8. Hukuk Dairesi 2013/256 E. , 2013/16823 K. "İçtihat Metni" ..... ... ile Hazine ve ... aralarındaki tescil davasının kısmen reddine ve kısmen kabulüne dai..... verilen 26.09.2012 gün ve 279/289 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı, dava dilekçesinde, mevkii ve sınırlarını açıkladığı yaklaşık 2500 m2 sulu taşınmazı 35-40 yıldan beri kullandığını, miras yoluyla kendisine intikal ett
**8. Hukuk Dairesi 2013/256 E. , 2013/16823 K.** **"İçtihat Metni"** ..... ... ile Hazine ve ... aralarındaki tescil davasının kısmen reddine ve kısmen kabulüne dai..... verilen 26.09.2012 gün ve 279/289 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı, dava dilekçesinde, mevkii ve sınırlarını açıkladığı yaklaşık 2500 m2 sulu taşınmazı 35-40 yıldan beri kullandığını, miras yoluyla kendisine intikal ettiğini açıklayarak bu yerin adına tapuda kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı Hazine vekili, dava konusu yerin Devletin hüküm ve tasarrufi yerlerden olduğunu, kazanmayı sağlayan zilyetlik ve imar ihya yoluyla edinilmesinin mümkün olmadığını açıklayarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı köy tüzel kişiliğine dava dilekçesine tebilğ edilmesine karşın yargılama oturumlarına katılmamıştır. Mahkemece teknik bilirkişinin krokisinde A harfiyle işaretli 1930, 20 m2 yüz ölçümlü yer bakımından davanın kabulüne , çayır niteliğiyle davacı adına tapuya kayıt ve tesciline aynı krokide B ve C harfleriyle işaretlenen taşınmaz bölümleri bakımından davanın reddine karar verilmesi üzerine hüküm sadece davalı Hazine vekil tarafından temyiz edilmiştir. Dava kadastrodan önceki kazanmayı sağlayan zilyetlik ve muristen intakal hukuksal sebeplerine dayalı olarak TMK.nun 713/1, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi gereğince açılan tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş ise de, dava koşulunun göz aradı edilödiği yapılan araştırma ve incelemenin de hüküm vermeye yeterli bulunmadığı anlaşılmıştır. Davacı, dava dilekçesinde, taşınmazın miras yoluyla kendisine intikal ettiğini bilödirmiş ancak intikal şekli konusunda herhangi bir açıklamaya yer verilmemiştir. Bu nedenle öncelikle, dava konusu taşınamazın hangi miras bırakanından ve hangi şekilde intikal ettiği hususu üzerinde durulması, mirasbırakanın terekesinin paylaşıma tabi tutulup tutulmadığı, paylaşım sonucu dava konusu yer davacıya düşmüş ise davanın bulunduğu bu hali ile yürütülmesi aşağıdaki eksikliklerin yerine getirilmesi gerekmektedir. Miras bırakanın terekesi tüm mirasçılarının katılımıyla yöntemine uygun bir biçimde paylaşıma tabi tutulmamış ise böyle bir durumda terekenin TMK.nun 701 ve 702. maddeleri gereğince ..... elbirliği mülkiyet hükümlerine tabi olduğu, bir veya birkaç mirasçının tereke dahil bir taşınmaz için 3, kişilere karşı dava açma sıfat ve hukuki ehliyetleri bulunmadığı , TMK.nun 702. maddesi uyarınca tasarrufi işlemlerde oybirliği arandığı, davada bir tasarrufi işlem olup tüm mirasçıların birlikte açmaları gerektiği gözetilerek dava koşulundan davanın reddine karar verilmesi düşünülmelidir. İşin esasının temyizine gelince, her ne kadar yerel bilirkişi ve tanıkların dinlendiği görülmekte ise de, dinlenen yerel bilirkişi ve tanık beyanları çok sınırlı alındığı için gerçekten kazanma koşullarının davacı yararına oluşup oluşmadığı konusunda beyanlar yetersiz kaldığından duraksama yaratmaktadır. Öte yandan, dosya arasında bulunan Kadastro Müdürlüğünün 3.1.2012 tarih, 157.06/6 sayılı kroki hakkındaki yazıları ekinde;.....tarafından gönderilen orijinal paftaya göre, "dava konusu taşınmazın ............kumsal alanında kaldığı çok açık bir biçimde görülmektedir. Uzman jeoloji mühendisi; bu açık saptamaya karşın dere ile komşu taşınmazlar arasında 2 metre kot farkı bulunduğunu, dere yatağından yer almayan yerlerden olduğunu ve aktif dere yatağı içerisinde yer almadığını bildirmiştir. Raporun kapsamı orijinal paftadaki durum ile çelişki içindedir. Bu bakımdan, davanın açıldığı 8.9.2011 tarihinden geriye doğru en az yirmi yıl öncesine ait (1981-1991 yılları arası) iki ayrı zamanda çekilmiş yüksek çözünürlüklü hava fotoğraflarının Harita Genel Komutanlığından, aynı yıllar arasında düzenlenen fotoplan, fotometrik ve fotogrametrik paftaların ise İl Kadastro Müdürlüğü'nden getirtilerek dosyaya eklenmesi, daha önce götürülmeyen jeodezi ve fotogrametri uzmanı bir mühendisi aracılığıyla hava fotoğrafları ile paftaların zemine uygulanması, hava fotograflarının çekildikleri ve paftaların düzenlendikleri tarihler gözetilerek dava konusu yerin dere yatağı yada onun taşkın alanı içerisinde kalan kumsal alan niteliğinde bulunup bulunmadığı yada hangi nitelikte bulunduğu, çayır niteliğini taşıyıp taşımadığı konularında gerekçeli ve denetime açık raporun uzman bilirkişiden istenmesi, yine daha önce götürülmeyen konunun uzmanı bir jeoloji mühendisinin de bu konuda dinlenilmesi, önceki bilirkişi jeoloji mühendisinin raporuna hangi açılardan katıldığının veya katılmadığının açıklattırılmasının istenilmesi, böylece önceki raporla ilgili görüşünün de rapora yansıtılmasının istenilmesi, dere veya çay ile kabulüne karar verilen A harfi arasında kod farkı bulunup bulunmadığının da raporlara yansıtılması ondan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken dava koşulu ve eksik inceleme göz ardı edilerek hüküm kurulmuş bulunması doğru değildir usul ve karara aykırıdır. Davalı Hazine vekilinin tüm temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'nun 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, 15.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. ......