâlinde, kararı veren merciin, temyiz isteminin reddine karar vereceği; ilgili merciin bu kararına karşı, tebliğ tarihini izleyen günden itibaren yedi gün içinde temyiz yoluna başvurulabileceği; 7. fıkrasında ise, temyizin kesin bir karar hakkında olduğunun anlaşılması durumunda, 6. fıkrada sözü edilen kararın, dosyanın gönderildiği Danıştay'ın ilgili dairesince kesin olarak verileceği kurala bağlanmıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME : 2577 sayılı Kanun'un 46. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, konusu yüz bin Türk lirasını aşan vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemler hakkında açılan davalarda verilen kararların temyiz edilebileceği hükme bağlanmış olup; aynı Kanun'un ek 1. maddesinde yer alan düzenleme uyarınca, bu Kanun'da öngörülen parasal sınırlar, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların, o yıl için 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 298. maddesi hükümleri uyarınca Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulandığından, temyizen incelenerek bozulması istenilen Bölge İdare Mahkemesi kararının verildiği 2021 yılı için temyiz sınırı192.000,00 TL olarak belirlenmiş bulunmaktadır. Bu durumda, Ankara İli, Çankaya İlçesi, ... Caddesi, No:... adresinde faaliyette bulunan davacı şirkete ait Özel ... Özel Eğitim Okulu'nun kapatılmasına ilişkin işlemlerin yargı kararıyla ortadan kaldırıldığı gerekçesiyle bu işlemlerden dolayı uğranıldığı ileri sürülen, şirket için şimdilik 10.000,00-TL maddi ve 100.000,00- TL manevi, şirketin ortağı olan diğer davacı için şimdilik 10.000,00-TL maddi ve 50.000,00- TL manevi olmak üzere toplam 170.000,00 TL tazminatın ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davada, davaya konu edilen parasal miktarın Bölge İdare Mahkemesi kararı tarihindeki güncel temyiz parasal sınırın altında kaldığı görülmektedir. Bu itibarla; ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince istinaf başvurusunun reddi yolunda verilen karar her ne kadar temyiz yolu açık olmak üzere verilmişse de; temyiz istemine esas teşkil eden kararın, Bölge İdare Mahkemesinin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46. maddesine göre temyiz yolu açık olmayan "kesin" kararlarından olduğu anlaşıldığından, temyiz isteminin incelenmesine yasal olanak bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1- TEMYİZ İSTEMİNİN İNCELENMEKSİZİN REDDİNE, 2- Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, kesin olarak, 23/02/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY : (X)- Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesinde, herkesin medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini istemek hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Adil yargılanma hakkının güvenceleri arasında yer alan mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı ve uyuşmazlık kapsamında bir talebi, mahkeme önüne taşıyabilmek ve bunların etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına gelmektedir. Mahkemeye erişim hakkı, mahkemeye başvuru konusunda tutarlı bir sistemin var olmasını ve dava açmak isteyen kişilerin mahkemeye ulaşmada açık, pratik ve etkili fırsatlara sahip olmasını gerektirmektedir. Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen veya mahkeme kararını ya da kişinin bizatihi mahkemeye başvurmuş olmasını anlamsız hale getiren sınırlamalar ve özellikle hukuki belirsizlikler ya da uygulamadaki belirsizlikler mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilmektedir. Bir başka ifadeyle; uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına gelen, mahkemeye erişim hakkı bağlamında, kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen veya mahkeme kararını anlamsız hale getiren, bir başka ifadeyle mahkeme kararını önemli ölçüde etkisizleştiren ya da dava açılmasının davacının dava açtığı konumdan daha da geriye götürülmesi durumlarında, mahkemeye erişim hakkının özüne dokunulacak şekilde sınırlandığının kabulü gerekmektedir. Dava açılması konusundaki kısıtlamalar, kural olarak mahkemeye erişim hakkına müdahale teşkil etmektedir. Bu kısıtlamalar, süre ve benzeri bir takım usuli şartlar öngörülerek doğrudan doğruya olabileceği gibi, mahkeme önünde devam eden bir davanın taraflarının, dava konusu hak veya menfaate yönelik tasarruflarının sınırlandırılması şeklinde de tezahür edebilmektedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 36533/04 başvuru numaralı Mesutoğlu-Türkiye kararında usul kurallarının nasıl yorumlanması gerektiği hususunda özetle; mahkemeye erişim hakkının mutlak olmadığı, bazı sınırlamalara tabi olabildiği, bununla birlikte getirilen kısıtlamaların hakkın özünü ortadan kaldıracak ölçüde, kişinin mahkemeye erişimini engellememesi gerektiği, mahkemeye erişim hakkına getirilen bu tür sınırlamaların ancak meşru bir amaç güdüldüğü takdirde ve hedeflenen amaç ile başvurulan araçlar arasında makûl bir orantı olması hâlinde Sözleşme'nin 6/1. maddesi ile bağdaşabileceği, bu ilkelerden hareketle, dava açma hakkının doğal olarak yasayla belirlenen şartları olmakla birlikte, mahkemelerin yargılama usullerini uygularken bir yandan davanın hakkaniyetine hâlel getirecek kadar abartılı şekilcilikten, öte yandan kanunla öngörülmüş olan usul şartlarının ortadan kalkmasına neden olacak kadar aşırı bir esneklikten kaçınılması gerektiği belirtilmektedir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyiz" başlıklı 46. maddesinin 1. fıkrasında, "Danıştay dava dairelerinin nihai kararları ile bölge idare mahkemelerinin aşağıda sayılan davalar hakkında verdikleri kararlar, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi Danıştayda, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde temyiz edilebilir" kuralı yer almış, maddenin devamında, temyiz edilebilecek kararlar; açılan davanın konusu esas alınarak belirlenmiş, aynı fıkranın (b) bendinde, "Konusu yüz bin Türk lirasını aşan vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemler hakkında açılan davalar" da verilen kararların temyiz edilebileceği kurala bağlanmış; aynı Kanun'un Ek 1. maddesinde yer alan düzenleme uyarınca, bu Kanunda öngörülen parasal sınırlar; her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların, o yıl için 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 298. maddesi hükümleri uyarınca Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulandığından, davanın açıldığı 11/05/2018 tarihinde temyiz parasal sınırının 117.000,00 TL olduğu görülmüştür. 2577 sayılı Kanun'un yukarıda aktarılan maddelerinde, konusu belli bir para olan tam yargı davalarında verilen kararlardan hangisinin, 2577 sayılı Kanun'un 46/1-(b) maddesi uyarınca temyize tabi olup olmadığının; "verilen kararlara göre" değil, açılan davalardaki parasal miktara göre yapılacağı hükme bağlandığından, bu husustaki değerlendirmenin dava açma tarihinde yürürlükte bulunan temyiz parasal sınırının esas alınarak yapılması gerekmektedir. Aksi uygulamanın, 2577 sayılı Kanun'da belirtilen parasal sınırlar yıl itibarıyla yeniden değerleme oranında arttırıldığından, davanın açılmasından sonraki yargılama sürecine göre kararın temyiz edilebilme durumunun değişmesi nedeniyle, kanun yollarına başvurma açısından, kanuni açıklığın bulunmadığı sonucunu doğuracağı açıktır. Dosyanın incelenmesinden; Ankara İli, Çankaya İlçesi, ... Caddesi, No:... adresinde faaliyette bulunan davacı şirkete ait Özel ...Özel Eğitim Okulu'nun kapatılmasına ilişkin işlemlerin yargı kararıyla ortadan kaldırıldığı gerekçesiyle bu işlemlerden dolayı uğranıldığı ileri sürülen, şirket için şimdilik 10.000,00-TL maddi ve 100.000,00- TL manevi, şirketin ortağı olan diğer davacı için şimdilik 10.000,00-TL maddi ve 50.000,00- TL manevi olmak üzere toplam 170.000,00 TL tazminatın ödenmesine karar verilmesi istemiyle 11/05/2018 tarihinde açılan davanın reddi yolunda verilen karara karşı davacılar tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge İdare Mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulmasının istenildiği anlaşılmaktadır. Uyuşmazlıkta istenilen tazminat miktarının toplam 170.000,00 TL olduğu ve bu miktarın davanın açıldığı 2018 yılındaki temyiz parasal sınırının üzerinde olduğu görüldüğünden; bakılan dava 2577 sayılı Kanun'un 46. maddesinde sayılan davalar arasında yer aldığından, temyizen incelenerek bozulması istenen Bölge İdare Mahkemesi kararına karşı temyiz yolunun açık olduğu ve davacıların temyiz isteminin incelenmesi gerektiği oyu ile aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyorum.