1. Hukuk Dairesi 2008/12343 E. , 2009/1415 K. "" MAHKEMESİ : İPSALA ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 18/02/2008 Taraflar arasında görülen davada; Davacılar, ortak miras bırakanları H.D.in maliki olduğu 2 parça taşınmazın tamamı ile 8 parça taşınmazdaki paylarını mirastan mal kaçırmak amacıyla yeğeninin çocukları olan davalılara satış suretiyle muvazaalı temlik ettiğini ileri sürerek, miras payları oranında tapu iptal tescil isteğinde bulunmuşlardır. Davalılar, iddiaların yersi…
**1. Hukuk Dairesi 2008/12343 E. , 2009/1415 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İPSALA ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 18/02/2008 Taraflar arasında görülen davada; Davacılar, ortak miras bırakanları H.D.in maliki olduğu 2 parça taşınmazın tamamı ile 8 parça taşınmazdaki paylarını mirastan mal kaçırmak amacıyla yeğeninin çocukları olan davalılara satış suretiyle muvazaalı temlik ettiğini ileri sürerek, miras payları oranında tapu iptal tescil isteğinde bulunmuşlardır. Davalılar, iddiaların yersiz olduğunu, bedeli karşılığı taşınmazları satın aldıklarını bildirip, davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece, muvazaa iddialarının kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hâkimi . raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü. -KARAR- Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; miras bırakan H. D.’in, 08.03.2005 tarihinde ölümünden bir ay önce, maliki bulunduğu 1057 parsel sayılı taşınmazının tamamı ile 835, 836, 1035, 241, 242 parsel sayılı taşınmazlardaki paylarını davalı M. K.’a, 2617 parsel sayılı taşınmazının tamamı ile 837, 790, 921 parsel sayılı taşınmazlardaki paylarını ise davalı R. K.09.02.2005 tarihli akitle satış suretiyle temlik edildiği, davacılar tarafından işlemin mirasçılardan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu ileri sürülerek eldeki davanın açıldığı, mahkemece de iddianın kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nispi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türü dür. Söz konusu muvazaada, miras bırakan gerçekte sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak, mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, esasen bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir. Bu durumda; yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarında ve 01.04.1974 tarih 1/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararında açıklandığı üzere, görünürdeki sözleşme(satış), tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Medeni Kanunun 706, Borçlar Kanunun 213 ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın, miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak, resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.